Mısır, Libya'da askeri müdahaleye hazırlanıyor: Sirte ve Cufra kırmızı çizgimizdir

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün, ülkenin batısında askeri bölgedeki Mısır Hava Kuvvetleri birliklerini ziyaret etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün, ülkenin batısında askeri bölgedeki Mısır Hava Kuvvetleri birliklerini ziyaret etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Libya'da askeri müdahaleye hazırlanıyor: Sirte ve Cufra kırmızı çizgimizdir

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün, ülkenin batısında askeri bölgedeki Mısır Hava Kuvvetleri birliklerini ziyaret etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün, ülkenin batısında askeri bölgedeki Mısır Hava Kuvvetleri birliklerini ziyaret etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ‘Libya’ya doğrudan askeri müdahale’ mesajı olarak görülen dünkü açıklamasında, ülkesinin şimdiye kadar Libya’nın iç işlerine hiç karışmadığını, ancak şuan durumun farklı olduğunu ve Arap ülkeleri, Mısır ve Libya arasındaki ulusal güvenlik denkleminin sarsıldığını söyledi. Sisi, Mısır’ın ve bölgenin çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak için hazırlık yapmanın zorunlu hale geldiğini vurguladı.
Mısır Cumhurbaşkanı dün, çeşitli askeri silahların hazır olup olmadığını inceledikten sonra ülkenin batısında askeri bölgedeki Mısır Hava Kuvvetleri birlikleri önünde üst düzey devlet adamlarının, Mısır ordusu komutanlarının ve Libyalı kabilelerin temsilcilerinin de katılımıyla bir konuşma yaptı.
Ülkesinin ‘bir dönüm noktasında olduğunu’ söyleyen Sisi, yabancı askeri güçlerin yayılma hayallerinin Mısır sınırlarında doğrudan tehditler oluşturduğunu belirterek, “Gerek Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca kendini savunma hakkı açısından olsun gerek Libya’da seçilmiş tek meşru otorite olan (Tobruk kentindeki) Temsilciler Meclisi'nin talebi üzerine olsun, Mısır’ın (Libya’ya ) yapacağı herhangi bir doğrudan askeri müdahale uluslararası meşruiyet kazanmıştır” ifadelerini kullandı.
Ankara ile karşı karşıya gelme isteğini somutlaştırmış gibi görünen Sisi, Libya topraklarında Sirte ve Cufra’nın ‘kırmızı çizgileri’ olduğunu söyledi. Sisi,  ülkesinin ‘yok sayılmasına izin vermeyeceğini’ vurguladı. Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın dün yaptığı açıklamada, Libya'da sürekli ateşkes sağlamak için Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçlerinin Sirte ve Cufra şehirlerinden çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi isim vermeden Türkiye’nin bölgedeki askeri hareketlerinin ‘geçmişindeki nüfuzunu geri kazanma çabaları’ ve ‘milletimizin güvenlik ve istikrara sahip olmasını istemeyişi’ olarak görürken konuşmasında sık sık Libya’da çatışan tarafların artık durdurulması, krize bir çözüm bulunması ve müzakerelerin başlaması gerektiğini vurguladı. Silahlı müdahalenin ne doğudan ne de batıdan geçemeyeceğini söyleyen Sisi,  “Krizi sonlandırmak için müzakerelere başlıyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşması sırasında orada hazır bulunan Libyalı kabilelerin temsilcilerine seslenen Sisi, “Şimdiye kadar Libya'nın iç işlerine karışmadık. Güvenliğiniz ve istikrarınız dışında hiçbir şeyle de ilgilenmiyoruz. Libya’yı sadece Libyalılar savunacaktır.  Gençliğinizi ve gözetiminizde onları eğitin, donatın ve silahlandırın” dedi.
Sisi, konuşması sırasında önünde hazır bulunan batı askeri bölgedeki birliklere işaret ederek, “İlerleyecekler ve sizler (Libyalılar) kabilelerin ileri gelenlerinin önderliğinde oradasınız. Mesele sona erdiğinde askeri güçler barışçıl bir şekilde oradan çıkacaklar. Libya'da güvenlik ve istikrar dışında hiçbir şey istemiyoruz” diye konuştu.
Sisi’nin konuşmasında sık sık, Libya'daki gelişmelerin ‘ve paralı askerler ile milislerin bölgeye getirilmesinin’ Arap ülkelerinin, bölgenin ve Avrupa’nın ulusal güvenliğinin yanı sıra uluslararası barış ve istikrara ve Mısır’ın çıkarlarına doğrudan tehdit oluşturduğunu vurgulaması dikkat çekti.
Bu bağlamda LUO lideri Halife Hafter ve Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile geçtiğimiz haftalarda başlattığı ‘Kahire Bildirgesi’ girişimine de değinen Sisi, girişimin ılımlı güçlerin ve uluslararası tarafların memnuniyetle karşılamasına ve desteğine rağmen, çatışan taraflarından birine aşırılık yanlısı milisler ve paralı askerlerle destekleyen dış güçlerin hakimiyetinin, ateşkes girişiminin uygulanmasına izin vermediğini ve komşu ülkelere düşmanca mesajlar gönderildiğini söyledi.

Libya'ya müdahale etmesi durumunda Mısır ordusu için beş stratejik hedef belirleyen Sisi bunları şöyle sıraladı:
1 - Mısır devletini batı sınırlarını terörist milislerin ve paralı askerlerin tehditlerinden korumak ve kollamak,
2 - Mısır’ın ve Arap ülkelerinin güvenliğinin bir parçası olarak Libya’nın güvenlik ve istikrarını hızla yeniden kazanması için destek vermek,
3 - Ateşkes için gerekli koşulları oluşturarak doğudaki ve batıdaki Libyalıların kanının akmasını durdurmak,
4 -  Taraflardan herhangi birinin mevcut koşulları aşmasını önlemek ve derhal ateşkes uygulanmasını sağlamak,
5 - Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde ve Berlin Konferansı’nın sonuçları çerçevesinde kapsamlı bir siyasi anlaşmanın başlatılması.
Sisi dün yaptığı konuşmada, Mısır ordusunun Libyalı kabileleri eğitip silahlandıracağına dikkati çekerek, ordunun Libya'ya ilerlemesi halinde Libyalı kabilelerin öncülük edeceğini ifade etti.
Öte yandan Libya Kabileleri ve Şehirleri Yüksek Konseyi Başkanı'nın Dışişleri Danışmanı Halid el-Guveyl, Libyalı kabilelerin, devletin yokluğunda, çok sayıda dış müdahalenin olduğu devlet işlerinde en büyük role sahip olduğunu söyledi.
Diğer yandan LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin konuşmasıyla ilgili değerlendirmesinde Mısır'ın Libya krizindeki konumunun ‘Arap mükemmeliyetinin’ bir yansıması olduğunu belirtti. Tuğgeneral Mahcub dün düzenlediği basın toplantısında, Libya'da güvenliği sağlayacak olan ‘gerçek ortağın’ Türkiye değil, Mısır olduğunu vurguladı.
Sisi’nin konuşması sırasında orada hazır bulunanlardan biri olan Terhune Kanaat Önderleri Başkanı Salih Fendi ise Mısır’ın Libya’daki krizi çözme çabalarına, sınırsız desteğine, Tobruk Temsilciler Meclisi ve LUO güçleri ile terörün ortadan kaldırılması konusundaki tavrına övgüde bulundu.



Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
TT

Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)

Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkiler, silahlı gruplara destek verilmesi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlenmesi yönündeki karşılıklı suçlamaların ardından benzeri görülmemiş bir gerilim sürecine girdi. Ortak sınır hattında yaşanan askeri hareketlilik ise krizin bölgesel çapta açık bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Bu gerilim, Sudan’ın, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren savaş nedeniyle son derece karmaşık bir iç krizden geçtiği dönemde yaşanıyor. Söz konusu durum, Hartum yönetiminin yeni bir dış krizle başa çıkma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirirken, karşılıklı suçlamaların siyasi ve güvenlik boyutunda mı kalacağı yoksa doğrudan askeri çatışmaya mı dönüşeceği tartışılıyor.

Gözler, Afrika Boynuzu uzmanı Cameron Hudson’ın değerlendirmelerine çevrilmiş durumda. Hudson, Sudan ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkilerin kötüleştiğine ve Hartum’un ortak sınır yakınında askeri güç yığınağı yaptığına dikkat çekti. Bu değerlendirme, Sudan ordusunun birkaç gün önce Addis Ababa yönetimini Sudan’a yönelik düşmanca faaliyetlere karışmakla suçlamasının ardından geldi. Sudan ordusu ayrıca, Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’nın, HDK’ye ait İHA’ların kalkış noktası olarak kullanılmasına izin verildiğini öne sürdü.

Hudson, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Sudan’ın ‘Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve sınır bölgesine yeni askeri birlikler sevk ettiğini’ öne sürdü. Hudson, iki ülke arasındaki tarihsel gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Sudan’ın 2023’ten bu yana devam eden iç savaş nedeniyle son derece hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çekti. Sudan tarafından diplomatik ilişkilerin tamamen kesildiğine dair resmî bir açıklama yapılmamış olsa da Hartum yönetimi Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı. Bu adım, Sudan ordusunun Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE), Hartum Havalimanı ve diğer noktaları hedef alan İHA saldırılarına karışmakla suçlamasının ardından geldi.

Sudan ordusu geçen hafta yaptığı açıklamada, son saldırıların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan başlatıldığını öne sürerken, Addis Ababa yönetimi bu suçlamaları kesin bir dille reddederek ‘hiçbir temele dayanmadığını’ savundu.

Bu gelişmeler, Reuters tarafından aylar önce yayımlanan bir araştırma dosyasının ardından gündeme geldi. Söz konusu haberde, Etiyopya’nın Sudan sınırındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde, HDK mensubu binlerce savaşçının eğitildiği gizli bir kamp bulunduğu iddia edilmişti. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bu bilgiler saha kaynakları ve uydu görüntülerinden elde edildi.

Haberde ayrıca bu kampın, Sudan’daki savaşın bölgesel boyuta taşındığının göstergesi olduğu değerlendirmesi yapılırken, Etiyopya makamları konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmadı. Aynı bağlamda, Yale Üniversitesi bünyesindeki İnsani Araştırmalar Laboratuvarı tarafından yayımlanan bir raporda da,geçtiğimiz nisan ayında Asosa kentindeki bir askeri üste HDK lehine Etiyopya kaynaklı askeri destek işaretlerinin tespit edildiği belirtildi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)

Etiyopya ise suçlamalara karşılık vererek, Sudan’ın Tigray bölgesindeki hükümet karşıtı grupları desteklediğini ve Etiyopya’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini öne sürdü. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ayrıca Hartum yönetimini, HDK ile yürütülen savaşta bazı Tigraylı isyancıları kullanmakla suçladı. Bakanlık, iki ülke arasındaki ilişkileri koruma amacıyla bu iddiaları daha önce kamuoyuna açıklamaktan kaçındığını belirtti.

Mevcut gerilim, iki ülke arasında uzun yıllardır süregelen karşılıklı güvensizlik ve örtülü çatışma geçmişine dayanıyor. Etiyopya, farklı dönemlerde Sudanlı muhalif gruplara ev sahipliği yaparken, özellikle Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri John Garang ile Sudanlı taraflar arasındaki arabuluculuk süreçlerinde de siyasi rol üstlendi. Sudan’daki mevcut savaşın başlamasının ardından Addis Ababa yönetimi, Korgeneral Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki HDK heyetini ağırlarken, eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk öncülüğündeki Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) da dahil olmak üzere Sudanlı sivil muhalif grupların toplantılarına ev sahipliği yaptı.

Öte yandan Sudan da geçmişte Etiyopya’nın iç çatışmalarında etkili roller üstlendi. Sudanlı İslamcı lider Hasan et-Turabi, geçmişte verdiği röportajlarda Etiyopyalı isyancıların Addis Ababa’ya Etiyopyalılar tarafından kullanılan Sudan tanklarıyla girdiklerini söylemişti. Sudan Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı el-Fatih Urve ise 1991 yılında Mengistu Haile Mariam rejiminin devrilmesinin ardından, Etiyopya eski Devlet Başkanı Meles Zenawi’yi Hartum’dan Addis Ababa’ya taşıyan uçağı kendisinin kullandığını açıklamıştı.

Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, 1995 yılında dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e yönelik Addis Ababa’daki suikast girişiminin ardından ciddi bir gerilim sürecine girdi. Mübarek, o dönemde Afrika Birliği (AfB) zirvesine katılmak üzere Etiyopya’da bulunuyordu. Etiyopya ve Mısır, Sudan eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir yönetimini ve Ulusal İslam Cephesi hareketini saldırıya karışmakla suçlamış, Hartum yönetimi ise bu iddiaları reddetmişti. İki ülke arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri de Sudan’ın doğusundaki el-Faşka sınır bölgesi olmaya devam etti. Sudan ordusu, 2020 yılının sonunda bölgede yeniden konuşlanarak uzun yıllardır Etiyopyalı grupların kontrolünde bulunan bazı alanları geri aldı. Addis Ababa yönetimi ise bu hamleyi, Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki savaşla meşgul olmasının fırsata çevrilmesi olarak değerlendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)

Mevcut gerilim ortamında temel sorulardan biri, karşılıklı suçlamaların doğrudan bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği olarak öne çıkıyor. Askeri uzmanlar, taraflar açısından siyasi, askeri ve ekonomik maliyetlerin yüksek olması nedeniyle kapsamlı bir savaş ihtimalinin halen sınırlı olduğu görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre Sudan ordusu zaten Nisan 2023’ten bu yana HDK ile geniş çaplı bir savaş yürütürken, Etiyopya da çeşitli bölgelerde iç karışıklıklar ve karmaşık güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Sudanlı askeri uzman Dr. Cemal eş-Şehid, Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin artık geleneksel diplomatik anlaşmazlıkların ötesine geçtiğini, stratejik mesajlar ve güvenlik baskılarının karşılıklı olarak verildiği bir aşamaya ulaştığını söyledi. Ancak eş-Şehid, mevcut koşullarda taraflar arasında kapsamlı bir askeri çatışma çıkmasını düşük ihtimal olarak değerlendirdi. Gerilimin özellikle el-Faşka bölgesi, Nahda (Hedasi) Barajı ve silahlı gruplara destek verildiği yönündeki karşılıklı suçlamalar nedeniyle sınırlı sınır çatışmalarına dönüşebileceğini belirten eş-Şehid, Sudan’ın şu anda önceliğinin iç savaşı sonuçlandırmak ve ülke içinde istikrarı yeniden sağlamak olduğunu, bu nedenle dış cephede bir savaşın son derece maliyetli olacağını ifade etti.

Öte yandan emekli pilot yarbay et-Tayyib el-Malekabi, mevcut gerilimin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını ve bölgesel bir çatışmanın yaklaşmakta olduğuna işaret edebileceğini savundu. Bununla birlikte el-Malekabi, Sudan ordusunun Etiyopya ile açık bir savaşa girecek düzeyde fiili askeri hazırlığa sahip olmadığını düşündüğünü söyledi. El-Malekabi ayrıca dış tehdit söyleminin, iç savaşın yarattığı baskıları hafifletmeye yönelik bir araç olarak da kullanılıyor olabileceğini dile getirdi.

Diplomatik gerilim, askeri hareketlilik, sınır anlaşmazlıkları ve karşılıklı müdahale suçlamalarının gölgesinde, Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin son derece hassas bir sınavdan geçtiği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre güvenlik kırılganlığının ve çok katmanlı çatışmaların hâkim olduğu Afrika Boynuzu’nda olası bir doğrudan çatışma, yalnızca iki ülke için değil, bölgenin tamamının istikrarı açısından yeni bir tehdit oluşturabilir.


El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya
TT

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

Ali el-Zeydi başkanlığında kurulması planlanan yeni Irak hükümeti, güvenoyu sınavıyla karşı karşıya bulunuyor. Irak Parlamento Başkanlığı’nın bugün kabine oylaması için tarih belirlemesiyle birlikte, bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar sürerken, sürpriz bir gelişme yaşanmaması hâlinde hükümet listesinin parça parça olarak oylanabileceği belirtiliyor.

Parlamento Başkanlığı Basın Dairesi, oturum gündeminde hükümet programı ile Zeydi kabinesinin oylanmasının yer aldığını açıkladı. Bu durum, özellikle Koordinasyon Çerçevesi içindeki görüş ayrılıkları devam etse de siyasi güçlerin hükümete güvenoyu verme yönünde ilerlediğine işaret ediyor.

Siyasi bloklar, bakanlıklar ve başbakan yardımcıları konusundaki müzakerelerini dün akşam saatlerine kadar sürdürdü. Taraflar üzerinde, olası bir siyasi boşluk ya da gerilimi önlemek amacıyla hükümetin bayram tatilinden önce kurulması yönünde baskı olduğu ifade edildi.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, milletvekillerinin büyük bölümünün adayların özgeçmişlerini henüz incelemediğini belirtti. Bunun yanında, bakanlık kotalarının paylaşımı, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması meselesi ve Zeydi’yi destekleyen siyasi güçlerin silahlı gruplarla ilişkisi konularındaki anlaşmazlıkların da sürdüğü kaydedildi.

Sızan bilgilere göre eğitim, sanayi, savunma ve dışişleri bakanlıklarını kapsayan dağılım üzerinde uzlaşmaya yaklaşılırken, Zeydi “ekonomik ve kalkınma öncelikli yeni bir hükümet kurmaya çalıştığını” söyledi.


Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
TT

Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)

Minni Arko Minawi, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur Bölge Valisi olarak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Sudan’da “en büyük suçları” işlediğini ve ülkenin savaşın ağırlığı altında çöktüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, güçlerinin silaha “zorunlu olarak” sarıldığını belirten Minawi, Sudan ordusunun yanında yer almalarını ise “Sudan halkını, tarihini ve topraklarını hedef alan saldırıların dayattığı bir zorunluluk” olarak nitelendirdi.

İnsani trajedi derinleşirken, yerinden edilme ve yıkımın boyutu da giderek artıyor. Minawi, bu ortamda herhangi bir “başarıdan” söz etmenin gerçeklikten uzak olduğunu kabul ederek, savaşın can kayıplarından ekonomik kaynaklara kadar her şeyi tükettiğini vurguladı.

Darfur’daki yerinden edilmiş sivillerin kamplarındaki durumu “felaket” olarak nitelendiren Minawi, özellikle eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri başta olmak üzere temel hizmetlerin neredeyse tamamen çöktüğünü ifade etti. Ayrıca sivillerin geniş çaplı yağma ve yoksullaştırma operasyonlarına maruz kaldığını söyledi.

Tahminlere göre çatışmalarda on binlerce kişi hayatını kaybederken, Sudan içinde ve dışında 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi.