Gurbetteki Libyalılar: Sosyal entegrasyon politikanın ötesine geçiyor

Gurbetteki Libyalılar: Sosyal entegrasyon politikanın ötesine geçiyor
TT

Gurbetteki Libyalılar: Sosyal entegrasyon politikanın ötesine geçiyor

Gurbetteki Libyalılar: Sosyal entegrasyon politikanın ötesine geçiyor

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını dünyanın her yanına dağılmış olan Libyalı toplulukların durumuna da ışık tuttu. Özellikle çoğu ülkenin sınırlarını kapatmasının ardından vatandaşların bulundukları ülkede mahsur kalmasıyla birlikte ortaya Libya büyükelçiliklerinin ve diplomatik misyonların meseleyi nasıl ele aldığına ilişkin sorular çıktı.
Libyalılar ‘anlaşmazlıklarını, siyasi ve fikri mücadelelerini’ yurt dışına da aktardılar mı? Yoksa ülkedeki bölünmenin sona ermesi umutlarına rağmen yeni toplumlarının içinde eridiler mi?
Libya'nın İsveç Büyükelçisi Muhammed Zeyani, ülkedeki büyükelçiliğin siyasi veya bölgesel ayrımcılık yapmaksızın yaklaşık 7 bin 500 Libya vatandaşıyla temasta bulunduğunu söyledi. Bunların, İsveç Krallığı, Finlandiya Cumhuriyeti, İzlanda ve Baltık devletlerindeki (Letonya, Estonya ve Litvanya) Libyalılar olduğunu belirten Zeyani sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sınıflar ve siyasi anlaşmazlıklar burada görünmüyor. Herkes işine ve çalışmasına entegre olmuş durumda. Dini ve sosyal ortamlarda Libya topluluğunun bireyleri arasında geniş bir insani iletişim var. Büyükelçilik ile başkent dışında yaşayan kimseler arasındaki mesafeye rağmen telefon, sosyal medya ve büyükelçilik web sitesi gibi araçlar üzerinden temas kuruluyor. Korona salgını patlak verdiğinde büyükelçilikte ikamet kaydı bulunmayan kimseler de dahil olmak üzere her Libya vatandaşıyla telefon üzerinden bir program aracılığıyla iletişim kurduk. Onlara, herhangi bir sorunla karşılaşmaları veya aile üyelerinden birinin virüse yakalanması durumunda bizimle irtibata geçmelerini söyledik. Ayrıca salgın nedeniyle işini kaybedenlere mali destek sağladık ve mahsur kalanların da ihtiyaçlarını karşıladık.”
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Zeyani, Libya topluluğunun İsveç'teki tarihine dair şunları söyledi:
“Libyalı topluluğun krallıkta bulunuşu 1960’lı yıllara dek uzanıyor. Hepsi de özellikle yabancı uyruklar arası evlilikler ile İsveçliler ile iç içe oldular. İsveç, özellikle tıp ve mühendislik alanlarında Libyalı lisansüstü öğrencileri için harika bir yer. Ayrıca bazıları özel küçük ve orta ölçekli ticari şirketler de kurabildi.”
Brezilya'daki Libyalı topluluğun durumu da İsveç'tekinden farklı değil. Libya’nın Brezilya Büyükelçisi Dr. Usame Savan, buradaki Libyalıların az sayıda olmasının, yüz aileyi geçmemelerinin sosyal bağları ve yakınlıkları açısından bir avantaj olduğunu söyledi. Aynı zamanda bu durumun onları siyasi anlaşmazlıklardan uzak tuttuğu değerlendirmesinde bulunan Dr. Savan, Brezilya vatandaşlarını kardeş olarak gördüklerini ifade etti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Savan, Brezilya’daki Libyalı topluluğunun üç kesime ayrıldığına dikkat çekti:
“Bu kesimlerden ilki 10 aileyi geçmiyor. İtalyan işgali sırasında buraya geldikleri göz önünde bulundurulduğunda bu kimselerin Brezilya toplumu içerisinde tamamen eridikleri söylenebilir. Kendi işleri var ve mali durumları da çok iyi. Libya meseleleriyle ilgileri yok. 30’a yakın ailenin bulunduğu ikinci kesim ise 2011 yılından sonra ülkedeki çatışmalar dolayısıyla buraya geldi. Libya'daki işlerini ve geçim kaynaklarını geride bıraktılar. Brezilya vatandaşlıkları olmasına rağmen ülke ile olan bağlantılarını koruyorlar ve büyük şehirler arasında yaşıyorlar. Büyükelçilik personelinin aileleri de dahil olmak üzere başkentte yaşayan bir dizi aile ise üçüncü kesimi oluşturuyor. Bu kimselerin yanı sıra bir de koronadan sonra sınırların kapatılması dolayısıyla mahsur kalanlar var. Büyükelçilik, güvenli bir şekilde Libya'ya dönene kadar onların masraflarını karşılıyor. Bu kimselerin yüzde 80’nin gerek sosyal medya aracılığıyla gerekse de büyükelçilik tarafından düzenlenen kutlamalar aracılığıyla doğrudan irtibatları var. Libyalı toplulukların sayısının bir ülkeden diğerine değişiklik göstermesi, öncelikle ülkenin şartları, ikamet, iş ve yatırım olanaklarıyla ilişkili. Bununla birlikte o ülkede akraba ve arkadaşların da bulunması tercih sebeplerinden biri oluyor. Bazen bin kadar Libyalının bulunduğu Almanya’da olduğu gibi ilgili ülkede bulunuşun tek amacı tedavi yahut eğitim oluyor. Hükümete bağlı olan Libya Dışişleri Bakanlığı'na göre dünya üzerinde 137 diplomatik misyonumuz var. En büyük Libyalı topluluklar Mısır, Tunus ve Türkiye arasında dağılmış durumda.”
Şarku’l Avsat’a konuşan Libya'nın eski Suudi Arabistan Büyükelçisi Muhammed el-Keşşat da şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ülkelerdeki Libyalı toplulukların sayılarının azlığı, yaşadıkları toplum içerisinde erimelerine yol açtı. Libyalı topluluğun üyeleri arasında herhangi bir siyasi anlaşmazlık yaşansa bile bu, keskin bir rekabet veya düşmanlığa dönüşmüyor. Bu rekabet ne bireyler arasındaki görüşmelerin sonlanması ne de sosyal medya üzerinden sert paylaşımlarla sonuçlanıyor. Muammer Kaddafi rejimi destekçileri ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) kuvvetlerinin Libya'ya müdahalesini destekleyen gruplar arasında olduğu gibi... Kaddafi taraftarları ve doğudaki bazı kabileler, hükümeti destekleyen topluluklarla görüşmeyi kabul etmediler. Onları, gerçekleştirdiği son saldırıda bazı şehirleri kontrol eden ve çocuklarının ölmesine sebep olan DEAŞ’a bağlı radikal örgütleri desteklemekle suçladılar.”



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.