MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti

MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti
TT

MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti

MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti

Merkez Bankası, fiyat gelişmeleri raporunda temmuz ayında enerji fiyatlarının uluslararası petrol fiyatlarındaki toparlanmaya bağlı olarak artışını sürdürürken, gıda yıllık enflasyonunun sınırlı bir düşüş kaydettiği belirtildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2020 yılı Temmuz Ayı Fiyat Gelişmeleri raporunu yayınladı. Rapora göre tüketici fiyatları Temmuz ayında yüzde 0,58 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,86 puan gerileyerek yüzde 11,76 oldu. Enerji fiyatları uluslararası petrol fiyatlarındaki toparlanmaya bağlı olarak artışını sürdürürken, gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti. Temel mal grubu yıllık enflasyonu bir önceki yılın aynı ayındaki vergi ayarlamalarının oluşturduğu baz etkisiyle gerilemiş, hizmet enflasyonu ise yatay seyretti. Bu görünüm altında B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonu azalırken, eğilimleri yükseldi.
Temmuz ayında tüketici fiyatları yüzde 0,58 oranında artmış ve yıllık enflasyon 0,86 puan azalarak yüzde 11,76 oldu. Bu dönemde B (TÜFE'den işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın kalemlerinin çıkarılmasıyla ulaşılan endeks) ve C (TÜFE'den enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın kalemlerinin çıkarılmasıyla ulaşılan göstergeler) endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 1,46 ve 1,39 puan azalarak yüzde 10,49 ve yüzde 10,25 olarak gerçekleşti. Alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkıları incelendiğinde, bir önceki aya göre temel mal, gıda ve enerji gruplarının katkıları sırasıyla 0,78, 0,12 ve 0,06 puan azalmış, alkol-tütün-altın ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,08 ve 0,02 puan arttı.
Mevsimsellikten arındırılmış verilerle üç aylık ortalamalara göre B ve C göstergelerinin eğilimlerinde artış gözlendi. Bu dönemde, enflasyon eğilimi temel mal grubunda daha belirgin olmak üzere temel mal ve hizmet gruplarında yükseldi.
Hizmet fiyatları Temmuz ayında yüzde 1,06 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu yatay seyrederek yüzde 11,80 oldu. Yıllık enflasyon haberleşme ve diğer hizmetler grubunda yükselirken, ulaştırma hizmetleri başta olmak üzere diğer alt gruplarda geriledi. Ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki düşüşte tavan fiyat uygulamasının da etkisiyle fiyatları azalan şehirlerarası otobüs kalemi (yüzde 6,33) belirleyici oldu. Lokanta-otel grubunda fiyatlar bir önceki aya göre bir miktar yavaşlayarak artmaya devam etmiştir. Diğer hizmetler grubunda kişisel ulaştırma araçlarının bakım ve onarımı, eğitim hizmetleri ve paket tur fiyatlarındaki artışlar dikkat çekmiş, berber ve kuaför hizmetleri fiyatlarındaki artışlar ise bir miktar yavaşladı. Öte yandan, bazı hizmet sektörlerine uygulanacak KDV indirimlerinin önümüzdeki dönemde grup enflasyonunu olumlu etkileyeceği değerlendirildi
Temel mal grubu enflasyonu Temmuz ayında 2,81 puan düşüşle yüzde 8,58 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon tüm alt gruplarda geriledi. Temmuz ayında mobilya, otomobil ile elektrikli ve elektriksiz ev aletleri alt kalemlerinde fiyat artışları izlenmesine karşın, geçen yılın aynı dönemindeki yüksek bazın etkisiyle dayanıklı mal grubu yıllık enflasyonu belirgin bir oranda düştü.. Bu dönemde giyim fiyatları aylık bazda mevsim ortalamalarına yakın bir gerileme kaydederken, diğer temel mal grubu fiyatlarında ise ılımlı bir artış gözlendi.
Enerji grubu fiyatları Temmuz ayında yüzde 2,50 oranında arttı. Son dönemlerde uluslararası enerji fiyatlarında gözlenen toparlanmaya bağlı olarak akaryakıt ve tüpgaz fiyatları Temmuz ayında sırasıyla yüzde 5,73 ve yüzde 4,99 oranında yükseldi. Ayrıca bu dönemde şebeke suyu fiyatları yüzde 2,46 oranında artış kaydetti. Bu gelişmelere karşın, bir önceki yılın aynı dönemindeki yönetilen kalemlerden elektrik fiyat ayarlaması kaynaklı yüksek baz sebebiyle, enerji grubu yıllık enflasyonu 0,55 puan gerileyerek yüzde 8,57 olarak gerçekleşti.
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu Temmuz ayında 0,20 puan düşerek yüzde 12,73 oldu. İşlenmemiş gıda fiyatları aylık yüzde 2,77 gerilerken, baz etkisi nedeniyle grup yıllık enflasyonu yüzde 13,85'e yükseldi. İşlenmiş gıdada son dönemde gözlenen olumlu seyir Temmuz ayında belirginleşmiş ve aylık fiyat artışı yüzde 0,16 oldu. Bu doğrultuda, baz etkisinin de katkısıyla grup yıllık enflasyonu yüzde 11,64'e geriledi. Taze meyve ve sebze fiyatlarındaki aylık düşüş sınırlı kalırken, diğer işlenmemiş gıda grubu fiyatları yatay seyretti. Diğer işlenmemiş gıdada yumurta fiyatlarındaki artış dikkat çekerken, son dönemde aylık enflasyonu yüksek seyreden bakliyat grubunda ise fiyatlar geriledi. İşlenmiş gıda grubu fiyatlarındaki olumlu görünümün alt gruplara yayıldığı gözlendi. Bu gelişmelerle, taze meyve ve sebze dışı gıda grubunda yıllık enflasyon bir miktar düştü.
Temmuz ayı başında tütün ve alkol ürünlerinden alınan maktu ve asgari maktu ÖTV tutarlarının YİÜFE'deki altı aylık değişime endeksli olarak yükseltilmesine istinaden alkollü içecek fiyatları yüzde 3,61 oranında artarken, tütün ürünleri fiyatları yatay seyretti.

Yİ-ÜFE
Yurt içi üretici fiyatları Temmuz ayında yüzde 1,02 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 2,16 puan artarak yüzde 8,33 oldu. Petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış eğilimi bu dönemde azaldı.
Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, yıllık enflasyon enerji grubunda belirgin olmak üzere bütün alt gruplarda yükseldi. Aylık bazda, enerji fiyatlarındaki artışta uluslararası petrol fiyatlarındaki görünüme bağlı olarak rafine edilmiş petrol ürünleri ve ham petrol ile gaz imalatı fiyatları belirleyici oldu. Ara malları fiyatlarındaki artışta değerli ana metaller, temel kimyasallar ve demir dışı metal cevherleri öne çıkarken; sermaye malları grubundaki artışta motorlu kara taşıtları ile parça ve aksesuarları ve makineler etkili oldu. Dayanıklı tüketim malları fiyatları mobilya, ev aletleri ve mücevherat kaynaklı yükselirken; dayanıksız tüketim malları fiyatları işlenmiş et ürünleri ile meyve ve sebze fiyatlarındaki düşüşle beraber geriledi. Özetle, Temmuz ayında üretici fiyatlarının yıllık enflasyonu artarken ana eğilimi yavaşladı.



East Pipes, Aramco ile 12,27 milyon doların üzerinde bir sözleşme imzaladı

Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)
Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)
TT

East Pipes, Aramco ile 12,27 milyon doların üzerinde bir sözleşme imzaladı

Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)
Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)

“East Pipes Integrated for Industry” şirketi, Suudi Arabistan’ın petrol devi Saudi Aramco ile beş ay süreli yeni bir sözleşme imzaladığını açıkladı. Sözleşme kapsamında Aramco için çelik boruların üretimi ve tedariki gerçekleştirilecek. Sözleşmenin toplam değeri, katma değer vergisi dahil 46 milyon riyalin (12,27 milyon dolar) üzerinde.

Sözleşme, ihalenin sonuçlandırılmasına ilişkin işlemlerin aynı gün tamamlanmasının ardından 22 Eylül 2026 Salı günü resmen imzalandı. Şirket, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanacak olumlu finansal etkinin 2026-2027 mali yılının dördüncü çeyreğinde mali tablolarına doğrudan yansıyacağını belirtti.

“East Pipes Integrated for Industry” yönetimi, finans piyasasında şeffaflık ve kurumsal yönetim kurallarına bağlılık çerçevesinde, işlemde ilişkili herhangi bir tarafın bulunmadığını teyit etti. Şirket, sözleşmenin olağan ticari koşullar ve çerçeveler doğrultusunda yapıldığını bildirdi.


FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
TT

FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri

Türkiye, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede önemli ilerleme kaydetti. Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) son değerlendirmesine göre kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali istihbaratın kullanımı ve uluslararası işbirliğinde gelişme sağlanırken kara para aklamaya ilişkin soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısı da önemli ölçüde arttı.

FATF, çarşamba günü yayımladığı değerlendirmede Türkiye'nin sınır ötesi suç gelirlerinin izini sürme ve yurt dışında bulunan yasa dışı varlıkların geri alınması konusunda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti. Kuruluş ayrıca karmaşık ve yüksek riskli davalardaki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Değerlendirme, FATF'ın Türkiye'ye yönelik 2019 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı incelemenin ardından geldi. Buna göre Ankara, o tarihten bu yana özellikle kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali bilgilerin kullanımı ve yabancı makamlarla işbirliği alanlarında mali suçlarla mücadele kapasitesini güçlendirdi.

Türkiye'nin teknik uyum düzeyindeki iyileşmenin göstergelerinden biri de FATF'ın 40 tavsiyesi kapsamında hiçbir başlıkta "uyumsuz" olarak sınıflandırılmaması oldu. Türkiye yalnızca iki tavsiyede "kısmen uyumlu" olarak değerlendirildi.

Türkiye'nin ekonomik konumundan kaynaklanan riskler

Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeye rağmen FATF, ülkenin bölgesel bir finans, ticaret ve lojistik merkezi olması, nakit işlemlerin yaygınlığı ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü nedeniyle kara para aklama risklerine açık olmaya devam ettiğini belirtti.

Başlıca riskler arasında dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve kumar ile uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer kaçakçılık faaliyetleri yer alıyor.

FATF, Türkiye'nin karmaşık kara para aklama soruşturmaları yürütme kapasitesini geliştirdiğine dikkat çekti. Soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısının da önceki değerlendirmeye kıyasla önemli ölçüde arttığı belirtildi.

Yurt dışındaki varlıkların takibinde zorluklar

Yetkililerin performansındaki iyileşmeye rağmen FATF, yurt dışında bulunan suç gelirlerinin geri alınmasını daha fazla çalışma gerektiren alanlardan biri olarak belirledi. Kuruluş ayrıca sınır ötesi hareket eden yasa dışı gelirlerin izinin sürülmesi kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede, Türkiye'nin Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) mali bilgilerin toplanması, analiz edilmesi ve ilgili kurumlarla paylaşılmasında merkezi bir rol üstlendiği belirtildi. MASAK'ın 300'den fazla veri tabanına doğrudan erişim imkanına sahip olduğu kaydedildi.

FATF ayrıca MASAK ile kolluk kuvvetleri ve diğer kamu kurumları arasındaki işbirliğine övgüde bulundu. Türkiye'nin sınır ötesi soruşturmalarda resmi ve gayriresmi işbirliği kanallarından yararlandığına dikkat çekildi.

Üç yıllık yol haritası

FATF, Türkiye'ye yüksek riskli suçlardan kaynaklanan kara para aklamaya ilişkin soruşturma ve kovuşturmalara daha fazla öncelik vermesi çağrısında bulundu. Bu suçlar arasında uyuşturucu ticareti, kaçakçılık ve yasa dışı bahis faaliyetleri yer alıyor.

Kuruluş ayrıca yurt dışında bulunan suç varlıklarının daha etkin şekilde tespit edilmesi, izlenmesi ve geri alınması yönündeki kapasitenin geliştirilmesini tavsiye etti. Terörizmin finansmanı riskleriyle mücadele kapasitesinin de ülkenin güncellenmiş risk profiliyle uyumlu şekilde güçlendirilmesi istendi.

FATF, etkinlik ve teknik uyum değerlendirmelerinin sonuçlarına dayanarak Türkiye'yi "artırılmış izleme" sürecine dahil etti. Buna göre Ankara'nın önümüzdeki üç yıl içinde tavsiyelerin uygulanmasında kaydettiği ilerlemeye ilişkin FATF'a rapor sunması gerekiyor.


Suudi Arabistan enerji yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor... Petrol mirası ve nükleer hedefler

Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)
TT

Suudi Arabistan enerji yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor... Petrol mirası ve nükleer hedefler

Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)

1938 yılında Dammam’daki 7 numaralı kuyudan petrol fışkırdığında, Suudi Arabistan’ın birleşmesinin ilan edilmesinin üzerinden yaklaşık altı yıl geçmişti. Devletin inşasına katkı sağlayacak kaynakların aranması, ülkenin kurucusu Kral Abdulaziz’in aldığı kararlarda önemli bir yer tutuyordu. Yıllar süren arama ve bekleyişin ardından daha sonra ‘Hayır Kuyusu’ olarak anılacak kuyu, ekonomik dönüşümün başlangıcını oluşturdu. Bu dönüşüm insanların yaşamından genişleyen kentlere ve ülkenin dört bir yanını birbirine bağlayan yollara kadar uzanan etkiler yarattı.

Bugün Suudi Arabistan 96. Milli Günü’nü kutlarken, ülkenin enerji hikâyesi petrol ve doğal gaz sektörünün yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projelerini ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımına ilişkin hedefleri de kapsayacak şekilde genişliyor. Ülke, İran’la savaş sırasında yaşanan tedarik kesintilerinin, inşa ettiği tesislerin ve alternatif ihracat güzergâhlarının önemini ortaya koyduğu bir dönemde bu yolculuğu yeniden hatırlıyor. Bu süreçte Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu, Suudi petrolünün dünya pazarlarına ulaşmaya devam etmesine katkı sağlayan merkezlerden biri olarak öne çıktı.

Yolu açan kuyu

Bu yolculuğun dönüm noktalarından biri, 1933 yılında Standard Oil of California şirketiyle arama imtiyazı anlaşmasının imzalanmasıyla başladı. Bu karar, birleşmeyi kurumlarını inşa etmenin ve kaynaklarını genişletmenin temeli olarak belirleyen ülkede, sınırları henüz bilinmeyen doğal kaynakların araştırılmasının önünü açtı. Ancak ticari miktarda petrole ulaşılması, sınırlı sonuçların, teknik arızaların ve arama faaliyetlerinin maliyetine ilişkin artan baskıların yaşandığı yıllar süren bir çalışmayı gerektirdi.

AramcoWorld’de yayımlanan tarihsel anlatı, bu süreçte yaşanan zorluklara ilişkin ayrıntıları aktarıyor. Sondaj ekipmanlarının arızalanması ve kuyunun içine kayaların düşmesinden, harcamalara devam edilmesinin ne ölçüde anlamlı olduğuna ilişkin endişelerin artmasına kadar pek çok sorun yaşandı. Bu ortamda jeolog Max Steineke, saha çalışmalarında elde ettiği bulgulara dayanarak aramaların sürdürülmesinin denenmeye değer olduğu yönündeki görüşünü korudu. Mart 1938’de gerçekleştirilen testler, ticari miktarda petrol üretiminin mümkün olduğunu ortaya koyarak genişlemenin önünü açtı.

csdve
Sakaka Güneş Enerjisi Santrali (SPA)

Arama sahalarının çevresinde ise yeni yaşam ve çalışma ihtiyaçları ortaya çıkmaya başladı. Makinelerin bakıma, çalışanların konut ve suya, yolların ise geliştirilmesine ihtiyaç duyulurken eğitim, ulaşım ve hizmetlere yönelik gereksinimler de arttı. Bu günlük ayrıntılar, dönüşümün bir boyutunu ortaya koyuyor. Suudiler modern sanayiyle bağlantılı işlerde ve becerilerde çalışmaya başlarken, çalışanların sahada edindiği deneyim de yer üstünde biriken ekonomik değerin bir parçası haline geldi.

Genişleyen bir sektör ve biriken deneyim

On yıllar içinde sektör gelişirken, Suudilerin sektördeki yönetim ve idari sorumluluğu da genişledi. Hükümetin Aramco üzerindeki mülkiyeti 1980 yılında tamamlandı, ardından 1988’de Suudi Arabistan ulusal petrol şirketi Saudi Aramco kuruldu. Bu süreç, kaynakların yönetilmesindeki sorumluluk ve kapasitenin artmasına paralel olarak rafinaj, pazarlama ve yurt dışındaki yatırımların büyümesini beraberinde getirdi.

Petrol varili zamanla ekonominin farklı alanlarına yayıldı; rafinerilerin işletilmesinden petrol türevlerini kullanan sanayilere, bunlarla bağlantılı müteahhitlik faaliyetlerinden mühendislik hizmetlerine kadar geniş bir ekonomik yapı oluştu. Bu faaliyetlerin genişlemesiyle üniversitelerin, mesleki eğitimin ve uygulamalı araştırmaların önemi de arttı. Böylece yerel bilgi birikimi, tesislerin işletilmesi ve geliştirilmesinde daha etkin hale geldi. Bir petrol sahasını veya rafineriyi yönetme kapasitesi, yıllar içinde edinilen deneyimle birikirken bu bilgi ve tecrübe kurum içinde nesilden nesile aktarıldı.

Savaşın getirdiği zorluklardan kaynaklı

2026’da ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş sırasında Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ihracat güzergâhlarının çeşitlendirilmesinin önemini ortaya koydu. Reuters, 2 Nisan’da yayımladığı haberinde, sevkiyat güzergâhlarının değiştirilmesiyle Suudi Arabistan’ın Yanbu üzerinden gerçekleştirdiği ham petrol ihracatının günlük yaklaşık 4,6 milyon varile yükseldiğini bildirdi. Bu gelişme, aralarında Suudi Arabistan’ın da bulunduğu üretici ülkelerin boğazdan geçişlerin aksaması nedeniyle üretimi kısmak zorunda kaldığı bir dönemde yaşandı.

Bu müdahalede, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı ile onlarca yıl boyunca inşa edilip geliştirilen depolama ve ihracat tesisleri önemli rol oynadı. Söz konusu sistem, petrol arzının önemli bir bölümünün Kızıldeniz’e taşınmasına olanak sağladı. Böylece normal güzergâhın aksaması halinde petrolü kabul edebilen, depolayabilen ve tankerlerle sevk edebilen alternatif bir ihracat terminaline yapılan yatırımın pratik değeri ortaya çıktı. Krallık bu sayede iki deniz arasındaki coğrafi konumundan ve üretim bölgelerini pazarlama noktalarına bağlayan altyapısından yararlandı.

Saudi Aramco CEO’su Emin en-Nasır, şirketin 2026’nın ilk yarısına ilişkin sonuçlarını açıkladığı değerlendirmesinde, boru hatları, depolama tesisleri ve terminalleri kapsayan onlarca yıllık planlamanın, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklara rağmen şirketin üretim ve ihracat faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı olduğunu belirtti. Aramco, yılın ilk yarısında 67,2 milyar dolarlık düzeltilmiş net kâr açıkladı. Bu rakam, söz konusu çalkantılı dönemde şirketin mali kapasitesine ilişkin göstergelerden biri oldu.

dfvgbh
Kral Fahd Endüstri Limanı’ndaki depolama tesisleri ve rıhtımlar (Arşiv – SPA)

Yanbu deneyimi, Suudi enerji sektörünün esnekliğine somut bir örnek sunuyor. Geçmişte yapılan yatırımlar, tedarik akışındaki kesintilerin sınırlandırılmasını sağlarken, baskı altında ticari faaliyetlerin önemli bir bölümünün sürdürülmesine imkân verdi. Savaşın üretim, taşımacılık ve piyasalar açısından maliyeti yüksek olmaya devam ederken, hazır durumdaki alternatifler etkilerinin bir bölümünün kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor ve ekonomi yönetimine şoklarla başa çıkma konusunda daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.

Daha geniş enerji seçenekleri

Petrol sektörünün kapasitesinin korunmasına paralel olarak enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine yönelik adımlar da atılıyor. Temmuz 2025’te, ACWA Power’ın öncülük ettiği bir konsorsiyum aracılığıyla toplam 15 gigavat kapasiteye sahip güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri için yaklaşık 8,3 milyar dolarlık yatırımla elektrik alım anlaşmaları açıklandı. Söz konusu projeler, 2030 yılına kadar elektriğin yaklaşık yarısının yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi hedefi kapsamında hayata geçiriliyor ve Krallık’taki güneş ve rüzgâr kaynaklarından daha fazla yararlanılmasını amaçlıyor.

Genişleme doğal gaz sektörünü de kapsıyor. Saudi Aramco’nun 2026’nın ilk yarısına ilişkin sonuçlarında, el-Cafure sahasının ilk aşamasında satışa sunulabilir doğal gaz ve kondensat üretiminin sürdüğü, 2027’de tamamlanması beklenen ikinci aşamanın çalışmalarının da devam ettiği belirtildi. Doğal gazın geliştirilmesi, elektrik üretimi ve sanayide kullanılabilecek yeni bir kaynak sağlarken enerji sistemine iç talebi karşılamak için daha geniş seçenekler sunuyor.

Bu yatırımların etkisi yalnızca enerji üretim tesisleriyle sınırlı kalmıyor. Projeler, elektriğin taşınmasını sağlayacak şebekelere, ekipman temin edecek tedarikçilere ve işletme ile bakım faaliyetlerini yürütecek nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyuyor. Çeşitlendirmenin değeri, bu kapasitenin ülke içinde oluşturulması ve yerel şirketlerin faaliyetlere katılımının artırılmasıyla daha da yükseliyor. Böylece enerji arzındaki büyümeye, bilgi birikimi ve ekonomik fırsatlardaki artış da eşlik ediyor.

Nükleer teknolojinin geleceği

Bu kapsamda barışçıl nükleer enerji, Suudi Arabistan’ın gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirmeye çalıştığı seçenekler arasında öne çıkıyor. Bu teknoloji, düşük karbon emisyonlu elektrik üretimine imkân sağlıyor. Nükleer fisyon sonucu ortaya çıkan ısı, elektrik üretim sistemini çalıştırmak için kullanılıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre nükleer santrallerin işletilmesi, fosil yakıtların yakılmasıyla ortaya çıkan karbondioksit emisyonlarını pratik olarak üretmiyor.

Bir nükleer programın oluşturulması; nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, lisanslama ve denetim mekanizmalarının kurulması, yakıt tedariki ile radyoaktif atıkların yönetimine ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere uzun bir hazırlık süreci gerektiriyor. UAEA, program geliştiren ülkelere rehberlik ve değerlendirme hizmetleri sunarak gerekli kurumların ve uzmanlık kapasitesinin oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bu nedenle Suudi Arabistan’ın bu alandaki hedefi, teknolojiyi yönetebilecek kapasiteye sahip olmanın yanı sıra projenin tüm ömrü boyunca ortaya çıkacak gereklilikleri karşılayabilme becerisini geliştirmeyi de içeriyor.

Suudi Arabistan-ABD ortaklığı

Bu sürece katkı sağlayan ortaklıklar kapsamında, ABD Başkanı Donald Trump ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın karşılıklı ziyaretleri de iş birliğine yönelik önemli adımlara sahne oldu. Trump’ın Mayıs 2025’te Riyad’a gerçekleştirdiği ziyarette enerji, teknoloji, madenler ve altyapı alanları ele alındı. Ardından Veliaht Prens’in aynı yılın kasım ayında Washington’a gerçekleştirdiği ziyarette, sivil nükleer enerji alanındaki iş birliğine ilişkin müzakerelerin tamamlandığı duyuruldu. Ziyarette ayrıca diğer alanlarda da anlaşmalar imzalandı.

ABD Enerji Bakanlığı, 22 Temmuz 2026’da barışçıl nükleer iş birliğine ilişkin 123. Madde Anlaşması olarak bilinen anlaşmanın, Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile ABD Enerji Bakanı Chris Wright arasında imzalandığını açıkladı. Bakanlığın açıklamasında, anlaşmanın uzun vadeli bir ortaklık için hukuki zemin oluşturduğu ve incelenmek üzere Kongre’ye sunulacağı belirtildi. Bu adım, ilerleyen dönemde hayata geçirilmesi muhtemel projelerin ve uygulamaya yönelik düzenlemelerin önünü açacak iş birliğinin kuruluş aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Bu ortaklıkların değeri, teknoloji ve uzmanlığa erişim sağlamalarının yanı sıra Suudi Arabistan’ın kendi kapasitesini geliştirmesine yaptıkları katkıyla da öne çıkıyor. Bir anlaşmayla başlayan bir projenin hayata geçirilmesi aşamasında, onu üretim ve hizmetlere dönüştürebilecek, aynı zamanda yerel ekonominin ihtiyaçlarıyla ilişkilendirebilecek kurumlara ve nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyuluyor.

Sürdürülebilirlik hikâyesinin devamı

Bu yolculukta Suudi Arabistan’ın sahip olduğu deneyim, farklı aşamaları birbirine bağlayan temel unsurlardan biri olmayı sürdürüyor. Sondaj ekipmanlarının bakımını yapmayı öğrenen işçiden tedarik ağını yöneten mühendise, enerjinin yeni kullanım alanlarını hayata geçirmeye hazırlanan araştırmacıya kadar uzanan bu birikim, kurumların bu insan kaynağını yetiştirme ve sonraki nesilleri hazırlama kapasitesi arttıkça ülkenin kaynaklarından yararlanma ve değişimlerle başa çıkma kabiliyetini de güçlendiriyor.

Suudi Arabistan, Milli Günü’nde Hayır Kuyusu’nu, topraklarını daha önce birleştirmiş olan ülkede önemli bir ekonomik dönemin başlangıcı olarak hatırlıyor. Keşfin üzerinden 88 yıl geçmesinin ardından bu yolculuğun sonuçları; bütünleşmiş bir sanayide, kriz dönemlerinde önemini kanıtlayan ihracat terminallerinde ve geliştirilmeye devam edilen yeni enerji kaynaklarında görülüyor. Ülke, biriktirdiği deneyimden yararlanarak enerji hikâyesinin bir sonraki bölümünü yazmayı ve bu hikâyenin gelecek nesillere sunduğu imkânları genişletmeyi sürdürüyor.