33. Afrika Birliği Liderler Zirvesi sorunlar için inisiyatif alma peşinde

33. Afrika Birliği Liderler Zirvesi sorunlar için inisiyatif alma peşinde
TT

33. Afrika Birliği Liderler Zirvesi sorunlar için inisiyatif alma peşinde

33. Afrika Birliği Liderler Zirvesi sorunlar için inisiyatif alma peşinde

Afrika liderleri tarafından her yıl Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa’da gerçekleştirilen olağan zirveye bu kez de neredeyse aynı yüzler katıldı. Bunun yanı sıra zirvede rutin ve tekrar eden konuların yanında sıcak gündem maddeleri de ele alındı ve istisnai anlar yaşandı. Uzun saatler süren kapalı kapalılar ardında yapılan tartışmalar nedeniyle zirvenin nihai bildirisinin ilanı geçen salı sabahına kadar ertelendi.
Afrikalılar, terörle mücadele, kıtalarına zarar veren krizleri çözme, serbest ticaret bölgesi kurma, birliği finanse etme gibi konularda süper güçlerin desteğine dayanmaktan vazgeçerek öncü bir rol oynamak istiyorlar.
Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa, deniz seviyesinden 2 bin 500 metreden daha yüksek bir rakımda yer alıyor. Bu özelliği ile Addis Ababa, en yüksek rakımda bulunan Afrika başkenti. Bundan dolayı başkentin birçok bölgesinde düşük oksijen seviyelerine tanık olunuyor.
Afrika Birliği (AfB) merkezine ulaşmak için tırmanılması gereken rampa da bunlar arasında yer alıyor. Çinliler tarafından tasarlanan ve inşa edilen bina, cam ve kristalden yapılan etkileyici bir mimariye sahip. Bina o kadar şeffaf görünüyor ki bazı kimseler bu binayı ‘en çok nüfuz edilebilen’ yer olarak nitelendiriyor. Fakat buna rağmen tartışmaların çoğu kapalı kapılar ardında gerçekleşiyor.
“Silahları susturmak: Afrika'nın gelişimi için koşullar yaratmak”
Zirve, ‘silahların susturulması’ başlığı altında düzenlendi: AfB 33. Liderler Zirvesi’nin bu yılki ana teması “Silahları susturmak: Afrika'nın gelişimi için koşullar yaratmak” olarak belirlendi.
Tartışmaların büyük bir kısmı, 2020 yılı içerisinde çatışma ve savaşları sona erdirmek adına daha önce çerçevesi çizilen bir Afrika stratejisi kapsamında belirlenen mekanizmalar etrafında döndü. Bununla birlikte zirvede Libya krizi ve Afrika kıyılarında terörizmle mücadele için geniş bir şekilde ele alındı. Ayrıca serbest ticaret bölgesi, Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame tarafından denetlenen ‘birliğin kurumsal reformu yol haritasının’ takibi ve Afrika Birliği'nin finansal bağımsızlığı meseleleri ele alındı.
Libya ve terörün tehlikeleri
Afrika liderleri, AfB 33. Liderler Zirvesi’ne katılmak için Etiyopya başkentine geldiği sırada, terör saldırıları kıtanın farklı noktalarında can almaya devam etti. Kıtadaki terör, eş-Şebab terör örgütünün aktif olduğu Afrika Boynuzundan, DEAŞ’a bağlı olan Büyük Sahra Çölü Örgütü ve El Kaide’ye bağlı Ensaru’l İslam ve’l Muslimin Örgütü’nün aktif olduğu Sahel bölgesine ve Boko Haram terör örgütünün faaliyetlerde bulunduğu Çad Gölü Havzası'na ve Kuzey Nijerya'ya kadar uzanıyor. Bununla birlikte Libya ve Orta Afrika'da şiddetli savaşlar devam ediyor.
Bütün bu durumların gölgesi altında Afrika liderleri, “Silahların Susturulması” adını verdikleri zirvenin çatısı altında bir araya geldiler. Arzu edilen hedef buydu, fakat liderler bunun için ‘kıtadaki çatışmalara aracılık etmede daha hayati ve etkili’ rol oynamanın gerekliliğine karar verdiler.
Bu yılki zirvede liderler, dokuz yıldan fazla bir süredir AfB'nin çekmecelerinde unutulmuş bir durumda bulunan ve aynı zamanda oldukça karmaşık olan Libya krizi ile ilgili de tartışmalara başladılar. Libya sorununda saf dışı bırakıldıkları değerlendirmesinde bulunan liderler, soruna müdahil olmaya karar verdiler.
Bu hususta AfB tarafından açıklanan tutum, daha önce Sahel ülkeleri grubu (Burkina Faso, Nijer, Çad, Mali ve Moritanya) tarafından tekrarlanan çağrılara yanıt olarak geldi. Sahel grubu, Libya’da halihazırda kötüleşen güvenlik durumunun, ülkenin ulusal güvenliğine ve vatandaşlarını koruyabilen bir ülke olarak ayakta kalmasına karşı gerçek bir tehdit olduğunu açıklamıştı. Ayrıca Sahra Çölü'ndeki terör ve kaçakçılık ağlarının yayılmasıyla birlikte Libya topraklarının bu ağlara sığınak olmasına dikkat çekti.
Ayrıca AfB’nin bu konudaki tutumu, özellikle Libya topraklarına silah, milis ve paralı asker göndermeye başlayan Türkiye başta olmak üzere ülkedeki ateşe benzin döken dış müdahalelerin önüne geçmeyi amaçlıyor. Uluslararası kuruluşların raporları, Libya’ya gönderilen milislerin bir kısmının el-Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütlerine mensup olduklarını belirtiyor. Bu durum, kıtanın güvenliği ve devletlerin kırılgan olan yapıları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Afrika devletleri ise yabancı gündemlere hizmet edecek eğitim almış yeni bir yabancı savaşçı seline hazır değil. Bundan dolayı AfB Barış ve Güvenlik Komiseri İsmail eş-Şerkavi, Libya'daki durumun kendilerinin müdahalesine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ayrıca Libya'da yaşananların bir Afrika sorunu olduğunu ifade ederek, bu meselede başkalarının sahip olamayacağı bir hassasiyetlerinin bulunduğunu vurguladı.
Bununla birlikte AfB, Libya krizinde daha büyük bir rol oynamaya çalışırken karşılaşabileceği zorlukların büyüklüğünün farkında. Son zamanlarda Libya'daki çatışmanın tarafları arasında bir çözüme varılması için sürmekte olan müzakerelerde daha büyük bir rol oynamak adına önemli çabalar gösterdi ve bir haftadan fazla bir süre önce Libya'da büyük bir uzlaşı konferansı düzenlenmesine karar verdi. Bu adım, Afrika Zirvesi'ne konuk olarak katılan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından açıkça desteklendi.
Sahel bölgesi
Sahel ülkelerinin liderleri, bölgelerindeki güvenlik krizinin ‘Libya’da 2011 yılında devletin çöküşünden ve uluslararası toplumun çağrılarını ihmal ettiğinden’ kaynaklandığını söylediler.
Bu bölgede el-Kaide ve DEAŞ için bir yuva haline gelen Mali, Nijer ve Burkina Faso bulunuyor. Ayrıca 5 Sahel ülkesi, beş binden fazla askerle Fransa'nın önderliğindeki uluslararası desteği de arkasına alarak bu terör örgütleriyle mücadele ediyor.
Ancak Afrika Birliği, AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed’in ifadesiyle, Sahel bölgesindeki terörizmle mücadelede Afrika'nın zayıf rolünden memnuniyetsizliğini dile getirdi. Çadlı diplomat Faki Muhammed, Afrikalı liderlere hitap ettiği sırada sert ve öfkeli ifadeler kullandı. Terörizmden mustarip olan Sahel devletleri ile Afrika arasındaki dayanışma eksikliğine dikkat çeken diplomat, bu ülkelerden bazısının çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, kıtadaki çeşitli yerlerde terör yataklarının bulunmasının bu kanserin ortadan kaldırılmasının hala çok uzakta olduğunu açıkça gösterdiğini söyledi. Bunun mevcut ve büyüyen bir tehlike olduğuna dikkat çeken diplomat, bazı ülkelerin varlığının tehdit altında olduğunu ve bu kanserin kıtanın derinliklerinde bir dayanak bulmayı başardığını vurguladı.
Faki Muhammed sözlerine öfkeli bir ses tonuyla devam ederek şunları söyledi:
“Bu kanlı düşmanla yüzleşirken, Afrika dayanışmasının eksikliğinden mustaribiz. Bu oldukça şaşırtıcı bir durum. Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Ruanda ve etkilenen ülkeler dışında ‘önemli ekonomik, finansal, endüstriyel, lojistik ve askeri niteliklere sahip ülkeler de dahil olmak üzere’ kardeşlerimizle dayanışma için herhangi hamle de bulunan tek bir Afrika ülkesi bilmiyorum.”
Çadlı diplomatın sözleri, arasında geniş tartışmalara kapı açtı. Kapalı kapılar ardında saatlerce tartışma yapıldı. Hâkim fikir, Afrika güçlerinin Sahel bölgesinde terörist gruplara karşı savaşa gönderilmesiydi. Bu fikir Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından başlatılan bir inisiyatifle gündeme geldi. Nitekim Sisi ülkesinin Afrika zirvesine ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade ettiği sırada, zirvede Sahel ülkelerindeki terörle mücadele için bir askeri gücün kurulması meselesinin ele alınacağını söyledi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Sahel'de olduğu gibi barışın sağlanamadığı alanlarda, barışı geleneksel biçiminde muhafaza etmenin artık yeterli olmadığını belirterek, Mali’deki barışı koruma misyonuna işarette bulundu. Ayrıca Sahel devletlerinin ortak askeri gücünün kurulmasına ilişkin desteğini dile getirdi. Bu teklif daha önce Sahel devletleri tarafından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulmuş ve Fransa tarafından desteklenmiş, ABD ve İngiltere ise ret oyu vermişlerdi.
Afrika kuvvetlerini bölgelere gönderme ve ortak bir askeri güç oluşturma fikirleriyle ilgili tartışmalardan herhangi bir sonuç alınamadı. Katılımcılar, ilgili meseleyi önümüzdeki mayıs ayında Güney Afrika'da yapılacak olan bir sonraki zirveye ertelemeye karar verdiler.
Göç ve iltica
Afrika kıtasının geniş alanlarındaki kötüleşen güvenlik ve ekonomik koşullar ile birlikte göç ve mülteci oranında artış gözlendi.
AfB, 2019 faaliyetlerini “Mülteciler, Geri Dönenler ve Ülke İçinde Yerinden Olmuş Kişiler: Afrika'daki Zoraki Göçe Daimi Çözümler” sloganı altında yoğunlaştırdı ve Afrika’daki göç konusunda ön plana çıkan Fas Kralı 6. Muhammed'i seçti. Kralı 6. Muhammed, bu dosyaya ilişkin bir rapor hazırlattı ve Fas Başbakanı Saadettin el-Osmani bu raporu Afrika Zirvesi'nde sundu.
Fas’taki Afrika Göç Gözlemevi Merkezi’nin etkinleştirilmesi konusunun yer aldığı raporda, Afrika’daki göç sorununa çözüm sunmak ve Gözlemevi Merkezi’nin kıtadaki temel rolünün yanı sıra bu konuda doğru veri sağlamak için yapısal ihtiyaçlara verilen cevaplar bulunuyor. Afrika’nın yeni ‘çevresel göç’ olgusundan en çok etkilenen kıta olduğunun belirtildiği raporda, 2050’lere doğru 140 milyon potansiyel göçmenin, 86 milyonunun iklim değişikliğine bağlı sebeplerle göç edebileceği kaydedildi.
Raporda, göçmenlerin yüzde 14'ünden daha azının, yani 5 göçmenden birinin Afrikalı olduğu belirtiliyor ve Afrika göçünde nüfusun yüzde 3’ünden daha az bir kısmının yurt dışına gittiği, göçün büyük kısmının kıta içerisinde olduğu ifade ediliyor. Afrika göçü ile ilgili hazırlanan raporda, Afrika’nın artık bir göç kaynağı olmadığı aktarılırken, göç yollarına ilişkin çeşitli bilgilere de yer verildi.
Reform ve bağımsızlık
AfB, Ocak 2017'de “Afrika Gündemi 2063” doğrultusunda birliğin organlarının reformu için hazırlanan aşamalı bir planı duyurdu. AfB'nin reformunu ve yeniden yapılandırılması sürecini yönetme görevi, Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame’ye verildi.
Ancak bu bağlamdaki en önemli husus, AfB'nin maddi bağımsızlığına kavuşmasıdır. Reform sürecinin başladığı 2017 yılında Afrika Birliği'nin bütçesi 439 milyon dolardı ve bu bütçenin yüzde 74'ü dış bağışçılardan (Avrupa Birliği, ABD ve Çin) karşılanıyordu. Üyelerin katkısı ise sadece yüzde 26'ydı. Kagame maddi bağımsızlığa giden ilk adımın ‘şeffaflık’ ve ‘iyi yönetim’den geçtiğini söyledi. Nitekim AfB'deki yolsuzluk ve kötü yönetime ilişkin bir dizi rapor bulunuyor.
Afrika ülkeleri kendilerini finanse edebilecekleri öz kaynaklar arıyorlar. AfB'nin reform süreci, daha sıkı idari ve mali yönetim planını içeriyor.
Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame, Afrikalı liderlere hitap ederek yaptığı konuşmada AfB Komisyonu'nun güçlü ve etkili bir yapıya dönüştürülmesi planında kayda değer bir ilerleme kaydedildiği değerlendirmesinde bulundu. Tüm üye devletlerin bu bütçenin yükünü paylaşmasından dolayı şeffaflık koşullarının yerine getirildiğini ifade eden Kagame, geçen yıl içerisinde özellikle yeniden yapılanma konusunda önemli adımlar atıldığını belirtti.
Serbest ticaret
Terörizm tehdidi 33. Afrika Birliği Liderler Zirvesi’ne gölge düşürdü. Bununla birlikte kendi kendini finanse etmeye yönelik endişeler dile getirildi. Fakat Afrikalı liderlerin memnuniyetle karşıladığı bazı olumlu noktalar da vardı. Bu noktaların en göze çarpanları arasında ticaret bölgesi projesini başlatmak için atılan adımlar yer alıyor. Bu proje, liderlerden biri tarafından ‘gerçeğe dönüşmeye başlayan proje kurucularının rüyası’ olarak nitelendirildi ve kıtanın ‘ekonomik entegrasyona’ yönelmeye başladığını söyledi. Serbest Ticaret Bölgesi kurma sözleşmesi, 28 ülke tarafından onaylandı.
Zirve sırasında Serbest Ticaret Bölgesi hususunda kaydedilen ilerlemeler hakkında ayrıntılı bir rapor sunuldu ve Afrikalı liderler bu adımlardan duydukları memnuniyetlerini dile getirdiler. Fakat birtakım zorluklar ve engeller dolayısıyla mutluluğun oldukça kırılgan olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim Afrika Komisyonu Başkanı Faki Muhammed, bu projenin başarısının bazı temel şeylerin gelişimiyle bağlantılı olduğunu ve bunlar arasında en önemli olanın ise altyapı meselesi olduğunu belirtti. Ayrıca anlaşmanın imzalanmasından bu yana sarf edilen büyük çabalara rağmen yapılması gereken çok şey olduğunu ifade eden Faki Muhammed, Afrika altyapısındaki büyük açığa dikkat çekti.
Öte yandan Serbest Ticaret Bölgesi’nin etkinleşmesi için gerekli olan ‘dolaşım hürriyeti protokolü’ hala 54 ülkeden 33’ünün imzasını taşıyor. Bu, yasal açıdan temel eksikliklerin bulunduğu anlamına geliyor. Zirveyi takip eden Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Güney Afrika, Afrika Serbest Ticaret Bölgesi Genel Sekreterliğini üstlenecek. Genel Sekreterliğin ilk görevi ise projeyi başlatmak ve engellerin üstesinden gelmek olacak. Bu, kıtadaki en güçlü ekonomiye ve nüfus yoğunluğuna sahip Nijerya başta olmak üzere hevesli olmayan ülkelerin varlığından dolayı oldukça zor bir görev.
Verilen söze bağlılık
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Afrika Zirvesi sırasında dönem başkanlığını, Güney Afrikalı mevkidaşına devretti. Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, yaptığı konuşmada başkanlıkta olacağı dönem içerisindeki çalışmalarıyla çatışmaların çözümüne odaklanacaklarını söyledi.
Ancak çatışmalara son vermek ve anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmak pek kolay bir iş değil. Afrikalı liderler, 2013'te kıtadaki tüm savaşları ve çatışmaları sona erdirme sözü vermelerinin ardından dış müdalelerin artması ve terörist grupların devreye girmesiyle birlikte durumun daha da kötüleştiğini iyi hatırlıyorlar. Liderler 7 yıl önce verdikleri taahhüdü yerine getiremediklerini itiraf ettiler, ancak bu onların silahları susturmak için yeni bir taahhütte bulunmalarının önüne geçmedi.
Afrika Komisyonu Başkanı bu bağlamda yaptığı konuşmada, “Terörizm ve etnik gerginlik gibi büyük sorunlarla karşı karşıya bulunan bir kıtada bu vaadi yerine getirmeyi nasıl başarabiliriz?” diye sordu ve meselelerin her biriyle ciddi bir şekilde ilgilenildiğinde ve bunların derin köklerinin araştırıldığında bu sorunların üstesinden gelmenin ve dolayısıyla silahları susturmanın zorluğunun anlaşılacağını söyledi.
Bununla birlikte Afrika halkının çoğunluğunun, 33. Afrika Birliği Liderler Zirvesi’ni ilgisiz bir şekilde takip ettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü onlar için bütün bunlar sadece bir slogandan ibaret kalacak.



ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı

ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı
TT

ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı

ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı

ABD'nin İran üzerindeki baskısını ekonomik tecrit operasyonunu başlatarak artırdığı bir dönemde Pakistan, salı günü Tahran'a yönelik diplomatik girişimde bulundu. İslamabad, savaşı sona erdirmeyi ve bölgesel yansımalarını kontrol altına almayı amaçlayan bir müzakere sürecinin önünü açmaya çalışırken, özellikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına odaklandı.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, Tahran ziyaretinin sonunda yaptığı açıklamada, ülkesinin İran'la gerilimin daha fazla tırmanmasını önleme ve çatışmaya müzakereler yoluyla çözüm bulma yollarının ele alındığı görüşmelerde büyük ilerleme kaydettiğini söyledi.

Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Amerikan saldırılarının İran'ın askeri ve nükleer tesislerine zarar vermesinin ardından İran ekonomisine yönelik baskıyı daha da artırmaya hazırlanıyor. Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal gazetesinden aktardığı habere Beyaz Saray Sözcüsü İran'ın bir anlaşmaya varmasının akıllıca olacağı belirtildi. Sözcü, aksi durumda İran'ın karşılaşacağı sonuçların farkında olduğunu ifade etti.

Bu gelişmeler, Washington'ın İran'a yönelik ikincil yaptırımlarının kapsamını genişletmesiyle eş zamanlı geldi. Yeni yaptırımlar dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı olmak üzere beş yeni sektörü kapsarken, yaklaşık 60 kişi, kuruluş ve gemi de yaptırım listesine alındı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, söz konusu adımı İran ekonomisinin finansman damarını kesmeyi amaçlayan ekonomik tecrit operasyonunun bir parçası olarak nitelendirdi.

İran Ekonomi Bakanı Ali Medeni Zade ise ülkesinin ABD yaptırımlarına tamamen hazır olduğunu söyledi. Devlet televizyonuna konuşan Medeni Zade, “Elbette düşmanlar bize karşı ekonomik bir terör saldırısı düzenlemek istiyor. Ancak bizim de kendi araçlarımız var ve bu oyunun nasıl oynanacağını biliyoruz. Yaklaşımımızın savunma amaçlı olduğunu ve yalnızca kendimizi savunmakla yetineceğimizi düşünmemeliler. Aksine, bizden gelecek bir saldırıyı da hesaba katmalılar” dedi.


Çin, Ay görevini "mutlak başarı" için erteledi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Çin, Ay görevini "mutlak başarı" için erteledi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Çin, Ay'da su buzu aranması gibi araştırmaları da kapsaması planlanan iddialı Chang'e-7 Ay misyonunu ertelediğini pazar günü duyurdu.

Chang'e-7 uzay aracı, ilk plana göre Çin'in güneyindeki Hainan adasında yer alan Wenchang Uzay Fırlatma Üssü'nden önümüzdeki günlerde fırlatılacaktı.

Çin İnsanlı Uzay Ajansı kısa bir açıklamada, görev için gerekli fırlatma koşullarının karşılanmadığını ve "bu yıl planlanan fırlatma aralığında gerçekleştirilemeyeceğini" belirtti.

İhtiyatlı ve güvenilir bir şekilde ilerleme ve mutlak başarıyı güvence altına alma ilkesine uygun olarak, kapsamlı bir değerlendirmeden sonra Chang'e-7 misyonunun fırlatma koşullarını karşılamadığı, dolayısıyla bu yıl planlanan fırlatma aralığında gerçekleştirilemeyeceği belirlenmiştir.

Çin'in Ay keşif programındaki 7. misyon olan Chang'e-7 için Wenchang fırlatma üssünde son birkaç haftadır hazırlıklar yapılıyordu.

Görsel kaldırıldı.
Çin Uzay Ajansı (AP)


Devlet haber ajansı Xinhua'nın daha önce bildirdiğine göre, proje önemli teknolojik atılımlar gerçekleştirmeyi amaçlıyordu.

Xinhua'nın uzay ajansına atıfta bulunarak verdiği bilgilere göre proje, Ay'ın güney kutbunda çevre ve kaynak araştırmaları yaparken, Ay'ın sürekli gölgede kalan kraterlerini keşfetmeyi hedefliyordu.

Chang'e, Çin Ay tanrıçasına atıfta bulunuyor. Chang’e-6 sondası, 2024’te Ay’ın uzak yüzünden toprak ve kaya örnekleri getirerek dünyada bir ilke imza atmıştı.

Independent Türkçe


23 yaşındaki pilot arızalanan uçağı okyanusa indirdi

(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)
(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)
TT

23 yaşındaki pilot arızalanan uçağı okyanusa indirdi

(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)
(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)

ABD'de genç bir pilot, art arda yaşanan mekanik arızaların acil iniş için havalimanına ulaşmasını engellemesinin ardından özel uçağı Güney Florida'daki bir plajın yakınlarında "kontrollü biçimde" suya indirerek kazayı yara almadan atlattı.

23 yaşındaki Faith Tenkley, cumartesi sabahı Boca Raton’ın yaklaşık 24 kilometre batısında, ailesine ait çift motorlu pervaneli uçakla Bahamalar’a anne ve babasını almaya giderken sorunların ortaya çıktığını söyledi.

4 yıldır lisanslı pilot olan Tenkley, başlangıçta Boca Raton Havalimanı'na inmeyi umduğunu ancak iniş takımlarının bozulmasının bunu engellediğini, Atlantik Okyanusu'nda acil iniş yapabileceği bir yer ararken binalardan ve kürek sörfçülerinden kaçınmak zorunda kaldığını belirtti.

Eşi ve küçük oğullarıyla birlikte bir teknede bulunan görgü tanığı Alexis Arizzi, WPBF televizyon kanalına, olayın gerçekleşmesini hayretle izlediklerini söyledi.

"Uçak yavaşça alçaldı ve suya yumuşak bir iniş yaptı" dedi.

dwefrgrtg
Faith Tenkley'in kullandığı özel uçağın kuyruğu, Florida'nın Boca Raton kenti yakınlarında, Atlantik Okyanusu'nun sularından dışarı çıkmış halde (Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)

Bir diğer görgü tanığı, plajda bulunan Maria Marks da gördüklerine çok şaşırmıştı.

WPBF'ye, "Bir saniye önce çocuğuma güneş kremi sürüyordum. Sonraki saniye başımı kaldırıp 'Bunun böyle mi olması gerekiyordu?' dedim" diye konuştu.

Tenkley, okyanusa inişinin sorunsuz geçtiğini ve bir dakika içinde cankurtaranın, ardından da itfaiye kurtarma botunun kendisine ulaştığını söyledi.

WPBF'ye göre ABD Federal Havacılık İdaresi, Piper PA-30 serisi uçağın saat 09:40 civarında suya indiğini ve uçağın Chad ve Lisa Tenkley tarafından işletilen bir şirkete kayıtlı olduğunu belirtti.

WPBF'ye göre, 4 veya 6 koltuklu PA30 serisi, Piper Aircraft tarafından 1961'le 1972 arasında üretildi.

Palm Beach Polis Hizmetleri Teşkilatı sosyal medyada yaptığı açıklamada, olay sırasında uçakta yolcu bulunmadığını ve pilotun "tedbir amaçlı" yerel bir hastaneye götürüldüğünü belirtti.

Independent Türkçe