Lübnan’da koronavirüs vakalarında patlama yaşanıyor

Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)
Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)
TT

Lübnan’da koronavirüs vakalarında patlama yaşanıyor

Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)
Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)

Bazı ekonomik sektörlerin yeniden işbaşı yapmasının yanı sıra bir dizi mağaza, restoran, kafe ve otellerin yüzde 30’luk kısmını kapsayacak şekilde yeniden açılması ve nargilenin yasaklanmasından sonra, Lübnan bugün, sektörleri aşamalı şekilde yeniden açma planının üçüncü aşamasına giriyor.
Sağlık Bakanı Hamad Hasan’ın açıklamasına göre, koronavirüs vaka sayısındaki artıştan duyulan endişenin, hükümeti vakaların görüldüğü bölgelerde saha araştırması yapmak için, 48 saatlik sokağa çıkma yasağı dahil olmak üzere yeni tedbirler almaya itebileceği belirtildi.
Lübnan, koronavirüs salgınını, günlük bir, iki ve hatta bazı günler sıfır vaka kaydetme suretiyle, aşamalı olarak kontrol altına almayı başardıktan sonra, 23’ü Lübnan sakini, 13’ü yurtdışıdan gelen olmak üzere 36 yeni vaka kaydetti. Önceki gün ise toplam 13 vaka kaydedilmişti. Üç gün önce, 33’ü yurtdışından gelen olmak üzere toplam 34 vaka kaydedilmişti. Bu durum, Sağlık Bakanlığı’nın 13 bin 750 kişiyi ülkeye geri getirmek için 14-24 Mayıs tarihleri arasında uygulayacağı üçüncü aşama için yurtdışında mahsur kalan Lübnan vatandaşlarının ülkeye geri döndürülmesi planı kapsamında sefer sayılarını azaltmaya yöneltti. Sağlık Bakanlığı’ndan bir kaynağın görüşüne göre, teorik olarak ülkeye geri dönen sayısı arttıkça, Koronavirüs vaka sayısı ihtimali de o nispette artıyor.

Hayat normale döndü!
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan yerel bir kaynak, yeni vaka sayısındaki artışa neden olan birden fazla faktörün bulunduğunu düşünüyor. Bu faktörlerden biri de Lübnan’ın ekonomik kısıtlamalara daha fazla dayanamaması nedeniyle hayatı yeniden normale döndürmeye başladığı bir dönemde insanların rahatlaması ve sanki Koronavirüs tehlikesi sona ermiş gibi davranması.
Kaynak, insanların önleyici tedbirlere olan bağlılığındaki azalmayı herhangi bir kişinin gözlemleyebileceğini belirtiyor. Zira Lübnan vatandaşlarının büyük bir kısmı, sosyal mesafeye uyma, güvenli mesafeye saygı gösterme, maske takma ve sadece zaruri durumlarda evden çıkma kurallarına bağlı kalma azmi gösterdikten sonra, şu durumda artık koronavirüs tehdidi ortadan kalmış gibi davranıyor. Kaynağa göre, hayatın kısmen normal seyrine dönmesi ve son birkaç gün içinde kayıpların azalması, Koronavirüs tehdidinin ortadan kalktığı konusunda insanlarda yanlış bir kanaat oluşturdu.

Gurbetçilerin ülkeye dönüşleri kontrol altında!
Gurbetçilerin ülkeye geri dönüşü sebebiyle ülke içindeki vaka sayısının artışından duyulan endişe hakkında kaynak, öncelikli olarak yurtdışındaki tüm Lübnanlıların ülkelerine geri dönme hakkı konusuna karar verilmelidir. Ardından Lübnan’da yaşayan ve dışarıdan gelen vatandaşlar konusunda alınması gereken önlemler tartışılmalıdır. Ayrıca, hâlihazırda ülkeye geri dönenlere uygulanan tedbirlerle, hayatın kısmi olarak normale döndüğü sonraki aşamalarda ülkeye dönecekler için daha fazla önleyici tedbir alınması gerektiğini belirtti.
Şarku’l Avsat’a açıklama yapan kaynak bu bağlamda, Bakanlık tarafından takip edilen prosedürlere dikkat çekti. Söz konusu prosedürler arasında, her uçakta bulunan mürettebat sayısının sınırlı tutulması, “BCR” testlerinin uygulanması, yurtdışından dönenlerin ülkeye ulaştıkları andan itibaren karantinaya alınması ve karantinadaki kişilerin güvenlik kuvvetleriyle belediyelerin işbirliği içerisinde takip edilmesi önlemlerini hala sıkı bir biçimde uygulandığını açıklayarak, Bakanlığın şu ana kadar 20 binden fazla kişiye bu prosedürleri uyguladığına dikkat çekti.
Öte yandan Şarku’l Avsat Havayolları Şirketi Genel Müdürü Muhammed el-Hud, LBC televizyon kanalında dün yayınlanan konuşmasında, gurbetçilerin yurda geri getirilmesi için ikinci aşamada düzenlenen 40 uçuşla toplam 5 bin 500 kişinin ülkeye getirildiği söyledi. Yurtdışındaki Lübnan vatandaşlarının ülkeye getirilmesi planlamasının üçüncü aşamasında toplam 100 seferin düzenlenmesi gerekiyordu, ancak bunların 17’sinin iptal edilmesine karar verildiğini ifade etti. İkinci aşamada ülkeye döndürülen gurbetçiler arasındaki vaka sayısının, birinci aşamadaki vaka sayısına kıyasla daha iyi olduğunu ve birinci aşamada olduğu gibi ikinci aşamanın da başarılı bir şekilde tamamlandığını vurguladı.
Genel Müdür el-Hud, üçüncü aşamada ülkeye getirilecek Lübnanlıların 11 bin 300 kişi olduğunu, bunun ikinci aşamada ülkeye getirilenlerin iki katı olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, sosyal mesafe kuralının bulunmayacağı üçüncü aşamadaki bütün uçaklara PCR testlerinin yapılacağını belirtti.

Yeni bir dalga korkusu
Artan vaka sayısıyla birlikte yeni bir dalganın ortaya çıkacağı endişesi hakkında Şarku’l Avsat’a bilgi veren kaynak, Lübnan’ın salgınla mücadelede büyük ölçüde başarılı olduğuna ve iyi bir aşamaya geldiğine şüphe bulunmadığını düşünüyor. Ancak bu iyiye giden göstergenin bir ateşkes veya rahatlama dönemi anlamına gelmeyeceğini de sözlerine ekliyor. Kaynak, “Koronavirüse karşı savaş devam etmektedir. Zamanı ve etki gücü kestirilemeyen ikinci bir dalgaya yönelik tahminler var. Mesele, alınan tedbirlerle ilgilidir. İnsanların salgına karşı farkındalığı ve koruyucu önlemlere bağlılığı arttığı ölçüde ikinci dalga o oranda gecikecek ve etki gücü azalacaktır.” ifadelerine yer verdi.
Bu bağlamda kaynak, özellikle hayatın yavaş yavaş normale döndürülmesi, alınan katı önlemlerin kaldırılması ve koruyucu tedbirler konusunda ilk çeyreğe dönülmesi gerektiğine, zira insanların ekonomik durumlarının sokağa çıkma yasağına daha fazla dayanamayacağına vurgu yaptı. “Epidemiyoloji bilimi, bu hastalığın zayıflamasının doğal bir sonuç olduğunu kabul ediyor. Ancak, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda, kaynağı belirlenemeyen bir ya da iki kaynağın ortaya çıkacak olması, 6 hafta içinde durumu tekrar tehlikeli bir duruma getirecektir. Bu ise yeni prosedürler ve önlemler anlamına geliyor!” ifadelerini kullandı.

Havaalanındaki gayretler otelde zayi oldu!
Kurtarma uçağındaki yolcular, yolculukları esnasında kendilerine eşlik eden önlemlerinin, sosyal mesafe, sterilizasyon, maske ve eldiven kullanımına bağlı kalınması bakımlarından oldukça iyi olduğunu vurguladı. Ancak yolculardan biri, nakledildikleri otellerdeki kaos ve koruyucu önlemlere uyma yoksunluğundan bahsetti.
İki gün önce Suudi Arabistan’dan dönen uçakla Lübnan’a dönen Rabi’, Havaalanındaki kişi sayısı, sosyal mesafe ve sterilizasyon prosedürlerinin iyi olduğunu, karantina esnasında takip etmeleri gereken kurallar hakkında bilgi aldığını söylüyor. Ancak, otobüslerle otellere taşındıktan sonra, kendilerinden BCR testi ve oda ücretlerini ödemelerinin istenmesi konusunda yaşanan anlaşmazlık sebebiyle, saat 3 buçuktan 6’ya kadar otelin kapısının önünde beklemeye zorlandıklarını esefle belirtti. Halbuki test paraları hükümet tarafından ödenirken, oda ücretleri vatandaşlara bırakılmıştı.
Rabi, otele girdikten sonra, insanların güvenli mesafeye ve koruyucu önlemlere dikkat etmediklerini, sanki Koronavirüs tehlikesi hiç yokmuş gibi davrandıklarını, eğer otele yerleştirilenler arasında virüs taşıyan biri olsa, virüsü oteldekilerin tamamına bulaştırabileceğine vurgu yaptı.
Rabi, kendisine uygulanan BCR testi sonucunun negatif çıkmasının ardından, ülkeye girişinin ikinci gününde otelden ayrılarak evine geçti ve şu anda karantinaya alındığı evinde bulunuyor. Rabi, 14 günlük karantina süresinin bitimine kadar evinden ayrılmayacağına dair Sağlık Bakanlığı’nın taahhütnamesini imzaladığını, böyle bir taahhütnameyi imzalamasa dahi, kendisi ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluğu gereği karantina prosedürlerine bağlı kalacağını vurguladı.
Sosyal medya sitelerinde yayınlanan bir başka videoda ise durum başka bir şekildeydi. Londra-Beyrut seferini yapan uçağın mürettebatıyla yolcular arasında tartışma çıktı. Yolcular, uçaktaki yolcularla mürettebat ve çalışanlar arasında boşluk bırakmaya müsaade etmeyen çok sayıda kişinin bulunması nedeniyle sosyal mesafe kuralına ve koruyucu tedbirlere uyulmamasına itiraz ettiler.



Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
TT

Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)

Iraklı kaynaklar, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları”na bağlı subayların, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıların durdurulması yönündeki girişimlerini reddettiğini bildirdi. Aynı kaynaklara göre, ABD-İran savaşının başlamasından bu yana söz konusu subaylar, Bağdat’ta “gölge askeri denetçi” gibi hareket ederek Washington’a karşı “baskı cephesini” sürdürmeyi ve müzakerelerin başarısız olması senaryosuna hazırlık yapmayı hedefliyor.

“Şarku’l Avsat”, 24 Mart 2026’da, “Kudüs Gücü”ne bağlı subayların yıpratma operasyonlarını yönetmek ve “Devrim Muhafızları” için alternatif bir operasyon odası kurmak üzere Irak’a akın ettiğini ortaya koymuştu.

Kaynaklara göre, “Kudüs Gücü” subayları Irak şehirleri arasında sürekli hareket ederek saldırı operasyonlarını denetledi, silahlı grupların İHA’lar için yerli mühimmat geliştirmesine yardımcı oldu ve militanlara füze teknolojileriyle ilgili teknik destek sağladı. Bu faaliyetlerde hedeflerin sürekli güncellendiği belirtildi.

Günlük hedef listeleri

Bir kaynak, “Devrim Muhafızları” subaylarının Iraklı silahlı gruplara günlük hedef listeleri verdiğini; bu listelerde vurulacak noktalar, kullanılacak mühimmat miktarı ve saldırı zamanlamasının yer aldığını söyledi.

Subayların denetlediği faaliyetler arasında, İHA fırlatma platformları ve askeri gözlem birimlerini kurmakla görevli hücrelerin ülke içinde yeni ve güvenli evlere dağıtılması da bulunuyor. Bu düzenlemeyle, ABD hava unsurlarının savaş öncesi ve sırasında tespit ettiği koordinatlardan kaçınılmasının amaçlandığı ifade edildi.

rereg
Irak’taki Ketaib Hizbullah unsurları, Bağdat’ta grubun bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynaklardan biri, savaşın dördüncü haftasına gelindiğinde Irak’taki “direniş” olarak adlandırılan yapının organizasyonunda değişiklik yaşandığını belirterek, ana grupların çözülmesi zor, yarı bağımsız ağlara dayalı yeni bir yapıya geçtiğini söyledi.

Bu gelişmelerin, sahada esnek hareket eden ve karmaşık güvenlik ortamlarında faaliyet gösteren uzmanlaşmış hücreler arasında görev dağılımına dayanan bir çalışma modelinin parçası olduğu kaydedildi.

Iraklı kaynaklara göre, “Devrim Muhafızları” Irak’taki silahlı grupların ağ yapısını, çok katmanlı inkâr imkânı sağlayacak şekilde yeniden tasarladı; bu yapı “caydırıcılık ve belirsizlik” unsurlarını birlikte barındırıyor.

Bazı hücrelerin, dolaylı çatışma alanının genişlemesi kapsamında komşu Arap ülkelerdeki çıkarları hedef alan sınır ötesi saldırılarla görevlendirildiği de belirtildi.

vfrtbrft
Irak’taki Ketaib Hizbullah üyeleri, 8 Nisan 2026’da Basra’da düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybeden bir arkadaşları için gerçekleştirilen cenaze töreninde (AFP)

Bu çerçevede, Irak’ın güneyindeki Basra’ya bağlı, Kuveyt’e yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Hoor ez-Zubeyr kasabasında kimliği belirsiz bir saldırı bir evi hedef aldı. Saldırıda bir radar ve fırlatma platformu imha edilirken, “Ketaib Hizbullah”a bağlı bir yetkili ile iki kişi daha hayatını kaybetti.

İran “Devrim Muhafızları” Perşembe günü Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği iddialarını reddetti. Ancak kaynaklara göre, “bu görevi yerine getirmek için Iraklı grupları kullanma kapasitesine sahip”.

Kaynaklar ayrıca, geçici ateşkes ilanından önceki son savaş haftasında İranlı subayların, Ninova ve Kerkük’teki bazı bölgelerden çekilmiş olan silahlı gruplara bağlı birliklerin yeniden konuşlandırılması talimatı verdiğini; ABD hava saldırıları nedeniyle terk edilen mevzilere geri dönülmesinin istendiğini aktardı.

“Telefonlara yanıt vermiyor”

“Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi” ve hükümetten iki kaynak, son haftalarda dört Şii partinin liderlerinin Irak içinde bulunan İranlı yetkililerle temas kurarak ABD çıkarlarını hedef alan saldırıların durdurulmasını talep ettiğini, ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti.

Kaynaklara göre, Bağdat’ta önemli nüfuza sahip bir “Kudüs Gücü” subayı, Iraklı siyasetçilerin – hatta Koordinasyon Çerçevesi içindeki müttefiklerin – telefonlarına dahi yanıt vermiyor; yalnızca silahlı grupların operasyon sorumlularıyla iletişim kuruyor.

Bu temaslar, Irak’ın daha geniş bir çatışmaya sürüklenmesini önlemeye yönelik iç çabaları yansıtırken, hükümet üzerindeki silahlı grupları kontrol altına alma baskısının arttığına işaret ediyor. Ancak bir Iraklı yetkiliye göre, “yerel siyasi irade benzeri görülmemiş şekilde zayıflamış durumda”.

Iraklı güvenlik yetkilileri de “Devrim Muhafızları subaylarının artan nüfuzundan” duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Kaynakların aktardığına göre, üst düzey bir Iraklı yetkili kapalı bir güvenlik toplantısında, “Bu adamı (Devrim Muhafızları subayı) nasıl durduramıyoruz? Bu kişi kim? Neden onu tutuklayamıyoruz ya da en azından bu saldırıları gerçekleştirmesini engelleyemiyoruz?” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı isimler, sorunun büyük ölçüde iletişim eksikliğinden kaynaklandığını; İranlıların iletişim konusunda sıkı güvenlik prosedürleri uyguladığını savundu.

Askeri denetçi rolü

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı isimler, mevcut durumu, “Devrim Muhafızları ile bağlantılı saha subaylarının Irak’ta fiilen ABD ile yürütülen çatışmayı yöneten bir askeri denetçiye dönüştüğü” şeklinde tanımlıyor. Aynı değerlendirmede, İran’ın saldırıları durdurma çağrılarına direncinin, Tahran’ın Washington ile müzakerelerden umutlu olmadığına ve çatışma cephesinin yeniden alevlenmeye hazır olduğuna işaret ettiği vurgulanıyor.

Iraklı yetkililere göre bu tablo, devletin doğrudan kontrolü dışındaki alanları denetleme konusunda güvenlik kurumlarının karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koyuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Perşembe günü yayımladığı açıklamada, Iraklı milislerin mali, operasyonel ve siyasi olarak hükümet desteğine sahip olduğunu; bu nedenle yetkililerin onları dizginlemekte ve saldırılarını sınırlamakta başarısız olduğunu savundu.

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı siyasetçiler, “Devrim Muhafızları” subaylarının bu tutumunun, Pakistan arabuluculuğunda başlayan müzakere süreciyle eş zamanlı olarak Irak’ı ABD’ye karşı bir baskı cephesi olarak tutma isteğini yansıttığını belirtti. Ancak aynı isimler, bu yaklaşımın Bağdat’taki siyasi sistemi kaosa sürükleme ve ülkeyi bölgesel izolasyona itme riski taşıdığı uyarısında bulundu.


Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire'de "Gazze Şeridi Yönetim Komitesi"nin kurulmasının üzerinden yaklaşık 3 ay geçti ve üyeleri, geçen ekim ayında Gazze Şeridi'nde imzalanan ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi, Refah sınır kapısının açılmasına rağmen, çalışmalarına başlamak ve "Hamas" hareketinden sorumluluğu devralmak için Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah sınır kapısından geçemediler.

Şarku’l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklara göre, komitenin Gazze Şeridi'ne ulaşmasını engelleyen dört ana neden var; bunların başında bugün bile devam eden İsrail yasağı, Hamas ile devir teslim konusunda nihai bir mekanizmanın olmaması, komitenin çalışmalarını destekleyecek mali bütçenin bulunmaması veya Gazze Şeridi dışında uluslararası güçlerin ya da içinde polis güçlerinin komitenin çalışmalarını destekleyememesi geliyor.

Geçtiğimiz ocak ayında, “Gazze Yönetim Komitesi”nin kurulmasının ardından, İsrail gazetesi Haaretz, kaynaklara dayanarak Binyamin Netanyahu hükümetinin komite üyelerinin Gazze Şeridi'ne girmesine izin vermeyi reddettiğini, Kahire'de görüşmelerine devam ettiklerini ve arabulucuların, özellikle Mısır'ın temsilcilerinin, komitenin aynı ayın sonuna kadar Gazze'ye girmesi konusunda ABD ile anlaşmaya varmak için çalıştıklarını belirtti.

grf
Gazze Yönetim Komitesi'nin Kahire'deki Toplantısı (Arşiv- Mısır Devlet Enformasyon Servisi)

İsrail'in komiteye yönelik yasağı değişmedi ve dün Şihab Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre Filistin medyası, BM Gazze Şeridi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'u, Dr. Ali Şit başkanlığındaki komitenin Gazze Şeridi'ne girişinin engellenmesinin ve insani görevlerini yerine getirmesinin önlenmesinin arkasında olmakla suçladı.

Hamas, Kahire ziyaretinin ardından yaklaşık bir hafta önce, hareketin temsilcilerinden ve Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin, ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını tamamlamak ve savaşın bölge üzerindeki etkilerini ele almayı sürdürmek amacıyla Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.

Sorun İsraillilerde

 Şarku’l Avsat'a dün konuşan iki Filistinli kaynak, Kahire'deki toplantıların genellikle komitenin gerçekliği ve görevlerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik çabalar hakkında müzakereleri içerdiğini belirtti. Kahire'deki yaklaşan görüşmeler, özellikle Tahran-Washington çatışmasında ateşkes döneminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyacak ve ateşkes anlaşmasını çevreleyen bazı krizlerin, özellikle de komitenin çalışmalarının çözümüne yönelik çabaları güçlendirebilir.

Kaynaklardan biri, asıl sorunun iddia edildiği gibi Mladenov'da değil, İsraillilerde olduğunu ve şu ana kadar geçişlerine izin vermediklerini açıkladı. Ayrıca Netanyahu'nun "barış konseyi" veya Trump'ın planıyla ilgilenmediğini, "eğer bölgede Filistin polisi kurulursa, İsrail'in Amerikan baskısı altında konseyin girişine izin verebileceğini, özellikle de konseyin kararlarını uygulamak ve başarısını sağlamak için sahada bir kolu olmadan başarılı olamayacağını" belirtti.

Hamas, yılın başlarında komitenin kurulmasıyla birlikte Gazze'deki hükümet yetkililerinin Ulusal Komite'nin çalışmalarını kolaylaştırmak ve yönetimi devretmek için önlemler almaya başladığını, ancak çalışmalarına başlaması için herhangi bir ön koşul öne sürmediğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

efrvfe
"Gazze Yönetim Komitesi" kurulmasına karar verilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen hâlâ Kahire'de bulunuyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli siyasi analist Dr. Abdulmehdi Mutava, komitenin görevine başlamasındaki gecikmenin üç ana nedeni olduğuna inanıyor. Birincisi, Hamas ile silahların teslimi mekanizmaları ve çalışma düzenlemeleri konusunda bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. İkincisi, özellikle yardım ve insani acil durum planları için gerekli olan mali bütçelerin yetersizliğidir. Bu nedenle, komite gerekli çalışma araçlarına sahip olmadan Gazze'de sorumluluk üstlenemez.

Mutava, uluslararası güçlerin olmayışının, komitenin bölgeye girişindeki gecikmenin üçüncü bir nedeni olarak değerlendirilebileceğine inanıyor; zira komite bu güçleri istikrara katkıda bulunan ve İsrail'in herhangi bir ihlalde bulunmasını önleyen faktör olarak görüyor.

Mutava, komitenin çalışmalarının gecikmesinden yalnızca İsrail'i sorumlu tutmuyor, aynı zamanda Hamas'ı da sorumlu tutarak şu değerlendirmede bulundu: "Hamas sürekli olarak komiteye görevlerini devretmeye hazır olduğunu ilan etse de gerçekte buna uygun önlemler almadı. Aksine, hareketin Gazze’nin odak noktaları üzerindeki kontrolünü dolaylı yoldan yeniden ele geçirdiğini, hakimiyetini daha da güçlendirdiğini ve komiteyi hareket için çalışan bir varlığa dönüştürdüğünü görüyoruz."

Mutava, "özellikle Amerikan iradesi varsa, komitenin çalışmaları için fonlar mevcutsa ve Hamas çözüm yolunun gerçek tavizler içermesi gerektiğine ikna olursa, Gazze Şeridi yönetim komitesinin krizinin çözümüne katkıda bulunabileceği için yaklaşan Kahire toplantısının önemini" vurguluyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordusunun kara harekatı yürüttüğü güney Lübnan'a yaptığı ziyaret sırasında dün yaptığı açıklamada, çarşamba günü Lübnan'ı hedef alan yoğun hava saldırılarıyla Hizbullah'a "ağır bir darbe" indirildiğini duyurdu.

İsrail ordusu dün akşam, Lübnan'daki Hizbullah fırlatma rampalarını hedef almaya başladığını açıkladı.

İsrail sınırına beş kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında konuşlanmış birliklere hitap eden Eyal Zamir, "Siz cephede ilerleyip operasyonlar yürütürken, dün Hizbullah'a ağır ve güçlü bir darbe indirdik" ifadesini kullandı.

Lübnan yetkilileri, İran yanlısı grubun savaşçılarının, 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan bu benzeri görülmemiş baskınların ardından, partinin kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini "terk ettiklerini" doğruladı.

Hizbullah dün yaptığı açıklamada, iki tarafın daha önceki savaş turlarında şiddetli çatışmalar yaşadığı Bint Cubeyl şehrinde İsrail güçleriyle yakın mesafeli çatışmaya girdiğini duyurdu.

Zamir, Hizbullah'ın artık "Lübnan'da izole edildiğini ve İran ile olan stratejik ekseninden koptuğunu" ifade etti.

"Özel hedefiniz, kuzey İsrail sakinlerine yönelik doğrudan tehdidi ortadan kaldırmaktır ve bunu sahada başarıyorsunuz," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kalıcı güvenliği yeniden sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz."