Dünyanın en kıymetli otomobil şirketi Tesla'nın piyasa değeri absürt derecede tırmandı

Elektrikli otomobil üreticisi beklentilere meydan okuyarak dünyanın en değerli otomobil şirketi oldu

Tesla'nın Çin'de üretilen Model 3'ünün Şanhay'daki teslim törenine katılan Tesla CEO'su Elon Musk jest yaparken fotoğraflandı (AFP)
Tesla'nın Çin'de üretilen Model 3'ünün Şanhay'daki teslim törenine katılan Tesla CEO'su Elon Musk jest yaparken fotoğraflandı (AFP)
TT

Dünyanın en kıymetli otomobil şirketi Tesla'nın piyasa değeri absürt derecede tırmandı

Tesla'nın Çin'de üretilen Model 3'ünün Şanhay'daki teslim törenine katılan Tesla CEO'su Elon Musk jest yaparken fotoğraflandı (AFP)
Tesla'nın Çin'de üretilen Model 3'ünün Şanhay'daki teslim törenine katılan Tesla CEO'su Elon Musk jest yaparken fotoğraflandı (AFP)

2020'nin ikinci çeyreğinde elde ettiği net kârı 104 milyon dolar (yaklaşık 712 milyon TL) olarak bildiren Tesla, böylece 4 çeyrek üst üste kâr açıklamış oldu.
Piyasa değeri şu an 300 milyar dolar (yaklaşık iki trilyon TL) civarında olan, girişimci Elon Musk'ın liderliğindeki elektrikli araç şirketi, rakiplerinden daha az araba sattığı halde dünyanın en değerli otomobil şirketi oldu.
Maliyeti azaltmaya yönelik önlemler ve "beklenenden daha iyi" teslimatlar, şirketin koronavirüs pandemisi sebebiyle kapatılan fabrikalarından ötürü yaşadığı kaybı telafi etmesini sağladı. Tesla'nın hisselerinin ani biçimde yükselmesinin ardından Salı günü Musk 2,1 milyar dolarlık (yaklaşık 14 milyar TL) devasa bir kâr payı almaya hak kazanarak Mayıs'tan bu yana turnayı ikinci kez gözünden vurdu.
Otomobil üreticisinin hisse fiyatı kârlılık haberleriyle yüzde 5 fırladı ve ABD'de hisse senetleri piyasasının ana ölçütü olan S&P borsa endeksinde yer alabilir hale geldi.
Çoklu varlık yöneticisi NN Investment'ın başkanı Ewout van Schaick, CNBC'ye Tesla'ya biçilen değerin "neredeyse absürt" olduğunu söyledi:
"Birçok otomobil üreticisi geleneksel arabalardan elektrikli arabalara geçişi sağlamakta gerçekten zorlanıyor, Tesla da şu anda her şeyin hazır vaziyette olmasının faydasını görüyor.
Fakat Tesla ve diğer otomobil üreticileri arasındaki biçilen değer farkı neredeyse absürt derecede fazla, bu yüzden bence diğerleri Tesla'ya yetişmekte zorlanacak."
Tesla, ABD'deki ikinci araba fabrikasını Teksas'a bağlı Austin'de inşa etmeyi planladığını da duyurdu. Musk neredeyse 810 hektarı bulan alanın Kolorado Nehri üzerinde "ekolojik bir cennet" olacağı ve CyberTruck'la Semi araçlarını üreteceği sözünü verdi.
Teksas Valisi Greg Abbott yaptığı basın açıklamasında 1,1 milyar dolar (yaklaşık 7,5 milyar TL) maliyetindeki fabrikanın "en az 5 bin yeni iş" yaratabileceğini söyledi.
Musk'ın üretimi artırma planlarını madencilere daha fazla nikel üretmeleri yönündeki çağrı izledi. Nikel, Tesla'nın elektrikli arabalarına güç sağlayan bataryalar için asli bir malzeme. Nikel bataryalarda enerjinin yoğunlaşmasını sağlayarak arabaların tek bir şarjda daha uzağa gidebilmesine olanak tanıyor.
Çarşamba günü Musk "Eğer nikeli verimli ve çevreye duyarlı şekilde çıkarırsanız Tesla sizinle dev gibi, uzun vadeli bir sözleşme imzalar" demişti.
 



Trump kabul etmez ama Çin'le ticaret savaşında gözünü ilk kırpan o oldu

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Trump kabul etmez ama Çin'le ticaret savaşında gözünü ilk kırpan o oldu

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

ABD Masters Turnuvası'nda golf izleme, bu oyunu bizzat oynama, masaları gezme ve Mar-a-Lago'da yemek yiyenleri selamlama arasında Donald Trump'ın Bertrand Russell'ı incelemek için çok az zaman bulduğunu tahmin etmek makul olur.

Bu üzücü çünkü Britanyalı filozofun 1922'de yayımlanan Çin Sorunu kitabını özümsemek, sadece bu pasajla bile ona ve Amerika'ya fayda sağlayabilir:

Çin ulusu dünyadaki en sabırlı ulus, yüzyılları diğer ulusların on yılları gördüğü gibi görüyor. Temelde yok edilemez ve beklemeye gücü yeter.

Mandarin dilinde Donald Trump'ın bile dikkatini çekebilecek bir başka kısa ifade de var: Birebir çevrildiğinde "Acı yemek" anlamına gelen "chi ku", şikayet etmeden acı çekmek manasında kullanılıyor.

Russell'ın gözlemlediği gibi, Çin'in kültürünü ve yaklaşımını böyle özdeyişler tanımlar. Bugün Pekin'in, ABD'nin dünyanın en kalabalık ülkesiyle ekonomik rekabetini çarpıcı bir şekilde tırmandırmasına karşı kullandığı stratejinin ardında onlar yatıyor.

ABD Başkanı halihazırda göz kırptı ya da göz kırpıyormuş gibi göründü. Cuma günü Çin, ABD'den ithal edilen mallara uygulanan vergiyi yüzde 84'ten yüzde 125'e çıkararak Trump'ın tarifelerine karşılık verdi. Hafta sonu ABD'nin akıllı telefonları, bilgisayarları ve diğer tüketici elektroniği ürünlerini kendi vergi artışlarından muaf tuttuğu açıklandı. Bu bir geri adım gibi görünüyordu.

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick ise "Hayır" dedi. Bu ürünler belirli ülkelere uygulananların haricindeki vergilerle yakında karşılaşacaktı. Daha sonra Trump, bir sosyal medya paylaşımında bu ürünlere muafiyet tanınmadığını iddia ederek kararlı bir tavır sergiledi. Büyük harfler ortaya çıktı:

Tarifelere yönelik yürüteceğimiz ulusal güvenlik soruşturmalarında Yarı İletkenlere ve TÜM ELEKTRONİK TEDARİK ZİNCİRİNE bakıyoruz.

Yine de mevcut muafiyet, bir geri adım gibi görünüyordu.

Başkan Şi her zamanki gibi hiçbir şey söylemedi. Gelecek günlerde ve haftalarda daha fazlasını bekleyebiliriz: Bir tarafta kas gösterme ve bağırma, karşı cephede sakin metanet.

Bu, Çin'in sarsılmayacağı anlamına gelmiyor. Trump ve çevresinin hesaplarına göre Çin'in ABD'ye ihtiyacı var. Trump'ın sürekli atıfta bulunduğu bu devasa ticaret dengesizliği olmadan, Çin'in ihracatı için buna denk bir pazar yok. Şi ve çalışma arkadaşlarının, ülkelerinin hızla artan refahı, nüfusunu beslemesi ve aynı zamanda şişen orta sınıfın servetindeki artışı körüklemesi için ABD'ye bel bağladığını düşünüyorlar.

Ticaret söz konusu olduğunda, ABD-Çin mücadelesi yeni bir mesele değil. Hatta Trump ilk döneminde ikisi arasındaki eşitsizliğin üstesinden gelmeye çalıştı. Çin, dış ticareti teşvik etmeyi sürdürürken iç tüketimi ve kendi kendine yetmeyi artırma anlamına gelen "ikili dolaşım" veya "yeni kalkınma modeliyle" yanıt verdi.

Trump ikinci kez şansını deniyor. Ancak daha az odaklanmış bir şekilde, üç hedefi tek bir saldırıya dönüştürüyor: Federal geliri artırmak, Kanada ve Meksika gibi ülkeleri uyuşturucu tedariki gibi finansal olmayan nedenlerle cezalandırmak ve daha eşit bir ticaret dengesi sağlamak. Bu, üç danışman grubunu içeriyordu ve bir karmaşa reçetesi oluşturdu.

Aynı zamanda ekonomiyi siyasetle harmanlamaya çalıştı ve tarifeler söz konusu olduğunda ikisi birbiriyle kaynaşmıyor. Ekonomistlere her zaman tarifelerin kötü bir fikir olduğu, dayatılmaması ve bunlara cevap verilmemesi gerektiği öğretilir. Ancak Trump, Amerika'nın siyasi onayını aldığına ve çoğu Amerikalının kendisini destekleyeceğine inanıyor.

Trump bu hamlenin yaklaştığının sinyalini defalarca verdi. Çinliler hazırlık yapabilmiştir. Trump ilk salvoyu yaptığına göre, Amerika'nın üç hedefi vurmak için bir füze ateşlemeye çalışmasını izleyebilirler.

Trump, Çin'in ticaret fazlasına odaklanırken, ABD yönetiminin kendilerine önemli miktarda borçlu olmasından kaynaklanan kilit bir karta sahip olduklarının bilincindeki Çin, öncesinde Trump'ı ikinci bir devlet ziyaretine davet ederek muhtemelen eldeki tek kartını oynayan Birleşik Krallık'ın aksine, metanetini koruyup güvende kalabilir.

Çin, Amerikan dolarlarını doğrudan elden çıkarmasa da sertliğini başka yollarla ifade edebilir: ABD yatırımlarını yavaşlatarak, daha az yatırım yaparak ve sermayeyi başka yerlere yönlendirerek. Çin'in elindeki bir diğer güvence de üretimdeki küresel hakimiyetinin Amerika'nın finansal hizmetler ve yapay zekadaki hegemonyasıyla eşleşmesi. Dağınık ABD yaklaşımının artırdığı bölünmeden de faydalanabilirler. Avrupa, Pekin'e yaklaşmaya hazırlanma işaretlerini halihazırda gösteriyor.

Her iki süpergücün de canı yanacaktır, bunu yapmayacak kadar birbirlerine bağımlılar. Ancak ABD'nin yüksekten atmasını da bir zafer olasılığı gibi yorumlamak da bir hata olabilir. Bir uzlaşma sağlamak zorundalar. Bunun her iki lidere de itibar kaybettirmeden başarılması kritik önemde.

Trump ne söylerse söylesin ve Şi de ne söylemezse söylemesin, rekabetlerinin nereye varacağı neredeyse kesin.

Independent Türkçe