BAE'de 179 Kovid-19 vakası daha tespit edildi

BAE'de 179 Kovid-19 vakası daha tespit edildi
TT

BAE'de 179 Kovid-19 vakası daha tespit edildi

BAE'de 179 Kovid-19 vakası daha tespit edildi

BAE dün179 kişinin daha yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından etkilendiğini ve hastaların sağlık kurumlarında tedavi altına alındığını açıkladı. Son verilere göre ülkedeki vaka sayısı 62 bin 704’e yükseldi.
BAE Hükümet Sözcüsü Dr. Ömer el-Hammadi, 198 hastanın sağlığına kavuştuğunu, böylece hastalığın belirtilerini atlatarak iyileşen vaka sayısının 56 bin 766’ya yükseldiğini bildirdi. Sözcü, an itibariyle ülkede herhangi bir ölüm vakasının kaydedilmediği ve tedavi gören hasta sayısının 5 bin 581 olduğu bilgisini verdi.
Dr. Hammadi, verdiği brifing sırasında BAE’nin dünya çapında milyonlarca insanın hayatını kurtarmak ve hastalara uygun sağlık hizmeti sunmak için halihazırda tüm ülkeler tarafından harcanan yüksek maliyetin azaltılmasına katkıda bulunmak için Kovid-19 hastalığına karşı güvenli ve etkili bir aşı geliştirmeyi amaçlayan araştırma ve çalışmalarda ileri bir düzeyde olduğuna dikkat çekti.
Hammadi aşı kullanma işleminde vücuttaki bağışıklık sistemini uyarmak, vücudu savunmak ve gerekli araçları üretmesini sağlamak için ölü ya da zayıf mikrobiyal materyal enjekte edildiğinive bu simülasyon sayesinde vücudun gelecekte hastalıklarla nasıl mücadele edeceğini hatırladığını kaydetti.
Hammadi, kızamık gibi bazı aşıların vücuda ömür boyu bağışıklık kazandırdığını ancak grip aşısı gibi bazı aşıların ise virüsün yapısındaki değişiklik ve vücuda saldırma tarzlarının değişmesi nedeniyle sadece bir yıllık bağışıklık sağladığını vurguladı.
Hammadi, aşıların nihai hedefinin hastalığın sonunu getirmek olduğuna dikkat öktiği açıklamasında insanlığın aşı kullanmak suretiyle çiçek hastalığını tamamen ortadan kaldırmayı başardığının ve yine çocuk felcinin önlenmesinde nispi bir başarı elde ettiğinin altını çizerek insanlığın koronavirüs hastalığının pençesinden kurtulmanın eşiğinde olduğuna işaret etti.
Yaptığı basın açıklaması sırasında bir dizi soruya da yanıt veren Hammadi, son dönemde vatandaşlar arasındaki vaka sayısının yüzde 30 oranında artış göstermesinin öncelikle sosyal ilişkiler bağlamındaki ziyaretlerden ve koruyucu tedbirlerdeki bazı ihmallerden kaynaklandığını bildirdi.
Hammadi, yetkili makamların, ülkedeki çeşitli milletlerden insanların bulaş vakaları ve sayılarıyla ilgili tüm değişkenleri günlük olarak izlediğine dikkat çekerek tüm ülke sakinlerinin sağlığını korumak ve güvenliğini sağlamak için çalışıldığını, enfeksiyon sayısındaki endişe verici göstergelerin takip edildiğini söyledi.
Hammadi restoranlar ve AVM’lerdeki maske ve sosya mesafe gibi önleyici tedbirlerin aksine ev toplamalarındaki ihmallere dikkat çekti. Kamuya açık yerlerde düzenlenen toplantıların, sosyal mesafe uygulaması, ateş ölçümü ve sterilizasyon çalışmaları gibi tüm talimatlar ve önleyici tedbirler dikkate alınarak yetkili makamların gözetimi altında yapıldığını vurguladı.
Hammadi, insan vücudundaki bağışıklık sisteminin, virüs bulaştığında 3 ila 10 gün arasında kanda değişikliğe sebep olan dönüşüme karşı kendi silahını geliştirdiği bilgisini vererek vücudun geliştirdiği ilk savunma silahının “LGM” olarak bilinen hızlı ama geçici savunma mekanizması olduğunu kaydetti. Bunun kandaki varlığının tespit edilmesinin enfeksiyonun yeni başladığı anlamına geldiğini ve ayrıca kişinin halen virüsü taşıdığını kanıtladığını söyledi.
Hammadi, bağışıklık sisteminin, bulaşın yaşanmasından sonraki bir ya da iki haftalık bir süre boyunca, sürdürülebilir veya uzun vadeli bağışıklık oluşturan ikinci tür silah olan LGM’yi ürettiği bilgisini verdiği açıklamasında kişide herhangi bir semptom görülmese dahi bu maddenin varlığının daha önceki bir bulaş vakasına işaret ettiğini belirtti. Bu durumun aynı zamanda kişinin daha önceki bir enfeksiyon veya olduğu bir aşı nedeniyle virüse karşı bağışıklığının olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Hammadi, enfeksiyon meydana gelmesinden sonra bir ila üç hafta süren, vücudun bağışıklık silahını geliştirmesinden önceki bu süreçte hastanın virüsü birkaç gün taşıyabileceğini kaydetti.
 



Hilal göründü: Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinde Ramazan ayı yarın başlıyor

Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.
Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.
TT

Hilal göründü: Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinde Ramazan ayı yarın başlıyor

Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.
Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Filistin, Bahreyn, Kuveyt ve Irak, salı akşamı hilalin görülmesinin ardından çarşamba gününün mübarek Ramazan ayının ilk günü olduğunu resmen duyurdu.

Suudi Arabistan Yüksek Mahkemesi yaptığı açıklamada, Hilal Gözlem Dairesi’nin salı akşamı toplandığını, Ramazan hilalinin gözlemlenmesine ilişkin mahkemelerden gelen tüm bildirimleri incelediğini belirtti. Açıklamada, yapılan değerlendirme ve güvenilir şahitlerin hilali gördüğüne dair beyanları doğrultusunda, Ümmü’l-Kurâ takvimine göre 1 Ramazan 1447’ye, miladi takvime göre ise 18 Şubat 2026 Çarşamba gününe tekabül eden tarihin bu yıl Ramazan ayının ilk günü olarak kararlaştırıldığı ifade edildi.

Öte yandan Suriye, Ürdün, Mısır, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Singapur, Malezya, Brunei Darüsselam ve Endonezya, salı günü hilalin görülememesi nedeniyle perşembe gününün Ramazan ayının ilk günü olduğunu açıkladı.


Suudi Arabistan ve İngiltere arasında savunma iş birliğinin güçlendirilmesi görüşüldü

Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)
Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve İngiltere arasında savunma iş birliğinin güçlendirilmesi görüşüldü

Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)
Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi, dün Riyad'da gerçekleştirdiği beşinci toplantısında, ortak ilgi alanlarına giren bir dizi konunun yanı sıra, savunma ve askeri iş birliğini geliştirmenin yollarını da ele aldı.

Resim  Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Fayyad Al-Ruwaili ve İngiltere Genelkurmay Başkanı Richard Knighton, (Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Korgeneral Fayyad Al-Ruwaili ve İngiliz Genelkurmay Başkanı General Richard Knighton başkanlığında gerçekleşen toplantı, her iki tarafın da Suudi Arabistan ve İngiltere arasındaki ikili ilişkileri gözden geçirmesiyle başladı.


Suudi Arabistan: İşgal altındaki Filistin toprakları üzerinde İsrail’in egemenliği yok

Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)
Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)
TT

Suudi Arabistan: İşgal altındaki Filistin toprakları üzerinde İsrail’in egemenliği yok

Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)
Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)

Suudi Arabistan, İsrail işgal makamlarının Batı Şeria’daki toprakları “devlet arazisi” olarak nitelendirme kararını kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün (Pazartesi) yapılan açıklamada, “Krallık, İsrail işgal makamlarının Batı Şeria’daki toprakları ‘işgal otoritelerine bağlı devlet arazisi’ olarak dönüştürme kararını kınamaktadır. Bu adım, işgal altındaki Batı Şeria’da yeni bir hukuki ve idari gerçeklik dayatmayı hedefleyen planların parçasıdır ve bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamaktadır” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Krallık, işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde İsrail’in hiçbir egemenliği olmadığını vurgulamakta; uluslararası hukukun ağır bir ihlali niteliğindeki ve iki devletli çözümü zayıflatan bu yasa dışı uygulamaları kesin bir dille reddetmektedir. Bu adımlar, kardeş Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen devletini kurma yönündeki asli hakkına yönelik bir saldırıdır” ifadelerine yer verildi.

İbranice yayımlanan “Ahronoth gazetesine bağlı Ynet sitesinin verdiği habere göre İsrail hükümeti dün (Pazar), Batı Şeria’da 1967’den bu yana ilk kez arazi kayıt sürecinin başlatılmasına yönelik bir öneriyi onayladı.

İsrail Yayın Kurumu’na göre karar, Batı Şeria’da arazi tasfiye ve tescil işlemlerinin başlatılmasını ve geniş alanların “devlet arazisi” olarak kaydedilmesini öngörüyor. Bu durumun, söz konusu alanlar üzerinde kontrolün pekiştirilmesinin önünü açacağı ifade edildi.

İsrail hükümeti geçen hafta da işgal altındaki Batı Şeria’da yetkilerini genişleten ve Yahudilerin arazi satın alma sürecini kolaylaştıran bir dizi karar almıştı. Kabine kararları kapsamında, arazi kayıtlarının gizliliği kaldırılarak satın alma işlemlerinin kolaylaştırılması sağlandı. Böylece alıcıların arazi sahiplerini tespit edip doğrudan iletişime geçmesine imkân tanındı; zira bu kayıtlar uzun süredir gizli tutuluyordu.