Netanyahu: Filistin devleti fikrine uzak değilim

Netanyahu ve seçim çalışmalarını birlikte yürüttüğü Likud destekçileri
Netanyahu ve seçim çalışmalarını birlikte yürüttüğü Likud destekçileri
TT

Netanyahu: Filistin devleti fikrine uzak değilim

Netanyahu ve seçim çalışmalarını birlikte yürüttüğü Likud destekçileri
Netanyahu ve seçim çalışmalarını birlikte yürüttüğü Likud destekçileri

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sol liberal seçmenlerin de oyunu kazanabilmek için harekete geçti. Netanyahu, Mavi-Beyaz İttifakı'na destek veren seçmenlerin oylarını alabilmek için siyasi duruşunda esnemeye gitti ve “güvenlik şartlarına uyulduğu takdirde Filistin Devleti’nin kurulması fikrine uzak olmadığını” söyledi.
Netanyahu, Panorama gazetesi ve Hela televizyon kanalına verdiği demeçte, İsrail’deki Arap vatandaşları İsrail’in bir parçası olarak gördüğünü ve Araplara İsrail hükümetlerinin toplamından daha fazla bütçe sunan bir lider olduğunu savundu. Netanyahu, Arapları kendileri için hiçbir şey yapmayan “Ortak Liste”ye değil, “eşit haklar yürüyüşlerinin tamamlanması için” kendilerine oy vermeye çağırdı.
Netanyahu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"İsrail ve tüm Arap bölgesi için tarihi başarılar elde ediyorum ve İsrail'deki Arapların bizimle Arap ülkeleri arasında bir köprü olmasını istiyorum.”
Netanyahu, geçen ay açıklanan ve Araplar tarafından reddedilen ABD barış planında belirtildiği gibi bir Filistin devletinin kurulması fikrini dışlamadığını belirttiği açıklamasında "İsrail'in güvenliğine zarar vermediği sürece bu konuyu ABD'nin barış planı çerçevesinde görüşmeyi kabul ettim" dedi.
Netanyahu'nun açıklamaları, seçim savaşında destekçilerini artırma hamleleri kapsamında geldi. Zira sağcı bir hükümet oluşturabilmesi için milletvekillerinin sayısını 61’e çıkarması gerekiyor. Bu şekilde sağcı bir hükümeti kurabilir ve üç yolsuzluk suçlamasıyla başlatılan yargılama prosedürlerini durdurabilir.
Siyasi kaynaklar Yediot Ahronot’a yaptıkları açıklamada, Netanyahu'nun 61 sandalye kazanabileceğini belirterek sağcı bir hükümet kurabilmesi halinbde iki yoldan birine başvuracaklarına dikkat çektiler. Ya başbakan olduğu sürece yargılanmasını engelleyen, Fransa’dan alınan kanuna sığınmak ya da Knesset’ten yargılanma konusunda başbakanlığı sonrasına erteleyecek bir dokunulmazlık istemek. Bakanlar da Netanyahu’nun yargılanmamak için her şeyi yapacağını, bunun da kazanmak için hiçbir adımı atmaktan çekinmeyeceği anlamına geldiğini aktardılar.
Siyasiler, Netanyahu’nun 2 Mart’taki seçimlere son 10 gün kala kazanabilmek için siyasi ve askeri elinden gelen her şeyi yapabileceği görüşünde. Seçimlerde başarısız olma durumumda ise bu kez başka bir savaş başlayacak ve Benny Gantz başkanlığında muhtemel bir hükümetin oluşumunu engellemeye çalışacak. Zira bu durum kendisine eylül ayında gerçekleşecek dördüncü seçimlere kadar başbakan kalma fırsatı veriyor. Eğer bu adımda başarılı olamazsa Netanyahu için son seçenek siyasi azlini isteyerek Cumhuriyet Savcılığı'ndan yargılanmaktan muaf tutulmasını istemek.
Netanyahu seçim çalışması olarak sürpriz bir şekilde rakibi Benny Gantz’ı televizyonda tartışmaya çağırdı. Kanal 20 televizyonunda yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Gantz, gel seninle ABD'de olduğu gibi dış siyaset, ekonomi ve güvenlik konularında üç münazara yapalım. İstersen ilkine gel. Korkma!”
Bu çağrı Gantz’ın üst kademede görevler üstlenmiş olmasına rağmen korkak ve zayıf şahsiyetli biri olduğunu gösterme niyeti taşıyordu.
Gantz daha önce, nisan ve eylül seçimleri öncesinde televizyonda münazara teklif etmiş fakat Netanyahu onu kendi seviyesinde görmediği için bu teklifi kabul etmemişti. Gantz, Netanyahu’nun bu şaşırtıcı teklifi karşısında “Ne oldu Netanyahu?” diye sordu. Gantz'a yakın bir kaynak Netanyahu'nun tartışma çağrısını "dikkati yolsuzluk duruşmasından saptırmaya yönelik basit bir girişim" olarak nitelendirdiği değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Netanyahu, 10 yıl boyunca herhangi bir tartışmaya katılmayı reddetti. Yargılama süreci başladığı gün ise kararını değiştirdi.”
Gantz, Netanyahu'nun tartışma teklifini reddettikten sonra Rus Yahudi partisi Evimiz İsrail lideri Avigdor Lieberman'ın böyle bir tartışmada Netanyahu ile karşı karşıya gelmeye hazır olduğunu belirtti.
Arap Ortak Listesi milletvekili Ahmed el Tibi de benzer bir talepte bulundu ancak Netanyahu bu tekliflere cevap vermedi.



Avrupa Birliği, planın tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşılıyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
TT

Avrupa Birliği, planın tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşılıyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)

Avrupa Birliği, bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi için hazırladığı barış planının ikinci aşamasının başlatılacağının duyurulmasını memnuniyetle karşıladı. AB, diplomatik, insani ve güvenlik araçlarıyla Gazze Şeridi'ndeki barış çabalarını desteklemeye devam etmeye hazır olduğunu teyit etti.

AB sözcüsü yaptığı açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, Gazze'deki çatışmayı sona erdirmek için hazırlanan 20 maddelik ABD planının ikinci aşamasının başlatılmasının duyurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz, özellikle de Filistin Yönetimi'nin desteğiyle Gazze'yi yönetmek üzere bir Filistin ulusal komitesinin atanmasını” ifadelerini kullandı.

Sözcü, “Hamas'ın silahsızlandırılması, kapsamlı insani yardım sağlanması ve Gazze'nin yeniden inşası da dahil olmak üzere barış planının tam olarak uygulanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” diye ekledi.

Trump'ın özel elçisi Steve Witkoff dün, Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu aşama, ateşkesin ardından Hamas'ın silahsızlandırılması, teknokrat bir yönetim ve yeniden inşa aşamalarını içeriyor.

X'te yayınladığı bir gönderide Witkoff, 20 maddelik planın ikinci aşamasının, Gazze'de “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi” adı altında geçici bir Filistin teknokrat yönetiminin kurulmasını içerdiğini ve bu yönetimin Gazze Şeridi'nin tamamen silahsızlandırılması ve yeniden inşası sürecini başlatacağını belirtti.


İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)

İsrail ordusuna bağlı bir birlik, bugün (perşembe) Suriye’nin güneyinde, Kuneytra’nın güney kırsalındaki Sayda el-Hanût köyüne girdi.

Şarku'l Avsat'ın Suriye televizyonundan aktardığı habere göre 22 askeri araçtan oluşan işgal gücünün köye girerek aralarında iki kardeşin de bulunduğu üç genci gözaltına aldı.

Haberde, bu askeri hareketliliğin Kuneytra kırsalında İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen tekrarlanan ihlaller zincirinin bir parçası olduğu belirtildi.

Öte yandan İsrail ordusu, ultra-Ortodoks (Haredi) askerlerden oluşan “Haşmonaim” Tugayı’na bağlı birliklerin Suriye’nin güneyindeki güvenlik bölgesine konuşlandırıldığını duyurdu. Bu adım, söz konusu tugayın bölgede ilk kez konuşlandırılması olarak değerlendiriliyor.


ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
TT

ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)

Grönland, ABD’nin füze savunması için gerçekten önemli bir yer, ama Washington’ın füze kalkanı ya da diğer adıyla ‘Altın Kubbe’yi kurmak için başka seçenekleri de var. ABD aslında Başkan Donald Trump'ın ülkesinin güvenliği için ‘hayati’ olduğunu söylediği bu kutup adasını ele geçirmek zorunda değil.

ABD füze savunma sistemi hangi özelliklere sahip?

ABD balistik füze savunma sistemi, füzeleri tespit etmek ve izlemek için uydular ve erken uyarı radar ağından oluşur.

Bu sistemler (Pasifik Okyanusu’ndaki) Mariana Adaları, Alaska, Büyük Britanya ve Grönland gibi yerlerde bulunuyor.

ABD ayrıca Aegis Savaş Sistemi ile donatılmış savaş gemilerine güvenebilir ve Romanya'nın Deveselu ile Polonya'nın Redzikowo kentlerinde bulunan radarlarını kullanabilir.

Tüm bunların yanında Washington, Kaliforniya ve Alaska'da konuşlandırılmış 44 Yer Taban Önleyici (GBI) füzesi dahil olmak üzere çeşitli türlerde önleyici füzelere sahip.

Stratejik Araştırmalar Vakfı (Fondation pour la Recherche Stratégique/FRS) araştırmacısı Etienne Marcuz’a göre ABD bu füzeleri konuşlandırarak ‘Asya kıtasından gelebilecek her türlü tehdidi bertaraf etmeyi’ amaçlıyor. Ayrıca, GBI silolarının Rusya'dan gelen herhangi bir tehdidi önlemek için uygun konumda olmadığını da belirten

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı değerlendirmede Markuz, GBI füzelerinin doğudan gelen bir tehdidi önlemesinin olası olmadığını, çünkü bu füzelerin ABD'nin kuzeydoğusunda konuşlandırılabileceğini söyledi.

Trump'ın amacının radarları ve önleyici füzeleri ‘doğru yere’ yerleştirmek olduğunu düşünerek, Grönland'ı ilhak etmenin belirtilen nedeninin ‘bahaneden’ ibaret olduğunu savunan Markuz, “Bu füzelerin bir kısmı Polonya ve Romanya'da da bulunuyor. Dolayısıyla bu argüman ikna edici değil” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, ABD’nin Aegis muhriplerinde SM-3 füzeleri bulunduğuna dikkati çeken Markuz, Polonya ve Romanya'da, füzelerden ayrılır ayrılmaz uzayda nükleer savaş başlıklarını önlemek için tasarlanmış SM-3 füzelerinin olduğunu, ABD'nin THAAD füze savunma sisteminin ise üst atmosferdeki son aşamada savaş başlıklarını önleyebildiğini kaydetti.

Altın Kubbe projesi nedir?

Göreve başladıktan kısa bir süre sonra, Başkan Trump, ABD topraklarını her türlü füze saldırısından korumayı amaçlayan Altın Kubbe projesini duyurdu.

ABD Başkanı, görev süresinin sonuna kadar 175 milyar dolarlık bir bütçe ayırarak operasyonel bir sistem kurmayı planlıyor, ancak birçok uzman bu hedefin bu süre içinde gerçekleştirilmesinin gerçekçi olmadığını düşünüyor.

American Enterprise Institute'tan (AEI) Todd Harrison'ın tahminlerine göre projenin maliyeti 20 yıl içinde yaklaşık 1 trilyon dolar olacak ve daha etkili bir kalkan için 3,6 trilyon dolara kadar çıkacak.

Düşük Dünya yörüngesinde, yörüngesinden ayrılıp hedef alınan füzeyle çarpışmak üzere tasarlanmış bir önleme uydusu filosunun konuşlandırılması başlıca yenilik olarak planlanıyor.

Etienne Marcuz, bununla ilgili olarak ‘başarısızlık durumunda başka fırlatma seçenekleri de olması gerektiğini’ söyledi. Marcuz Ayrıca, “ABD de kara ve denizdeki füze ve önleme yeteneklerini geliştirecek” diye ekledi.

Peki, neden Grönland?

ABD’ye fırlatılan kıtalararası balistik füzelerin Kuzey Kutbu üzerinden geçeceğini açıklayan Markuz, radar algılama ve önleme yeteneklerine duyulan ihtiyaca dikkat çekti.

ABD ordusu şu anda Grönland'ın kuzeybatısındaki Pituffik Uzay Üssü’ne radar sistemlerine sahiptir.

Gözetleme operasyonları ile ilgili olarak Markuz, uzaydaki füzeleri izlemek için Grönland'da radarların bulunmasının her zaman yararlı olduğunu, ancak bunların öneminin giderek azalacağını belirtti.

MArkuz, ABD'nin şu anda düşük Dünya yörüngesine Hipersonik ve Balistik Takip Alanı Sensörü (Hypersonic and Ballistic Tracking Space Sensor/HBTSS) uyduları konuşlandırdığını ve bunun özellikle atmosferin dışında uçan füzeleri izlemek için olduğunu açıkladı.

Ayrıca, ABD, Grönland ve Danimarka arasında mevcut savunma anlaşmaları Washington'ın birçok şeyi yapmasına imkan tanıyor.

AFP’ye konuşan Hidrojen jeopolitiği, küresel pazarlar ve stratejiler konusunda Kıdemli Araştırmacı Mika Blugion Merid, ABD'nin Grönland'da teknik, maddi ve insan kaynaklarını kısıtlama olmaksızın kullanabileceğini, isterse nükleer kaynaklarını bile yeniden konuşlandırabileceğini söyledi.

Ancak Danimarka ve Grönland yetkililerinin bilgilendirilmesi ve danışılması gerekiyor.

Merid, şunları ekledi:

“Danimarkalılar, kendilerine danışıldıktan sonra bir projeyi reddederse ve ABD bunu tek taraflı olarak uygularsa, bu Danimarka'nın egemenliğinin ihlali olarak yorumlanabilir ve diplomatik ve siyasi gerginliğe yol açabilir. Bu yüzden Danimarka yasal anlamda veto hakkına sahip olmasa da gerçekte ABD'nin Grönland'da yaptığı her şey için siyasi bir anlaşmaya varılması gerekiyor.”