Şubat ayında trafiğe 53 bin araç katıldı

Şubat ayında trafiğe 53 bin araç katıldı
TT

Şubat ayında trafiğe 53 bin araç katıldı

Şubat ayında trafiğe 53 bin araç katıldı

Şubat ayında 53 bin 135 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 23 milyon 293 bin 489 milyon oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılı Şubat ayı ‘Motorlu Kara Taşıtları’ istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Şubat ayında 53 bin 135 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 60,3'ünü otomobil, yüzde 15,2'sini motosiklet, yüzde 13,9'unu kamyonet, yüzde 5,9'unu traktör, yüzde 2,3'ünü kamyon, yüzde 1,1'ini minibüs, yüzde 1,0'ını otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 43,8 azaldı
Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre özel amaçlı taşıtlarda yüzde 53,0, kamyonette yüzde 52,4, otomobilde yüzde 51,4, minibüste yüzde 50,9, kamyonda yüzde 31,5 ve otobüste yüzde 21,1 azalırken, motosiklette yüzde 28,7 ve traktörde yüzde 12,2 arttı.
Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 56,2 arttı
Şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı traktörde yüzde 98,5, otomobilde yüzde 73,6, kamyonda yüzde 68,3, kamyonette yüzde 67,9, otobüste yüzde 61,1, minibüste yüzde 6,9 ve motosiklette yüzde 4,6 artarken, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 43,1 azaldı.

Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 23 milyon 293 bin 489 oldu
Şubat ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 54,1'ini otomobil, yüzde 16,4'ünü kamyonet, yüzde 14,4'ünü motosiklet, yüzde 8,2'sini traktör, yüzde 3,6'sını kamyon, yüzde 2,1'ini minibüs, yüzde 0,9'unu otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında 843 bin 550 adet taşıtın devri yapıldı
Şubat ayında devri(1) yapılan taşıtların yüzde 72,5'ini otomobil, yüzde 16,5'ini kamyonet, yüzde 3,3'ünün motosiklet, yüzde 3,0'ını traktör, yüzde 2,2'sini kamyon, yüzde 1,9'unu minibüs, yüzde 0,5'ini otobüs ve yüzde 0,1'ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında 32 bin 53 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı
Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 15,6'sı Renault, yüzde 11,9'u Fiat, yüzde 8,3'ü Volkswagen, yüzde 8,1'i Toyota, yüzde 6,4'ü Peugeot, yüzde 5,7'si Dacia, yüzde 5,0'ı Skoda, yüzde 4,5'i Hyundai, yüzde 4,4'ü Honda, yüzde 3,8'i Seat, yüzde 3,7'si Mercedes-Benz, yüzde 3,4'ü Citroen, yüzde 3,0'ı Kia, yüzde 3,0'ı Opel, yüzde 2,7'si Ford, yüzde 2,1'i Audi, yüzde 1,8,'i BMW, yüzde 1,3'ü Nissan, yüzde 0,8'i Jeep, yüzde 0,7'si Volvo ve yüzde 3,7'si diğer markalardan oluştu.

İlk iki ayda 147 bin 675 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı
Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 46,9 artarak 147 bin 675 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 61,7 azalarak 9 bin 881 adet oldu. Böylece bu dönemde trafikteki toplam taşıt sayısında 137 bin 794 adet artış gerçekleşti.

Ocak-Şubat dönemine trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 44,9'u dizel yakıtlı
Ocak-Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan 98 bin 54 adet otomobilin yüzde 44,9'u dizel, yüzde 44,2'si benzin, yüzde 8,0'ı LPG yakıtlı olup, yüzde 2,9'u elektrikli veya hibrittir. Şubat ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 12 milyon 598 bin 885 adet otomobilin ise yüzde 38,2'si dizel, yüzde 37,2'si LPG, yüzde 24,1'i benzin yakıtlı olup, yüzde 0,1'i elektrikli veya hibrittir. Yakıt türü bilinmeyen(2) otomobillerin oranı yüzde 0,3'tür.

Ocak-Şubat döneminde en fazla 1501-1600 silindir hacimli otomobil kaydı yapıldı
Ocak-Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan 98 bin 54 adet otomobilin yüzde 29,0'ı 1501-1600, yüzde 28,8'i 1401-1500, yüzde 20,3'ü 1300 ve altı, yüzde 16,0'ı 1301-1400, yüzde 4,9'u 1601-2000, yüzde 1,0'ı 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip oldu.
Ocak-Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan 98 bin 54 adet otomobilin yüzde 53,6'sı beyaz, yüzde 23,3'ü gri, yüzde 6,7'si kırmızı, yüzde 6,0'ı siyah, yüzde 5,9'u mavi, yüzde 1,6'sı kahverengi, yüzde 1,4'ü turuncu, yüzde 1,0'ı sarı, yüzde 0,3'ü yeşil renkli iken yüzde 0,3'ü diğer renklerde oldu.



Doların güçlenmesiyle altın üst üste üçüncü hafta da kayba hazırlanıyor

Almanya'nın Münih kentinde değerli metal ticareti yapan bir şirkette sergilenen altın külçeleri ve altın paralar. (DPA)
Almanya'nın Münih kentinde değerli metal ticareti yapan bir şirkette sergilenen altın külçeleri ve altın paralar. (DPA)
TT

Doların güçlenmesiyle altın üst üste üçüncü hafta da kayba hazırlanıyor

Almanya'nın Münih kentinde değerli metal ticareti yapan bir şirkette sergilenen altın külçeleri ve altın paralar. (DPA)
Almanya'nın Münih kentinde değerli metal ticareti yapan bir şirkette sergilenen altın külçeleri ve altın paralar. (DPA)

Altın fiyatları, cuma günkü işlemlerde yüzde 2'nin üzerinde gerileyerek üst üste üçüncü haftalık kaybını kaydetmeye hazırlanıyor. Düşüşte, ABD dolarının son bir yılın en yüksek seviyesine yükselmesi ve ABD Merkez Bankası'nın (FED) sıkı para politikasını sürdüreceği beklentilerinin güçlenmesi etkili oldu.

Spot altının ons fiyatı, TSİ 05.08 itibarıyla yüzde 2,1 düşüşle 4.121,95 dolara gerileyerek 11 Haziran'dan bu yana en düşük seviyesini gördü. Böylece haftalık kaybı yaklaşık yüzde 3,8'e ulaştı. Reuters'ın aktardığına göre, Ağustos vadeli ABD altın kontratları da yüzde 2,5 değer kaybederek ons başına 4.139,40 dolara indi.

Değerli metal üzerindeki baskı, doların son bir yılın zirvesine yükselmesiyle arttı. Güçlü dolar, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından altının maliyetini artırırken, yatırım cazibesini de azaltıyor.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD ile İran arasında açıklanan barış anlaşmasının ardından altının elde ettiği kazanımların kısa ömürlü olduğunu belirterek, "Kevin Warsh liderliğindeki FED'in daha şahin tutumuyla desteklenen doların yeniden güçlenmesi, piyasaların odağını hızla tekrar para politikasına çevirdi." dedi.

Waterer, "Yeni FED Başkanı'nın kararlı duruşu, jeopolitik gelişmelerin olumlu etkisini büyük ölçüde dengeledi ve yatırımcılara para politikasının piyasaların yönünü belirleyen en önemli unsur olmaya devam ettiğini hatırlattı." ifadelerini kullandı.

Bu beklentiler, FED'in tahminlerinde 19 politika yapıcısından dokuzunun bu yıl içinde bir faiz artışına daha ihtiyaç duyulacağını öngörmesiyle daha da güçlendi.

Söz konusu görünüm, İran savaşının ekonomik etkilerinin yarattığı enflasyonist baskılar nedeniyle birçok küresel merkez bankasının sıkı para politikasını sürdürmesi veya borçlanma maliyetlerini artırabileceğine işaret etmesiyle de örtüşüyor.

FEDWatch verilerine göre, FED'in aralık ayında faiz artırma ihtimali son toplantı kararından önceki yüzde 61 seviyesinden yüzde 87'ye yükseldi.

Faiz oranlarının yükselmesi, faiz getirisi sağlamayan altının yatırım cazibesini azalttığı için değerli metal üzerinde genellikle olumsuz etki yaratıyor.

Bu çerçevede Goldman Sachs, FED'in yılın geri kalanında faiz indirimi yapmayacağı beklentisiyle, aralık sonu altın fiyatı tahminini ons başına 5.400 dolardan 4.900 dolara düşürdü.

Jeopolitik cephede ise İsviçre Dışişleri Bakanlığı, cuma günü Bürgenstock'ta yapılması planlanan ABD-İran görüşmelerinin iptal edildiğini açıkladı. Bu gelişme, bölgedeki diplomatik sürece ilişkin belirsizliği daha da artırdı.

Kayıplar yalnızca altınla sınırlı kalmadı. Gümüş yüzde 3,9 düşüşle ons başına 63,25 dolara gerilerken, platin yüzde 2,7 değer kaybederek 1.649,63 dolara, paladyum ise yüzde 2,3 düşüşle 1.249,69 dolara indi. Böylece tüm değerli metaller haftayı belirgin kayıplarla kapatmaya hazırlanıyor.


Warsh'ın ilk Fed toplantılarında parasal sıkılaştırma sinyalleri ABD tahvil getirileri yükseltti

New York Borsası'nda çalışan borsa simsarları (AP)
New York Borsası'nda çalışan borsa simsarları (AP)
TT

Warsh'ın ilk Fed toplantılarında parasal sıkılaştırma sinyalleri ABD tahvil getirileri yükseltti

New York Borsası'nda çalışan borsa simsarları (AP)
New York Borsası'nda çalışan borsa simsarları (AP)

ABD tahvil getirileri dün ABD Merkez Bankası (Fed) açıklamalarının ardından yükseldi. Fed yetkililerinin bir kısmının yıl bitmeden faiz artırımı yapılabileceğine işaret etmesi üzerine yatırımcılar para politikasına ilişkin beklentilerini yeniden değerlendirdi.

Fed’in açıklamaları, politika yapıcıların federal fon faiz oranının bu yıl ve önümüzdeki iki yıl boyunca birkaç ay öncesine kıyasla daha yüksek seviyelerde kalacağını öngördüğünü ortaya koydu. Yüksek faiz oranları enflasyonun dizginlenmesine katkı sağlarken ekonomik aktiviteyi yavaşlatabilir ve finansal varlıkların fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir.

Konut kredisi ile hane halkı ve şirket borçlanma maliyetleri için belirleyici bir gösterge niteliği taşıyan ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi, salı günkü kapanışta yüzde 4,43 olan seviyesinden yüzde 4,45'e yükseldi. Para politikası beklentileriyle daha yakından ilişkili olan 2 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 4,05'ten yüzde 4,14'e çıktı.

Bu artış, Fed'in ‘nokta grafiğinin’ 18 yetkiliden 9'unun yıl sonundan önce en az bir faiz artışı beklediğini göstermesinin ardından gerçekleşti. Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh'ın yönetiminde düzenlenen ilk toplantıda ise hiçbir üye beklenti açıklaması yapmadı.

Küresel tahvil piyasalarındaki yükselen getiriler, yatırımcılar arasında enflasyonist baskıların süreceğine ve bunun ekonomik yavaşlamaya yol açarak farklı varlık sınıflarının değerlemelerini olumsuz etkileyeceğine dair endişeleri artırıyor.


İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.