Arap Birliği geçmişten bir miras mı yoksa geleceğe yönelik bir ihtiyaç mı?

Arap Birliği geçmişten bir miras mı yoksa geleceğe yönelik bir ihtiyaç mı?
TT

Arap Birliği geçmişten bir miras mı yoksa geleceğe yönelik bir ihtiyaç mı?

Arap Birliği geçmişten bir miras mı yoksa geleceğe yönelik bir ihtiyaç mı?

Nebil Fehmi
Arap dünyasındaki gerilimler ve dalgalanmaların yanı sıra Arap ülkelerinin yaşadığı iç ve dış zorlukların gölgesinde, Arap Birliği’nin (AL) Arap dünyası ve uluslararası camia düzeyinde fizibilitesi ve etkinliği hakkında çok fazla söz söylendi. Bazıları, AL’nin kurumları ve çeşitli prosedürleri hakkındaki bir takım gözlemlerini ve çekincelerini dile getirirken bazıları da sorumluluğun egemen karar vericiler olarak yalnızca AL üyesi ülkelere ait olduğuna inanıyorlar.
Belki bu suçlamadan önce uluslararası ve bölgesel kuruluşların büyük çoğunluğunun, küreselleşmekle ve daha önce eşi benzeri görülememiş şekilde teknolojiye bağımlı hale gelmekle suçlanan, günümüzde güvenilirliklerini kaybetmeye başladıklarına dair eleştirilere maruz kaldıklarını belirtmek daha uygun olabilir. Bu eleştiriler, dikkatleri hızla küresel meselelere çekerek, onları halkın tartıştığı konular haline getirerek ulusal ve bölgesel ve uluslararası diplomatik kurumlar yerine kişiselleştirerek buna acil bir çözüm bulunması ihtiyacını artırıyor.
Eleştirilen kurumlar arasında birçok bölgesel örgütün yanı sıra çok taraflı eylemleri olan Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) yer alıyor. Burada çok taraflılık pahasına ikili diplomaside genel bir sapma söz konusu. Uluslararası sistemin, kurumlarının ve etkileşimlerinin yeniden düzenlendiği tarihi bir dönemden geçerken uluslararası siyasi gündemi şekillendirmede artan nüfuz, gayri resmi roller ve bunun etrafında önerilen bir takım çözümler bulunuyor.
Araplar, 1945'te kurulan AL’nin Arap ülkelerinin söz konusu dönemdeki liderlerinin bilgeliğini yansıtan ilk bölgesel örgüt olmasından ve aynı şekilde aralarındaki toplu ve bireysel olarak ulusal çıkarlarına hizmet eden bu iş birliğinin, çağının ötesinde yapılmış sağlam bir değerlendirme olması bakımından gurur duymalılar.
Araplar AL ile girişimlerinin, yaratıcı düşüncelerinin, farkındalıklarının ve iş birliklerinin çıkarlarını desteklediğini ve egemenliklerini etkilemediğini fark ettiler. AL’nin de tıpkı diğer kurumlar gibi göz ardı edilmemesi veya hafife alınmaması gereken ekonomik başarıları ve tutumları var. Bununla birlikte uluslararası gelişmelere ve çağın zorluklarına ayak uydurmak, doğru değerlendirmede bulunmak ve AL kurumlarını ve prosedürlerini yönetme verimliliğini artırmak mümkündür.
Şahsen birçok kez Arap dünyasındaki sorunların en önemli nedenlerinden birinin, her ne kadar hayatın normal ve kaçınılmaz bir özelliği olsa da, sık sık ortaya çıkan değişim fikrinden duyulan memnuniyetsizlik olduğu konusunda ısrar ettim. Arap dünyası, çağdaş uluslararası dönüşümlere ayak uydurmada diğer ülkelerin ve kurumların gerisinde kalmıştır. Geriden gelen, yavaş ve sadece tepkide kalan bir hareketliliğimiz oldu.
AL Genel Sekreterliği, 1954 yılından bu yana iç tüzükte değişiklikler yapılması için çalışıldığını ve 1964’ten beri Arap ülkeleri arasındaki zirveler gibi bir takım prosedürlerde değişiklikler olduğunu açıkladı. Örneğin 2005 yılında Cezayir’de yapılan Arap Zirvesi'nde bir Arap parlamentosu kurmak, sivil toplumun Arap Ekonomik Birliği Konseyi (CAEU) Ekonomik ve Sosyal Konseyi çalışmalarına katılmasına izin vermek gibi önemli kararlar alındı. Bununla birlikte serbest bir Arap ticaret bölgesi kurmak için daha önce eşi benzeri görülmemiş başka fikirler ortaya atıldı.
AL çerçevesinde Ekonomik ve Sosyal Konseyi, alanlarında uzman Arap örgütleri ve Arap bakanlık konseyleri, daimi teknik komiteler ve benzeri bir dizi organ ve kurum oluşturulmuştur. Eski AL Genel Sekreteri Nebil El-Arabi, mevcut yüzyılın başlarında Arap ülkeleri içinde ve bölgede gerginliklerin artmasıyla Lahdar İbrahimi başkanlığında Gassan Selame ve İyad Medeni’nin de üyeleri arasında olduğu bir uzmanlar komisyonu kurdu. Ben de bu komisyonun bir üyesiydim. Komisyondaki görevim, AL tüzüğünde yapılacak değişikliklerin temellerini atmak, AL kurumlarındaki en önemli çalışmaları düzeltilmek, sivil toplumun AL zirvelerine katılmasını sağlamak, şeffaflığı ve çağdaş siyasi, sosyal ve ekonomik konuların ele almak ve AL’nin zamana ayak uydurmasını sağlayacak kurumları oluşturulmakla sona erdi.
Bunun ardından AL’de hükümet temsilcilerinin katımlıyla çalışma grupları oluşturuldu. AL Konseyi’nin üç ayrı seviyesinde yani liderler zirvesi, bakanlar zirvesi ve temsilciler zirvesi düzeyindeki görevlerle ilgili metinlerde netlik olmadığı görüldü. Aynı şekilde iş tanımının yapılmadığı ve AL iç tüzüğünde dönemsel toplantılar için görev dağılımı yapılmadığı anlaşıldı. Aynı şekilde AL’nin toplanması, başkanlığı ve karar alma mekanizmasına ilişkin bir takım sorunların ele alınması gerektiği de ortaya çıktı.
Daha da önemlisi bir takım değişiklikler önerildi. Bu öneriler arasında AL üyesi ülkelerin kesinlikle taahhüt ettikleri iki temel kriter belirlendi. Bunlardan birincisi ve en önemlisi; AL üyesi ülkelerin ve mevcut hükümet sistemlerinin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması, AL tüzüğünün ilke ve hedefleri doğrultusunda ortak Arap çıkarlarının korunması ve hiçbir üye ülkenin bir başka üye devletin içişlerine karışmamasıydı. Ayrıca BM Anlaşması ilkelerine, Arap ülkeleri arasındaki anlaşmaların ve uzlaşıların yanı sıra uluslararası sözleşmelere saygı duyulması, hak ve görevlerde üye ülkeler arasında eşitlik ilkesine saygı gösterilmesi, güç veya tehdit dili kullanılmaması, uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi, demokratik ilkelere saygı duyulması, adalet ve eşitliğe kıymet verilmesi, insan haklarının korunması, iyi yönetim ve hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesiydi.
Aynı şekilde hoşgörü ve ılımlılığı yaymanın, şiddeti ve aşırıcılığı reddetmenin, terörün tüm biçimleriyle ve tezahürleriyle mücadele etmenin, dil, kültür ve tarih de dahil Arap kimliğinin temellerini güçlendirmenin, dinler, kültürler ve medeniyetler arasındaki diyalogu geliştirmenin ve kabul edilen yasal ve düzenleyici çerçevelere uygun olarak Arap sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile iş birliği geliştirerek ve ortaklıklar kurarak Arap ülkelerinin eylemlerine AL çerçevesinde ortak bir boyut kazandırmanın önemi de vurgulandı.
Diğer yandan AL’nin aldığı kararların üye ülkelerin ve halkların iradesini yansıtmasını sağlamak için oylama sistemine özel bir bölüm ayrılmıştır. Bu bölüm, ortak bir fikir birliğine varılamaması halinde AL Konseyi’nde her düzeyde karar alınabilmesini sağlayan bir mekanizma oluşturulmuştur. Ayrıca bir ülkenin AL üyesi bir ülkeye saldırganlıkta bulunması karşısında alınması gereken önlemlere ilişkin kararlar ve oybirliğiyle kabul edilmesi gereken kararlarla ilgili mekanizmalar da ele alınmıştır.
Arap dünyasının ve AL’nin bölgesel eylemlerdeki liderlikleri konusunda gurur duyulacak bir şeyleri olduğuna inanıyorum. Ancak aynı zamanda bazı Arap ülkelerinin kendi ulusal çıkarlarını AL kararlarına tercih ettikleri ve bu durumun da AL’nin aldığı kararlara duyulan güvenin büyük ölçüde yitirildiğine dair giderek artan bir his olduğu da kabul edilmelidir.
Sonuç olarak, onaylanıp uygulanabilecek çok sayıda öneri, çalışma ve değişiklik var. Fakat Arap ülkeleri bunlarla AL’nin kurucularının akıllıca ve stratejik kavramıyla ilgilenmeliler. Arap ülkeleri arasındaki stratejik işbirliği herkesin yararınadır ve ülkelerin ulusal egemenliklerine zarar vermez.
AL’nin çalışmaları, kararların ve üye ülkelerin güvenilirliğini korumak için bir vizyon ve geleceğe yönelik hedeflerle güncellenmeli, mümkün olduğunda uyumluluğa yatırım yapmalı, görüşlerde şeffaflığı öne çıkarmalı ve yönetilmelidir. Bu, aynı zamanda AL Genel Sekreterliği’nin rolünü ve sorumluluklarını geliştirmenin yanı sıra ülkelerin kendileri ve insanları için bağlayıcı kararlar almadaki sorumluluklarına saygı gösterirken, yaratıcı bir şekilde düşünce, risk ve zorluklardan bahsetmelerine de olanak tanıyacaktır.
Arap dünyasının bugün yaşadığı büyük zorluklar göz önüne alındığında Cezayir'in bir sonraki Arap Zirvesi dönem başkanlığı görevini üstlenmeden önce bir takım meselelerle karşı karşıya olan Arap-Arap ilişkilerinin yeni bir aşamaya taşınması için uygun bir zemin hazırlamak amacıyla tüm ilgili Arap taraflarla çeşitli konularda sessiz ve aktif bir diplomatik süreç başlatmasını öneriyorum. Bu konuların başında İran’ın Arap dünyasına müdahalelerine ve bölgeye hakim olma girişimlerine karşı ortak bir Arap tutumu sergilenmesinin yanı sıra İsrail tarafından atılan Arap-İsrail barış sürecinin temellerinin uyarlanması, Suriye'den Arap dünyasına ve AL’ye dönüş için atılabilecek adımlara verilecek karşılığın tanımlanması ve İran’ın nüfuzu yerine Arap ortak tutumundan yana olması halinde Irak’la olan ilişkilerin yeniden yapılandırılması geliyor. Benzer şekilde, Levant (el-Maşrık) bölgesindeki meselelerden daha az öneme sahip olsa da Katar ile Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır arasındaki anlaşmazlığın da ele alınması gerekiyor. Burada amaç, acil eylemin bir özeti olarak zirvede kapsamlı bir beyan veya bildiri yayınlamak ve belirli adımları ve yürütme prosedürlerini içeren pratik bir eylem planı elde etmektir.
Her ne kadar siyasi bir uçurumun kenarında dolaşsak da mevcut durum iddialı, cesur ve gerçekçi olmamızı gerektiriyor. Tüm bu faktörler üzerinde anlaşmaya varmanın zorluğu, ciddiyetsiz ve uygulanabilir olmayan genel formüller ve artık bir son verilmesi gereken cafcaflı sözler için ne bir gerekçe ne de bir sebeptir. Daha ziyade onaylanabilecek anlaşmalar yapmak veya en azından tamamlanmamış süreçlerde güven artırıcı önlemler almaya başlamak ve girişimlerin kalıcılığı için samimi müzakere mekanizmaları oluşturmak adına tüm ciddiyetimizle harekete geçmeliyiz. Arap siyasetinin geleceği ve bekası bir takım zorluklarla karşı karşıyadır. Başkalarının Ortadoğu'nun kimliğini değiştirme girişimleri, zor olsa da ancak ciddi ve dürüst bir Arap iş birliği ile engellenebilir. Gelecekteki çıkarlarımızı korumanın en iyi yolu budur.
 



Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
TT

Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göçmenlik memurlarının vücut kameralarının kullanımını genişletme çabalarına karşı çıktı ve denetim personelini büyük ölçüde azalttı. Aynı zamanda çok sayıda memuru Minneapolis ve diğer şehirlere göndererek bir dizi şiddetli çatışmaya yol açtı.

İki Amerikalı protestocuyu öldüren iki silahlı çatışmanın yoldan geçenler tarafından çekilen görüntüleri, vurulmuş iki kişinin göçmenlik memurlarıyla şiddetli çatışmalara neden olduğu yönündeki resmi açıklamaları doğrulamada videoların gücünü ortaya koydu.

Bu nedenle, memurlar tarafından giyilen vücut kameraları polis reformu çabalarının merkezinde yer aldı. Ancak Trump yönetimi geçen yıl, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı memurlarına vücut kameraları takılmasına yönelik pilot programın uygulanmasını yavaşlatmak için harekete geçti ve haziran ayında fonlamayı yüzde 75 oranında azaltmasını ve kolluk görevlilerini kamera ile donatma eğiliminden vaz geçmesini istedi.

Geçen yıl yetkililer, göçmenlik kurumlarını denetleyen üç iç denetim kurumunun tüm çalışanlarını ücretli izne çıkardı ve bu da onların suistimalleri soruşturma yeteneklerini zayıflattı.

Ağustos ayına kadar Baltimore Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu'nun direktörlüğünü yapan Darius Reeves, eski Başkan Joe Biden'ın (Demokrat) görevde olduğu 2024 yılında vücut kameraları için pilot programın yavaş ilerlediğini söyledi ancak Cumhuriyetçi Trump döneminde “doğum aşamasında öldü”.

Yorum talebine yanıt olarak, Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurlarının “yasayı uygulamak ve Amerikan toplumlarını korumak için kahramanca çalıştıklarını” söyledi. Jackson, “Suçlular yerine kolluk görevlilerini suçlayanlar, yasadışı yabancı suçluların emirlerini yerine getiriyorlar” ifadesini kullandı. Reuters tarafından yayınlanan doğrulanmış video görüntülerinde, cumartesi günkü silahlı çatışmanın yaşandığı olay yerinde bulunan sekiz veya daha fazla sınır muhafızından en az üçünün vücut kamerası taktığı görülüyor.

Reuters, kameraların çalışır durumda olup olmadığını veya fiziksel çatışmaya karışan memurlardan herhangi birinin bunları takıp takmadığını belirleyemedi.

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi veya sınır devriye görevlileri, Minneapolis'te Amerikan vatandaşları Reneh Goode ve Alex Brattin'in vurularak öldürülmesi dahil olmak üzere şiddet olaylarına karıştığında, Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, kapsamlı soruşturma yapılması çağrısında bulunmak yerine, kurbanları saldırganlar olarak nitelendirdiler.

Trump, geçen yıl Kongre'deki Cumhuriyetçiler kampanyaya 170 milyar dolarlık bütçe ayıran bir yasa tasarısını kabul ettikten sonra, bu yıl göçmenlik uygulamalarını sıkılaştırmaya başladı. Bu önemli bütçe artışının, ICE ve Sınır Devriyesi'nin çalışma şeklini değiştirmesi bekleniyor.


Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
TT

Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)

Sudan'ın Mavi Nil Eyaleti'nin güney cephesinde, ordunun merkezi bölgeleri ve Hartum'u Hızlı Destek Kuvvetleri'nden (HDK) geri alması sonrasında yaşanan göreceli sakinliğin ardından şiddetli çatışmalar yeniden başladı.

Dün, bir tarafta ordu, diğer tarafta HDK ve müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) arasında çatışmalar yoğunlaştı ve özellikle Bav bölgesinde yoğun çatışmalar yaşandığı bildirildi.

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), el-Salk ve Ahmar Saydak kasabalarının yanı sıra stratejik öneme sahip Malkan kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini ve ordu güçlerinin Mavi Nil Eyaleti'nin başkenti Damazin'e doğru geri çekildiğini bildirdi. Bu, saatlerce süren ve savaş dronları, topçu birlikleri ve zırhlı araçların da dahil olduğu şiddetli çatışmaları bildiren çok sayıda kaynak tarafından doğrulandı. Ordu konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.

Öte yandan, Kamil Idris başkanlığındaki Sudan hükümeti, dün başkente döndükten sonra Hartum'da ikinci toplantısını gerçekleştirdi.


Rubio, Irak Başbakanı ile İran ile ilişkileri ve DEAŞ üyelerinin gözaltına alınmasını görüştü

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)
TT

Rubio, Irak Başbakanı ile İran ile ilişkileri ve DEAŞ üyelerinin gözaltına alınmasını görüştü

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani (DPA)

ABD Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun dün tesislerde DEAŞ üyelerinin nakli ve gözaltına alınması ile Irak'ın İran ile ilişkilerinin ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığının yaptığı açıklamada, "(Görüşmeler) ülkelerin Irak'taki vatandaşlarını hızla geri göndermelerini ve adalete teslim etmelerini sağlamaya yönelik devam eden diplomatik çabaları kapsıyordu" ifadeleri yer aldı.

Rubio ayrıca, “İran tarafından kontrol edilen herhangi bir hükümetin (Irak'ta) Irak'ın çıkarlarını önceliklendirmede, Irak'ı bölgesel çatışmalardan uzak tutmada veya Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklık geliştirmede başarılı olamayacağını” vurguladı.