ABD, El-Fahuri'nin serbest bırakılması için Lübnanlı yetkililerle anlaşma mı yaptı?

TT

ABD, El-Fahuri'nin serbest bırakılması için Lübnanlı yetkililerle anlaşma mı yaptı?

Lübnan’daki askeri mahkeme dün sürpriz bir kararla, ülkenin güneyinin işgali sırasında İsrail tarafından kurulan el-Hayam gözaltı merkezi eski yöneticisi Amir el-Fahuri’yi serbest bıraktı. Karar ülkede yaşanan siyasi bir tartışmanın tam ortasında gelirken Hizbullah kararı ‘ABD baskısı’ sonucu alınmış ‘yanlış’ bir karar olarak niteledi. Bununla birlikte kararın, ABD ile ‘siyasi bir anlaşma’ çerçevesinde alındığı iddia edildi.
Washington ile ‘anlaşma’ yapıldığı imaları, siyasiler ve yetkililer tarafından yapılan açıklamalardan çıkarılırken özellikle (Dürzi) İlerici Sosyalist Parti (İSP) Genel Başkanı Velid Canbolat’ın Twitter hesabından yaptığı şu açıklama dikkatleri çekti;
“(Ülkede) sağlık sektörü ve ekonomide yaşanan kriz zirveye ulaşırken, karar merkezinde olan ve çifte vatandaşlığı bulunan şeytanın avukatı, ajan Amir el-Fahuri'nin serbest bırakılması için uygun fetvayı bulur. Yargı kurumlarının ve yargının bağımsızlığı hakkında konuşmanın ne faydası var. Yüksek Yargı Konseyi Başkanı’na ve ajanı yargılayan hakimlere teşekkür ederim. Bu Başkanlık için zehirli bir iksirdir.”
Öte yandan (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) lideri Cibran Basil’in ofisinden basında çıkan haberlerle karşı yapılan açıklamada, “Yargıya olan saygısından dolayı milletvekili Basil, Fahuri’nin ne tutuklandığında ne de serbest bırakıldığında ucu yargıya dokunan yanlış eleştiriler ve iftiralarda bulunmamıştır” ifadeleri yer aldı. Lübnan merkezli bir gazetede yer alan habere işaret edilen açıklamada, “Bu iğrenç bir iftira ve tahammül edilemeyen gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Bunun amacı, ajanın Basil’in Dışişleri Bakanlığı döneminde Lübnan'a dönmesi ve tutuklanmasından dolayı tüm siyasi ve medyatik yükün milletvekili Basil’in omuzlarına yüklenmesidir. Basil Fahuri’yi hiç tanımıyor ve onunla serbest bırakılmasıyla hiçbir bağlantısı yok. Basil’in Fahuri’ye yardım etme sözü verdiğine dair söylenenler önyargı ve yalandır. Bu yüzden gazeteye dava açılmasına karar verildi” denildi.
Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen eski Bakan Viam Vahhab ise “Lübnan, ABD’nin talebini reddedemez” çıkışında bulunurken milletvekili Cemil es-Seyyid Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Bu mahkeme tek başına Fahuri’yi temize çıkarmaya cesaret edemez. Lübnan lehine yapılmış bir anlaşma sonucu serbest bırakılmış olmasını ve bunun da halka duyurulmasını umuyorum. Fakat eğer karşılıksız bırakıldıysa kafalar yuvarlanmalı” dedi.
Muhalif siyasi kaynaklar Şarku’l Avsat aracılığıyla Fahuri’nin serbest bırakılmasının Şii İkilisi’nin (Hizbullah-Emel Hareketi) dışında Hizbullah’ın müttefiklerini de etkileyecek olan ABD yaptırımlarıyla ilişkili olup olmadığını sordular. Kaynaklar ayrıca Washington ile Lübnan hükümeti arasında pamuk ipliğine bağlı ABD-Lübnan ilişkilerinin normalleştirilmesi ve ABD'nin Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Lübnan'a nakit para yardımı yapılmasına yeşil ışık yakmasını kolaylaştırması’ karşılığında Fahuri hakkındaki takipsizlik kararı nedeniyle Lübnan’ın bir bedel ödeyip ödemeyeceğini de sorarken bu bedelin yerel mi yoksa bölgesel mi olacağını da sorguladılar.
Kaynaklar ABD’nin talebi üzerinde geçtiğimiz aylarda aralarında ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı David Hill ve ABD'nin eski Beyrut Büyükelçisi Elizabeth Richard ve yeni Büyükelçisi Dorothy Shea’nın da bulunduğu ABD’li bazı yetkililer ile Lübnanlı yetkililer arasında birkaç görüşme yapıldığının altını çizdiler.
Öte yandan karara karşı siyasi bir çıkış yapan Hizbullah “Ne yazık ki ABD baskısı bugün karşılık buldu” şeklinde bir açıklama yaptı. Bugünün Lübnan ve yargısı için üzücü bir gün olduğu belirtilen açıklamada, kararın pişmanlık, öfke ve kınama gerektiren bir karar olduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca askeri mahkeme başkanının ve üyelerinin, bu kararı almaları için yapılan baskılara boyun eğmek yerine istifa etselerdi, daha onurlu ve daha faydalı bir davranış sergilemiş olacakları belirtildi. Açıklamada yargıya saygınlık ve onur sınavında itibar ve dürüstlüğünü geri kazanmak ve işkence gören, ezilen ve topraklarının kurtarılması uğruna fedakarlık yapan tüm Lübnanlılar için bu durumu düzeltme çağırısı yapıldı.
Hizbullah’a bağlı Avukatlar Topluluğu yaptığı açıklamada, “Askeri Mahkeme tarafından, el-Hayam Kasabı olarak adlandırılan ajan Amir Fahuri'nin serbest bırakılması kararı Lübnan halkı adına alınmış bir karar değildir. Bu skandal karar, Lübnan adaletinin ve askeri yargının tarihinde kara bir gündür. Ancak Fahuri’nin serbest kalma işlemleri durdurulması ve ardından adil bir şekilde cezalandırılması halinde bu kara leke silinebilir” ifadeleri yer aldı.
Muhalefet kanadından siyasi kaynaklar, yaşanan siyasi tartışmalarla ilgili olarak,  hükümetin, ABD ile ilişkilerdeki tıkanıklığı hafifletmeye yardımcı olacak, mevcut durumu sona erdirecek ve Washington ile ilişkilerde krizi ağırlaştıran ana meselelerle karıştırılmayacak benzer bir karar verip veremeyeceğini sorguladılar. Kaynaklar, tepkileri ve tıkanıklığı püskürtebilecek tutumlar sergilemek yerine, Fahruri’yi serbest bırakma kararıyla Washington'la gerginliği hafifletmeye ve uyuşmazlığı gidermeye yönelik davranışlar sergilendiği söylediler. Yine aynı kaynaklar, bu olayın Saad Hariri hükümeti zamanında gerçekleşseydi ne gibi sonuçları olacağını ve bugün hükümette yer alan partilerin buna karşı nasıl bir tutum sergileyebileceklerini sorguladılar.
Hakkında İsrail'in Lübnan’ın güneyini işgali sırasında el-Hayam kasabasında eski bir kampta işkence yaptığı iddiaları bulunan Amir el-Fahuri'nin geçtiğimiz Eylül ayında uzun yıllar kaldığı ABD’den dönmesi ülkede büyük bir öfke patlamasına neden olmuştu.
Mahkeme, 16 Mart Pazartesi öğleden sonra yayınladığı kararda şu ifadelere yer verdi:
“Güney Lübnan’ın 2000 yılında kurtuluşundan önce İsrail tarafından kontrol edilen el-Hayam Hapishanesi’nde 1998 yılında mahkumlara işkence yapıldığı yönünde Fahuri’ye atfedilen suçlar, zaman aşımına uğrayarak (yani iddia edilen suçun gerçekleşmesinden bu yana 10 yılı aşkın bir süre geçti) düştü.”
Ancak Askerî Yargıtay’daki Hükümet Komiseri dün, Pazartesi günü Askeri Mahkeme’de hakim Gassan el-Huri’nin verdiği kararı temyiz etti. Lübnan Ulusal Bilgi Ajansı, hakim el-Huri’nin Askeri Yargıtay'dan kararı temyiz etmesini, Fahuri için tutuklama emri çıkarılmasını ve yeniden yargılamasını istediğini belirtti. Ajans, temyiz başvurusunun dün sabah Askeri Yargıtay tarafından işleme alındığını aktardı.
Fahuri hakkındaki takipsizlik kararının yayınlanmasından bu yana, siyasi çevreler ve halktan yapılan yoğun eleştiriler devam ederken Hizbullah ve diğer solcu güçlerin destekçileri yargı ve siyasi müdahale konusundaki öfkelerini dile getirdiler. Bazıları Tuğgeneral Hüseyin Abdullah başkanlığındaki Askeri Mahkeme’yi eleştirirken siyasi kaynaklar Abdullah'a yönelik eleştirileri ‘haksız’ olarak nitelediler.
Şarku’l Avsat’a yapılan açıklamalarda,  1980'lerde İsrail'le beraber hareket eden ‘Güney Lübnan Ordusu’ milisleri tarafından yönetilen el-Hayam gözaltı merkezinde çıkan isyanın zorla bastırılması davasına ilişkin ‘beraat’ değil, ‘takipsizlik’ kararı alındığı vurgulandı. Olayda iki mahkum ölmüştü. Kaynaklar, Güney Lübnan'ın 2000 yılında işgalden kurtulmasından iki yıl sonra 2003'te Fahuri hakkında başka bir dava açıldığını, ancak zaman aşımı nedeniyle serbest bırakıldığını belirttiler.
Şarku’l Avsat’a konuşan yargı kaynaklarına göre Fahuri, gözaltı merkezindeki ayaklanmayı zorla bastırmak, iki mahkumun ölümüne neden olmak, 1986 yılında mahkum Ali Abdullah Hamza'nın cesedine işkence yapmak, ölen mahkumların cesetlerinin bilinmeyen bir yere taşımak ve saklamakla suçlandı. Ancak 30 yıllık zaman aşımı nedeniyle Fahuri kanunlar uyarınca serbest bırakıldı. Kaynaklar ayrıca Fahuri’nin avukatının 2016 yılında Lübnan'a gelip suçlamaların zaman aşımına uğraması nedeniyle Lübnan güvenlik makamlarından müvekkilinin adının hakkında ajanlık ve terörle suçlamaları bulunanlar için oluşturduğu ‘303’ listesinden çıkarılması için bir takım adımlar attığına dikkat çektiler. Fahuri'nin adının listeden çıkarılmasının ardından Lübnan'a döndüğünü belirten kaynaklar, geçtiğimiz Eylül ayında tutuklanmadan önce Lübnan topraklarına girmesine izin verildiğini söylediler.
Fahuri, Beyrut’ta soruşturma hakimi olan Bilal Halavi tarafından el-Hayam Hapishanesi’ndeki iki eski tutuklunun kendisine karşı açtığı davada da ‘söz konusu tutukluları göz altına almak, özgürlüklerine el koymak ve işkence yapmak’ ile yargılanıyor. Fakat Halavi’nin Fahuri hakkında tutuklama emri çıkarmamış olması halkın yargıya yönelik öfkesini körüklüyor. Siyasi kaynaklar, Fahuri’nin şuan bir güvenlik merkezinde olmadığını, yoğun güvenlik önlemleri altında bir hastanede tedavi gördüğünü söylediler.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.