Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Göreve gelmesinden bu yana verdiği ilk röportaj… Ayman AlGhamdi: Bulut teknolojisi, beceriler ve ölçülebilir etki en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
TT

Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)

Suudi Arabistan’da yıllar süren altyapı ve düzenleyici çerçeve çalışmalarının ardından yeni hedef, yapay zekânın kurumların merkezine fiilen entegre edilmesi haline geldi. Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi, şirketin Krallık’taki faaliyetlerinin başına geçmesiyle birlikte bu entegrasyon açığını en önemli önceliği olarak belirledi.

Geçtiğimiz temmuz ayında göreve gelmesinden bu yana verdiği ilk medya demecinde AlGhamdi, önümüzdeki döneme ilişkin üç temel öncelik sıraladı: Güvenilir bir bulut altyapısı oluşturmak, yapay zekâyı deney aşamasından fiili kullanıma geçirmek ve yerel kapasiteyi artırmak. Bu hedefler, Krallık’ın Doğu Bölgesi’nde bir Azure bölgesinin kullanıma sunulması, yetkinlik geliştirme programlarının genişletilmesi ile bölgesel ve küresel ölçekte büyümeye uygun yerel çözümlerin geliştirilmesi süreçleriyle eş zamanlı olarak yürütülecek.

Kurumlar içindeki uygulama açığı

AlGhamdi, Suudi Arabistan’ın veri ve yapay zekâya dayalı bir ekonomiye geçiş için gerekli altyapı, veri yönetişimi, sorumlu yapay zekâ ve kapasite inşası alanlarında temel adımları büyük oranda tamamladığını belirtti.

Bu kapsamda Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) kaydettiği ilerlemeye dikkat çeken AlGhamdi, mevzuat çerçevesinin veriyle ilgili 32, yapay zekâyla ilgili ise 13 düzenleyici aracı kapsadığını ifade etti. AlGhamdi buna karşın, önümüzdeki sürecin daha çok kurumların kendi iç dinamiklerinde yaşanacak gelişmelere bağlı olacağını vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan AlGhamdi, “Birtakım kurumlar yapay zekâyı temel operasyonlarına entegre etmek yerine halen bir deney alanı olarak görmeye devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu açığın kapatılması için yapay zekânın doğrudan iş performansına, hizmetlere ve müşteri deneyimine bağlanması gerektiğini belirten AlGhamdi, kullanımın ölçülebilir bir etkiye dönüşebilmesi adına uygun veri, yönetişim, nitelikli insan kaynağı ve işletim modellerinin sağlanmasının şart olduğunu kaydetti.

gjuk
Microsoft: Bulut ve yapay zekâ sağlayıcıları arasındaki rekabet, sadece modeller ve altyapı sunmaktan öteye geçerek, kurumlar içinde gerçek ve güvenli bir etki yaratma yeteneğine doğru kayacak. (Adobe)

Bu yaklaşım, AlGhamdi’nin ilk yılındaki önceliklerinin odağını oluşturuyor. AlGhamdi, hedefin yapay zekânın etkisini ‘sadece bir başlık olmaktan çıkarıp somut hale getirmek’ ve bunu kurumların çalışma yöntemlerine, sundukları hizmetlere ve elde ettikleri sonuçlara yansıtmak olduğunu ifade etti.

İlk yıl için üç öncelik

AlGhamdi ilk olarak, Krallık’ın Doğu Bölgesi’ndeki Azure bölgesinin müşteri iş yüklerine açılmasına hazırlık kapsamında, ‘güvenilir bulut altyapısı’ şeklinde adlandırdığı unsuru öne çıkardı. AlGhamdi bu adımı, yalnızca ülke içindeki işlem kapasitesini artırmakla sınırlı görmeyip kurumların hassas sistemlerini güvenli ve sorumlu bir şekilde modernize edebilme yeteneğiyle ilişkilendirdi.

İkinci öncelik ise yapay zekâ projelerini deney aşamasından pratik değere dönüştürmek. AlGhamdi, başarı kriterinin şirketlerin duyurduğu kullanım senaryolarının sayısıyla değil; verimlilik, hizmetler, operasyonlar ve müşteri deneyiminde sağlanan somut iyileşmeyle ölçüleceğini vurguladı.

Bu deneysel süreçten pratik kullanıma geçişin bir örneği olarak AlGhamdi, Obeikan Group tarafından akıllı fabrikalar için geliştirilen akıllı sistem O3ai platformunu işaret etti.

Suudi yetkinliklerinin geliştirilmesini ise üçüncü sıraya koyan AlGhamdi, Microsoft’un 2030 yılına kadar Suudi Arabistan’da 3 milyon kişinin yapay zekâ becerileri kazanmasına yardımcı olma taahhüdünü hatırlattı. Dönüşümün yerel düzeyde inşa edilmesi ve sürdürülebilir kılınmasının hedeflendiğini belirten AlGhamdi, “Dönüşümü tek başına teknoloji değil, insanlar gerçekleştirir” değerlendirmesinde bulundu.

Bulut teknolojisi... Yerel barındırmadan çok daha fazlası

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki bulut bölgesinin faaliyete geçmesini yalnızca bir kapasite veya veri depolama meselesi olarak sunmayıp şirketlerin ve kamu kurumlarının kritik iş yüklerini modernize etme ve yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırma yeteneğiyle ilişkilendiriyor. Ulusal ölçekte bir genişlemenin; bulut hazırlığı, veri altyapısı, güvenlik, yönetişim, yetkinlikler ve güçlü bir ortaklık ağını içeren bütüncül unsurlara ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken AlGhamdi, yeni bulut bölgesinin yaratacağı asıl geniş etkinin dijital değer üretiminin daha büyük bir kısmının Krallık içine taşınmasıyla görüleceğini belirtiyor. AlGhamdi, bu durumun daha fazla yerel çözüm, teknik kapasitenin derinleşmesi ve iş ortakları arasında yenilikçiliğin yaygınlaşması anlamına gelebileceğini ifade ediyor. Uzun vadede ise hem Suudi pazarında hem de bölgedeki diğer pazarlarda kullanılabilecek fikri mülkiyetlerin üretilmesinin hedeflendiğini vurguluyor.

Daha rekabetçi bir pazar

AlGhamdi, Suudi müşterilerin yerel ve küresel bulut hizmet sağlayıcıları arasında geniş bir seçenek yelpazesine sahip olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirerek, bu durumun ‘güçlü ve hızla olgunlaşan’ bir pazarı yansıttığını ifade etti. Bulut kapasitesinin genişlemesi ve gelişmiş yapay zekâ modellerine erişimin kolaylaşmasıyla birlikte AlGhamdi, rekabetin yalnızca altyapıya veya modele sahip olma ekseninde kalmayacağını vurguladı.

“Fark yaratma süreci erişimden etkiye kayacak” değerlendirmesinde bulunan AlGhamdi, asıl sorunun modele kimin sahip olduğu değil; kurumların bu teknolojiyi güvenli, sorumlu ve çalışma yöntemlerini fiilen değiştirecek şekilde kullanmalarına kimin yardımcı olabileceği hususunda düğümleneceğini belirtti.

cdfgthy
Microsoft, Suudi kuruluşların önündeki en büyük zorluğun, yapay zekâ deneyimlerinden, bunu süreçlere fiilen entegre etmeye ve ölçülebilir sonuçlar elde etmeye geçiş yapmak olduğunu düşünüyor. (Adobe)

AlGhamdi bu durumu; bulut, veri, siber güvenlik, verimlilik araçları, iş uygulamaları, geliştirici araçları ve model seçeneklerinin tek bir platformda birleştirilmesi hedefiyle ilişkilendiriyor. Böylece yapay zekânın günlük iş akışlarının, kararların, operasyonların ve müşteri deneyimlerinin doğal bir parçası haline gelmesi amaçlanıyor.

Her bir kurumun kendine özgü veri, bağlam ve kurumsal bilgi birikimi üzerindeki denetimine de dikkat çeken AlGhamdi, Microsoft’un rekabette öne çıkardığı unsurları ‘güven, seçim imkanı ve kontrol’ kavramlarıyla özetlerken, bunların yanı sıra yapay zekâyı ölçeklenebilir ve ölçülebilir bir etkiye dönüştürme yeteneğinin önemini vurguladı.

Yapay zekâdan elde edilen dengesiz getiri

Üretken yapay zekâya yönelik yatırımların hız kazanmasına rağmen AlGhamdi, kurumların veri, operasyon ve yönetişim sorunlarını çözme kapasitelerinden daha hızlı bir şekilde bu teknolojilere yönelme riski bulunduğunu kabul etti.

Üretken yapay zekânın bir kurumun halihazırda yürüttüğü süreçleri hızlandırabileceğini belirten AlGhamdi, ancak bu teknolojinin ‘zayıf veri altyapısını, dağınık operasyonları veya net bir yönetişim eksikliğini telafi edemeyeceğini’ vurguladı. AlGhamdi, en güçlü sonuçları elde eden kurumların yapay zekâyı bağımsız bir teknoloji projesi olarak değil, iş dönüşümünün bir parçası olarak ele alanlar olduğunu ifade etti.

Söz konusu duruma Ma'aden şirketinin deneyimini örnek gösteren AlGhamdi, şirketteki ekiplerin Microsoft 365 Copilot, Copilot Studio ve Azure OpenAI Service kullanarak ayda 2 bin 200 saatten fazla zaman tasarrufu sağladığını kaydetti. AlGhamdi’ye göre adaptasyon hızı, üzerine kurulduğu altyapının kalitesinden bağımsız değerlendirilmemeli. Güvenlik ve yönetişimin aynı hızla ilerlemesi gerektiğini belirten AlGhamdi, bu noktada asıl sorunun kurumun çok hızlı hareket edip etmediği değil; kurumsal, veri ve güvenlik altyapısının bu hızla eş zamanlı ilerleyip ilerlemediği olduğunu vurguladı.

Teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki önümüzdeki dönemin yalnızca küresel platformların kullanımıyla sınırlı kalmayıp Krallık içinden geliştirilen ve ülke sınırlarını aşabilecek teknolojileri inşa etme kapasitesinin artırılmasıyla ilgili olduğunu vurguladı.

Bu doğrultuda Microsoft’un rolünün Suudi şirketlerine, girişimlere ve yazılımcılara bulut altyapısı, yapay zekâ araçları, siber güvenlik, veri platformları ve ortaklık ekosistemi desteği sunmak olduğunu belirten AlGhamdi, yerel bulut bölgesinin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini karşılarken ülke içinde çözümler geliştirilmesine ve barındırılmasına imkân tanıyacağını kaydetti.

Uzun vadedeki fırsatın çok sayıda Suudi kurumunun ‘teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine’ geçiş yapması olduğunu ifade eden AlGhamdi, bunun bölgesel ve küresel ölçekte rekabet edebilecek fikri mülkiyetlerin, platformların ve yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini kapsadığını belirtti.

Dijital egemenlik ve yerel kapasite

AlGhamdi, dijital egemenlik ile veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık arasındaki farklara ilişkin bir soruya yanıt verirken, yerel düzeyde çözüm geliştirme ve bunları Krallık içinde barındırma kapasitesini artırma konusuna odaklandı.

Yerel bulut altyapısının varlığının, girişimcilerin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini gözeterek Suudi Arabistan içinde çözümler geliştirmesine ve barındırmasına imkân tanıdığını belirten AlGhamdi, bu durumu teknolojiyi kullanmaktan üretmeye geçiş süreciyle ilişkilendirdi.

AlGhamdi; veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık kavramları arasında doğrudan bir ayrıma gitmedi. Buna karşın meseleyi; Suudi şirketlerinin, girişimlerin ve yazılımcıların teknik değerin, bilginin ve fikri mülkiyetin daha büyük bir kısmını Krallık bünyesinde tutabilme yeteneğiyle bağdaştırdı.

Altyapının ötesinde bir rol

AlGhamdi, Microsoft’un Suudi Arabistan’daki rolünü değerlendirirken, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile bulut, yetkinlik gelişimi ve sorumlu yapay zekâ alanlarındaki iş birliği de dahil olmak üzere hükümet, kurumlar, şirketler, yazılımcılar, iş ortakları ve eğitim kurumlarıyla yürütülen 25 yılı aşkın geçmişe dikkat çekti.

Mevcut sürecin sorumluluk seviyesini yalnızca teknoloji sunmanın ötesine taşıdığını belirten AlGhamdi, bunu hizmetlerin ve verimliliğin artırılması, güvenli dijital ortamların güçlendirilmesi ve Suudi yetenekler için daha geniş fırsatlar yaratılması gibi ulusal kazanımlara dönüştürme gerekliliğini vurguladı.

xsdfrgt
Microsoft Arabia, uzun vadeli başarıyı, beceri, yetenek, çözüm ve platformların geliştirilmesi yoluyla Suudi Arabistan’ın teknoloji tüketiminden üretimine geçişiyle ilişkilendiriyor. (Adobe)

AlGhamdi, Microsoft bünyesindeki 15 yılı aşkın deneyiminin ardından bu göreve getirildi. Daha önce şirketin Suudi Arabistan’daki kamu kurumları, ulusal kuruluşlar, eğitim ve sağlık sektörlerine yönelik faaliyetlerini yöneten AlGhamdi, kamu bulut düzenlemeleri ile ulusal analiz platformuna ilişkin girişimlerde de yer aldı. AlGhamdi’nin kariyer geçmişinde ayrıca Oracle ve Google bünyesinde üstlendiği roller bulunuyor.

Önümüzdeki üç yılın sınaması

AlGhamdi, görevdeki üç yılının ardından başarısının nasıl değerlendirileceğine ilişkin soruya yanıt verirken; bunu iş hacmi ya da satılan ürün sayısıyla sınırlamadı. Başarıyı daha geniş bir çerçevede, yapay zekâ alanındaki hedeflerin somut sonuçlara dönüştürülmesiyle ilişkilendiren AlGhamdi, “Üç yıl sonra başarıyı tek bir soruyla değerlendireceğim: Suudi Arabistan’ın yapay zekâ vizyonunu insanların gözlemleyebileceği bir ilerlemeye dönüştürmesine yardımcı olabildik mi?” ifadelerini kullandı.

Bu hedef doğrultusunda AlGhamdi, güvenilir bulut altyapısının kurumlar ve kritik sektörler nezdinde yaygınlaşmasını, yapay zekânın deneysel süreçlerden sıyrılarak verimlilik, hizmetler ve müşteri deneyiminde ölçülebilir iyileşmelere dönüşmesini öncelik olarak tanımladı. AlGhamdi ayrıca, Krallık bünyesinde dijital değer üretebilecek Suudi yeteneklerin, iş ortaklarının ve yazılımcıların sayısının artırılmasını da temel kriterler arasında sıraladı.

Bu kapsamda AlGhamdi’nin çizdiği yeni dönem; teknoloji yatırımlarının benimsenme aşamasından uygulamaya geçiş gücünün test edilmesine odaklanıyor. Süreç, model ve platform kullanımının ötesine geçerek Suudi ekonomisi bünyesinde verimlilik, hizmet kalitesi, nitelikli insan kaynağı ve fikri mülkiyet alanlarında ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini hedefliyor.



Suudi Arabistan futbolunda transfer dengeleri yeniden mi değişiyor?

70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)
70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)
TT

Suudi Arabistan futbolunda transfer dengeleri yeniden mi değişiyor?

70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)
70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)

Suudi Arabistan Profesyonel Ligi’nde 2026-2027 sezonu yaz transfer dönemi, 484 milyon euroyu aşan harcamayla kapandı. Suudi kulüpleri kadrolarını güçlendirmek için yüksek miktarlarda harcama yapmayı sürdürürken bu rakam geçen sezona kıyasla daha düşük kaldı. Transfer döneminde en fazla harcama yapan kulüp ise rakiplerine açık ara fark atan El-Hilal oldu.

Şarku’l Avsat’ın Transfermarkt’an aktardığı verilere göre  Suudi Arabistan Ligi’ndeki toplam transfer harcaması 484,276 milyon euroya ulaştı. Bu rakam yaklaşık 2,116 milyar Suudi riyaline denk geliyor. Oyuncu satışlarından elde edilen gelir ise 95,176 milyon euro, yaklaşık 416 milyon riyal olarak kaydedildi.

cdfgrthyju
Beş en pahalı transferin üçü El-Hilal’e ait olurken bu transferlerin toplam bedeli 192,9 milyon euroya ulaştı (El-Hilal Kulübü)

Böylece lig kulüplerinin yaz transfer dönemindeki net harcaması yaklaşık 389,1 milyon euro, yani yaklaşık 1,7 milyar riyal oldu. Bu rakam, oyuncu transferleri için ödenen tutarlarla satışlardan elde edilen gelir arasındaki farkı ifade ediyor.

Harcamalarda El-Hilal açık ara zirvede yer aldı. Kulübün transferlerinin toplam değeri 205,87 milyon euroya, yaklaşık 900 milyon riyale ulaştı. Böylece El-Hilal tek başına ligdeki toplam transfer harcamalarının yaklaşık yüzde 42,5’ini gerçekleştirdi.

dfrgthy
Hollandalı Crysencio Summerville, 64,5 milyon euro bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer oldu (El-Hilal Kulübü)

El-Ehli, 84,26 milyon euroluk (yaklaşık 368 milyon riyal) harcamayla ikinci sırada yer aldı. Onu 79 milyon euroyla (yaklaşık 345 milyon riyal) El-Kadsiyye izledi. El-İttihad 33 milyon euro (yaklaşık 144 milyon riyal) ile dördüncü, En-Nasr ise 22 milyon euro (yaklaşık 96 milyon riyal) ile beşinci sırada yer aldı.

Ed-Diriyye 19,6 milyon euro, El-Fetih 13,5 milyon euro, Et-Taavun 9,85 milyon euro, El-İttifak 6,2 milyon euro, El-Hazm 2,8 milyon euro, Eş-Şebab 2,75 milyon euro, Ebha 2,38 milyon euro ve El-Hulud 2,25 milyon euro harcadı. Neom kulübünün oyuncu alımlarının toplam değeri ise 925 bin euro oldu.

Buna karşılık El-Halic, El-Feyha, Er-Riyad ve El-Faysali, Transfermarkt’ta yer alan verilere göre yaz transfer döneminde oyuncu bonservisi için herhangi bir harcama kaydetmedi.

Oyuncu satışlarında El-İttihad zirvede

Oyuncu satışlarından elde edilen gelirlerde ise ligin zirvesinde El-İttihad yer aldı. Kulüp satışlardan 30 milyon euro, yaklaşık 131 milyon riyal gelir sağladı. El-İttihad’ı 20,84 milyon euro (yaklaşık 91 milyon riyal) gelirle El-Hilal takip etti.

cdvfgbhyju
El-İttihad CEO’su Domingos, yeni transferi Rios’un tanıtımı sırasında (El-İttihad Kulübü)

En-Nasr 9 milyon euroluk satış geliri elde ederken onu 7,67 milyon euroyla Et-Taavun ve aynı miktarla Er-Riyad izledi. El-Fetih 6,51 milyon euro, El-Kadsiyye 6,93 milyon euro, El-Ehli 4 milyon euro, El-Feyha 2,3 milyon euro ve Eş-Şebab 275 bin euro satış geliri kaydetti.

Suudi Arabistan Ligi’nin yaz transfer dönemindeki en pahalı beş transferi, toplam harcamanın büyük bölümünü oluşturdu. Bu beş transferin toplam değeri 293,25 milyon euroya, yaklaşık 1,282 milyar riyale ulaştı.

cdfvgbh
Tijjani Reijnders’ın El-Kadsiyye’ye transferi 61 milyon euroya mal oldu (Oyuncunun X hesabı)

Listenin zirvesinde, El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli yer aldı. Transferin değeri 70 milyon euro, yaklaşık 305,9 milyon riyal olarak kaydedildi.

Martinelli’yi, El-Hilal’e 64,5 milyon euro karşılığında transfer olan Hollandalı Crysencio Summerville izledi. Üçüncü sırada ise vatandaşı Tijjani Reijnders bulunuyor. Reijnders, El-Kadsiyye’ye 61 milyon euro karşılığında transfer oldu. Bu transferin yaklaşık değeri 266,6 milyon riyal.

El-Hilal’e transfer olan İngiliz Ollie Watkins, 58,4 milyon euroluk bonservis bedeliyle dördüncü sırada yer aldı. Beşinci sırada ise 39,35 milyon euro karşılığında El-Ehli’ye transfer olan Portekizli Francisco Trincão bulunuyor.

cgbhyjukı
Portekizli Francisco Trincão’nun transferi El-Ehli’ye 39,35 milyon euroya mal oldu (El-Ehli Kulübü)

Böylece yalnızca bu beş transfer, lig kulüplerinin toplam 484,28 milyon euroluk harcamasının yüzde 60,55’ini oluşturdu. Başka bir ifadeyle transfer döneminde harcanan paranın beşte üçünden fazlası yalnızca beş transferde kullanıldı.

En pahalı beş transferin üçü El-Hilal tarafından gerçekleştirildi. Bu üç transferin toplam bedeli 192,9 milyon euroya, yaklaşık 843 milyon riyale ulaştı.

Dört sezonda Suudi transfer harcamaları

Transfermarkt’ın son dört sezona ilişkin verilerinin karşılaştırılması, bu yaz transfer dönemindeki harcamaların geçen sezona göre gerilediğini ancak 2024-2025 sezonunun üzerinde kaldığını gösteriyor. Buna karşılık 2023-2024 sezonunun rekor düzeydeki harcamaları hâlâ açık ara zirvede bulunuyor.

Geçen yaz transfer dönemiyle karşılaştırıldığında harcamalar 638,48 milyon eurodan 484,28 milyon euroya geriledi. Böylece yaklaşık 154,2 milyon euroluk, yüzde 24,2’lik bir düşüş kaydedildi.

Buna rağmen bu yaz ki harcama, 2024-2025 sezonundaki rakamın yaklaşık 37,85 milyon euro üzerinde kaldı. Bu da yüzde 8,5’lik artış anlamına geliyor.

Buna karşılık kulüplerin 944,15 milyon euro harcadığı 2023-2024 sezonunun rekor transfer dönemiyle kıyaslandığında mevcut harcama yaklaşık 459,88 milyon euro, yani yüzde 48,7 daha düşük seviyede kaldı.

csdfvghyj
Hollandalı Crysencio Summerville, 64,5 milyon euro bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer oldu (El-Hilal Kulübü)

Dört sezon arasındaki karşılaştırmada en yüksek harcama 2023-2024 sezonunda gerçekleşti. Bu dönemde kulüpler toplam 944,15 milyon euro (4,13 milyar riyal) harcadı.

Bunu 638,5 milyon euro (2,79 milyar riyal) ile 2025-2026 sezonu, 484,3 milyon euro (2,12 milyar riyal) ile mevcut sezon ve 446,4 milyon euro (1,95 milyar riyal) ile 2024-2025 sezonu izledi.

Oyuncu satışlarında ise son dört sezonun en yüksek geliri 2025-2026 sezonunda elde edildi. Bu dönemde satışlardan 147,28 milyon euro gelir sağlandı. Bu rakam 2024-2025 sezonunda 110,03 milyon euro, mevcut transfer döneminde 95,18 milyon euro ve 2023-2024 sezonunda 69,13 milyon euro olarak kaydedildi.

Veriler ayrıca El-Hilal, El-Ehli ve El-Kadsiyye’nin tek başına 369,13 milyon euro harcadığını gösteriyor. Yaklaşık 1,61 milyar riyale denk gelen bu tutar, mevcut transfer döneminde ligdeki toplam harcamanın yüzde 76’sından fazlasını oluşturuyor. Bu tablo, Suudi Arabistan Ligi’ndeki satın alma gücünün sınırlı sayıdaki kulüpte yoğunlaştığına işaret ediyor.

Oyuncu hareketliliğinde 399 transfer

Oyuncu hareketliliği açısından ise Profesyonel Lig’in internet sitesinde yer alan kulüp kadrolarına göre yaz transfer döneminde 399 oyuncu giriş ve çıkışı gerçekleşti. Bunların 193’ünü lige gelen, 206’sını ise kulüplerinden ayrılan oyuncular oluşturdu.

Ebha, 20 yeni oyuncuyla en fazla transfer yapan kulüp oldu. Onu 19 oyuncuyla El-Faysali, 16 oyuncuyla Eş-Şebab, 15 oyuncuyla Et-Taavun ve 13 oyuncuyla El-Halic izledi. El-Fetih ve Ed-Diriyye ise 12’şer oyuncu transfer etti.

Buna karşılık En-Nasr, yalnızca bir oyuncu transfer ederek en az oyuncu alan kulüp oldu. Onu 6 oyuncuyla El-İttihad, 7’şer oyuncuyla El-Kadsiyye ve El-Feyha takip etti.

Kulüplerden ayrılan oyuncu sayısında da Ebha 19 oyuncuyla ilk sırada yer aldı. Eş-Şebab ve Et-Taavun 17’şer ayrılıkla ikinci sırayı paylaşırken El-Fetih 14 oyuncuyla onları takip etti. El-Hilal, El-İttihad ve El-Hulud’dan 13’er oyuncu ayrıldı.

El-Faysali ise yalnızca bir oyuncunun ayrılmasıyla bu kategoride en düşük rakama sahip kulüp oldu.


Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Hafar el-Batın’da kıyı destinasyonu geliştirmek için şirket kurdu

Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)
Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Hafar el-Batın’da kıyı destinasyonu geliştirmek için şirket kurdu

Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)
Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Körfez kıyısındaki Hafar el-Batın kentinde bütünleşik bir turizm ve konut destinasyonu geliştirmek amacıyla “Sahil el-Halîc Gayrimenkul Geliştirme Şirketi”ni kurduğunu açıkladı. Projenin, Doğu Bölgesi’nin kuzeyinde konut ve turizm seçeneklerine yönelik artan talebi karşılaması hedefleniyor.

Şirket, Hafar el-Batın sahilini geliştirerek kenti bir şehir merkezine ve Suudi Arabistan’dan ve komşu Körfez ülkelerinden bölgeye sakin ve ziyaretçileri çekecek bir destinasyona dönüştürmeyi planlıyor. Projenin özel sektörle ortaklık içinde hayata geçirilmesi ve yerel ve bölgesel yatırımcıların bölgeye çekilmesi hedefleniyor.

Yaklaşık 20 kilometrekarelik bir alanı kapsayan proje, Körfez kıyısında 10 kilometre uzunluğunda bir sahil şeridini içeriyor. Proje, Hafar el-Batın’ın coğrafi konumundan ve Kuveyt ile diğer Körfez ülkelerine yakınlığından yararlanarak yeni destinasyona yönelik nüfus ve ziyaretçi hareketliliğini desteklemeyi amaçlıyor.

Destinasyonun tamamlandığında sekiz konut bölgesinden oluşması ve 16 binden fazla konut birimi barındırması planlanıyor. Projede ayrıca yaklaşık 1.400 otel biriminin yanı sıra kamu hizmetleri, ticari ve turistik tesisler, eğitim alanları ve tekne marinaları için ayrılmış bölümler yer alacak.

Projenin üç ana aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamanın çalışmalarının 2030 yılında tamamlanması ve bu aşamada üç konut bölgesinin geliştirilmesi öngörülüyor. Böylece bütünleşik bir konut ve turizm topluluğunun kademeli olarak oluşturulması hedefleniyor.

Kamu Yatırım Fonu Yerel Gayrimenkul Yatırımları Genel İdaresi Başkanı Saad el-Kurud, şirketin Hafar el-Batın’ın sahip olduğu kentsel ve lojistik avantajlardan yararlanacağını söyledi. Kurud, projenin bölge halkı için yeni istihdam ve fırsatlar oluşturulmasına, kentin altyapısının geliştirilmesine ve özel sektörle ortaklıkların güçlendirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.

Kurud, fonun yerel gayrimenkul sektöründeki projeleri aracılığıyla stratejik sektörlerin kapasitesini artırmaya ve bunların kendi ekonomik ekosistemleri içindeki entegrasyonunu güçlendirmeye devam ettiğini ifade etti. Bunun ekonomik kalkınmadaki rolü desteklemeyi ve sürdürülebilir getiriler sağlamayı amaçladığını kaydetti.

Şirketin kuruluşu, Kamu Yatırım Fonu’nun “Kentsel Gelişim ve Şehircilik Kalkınması” ekosistemi kapsamındaki yatırımlarının bir parçasını oluşturuyor. Bu ekosistem, özel sektörle ortaklık içinde Suudi Arabistan’ın farklı bölgelerinde yürütülen gayrimenkul projelerini içeriyor. Söz konusu yatırımlarla uzun vadeli değerin artırılması, yeni fırsatların oluşturulması ve kentsel gelişimde inovasyonun desteklenmesi hedefleniyor.

Kentsel Gelişim ve Şehircilik Kalkınması ekosistemi, Kamu Yatırım Fonu’nun 2026-2030 dönemi stratejisi kapsamında açıkladığı altı ekonomik ekosistemden biri olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda yapılan yatırımların yaşam kalitesini artırması, insan odaklı gelişmiş ve sürdürülebilir şehirlerin oluşturulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Fonun yerel projelere yönelik yatırımları, Suudi Arabistan ekonomisinin çeşitlendirilmesine, yeni fırsatların oluşturulmasına ve ülkenin farklı şehirlerinde ticari ve yatırım hareketliliğinin artırılmasına katkı sağlıyor. Bu yatırımlar aynı zamanda altyapının geliştirilmesini ve çeşitli alanlarda deneyim ve bilgi birikiminin aktarılmasını destekliyor.

Kamu Yatırım Fonu, Suudi Arabistan’daki ekonomik dönüşüme öncülük etmeyi ve sürdürülebilir getiriler elde etmeyi amaçlayan uzun vadeli bir strateji doğrultusunda faaliyet gösteriyor. Fon, ekonomik büyümeyi ve ekonominin gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesini destekleyen sektör ve projelere yatırım yapıyor.


Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Pakistan, Türkiye, Katar ve Mısır dışişleri bakanları, pazar günü İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Savunma Bakanı Israel Katz’ın Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tehcir edilmesine ilişkin açıklamalarını sert bir şekilde kınadı. Bakanlar, açıklamalarda Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik plan ve mekanizmaların gündeme getirilmesini de reddetti.

Bakanlar ortak açıklamada, söz konusu açıklama ve önerileri kışkırtıcı olarak nitelendirerek bunların uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkelerini açıkça ihlal ettiğini ve Filistin halkının meşru ve devredilemez haklarına doğrudan tehdit oluşturduğunu belirtti.

Açıklamada, Filistinlilerin tehcir edilmesini amaçlayan her türlü girişim ve planın kesin bir dille reddedildiği vurgulandı. Bu girişimlerin işgal altındaki Filistin toprakları içinde veya dışında olmasına ya da hangi ad ve gerekçeyle sunulmasına bakılmaksızın reddedildiği belirtilirken zorla tehcire yönelik çağrıların resmî politikaya veya Filistinlileri topraklarından koparmayı hedefleyen fiili uygulamalara dönüştürülmesinin ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuldu.

Bakanlar, bu tür adımların başta ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planı olmak üzere uluslararası barış çabalarına doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığını belirtti. Açıklamada, söz konusu planın zorla tehciri reddettiğine dikkat çekilerek bu tür girişimlerin bölgedeki istikrarın sağlanması ihtimalini zayıflatabileceği uyarısı yapıldı.

Ortak açıklamada, Gazze Şeridi’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken Gazze ile Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki Filistin topraklarının bütünlüğünün korunması gerektiği ifade edildi.

Bakanlar, adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün hayata geçirilmesi olduğunu belirtti. Bu kapsamda, ilgili uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Bakanlar ayrıca uluslararası topluma ve özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sorumluluklarını yerine getirerek işgal altındaki Filistin topraklarında yeni bir demografik veya coğrafi gerçeklik dayatma girişimlerine karşı çıkma çağrısında bulundu.

Açıklamada, uluslararası hukuk kurallarına uyulmasının güvence altına alınması istenirken Filistin halkının kendi topraklarındaki varlığını ve direncini destekleme kararlılığı yinelendi. Ayrıca Filistin meselesini ortadan kaldırmaya veya Filistin halkının meşru haklarını zayıflatmaya yönelik her türlü girişimin reddedildiği belirtildi.