Salgın nedeniyle mahalleler karantina altına alınırken, Sana’ya korku hakim

Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)
Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)
TT

Salgın nedeniyle mahalleler karantina altına alınırken, Sana’ya korku hakim

Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)
Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)

Yemen’de Husilerin denetim altındaki bölgelerde koranavirüs kaynaklı ölümlerin artması Husi makamlarını endişelendiriyor. Kovid-19 ölümlerine  tanık olan vatandaşların yaşadığı korku atmosferi ortasında, Sana’daki 3 mahalleyi giriş çıkışlara kapatıldı.  Husi yetkililer, İran’da koronavirüse yakalanmış onlarca unsurun Yemen’e getirmekle suçlanıyor.
Bağımsız en-Nida gazetesi genel yayın yönetmeni, İran’dan gelen onlarca milisin, Umman Sultanlığı ile olan sınır aracılığıyla ülkeye girmesi sonrasında geçen Mart ayının son günlerinde işgal altındaki başkent Sana’da koronavirüsün kaydedildiğini açıkladı. Yetkili, milis liderliğin bu vakaları tespit ettiğini, ancak gizlediklerini, bunlara ilişkin herhangi bir sağlık tedbiri uygulamadığını ve kısıtlama olmaksızın faaliyetlerine izin verdiğini vurguladı.
Yemen hükümetinden bir yetkili de Şarku’l Avsat’a benzer bir açıklamada bulundu. Hükümetin, sınır kapılarının kapatılmasından günler önce milisilerin İran’dan gelen 20 unsuru gizledikleri hususunda uyarı yaptığını hatırlatan yetkili, bunların Husilerin yandaşlarından birinin sahibi olduğu, Sana’daki el-Mutavakel Hastanesi’ne giriş yaptıklarını belirtti.
Yemenli yetkili, İran’dan gelen Husi unsurların koronavirüse yakalandığı gerçeğinin gizlenmesi nedeniyle ülkenin gerçek bir felaketle karşı karşıya kaldığı uyarısı yapan hükümetin açıklamalarını hatırlatarak, “Durum, dünyanın ciddiye almadığı hükümetin tavrının doğruluğunu gösteriyor. Husi kontrolü altındaki bölgelerden yapılan haberleri doğrulamak zor. Ancak Yemenliler, Husi hükümetindeki sağlık bakanı Taha el-Mutavakel’in, bazı sektörlerden yetkililer de dahil yaklaşık 20 bakanın virüse yakalandığını belirtti” dedi. Sana’da Husi karşıtı kaynaklar da Şarku’l Avsat’a, Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin de evinin bulunduğu el-Senine mahallesindeki sağlık kompleksinin direktörü Munir el-Kaiş’in de koronavirüs nedeniyle geçen çarşamba gecesi hayatını kaybettiğini ifade etti. Kaynaklar ayrıca, 5 kadın öğretmenin, Sevra Hastanesi’nden 3 doktorun ve çok sayıda sağlık çalışanının da öldüğünü belirtti.
Husiler, gerçek vaka ve ölü sayını gizlemekte ısrarlarını sürdürürken, darbeci makamlar salgının yayılması ve günlük ölü sayısının artış göstermesinden sonra Sana’daki 3 mahallenin giriş çıkışlarını kapattı. Bu çerçevede vatandaşlara, koronavirüs dolayısıyla bir hafta boyunca evlerinden dışarı çıkmama uyarıları da yapıldı. Sana’nın batısındaki ez-Zibe mahallesinde de benzer uygulamalar ortaya koyuldu.
Bir bölge sakini olan Ali Abdurrahman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, durumun korkutucu olduğunu söyledi. Abdurrahman, cenazelerin bitmediğini, vatandaşların çoğunun koronavirüsün semptomlarına benzer rahatsızlıklardan şikayetçi olduğunu söylerken, “Kırk yıldır Sana’da yaşıyorum. Uzun süredir bu kadar ölü görmedim. Bu felaketin yok olması için Allah’tan başka umudumuz yok” dedi.
Ali Abdurrahman’a göre araçlar, Husi milisler eşliğinde insanlara evlerinde kalmalarını isteyen uyarılar yaparak sokakları dolaştı.
Öte yandan bazı camilerin imamları, vatandaşlara koronavirüs salgını dolayısıyla namazlarını evlerinde kılma çağrısı yaptı.
Başbakanlık binasının yakınlarındaki 45’inci bölgenin giriş çıkışları da Husiler tarafından tamamen kapatıldı. Milisler, virüsün kaydedilmesi sonrasında bölge sakinlerini evlerinde kalmaya zorladı.
Kovid-19 önlemleri, ed-Dali vilayetine bağlı Damt şehrine kadar uzanırken, tıbbi kaynaklar da Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, milislerin şehrin sokaklarına silahlılar ve güvenlik personelleri konuşlandırdıklarını belirtti. Bölgedeki şehir hastanesinde çalışan 2 doktorun ölmesinin ardından şehirde kapsamlı bir hareket yasağı getirildi.
Bu felaketin ortasında milisler, askeri tırmanışını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in ‘on binlerce Yemenlinin ölmesine ve en az 16 milyon vatandaşın virüse yakalanma riski altında oluğunu belirterek, salgınla mücadele etmek için savaşı durdurma ve çabaları birleştirme’ planını milisler engellemeye devam ediyor.
Husiler, Suudi Arabistan topraklarını insansız hava araçlarıyla hedef almaya, cephelere takviyelerde bulunmaya, el-Cevf, Nihm, Hudeyde, ed-Dali ve el-Beyda’da Yemen ordusunun pozisyonlarına saldırmaya yeniden başladı.
Yemenliler, Husi liderliğinden BM Temsilcisinin önerilerine ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun ateşkes çağrılarına olumlu bir yanıt vermesini beklerken, Husi milisler ise Suudi Arabistan’ın güneyindeki Necran şehrine saldırıda bulundu. Saldırının, koalisyon güçlerinin mevziilerine ulaşmadan geri püskürtüldüğü belirtildi.
Koalisyon tarafından yayınlanan bildiriye göre koalisyon güçleri sözcüsü Albay Turki el-Maliki, saldırıda sivillerin hedef alınmak istendiğini söylerken, “Koalisyon, Husi milislerin yeteneklerini etkisiz hale getirmek için caydırıcı önlemler almaya devam edecek” dedi. Maliki ayrıca, koalisyon tarafından bir buçuk ay önce ilan edilen tek taraflı ateşkesten bu yana milislerin 4 bin 400’ten fazla saldırı gerçekleştirdiğini ifade etti.
Öte yandan hükümet, Aden’de Acil Durum Komitesi’nin koronavirüs salgınıyla mücadele çabalarını desteklemek amacıyla bölgesel ve uluslararası desteği seferber etmeye çalışıyor.
Acil Durum Komitesi sözcüsü Dr. İşrak es-Sabei, acil sağlık hizmetleri alanında faaliyet gösteren Aspen Medical şirketinden bir heyetle bir araya gelerek, yoğun bakım ünitesi de dahil olmak üzere koronavirüs vakalarının tedavisi için entegre tıbbi üniteyi başlatmak üzere sözleşme imzaladı. Sabei, Yemen Sağlık Bakanlığı’nın sağlık ekibine görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli tüm imkânları sağlayacağını söylerken, “Bakanlık, uluslararası ve bölgesel kuruluşlara koronavirüsle mücadelede kapsamında Yemen’deki programlarını ve faaliyetlerini uygulamak için destek sağlama taahhüdünde bulundu” dedi. Sözcü ayrıca, özellikle de bazı vilayetlerde koronavirüsün yayılması nedeniyle oluşan mevcut istisnai koşullar ortasında Sağlık Bakanlığı, bağışçılar ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonun, sağlık hizmetlerinin sunulmasına destek sağlayacağını söyledi.
Ekibin, ‘korona’ salgınıyla mücadele için Aden şehrinde 100 yatak kapasiteli entegre bir tıbbi birim kurmak amacıyla Yemen sağlık yetkilileri ile işbirliği dahilinde çalışacağı belirtildi.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.