MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti

MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti
TT

MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti

MB: Gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti

Merkez Bankası, fiyat gelişmeleri raporunda temmuz ayında enerji fiyatlarının uluslararası petrol fiyatlarındaki toparlanmaya bağlı olarak artışını sürdürürken, gıda yıllık enflasyonunun sınırlı bir düşüş kaydettiği belirtildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2020 yılı Temmuz Ayı Fiyat Gelişmeleri raporunu yayınladı. Rapora göre tüketici fiyatları Temmuz ayında yüzde 0,58 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,86 puan gerileyerek yüzde 11,76 oldu. Enerji fiyatları uluslararası petrol fiyatlarındaki toparlanmaya bağlı olarak artışını sürdürürken, gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir düşüş kaydetti. Temel mal grubu yıllık enflasyonu bir önceki yılın aynı ayındaki vergi ayarlamalarının oluşturduğu baz etkisiyle gerilemiş, hizmet enflasyonu ise yatay seyretti. Bu görünüm altında B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonu azalırken, eğilimleri yükseldi.
Temmuz ayında tüketici fiyatları yüzde 0,58 oranında artmış ve yıllık enflasyon 0,86 puan azalarak yüzde 11,76 oldu. Bu dönemde B (TÜFE'den işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın kalemlerinin çıkarılmasıyla ulaşılan endeks) ve C (TÜFE'den enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın kalemlerinin çıkarılmasıyla ulaşılan göstergeler) endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 1,46 ve 1,39 puan azalarak yüzde 10,49 ve yüzde 10,25 olarak gerçekleşti. Alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkıları incelendiğinde, bir önceki aya göre temel mal, gıda ve enerji gruplarının katkıları sırasıyla 0,78, 0,12 ve 0,06 puan azalmış, alkol-tütün-altın ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,08 ve 0,02 puan arttı.
Mevsimsellikten arındırılmış verilerle üç aylık ortalamalara göre B ve C göstergelerinin eğilimlerinde artış gözlendi. Bu dönemde, enflasyon eğilimi temel mal grubunda daha belirgin olmak üzere temel mal ve hizmet gruplarında yükseldi.
Hizmet fiyatları Temmuz ayında yüzde 1,06 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu yatay seyrederek yüzde 11,80 oldu. Yıllık enflasyon haberleşme ve diğer hizmetler grubunda yükselirken, ulaştırma hizmetleri başta olmak üzere diğer alt gruplarda geriledi. Ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki düşüşte tavan fiyat uygulamasının da etkisiyle fiyatları azalan şehirlerarası otobüs kalemi (yüzde 6,33) belirleyici oldu. Lokanta-otel grubunda fiyatlar bir önceki aya göre bir miktar yavaşlayarak artmaya devam etmiştir. Diğer hizmetler grubunda kişisel ulaştırma araçlarının bakım ve onarımı, eğitim hizmetleri ve paket tur fiyatlarındaki artışlar dikkat çekmiş, berber ve kuaför hizmetleri fiyatlarındaki artışlar ise bir miktar yavaşladı. Öte yandan, bazı hizmet sektörlerine uygulanacak KDV indirimlerinin önümüzdeki dönemde grup enflasyonunu olumlu etkileyeceği değerlendirildi
Temel mal grubu enflasyonu Temmuz ayında 2,81 puan düşüşle yüzde 8,58 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon tüm alt gruplarda geriledi. Temmuz ayında mobilya, otomobil ile elektrikli ve elektriksiz ev aletleri alt kalemlerinde fiyat artışları izlenmesine karşın, geçen yılın aynı dönemindeki yüksek bazın etkisiyle dayanıklı mal grubu yıllık enflasyonu belirgin bir oranda düştü.. Bu dönemde giyim fiyatları aylık bazda mevsim ortalamalarına yakın bir gerileme kaydederken, diğer temel mal grubu fiyatlarında ise ılımlı bir artış gözlendi.
Enerji grubu fiyatları Temmuz ayında yüzde 2,50 oranında arttı. Son dönemlerde uluslararası enerji fiyatlarında gözlenen toparlanmaya bağlı olarak akaryakıt ve tüpgaz fiyatları Temmuz ayında sırasıyla yüzde 5,73 ve yüzde 4,99 oranında yükseldi. Ayrıca bu dönemde şebeke suyu fiyatları yüzde 2,46 oranında artış kaydetti. Bu gelişmelere karşın, bir önceki yılın aynı dönemindeki yönetilen kalemlerden elektrik fiyat ayarlaması kaynaklı yüksek baz sebebiyle, enerji grubu yıllık enflasyonu 0,55 puan gerileyerek yüzde 8,57 olarak gerçekleşti.
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu Temmuz ayında 0,20 puan düşerek yüzde 12,73 oldu. İşlenmemiş gıda fiyatları aylık yüzde 2,77 gerilerken, baz etkisi nedeniyle grup yıllık enflasyonu yüzde 13,85'e yükseldi. İşlenmiş gıdada son dönemde gözlenen olumlu seyir Temmuz ayında belirginleşmiş ve aylık fiyat artışı yüzde 0,16 oldu. Bu doğrultuda, baz etkisinin de katkısıyla grup yıllık enflasyonu yüzde 11,64'e geriledi. Taze meyve ve sebze fiyatlarındaki aylık düşüş sınırlı kalırken, diğer işlenmemiş gıda grubu fiyatları yatay seyretti. Diğer işlenmemiş gıdada yumurta fiyatlarındaki artış dikkat çekerken, son dönemde aylık enflasyonu yüksek seyreden bakliyat grubunda ise fiyatlar geriledi. İşlenmiş gıda grubu fiyatlarındaki olumlu görünümün alt gruplara yayıldığı gözlendi. Bu gelişmelerle, taze meyve ve sebze dışı gıda grubunda yıllık enflasyon bir miktar düştü.
Temmuz ayı başında tütün ve alkol ürünlerinden alınan maktu ve asgari maktu ÖTV tutarlarının YİÜFE'deki altı aylık değişime endeksli olarak yükseltilmesine istinaden alkollü içecek fiyatları yüzde 3,61 oranında artarken, tütün ürünleri fiyatları yatay seyretti.

Yİ-ÜFE
Yurt içi üretici fiyatları Temmuz ayında yüzde 1,02 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 2,16 puan artarak yüzde 8,33 oldu. Petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış eğilimi bu dönemde azaldı.
Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, yıllık enflasyon enerji grubunda belirgin olmak üzere bütün alt gruplarda yükseldi. Aylık bazda, enerji fiyatlarındaki artışta uluslararası petrol fiyatlarındaki görünüme bağlı olarak rafine edilmiş petrol ürünleri ve ham petrol ile gaz imalatı fiyatları belirleyici oldu. Ara malları fiyatlarındaki artışta değerli ana metaller, temel kimyasallar ve demir dışı metal cevherleri öne çıkarken; sermaye malları grubundaki artışta motorlu kara taşıtları ile parça ve aksesuarları ve makineler etkili oldu. Dayanıklı tüketim malları fiyatları mobilya, ev aletleri ve mücevherat kaynaklı yükselirken; dayanıksız tüketim malları fiyatları işlenmiş et ürünleri ile meyve ve sebze fiyatlarındaki düşüşle beraber geriledi. Özetle, Temmuz ayında üretici fiyatlarının yıllık enflasyonu artarken ana eğilimi yavaşladı.



ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın borçlanma maliyetlerinde ekonomiye zarar verebilecek bir yükselişi durdurmak amacıyla açıkladığı tahvil geri alımlarının yankıları sürüyor.

ABD Hazine Bakanlığı'ndan çarşamba günü yapılan açıklamada, 10'dan 30 yıla kadar vadeli tahvillere yönelik planlanan alımların "en az iki katına çıkarılacağı" bildirildi.

Wall Street Journal'ın analizine göre Bessent'ın bu müdahalesi, Hazine Bakanlığı'nın borç yönetiminde uzun süredir benimsediği "düzenli ve öngörülebilir" yaklaşımdan uzaklaşıldığı anlamına geliyor.

ABD'de uzun vadeli tahvil faizleri yükselirken, analizde Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalelerinin sorunu ancak geçici olarak hafifletebileceği savunuluyor.

Problemin asıl kaynağının dünyada giderek büyüyen yeni sermaye ihtiyaçları olduğuna dikkat çekiliyor.

ABD ve diğer büyük ekonomilerin çok yüksek bütçe açıkları verdiğine işaret ediliyor. Ayrıca pandemi sonrası dönemde devlet harcamalarının yeniden yükselişe geçmesi, Avrupa ve Asya'daki hükümetlerin hem savunma harcamalarını artırmak hem de sosyal harcamaları korumak için daha fazla borçlanmasına yol açıyor.

Buna ek olarak yapay zeka sektörü de son gelişmelerde belirleyici rol oynuyor. Yapay zeka firmaları devasa veri merkezleri kurmak için büyük miktarda para harcıyor ve giderek daha fazla borçlanıyor.

Bir diğer unsur da jeopolitik gelişmeler. İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küresel enerji piyasalarındaki sarsıntı sürüyor.

ABD başta olmak üzere büyük ekonomiler, Çin'e ve küresel tedarik zincirlerine bağımlılığı azaltmak için üretimi kendi ülkelerine veya daha güvenli bölgelere taşımaya çalışıyor. Ancak bu süreç, daha verimsiz ve aynı yatırımların farklı ülkelerde tekrarlandığı bir sermaye harcaması dönemini beraberinde getiriyor.

Bessent'ın tahvil geri alım programını genişletmesi, bu baskıyı hafifletmeye yönelik daha geniş stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu politika, devletin faiz artışlarına karşı daha kırılgan hale gelmesine yol açabilir.

Reuters'ın analizinde de ABD hükümetinin yüksek bütçe açıklarını finanse etmek için büyük miktarda borçlandığına, yapay zeka şirketlerinin de veri merkezleri kurmak için tahvil piyasalarından milyarlarca dolar toplamaya çalıştığına işaret ediliyor.

Bunun da mortgage ve kredi maliyetleri yoluyla tüketici üzerindeki ekonomik yükü artırabileceğine dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
TT

ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)

ABD federal borcu, sadece dünyanın en büyük ekonomisinin artan borçlanma miktarını değil, aynı zamanda borç birikim hızını ve katlanan borç servis maliyetlerini de gözler önüne seren bir dönüm noktasına ulaşarak ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aştı. Yalnızca beş aylık süre zarfında toplam borca yaklaşık 1 trilyon dolar daha eklenirken, bütçe açığının ise içinde bulunulan mali yılın ilk 10 ayında yaklaşık 1,8 trilyon dolara ulaştığı bildirildi.

Bu ölçekteki bir büyüklüğün ne anlama geldiği, ABD borcunun anlık bir risk oluşturup oluşturmadığı veya asıl sorunun borcun gelecekte izleyeceği seyirden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ise tartışılmaya devam ediyor.

ABD’nin borcu neden artıyor?

Hükümetin vergi gelirlerinden daha fazla harcama yapması durumunda oluşan bütçe açığı, borçlanma yoluyla finanse ediliyor. Son dönemde kaydedilen borç stoku; onlarca yıl boyunca uygulanan vergi indirimleri, artan kamu harcamaları ve Kovid-19 salgını sürecinde başvurulan olağanüstü borçlanmaların birikimi olarak öne çıkıyor.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, nüfusun yaşlanması ve Baby Boomer kuşağının kitlesel olarak emekliye ayrılmasıyla birlikte Sosyal Güvenlik ile Medicare sağlık sigortası sistemine yapılan harcamaların artması da mali baskıyı derinleştiriyor.

Öte yandan, sekiz yıldan kısa bir süre önce 20 trilyon dolar seviyesinde olan ABD federal borcunun nispeten kısa bir süre içinde iki katına ulaşması dikkat çekiyor.

Sorun sadece rakamda değil

Borcun 40 trilyon dolar seviyesine ulaşması, ABD ekonomisinin ani bir finansal krizle karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor. Küresel rezerv para birimini ihraç eden ABD’nin son derece geniş ve derin bir tahvil piyasasına sahip olması, ülkeye olağanüstü bir borçlanma kapasitesi sağlıyor.

Ancak borç stoğundaki artış hızının, gelirler ve ekonomik büyüme oranlarıyla kıyaslandığında yüksek seyretmesi ana endişe kaynağını oluşturuyor. Borç miktarı arttıkça hükümet, bütçe açığını finanse etmek ve mevcut borçları çevirebilmek için daha fazla Hazine tahvili ihraç etmek zorunda kalıyor. Yatırımcıların bu tahvilleri satın almak için daha yüksek getiri talep etmesi halinde ise hükümetin borçlanma maliyetleri yükseliyor ve buna bağlı olarak faiz yükü ağırlaşıyor.

Faiz... En endişe verici konu

Mali yıl içinde borç faiz ödemelerinin 1 trilyon doları aşması beklenirken, söz konusu kalem beş yıl içinde üç kattan fazla artış gösterdi.

Bu durum mali tablodaki temel sorunu gözler önüne seriyor: Söz konusu bütçe kaynakları yeni projelere veya altyapı yatırımlarına değil, geçmişte biriken borçların maliyetini karşılamaya ayrılıyor.

Faiz oranlarının yüksek seyretmesiyle birlikte, yeni borçlanmalar ve vadesi gelen borçların yeniden finansmanı daha maliyetli hale geliyor. Bu tablonun ise artan borç stokunun daha yüksek faiz yüküne, bunun genişleyen bütçe açığına ve nihayetinde daha fazla borçlanmaya yol açtığı kısır bir döngüyü tetiklemesinden endişe ediliyor.

Yatırımcılar neden Hazine tahvillerine ilgi duyuyor?

ABD Hazine tahvilleri yalnızca hükümetin borçlanma maliyetini belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda küresel ekonominin büyük bir bölümünü doğrudan etkiliyor.

xstryn6
New York’ta Ulusal Borç Saati’nin önünden geçen bir adam, 19 Ağustos 2026 (Reuters)

Özellikle 10 ve 30 yıl vadeli Hazine tahvil getirileri, finansal piyasalardaki borçlanma maliyetleri için temel bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Tahvil getirilerinde yaşanan artış; konut kredisi (mortgage), taşıt kredisi ve şirket finansmanı maliyetlerinin de yükselmesine yol açıyor.

Bu durum, tırmanan borç stokunun ve yükselen tahvil getirilerinin yalnızca kamu bütçesiyle sınırlı kalmadığını, tüketicilerden şirketlere ve finansal piyasalara kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.

Tahvil getirileri neden şimdi yükseldi?

Borç miktarının 40 trilyon dolara ulaşması, küresel piyasalarda uzun vadeli tahvillerde yaşanan satış dalgasıyla aynı döneme denk geldi

Yatırımcıların artan kamu borç stoku, piyasadaki tahvil arzının yükselmesi, süregelen enflasyon, tırmanan petrol fiyatları ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikasına ilişkin belirsizlikler gibi birden fazla risk faktörünü eş zamanlı olarak değerlendirdiği belirtiliyor.

Bu gelişmelerle birlikte ABD 30 yıllık Hazine tahvili getirisi bu hafta yüzde 5,3 seviyesini aşarak 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Yükselen tahvil getirileri; enflasyon endişeleri, genişleyen kamu borçlanması ve artan risk primi nedeniyle yatırımcıların ABD hükümetine borç vermek için daha yüksek bir getiri talep ettiğine işaret ediyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın müdahalesi tabloyu değiştirir mi?

ABD Hazine Bakanlığı, piyasa likiditesini desteklemek ve tahvil getirilerindeki sert yükselişi dizginlemek amacıyla uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının tutarını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkardığını duyurdu.

Söz konusu hamle tahvil getirilerinde geçici bir düşüş sağlasa da yükselişin temelinde yatan artan borçlanma ihtiyacı, mali bütçe açığı ve enflasyon endişeleri gibi kök nedenleri ortadan kaldırmıyor. Analistler, temel mali eğilimlerde değişime gidilmediği sürece geri alım operasyonlarının etkisinin kısa vadeli kalabileceğini değerlendiriyor.

ABD’nin borcu kritik noktaya ulaştı mı?

ABD’nin borçlanma kapasitesini koruduğu ve Hazine tahvillerinin küresel finans sisteminde en yaygın kullanılan varlıklar arasında yer almaya devam ettiği belirtiliyor. Ancak borç stokunun; ekonomik büyüme ve kamu gelirlerinden daha hızlı bir tempoda artmayı sürdürmesi halinde risklerin derinleşebileceği ifade ediliyor.

Bu doğrultuda temel riskin tek başına 40 trilyon dolarlık eşik değil, faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir konjonktürde ABD ekonomisinin bu borç yükünü gelecekte ne ölçüde taşıyabileceği olduğu vurgulanıyor.

efrgty
ABD Hazine Bakanlığı binası (Reuters)

Özetle, 40 trilyon dolarlık borç seviyesi yalnızca bir rekoru değil, ABD’nin borçlanma maliyetlerinin; ekonomi, finansal piyasalar ve kamu bütçesi üzerinde bir baskı unsuruna dönüşmeksizin bütçe açığını finanse edebilme kapasitesinin testini temsil ediyor.

Faiz yükü arttıkça, kamu kaynaklarının daha büyük bir kısmı yatırımlar, savunma ve sosyal programlar yerine borç servisine ayrılmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla 40 trilyon dolar eşiğinin aşılmasının ardından, borç miktarının ulaştığı seviyeden ziyade, bunun yarattığı ekonomik ve siyasi maliyetler daha zorlu bir hal almadan önce bu tırmanışın ne kadar sürdürülebileceği sorusu gündemdeki yerini koruyor.


ABD'nin borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
TT

ABD'nin borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)

ABD'nin ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doları aşarak yeni bir rekora ulaştı. Bu gelişme, kamu borçlanmasının hızla birikmesini ve savunma harcamaları, sosyal programlar ile borç servisinin mali yükünün artmasını gösterirken, ABD ekonomisi ve gelecek nesiller üzerindeki olası etkiler konusunda da uyarıları beraberinde getirdi.

Borç dün bu seviyeye ulaştı. ABD'nin ulusal borcunun mart ayında 39 trilyon doları aşmasının üzerinden yalnızca beş ay, ekim ayında 38 trilyon dolara ulaşmasının üzerinden ise beş ay daha geçmiş olması, kamu yükümlülüklerinin son dönemde ne kadar hızlı arttığını ortaya koyuyor.

40 trilyon dolarlık eşik, ABD yönetiminin birbirleriyle yarışan harcama öncelikleriyle karşı karşıya olduğu bir dönemde aşıldı. Bunlar arasında savunma harcamalarının artırılması ve İran'daki savaşın finanse edilmesi de bulunuyor. Öte yandan yönetim, akaryakıt ve temel tüketim ürünlerinin maliyetlerini düşürme taahhüdünde bulunuyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, Başkan Donald Trump yönetiminin federal kaynaklardaki israf, yolsuzluk ve kötüye kullanımı azaltmaya odaklandığını, bunun yanı sıra ekonomik büyümeyi hızlandırarak, borcun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranını düşürmeyi hedeflediğini söyledi.

Borcun yükü Amerikalıların cebine yansıyor

Ancak maliye uzmanları, borçtaki artışın artık yalnızca kamu maliyesini ilgilendiren bir mesele olmaktan çıktığına, yaşam ve finansman maliyetlerini de etkilemeye başladığına dikkat çekiyor.

Kamu borçlanmasının ve borç servis maliyetlerinin yükselmesi, piyasa faizleri üzerindeki baskıyı artırarak mortgage ve taşıt kredilerinin maliyetini yükseltebilir. Şirketlerin yatırımlara ayırabileceği kaynakların azalması ise ücret artışlarını sınırlayabilir ve bazı mal ve hizmetlerin maliyetlerini artırabilir.

Peterson Foundation Başkanı Michael Peterson, milletvekillerinin ABD maliyesini hem bugün hem de gelecek nesiller için yaşam standartlarını iyileştirecek, daha sürdürülebilir ve yükümlülüklerin karşılanabileceği bir yola sokmasının zamanının geldiğini ifade etti.

Washington'da ulusal borcu gösteren elektronik ekran (AFP)
Washington'da ulusal borcu gösteren elektronik ekran (AFP)

Borç, art arda gelen yönetimler döneminde birikti

ABD'nin borcu, hükümet harcamalarının vergi gelirlerini aşmayı sürdürmesiyle art arda gelen başkanlık dönemlerinde birikti.

Kovid-19 salgını, borcun yükselmesinde en önemli etkenlerden biri oldu. Hükümet, Trump'ın ilk başkanlık döneminde ve eski Başkan Joe Biden yönetiminde kriz sırasında ekonomiyi desteklemek ve toparlanmayı finanse etmek amacıyla yoğun şekilde borçlandı.

Kongre de Trump'ın geçen yıl vergi indirimlerini ve harcamaları artıran bir yasayı imzalamasının ardından ilave harcamaları onayladı. Bu durum kamu maliyesi üzerindeki baskıyı daha da artırdı.

Bütçe disiplinini savunan çevreler, borçlanmanın ve faiz ödemelerinin artmaya devam etmesinin hükümeti gelecekte farklı harcama programları arasında daha zorlu tercihler yapmaya zorlayacağı uyarısında bulunuyor.

Bipartisan Policy Center Üst Yöneticisi Margaret Spellings, mevcut borç seyrinin “sürdürülemez” olduğunu belirterek, yapay zekâ kaynaklı çalkantılar, ekonomik durgunluk veya küresel savaşlar gibi ilave şokların borç sorununu kapsamlı bir krize dönüştürebileceği uyarısında bulundu.

Borç tavanı yeniden yaklaşıyor

Riskler yalnızca borcun büyüklüğüyle sınırlı değil. Kongre tarafından belirlenen ve hükümetin yasal olarak borçlanabileceği miktarı sınırlayan borç tavanı da yeniden gündeme geliyor.

Bipartisan Policy Center'ın tahminine göre ABD'nin 41,1 trilyon dolarlık borç tavanına 2027'nin kış sonu ile yaz ortası arasındaki dönemde ulaşması muhtemel. Bu durumda Kongre'nin borç tavanını yeniden yükseltmek veya askıya almak için oylama yapması gerekecek.

Bu tablo, borç servis maliyetinin bütçe üzerindeki başlıca baskı unsurlarından biri haline geldiği, uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek seviyelere yöneldiği ve piyasaların hükümetin ihraç ettiği borçların miktarına karşı daha hassas hale geldiği bir dönemde ABD maliyesini yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.

Dolayısıyla 40 trilyon dolarlık eşiğin aşılması yalnızca yeni bir rekor anlamına gelmiyor; borcun finansman maliyetinin yükseldiği ve maliye politikasının hareket alanının daraldığı bir dönemde ABD'nin mali sorunlarının büyüdüğüne işaret ediyor.