Suriye’de Arap aşiretlerini kendi safına çekme mücadelesi kızışıyor

Deyrizor’daki bir Arap aşiret şeyhi SDG lideri Mazlum Abdi’ye aba hediye etti
Deyrizor’daki bir Arap aşiret şeyhi SDG lideri Mazlum Abdi’ye aba hediye etti
TT

Suriye’de Arap aşiretlerini kendi safına çekme mücadelesi kızışıyor

Deyrizor’daki bir Arap aşiret şeyhi SDG lideri Mazlum Abdi’ye aba hediye etti
Deyrizor’daki bir Arap aşiret şeyhi SDG lideri Mazlum Abdi’ye aba hediye etti

2019’un ortalarında bölgesel ve uluslararası aktörler arasında başlayan Suriye’nin kuzeydoğusundaki Arap aşiretlerini kendi safına çekme mücadelesi, son günlerde giderek kızışıyor. Taraflar bu sefer Akidat aşiretinin ‘silahını ve kalbini’ kazanmaya odaklanmış durumda.

Mücadelenin kısa tarihi
ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçleri tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Mart 2019’da DEAŞ’ın Suriye’deki son toprak parçası olan Bağuz kasabasını ele geçirdi. Deyrizora bağlı Bağuz’un kontrol altına alınmasından birkaç hafta sonra Fırat’ın doğusunda protestolar patlak verdi.
Bölge sakinleri “altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi, bölgedeki doğal kaynaklardan elde edilen gelirlerin paylaşımı ve petrolün Suriye rejiminin denetimindeki bölgelere ihracının durdurulması” talepleriyle gösteriler düzenledi. SDG, Suriye topraklarının üçte birini (185 bin kilometre kare) kontrol ediyor. Suriye petrolünün yüzde 90’ı, doğalgaz rezervlerinin yarısı ve ülkenin en büyük üç barajı SDG denetimindeki bölgelerde bulunuyor.
Suriye sahasındaki etkili aktörler, çatışmaların gidişatını etkilemek ve bölgede söz sahibi olmak için Arap aşiretlerini kendi tarafına çekme mücadelesine girdi. Sonuç olarak, SDG müttefiki aşiretler, Ankara müttefiki aşiretler ve Şam rejimi ile yeniden ilişki kurulmasını savunun aşiretler olmak üzere üç grup aşiret ortaya çıktı. Bu süreçte Tahran da Suriyeli gençleri milis gruplarına dahil ederek kendi gündemlerini uygulamaya çalışıyordu.
2017’de kurulan Cezire ve Fırat Bölgesi Arap Meclisi, Bağuz’un kontrol altına alınmasının ardından SDG’nin uygulamalarına tepki olarak Deyrizor’da başlayan protestolara destek verdiğini ilan etti. Kürt yöneticiler ise tepkilere yanıt olarak kontrol ettiği toprakların bölge halkı tarafından yönetildiğini savundu. Kürt yöneticilerinden biri, çıkan olaylar üzerine Deyrizor Askeri Meclis Başkanı Ahmed Ebu Hewla’nın Akidat aşiretine mensup olduğuna dikkat çekerek, bölgede daha birçok makamın başında bölgenin evlatları bulunduğunu ifade etmişti.
Diğer taraftan Ankara, Aralık 2018’de kontrolündeki Azez kentinde, Suriye Kabileler ve Aşiretler Meclisi’nin kuruluşunu ilan ettiği konferansı düzenlemesine izin vererek, Meclis’i desteklediğini göstermiş oldu. Suriye Kabileler ve Aşiretler Meclisi daha sonraki süreçte Ankara’nın Suriye’deki operasyonlarına destek açıklamalarında bulunmuştu. Hatta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yardımcılarından Fuat Oktay, Suriye Kabileler ve Aşiretler Meclisi üyelerinden oluşan bir heyeti Ankara’da ağırlamıştı.
Üçüncü grupta yer alan ve rejimle yeniden ilişki kurma taraftarı olan aşiretler ise Şam’a yakınlığıyla bilinen iş insanı Hussam el-Katırcı’nın desteğiyle Deyri Zor’da konferans düzenledi. İran’ın Deyrizor kırsalında, özellikle de Elbukemal ilçesinde binlerce Suriyeli genci silah altına alarak kendi milis gruplarına dahil ettiği bir süreçte, Katırcı söz konusu aşiretlere 5 bin savaşçı verme sözü verdi. İran’a bağlı Bakır Tugayı, daha önceki açıklamasında, Suriye topraklarından yabancı güçleri çıkarmak hedefiyle Halk Aşiretleri Direniş Birlikleri’nin kurulduğunu duyurmuştu.

Yeni faktörler
Son dönemde yaşanan irili ufaklı gelişmelerle birlikte gözler Suriye’nin kuzeydoğusuna çevrildi.
Söz konusu gelişmelere göz atılacak olunursa:
1- ABD Başkanı Donald Trump, 2019 Kasım ayında yapılan ara seçimlerde kazanma ihtimalinin azaldığında şüphe etmesi üzerine Ekim ayında bir açıklama yaparak, Suriye’den çekilme sinyali verdi. Ancak seçim sonrasında bazı Amerikan askerlerinin Fırat’ın doğusunda kalmaya devam edeceğini belirtti.
2- İsrail, Deyrizor kırsalındaki Elbukemal ilçesinde konuşlu İran mevzilerine yönelik hava saldırılarını sürdürdü.
3- Rus güçleri, Irak-Suriye sınırının Suriye tarafındaki Simelka Sınır Kapısı’na ulaşma denemelerinde bulunarak, ABD güçlerinin Suriye’de kalmaya devam etmesi konusundaki kararlığını birçok kez test etti.
Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerinde ise ABD ve Fransa’nın teşvikleri sonucunda, Suriye Kürt Ulusal Konseyi(ENKS) ile PYD Hewler Anlaşması’na bağlı kalma noktasında ön uzlaşı sağlayarak aralarındaki derin ihtilafları çözdüler. Diğer bir gelişme ise Kürt, Arap ve Asuri (Süryani) siyasi bloklarınnın Barış ve Özgürlük Cephesi’ni kurduklarını ilan etmesiydi.
ENKS, Suriye'nin Yarını Hareketi, Süryani Demokratik Birliği (ADO) ve Ahmet Carba liderliğindeki Cezire ve Fırat Bölgesi Arap Meclisi oluşumları, Temmuz sonunda Kamışlı’da Barış ve Özgürlük Cephesi’ni kurduklarını duyurdu. Cephe’nin kuruluşunda yer alan oluşumların yetkilileri, Cephe’yi oluşumlar arasındaki işbirliği ve kardeşliği pekiştirmek için kurduklarını, SDG’nin Cephe’de rolü bulunduğunu ancak bölgede hegemonya kurmasının mümkün olmadığını belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan bir Cephe yetkilisi, ABD’li yetkililerin Cephe’nin kurulmasını memnuniyetle karşıladığını, bölgenin kurtarılmasına katkı sunacak böyle inisiyatifleri desteklediğini vurguladıklarını söyledi.
Bunların yanı sıra ABD’de Cumhuriyetçi Senetör Lindsey Graham ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun geçtiğimiz günlerde ABD merkezli Delta Crescent Energy LLC adlı şirketin, Suriye'nin kuzeydoğusunda petrol çıkarmak, işlemek ve ticaretini yapmak üzere SDG ile yaptığı sözleşmeye destek vermesi de yaşanan gelişmeler arasında gösterilebilir. Nitekim Graham ve Pompeo’nun destek açıklaması, ABD’nin Suriye’deki Özerk Yönetimi hukuki olarak tanıdığı yorumlarına da kapı aralamıştı.
Öte yandan Suriye’nin kuzeydoğusundaki Arap aşiret şeyhleri ve liderlerine yönelik son günlerde gerçekleştirilen suikastlar dikkat çekti. Bu çerçevede son olarak El-Akidat aşiretli lideri reisi Şeyh Matşar el-Hafal silahlı saldırı sonucu hayatını kaybederken, Şeyh İbrahim el-Hafal yaralandı. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, olayın akabinde bölgedeki aşiret şeyhleri ve liderleri ile toplantı düzenledi.

Aşiretler arası kutuplaşmanın fitili ateşlendi
Suriye Özerk Yönetim ve SDG, ABD’li şirketin imzaladığı petrol sözleşmesinin ardından sessizliğini korurken, Ankara-Şam-Tahran hattından yapılan resmi açıklamalarla sözleşmeye tepki gösterildi. Üç ülkenin açıklama metinlerindeki ortak vurgu “Suriye egemenliğinin ihlali” ve “Suriye kaynaklarının çalınması” oldu.
Bir taraftan petrol sözleşmesi yapılması diğer taraftan El-Akidat reisinin öldürülmesi, bölgesel ve uluslararası aktörlerin desteklediği aşiretler arasındaki kutuplaşmanın fitilini ateşledi.
SDG, suikastlarla ilgili kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmezken, söz konusu cinayetlerin arkasında Suriye rejiminin olabileceğinin sinyalini verdi. SDG cinayetlerin ardından bölgede evlere düzenlediği baskınlarda ‘bazı kişilerin gözaltına alındığını ve soruşturmaya alındıklarını’ duyurdu. SDG yetkilileri, Deyrizor Askeri Meclis Başkanı Ahmed Ebu Hewla ile Özerk Yönetim Başkan Yardımcısı Riyad el-Hafal’in de El-Akidat aşiretinin bir mensubu olduğuna işaret ederek, bölge evlatlarının yönetimde yer aldığının altını çizdi.
Rakka kentindeki aşiret şeyhi ve liderleri geçtiğimiz günlerde ortak bildiri yayımladı. Suriye rejimi ve İranlı güçlerin politikalarının kesin bir dille reddedildiğinin altı çizilen bildiride, aşiret reisini silahlı saldırılarda kaybeden Akidat aşiretine destek mesajı verildi. Bildiride ayrıca Rakka’daki aşiretlerin SDG’ye ‘mutlak destek’ vurgusu dikkat çekti.
El-Akidat El-Zebidiyye Aşireti isimli grup ise önceki gün yaptığı açıklamada, Bölgenin Kurtarılması İçin Askeri Meclis kurduğunu ilan etti. Açıklamada, “Beşşar Esed liderliğinde teröre karşı yürütülen savaşa destek veren Suriye’nin dostlarına selam olsun” ifadeleri kullanılırken, “Suriye Arap Ordusunun kahramanlıklarına” övgüde bulunuldu. El-Akidat Aşireti isimli bir başka grup ise yayımladığı bildiride, “Türkiye halkına, hükümetine ve yönetimine Suriye halkına verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Açıklamada ayrıca “ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun SDG’ye verdiği desteğin durdurulması ve bölgenin asıl sahiplerine teslim edilmesi” talepleri dile getirilerek, bölgedeki demografik değişim reddedildi.
Barış ve Özgürlük Cephesi’nde yer alan Suriye'nin Yarını Hareketi’nin müttefiki olan Cezire ve Fırat Bölgesi Arap Meclisi, El-Akidat reisinin hayatını kaybettiği saldırının hemen ardından kınama mesajı yayınladı. Ancak bu çerçevede en dikkat çekici açıklama, suikast saldırısından yaralı kurtulan El-Akidat El-Zebidiyye Şeyhi İbrahim el-Hafal’dan geldi. Hafal, dün yayınladığı yazılı açıklamada, bölgede yaşanan gelişmelerden tümüyle ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçlerinin sorumlu olduğunu ifade etti. Hafal, uluslararası koalisyondan “bölgeyi asıl sahiplerine teslim etmesini ve Arap oluşumların tüm sorumluluğu üstlenmesini” talep etti. Hafal ayrıca El-Akidat reisi Şeyh Matşar el-Hafal’ın faillerinin en geç 1 ay içinde bulunarak adalete teslim edilmesi çağrısında bulundu.



İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
TT

İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)

İsrail, bugün yaptığı açıklamada, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Filistinli çalışanlarının listesini sunamaması üzerine Gazze'deki insani yardım faaliyetlerini durduracağını duyurdu.

Yurtdışı İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, "Gazze Şeridi'ndeki Sınır Tanımayan Doktorlar'ın faaliyetlerine son verme yönünde adımlar atıldığını" açıkladı.

Bakanlık, kararın "Sınır Tanımayan Doktorlar'ın, bölgede faaliyet gösteren tüm insani yardım kuruluşları için geçerli şart olan yerel personel listelerini sunamaması" üzerine alındığını belirterek, örgütün faaliyetlerini durduracağını ve 28 Şubat'a kadar Gazze'den ayrılacağını kaydetti.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), salı günü, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeridi'ne erişimini sürdürmesi için talep ettiği personel listelerini vermeyeceğini açıkladı ve ekibinin güvenliği konusunda garanti alamadığını ifade etti.

Gazze'deki hastaneleri destekleyen MSF, İsrail'in bu ay Filistin topraklarındaki faaliyetlerini durdurması emrini verdiği 37 uluslararası kuruluştan biri. Bu kuruluşlar, personel bilgilerini sunma zorunluluğu da dahil olmak üzere yeni düzenlemelere uymadıkları takdirde faaliyetlerini durduracaklar.

Yardım kuruluşları, personel hakkında kişisel bilgilerin paylaşılmasının güvenliklerini tehlikeye atabileceğini belirterek, Gazze'deki iki yıllık savaş sırasında öldürülen veya yaralanan yüzlerce yardım çalışanını örnek gösteriyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kayıt sürecini yöneten İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, yaptığı açıklamalarda, Hamas'ı Sınır Tanımayan Doktorlar'a baskı yapmakla suçladı. Bakanlık herhangi bir kanıt sunmadı, ancak Gazze Sağlık Bakanlığı'nın 29 Ocak'ta ortak sağlık kuruluşlarına bağlı sağlık çalışanlarının verilerini paylaşmayı reddettiğini, bunun nedeninin ise güvenlik endişeleri olduğunu belirtti. Bakanlık, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

İsrail daha önce, veri kaydının Filistinli silahlı gruplara yardım ulaşmasını engellemek amacıyla yapıldığını belirtmişti. Yardım kuruluşları, önemli miktarda yardımın başka yerlere yönlendirildiğini reddediyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) geçen hafta, bu bilgiyi ifşa etmeyi kabul eden Filistinli ve uluslararası personelin kısmi bir listesini paylaşmaya hazır olduğunu, ancak listenin yalnızca idari amaçlarla kullanılması ve ekibini tehlikeye atılmaması şartıyla bunu yapacağını söyledi. MSF, insani tıbbi malzemelerin yönetimini kontrol altında tutmak istediğini belirtti. Örgüt yaptığı açıklamada, "Tekrarlanan çabalara rağmen, son birkaç gündür İsrail yetkilileriyle gerekli somut garantiler konusunda bir anlaşmaya varamadığımız ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. MSF, Gazze ve Batı Şeria'daki faaliyetlerine getirilen yasağın, Gazze'de devam eden insani kriz göz önüne alındığında, insani hizmetler üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabileceğini belirtti.


Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.


İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
TT

İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).

İsrail, bugün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi sakinlerinin geçişine izin vermek üzere Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı olarak açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin sivil işlerinin koordinasyonundan sorumlu Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT), “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda, bugün Refah Sınır Kapısı yalnızca sivillerin geçişine açılmıştır” açıklamasında bulundu.

Filistin medya kuruluşları, daha önce Filistinli personeli taşıyan otobüslerin Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafına ulaştığını, buradan Filistin tarafına geçerek kapıda göreve başlamalarının planlandığını bildirmişti.

Sınır kapısından geçişlerin, sıkı denetim altında ve yalnızca bireylerle sınırlı olacağı belirtiliyor. Bu adım, ateşkesin yürürlüğe girmesinden aylar sonra atılırken, insani yardım kuruluşları uzun süredir abluka altında ve büyük ölçüde tahrip olmuş Gazze’ye yardımların ulaştırılabilmesi için kapının engelsiz şekilde açılması çağrısında bulunuyor.

Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)

Gazze’de Rafah Sınır Kapısı Yeniden Açıldı, İsrail Saldırılarında 32 Kişi Hayatını Kaybetti

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkesin ihlalleri devam ederken, İsrail’in dün gerçekleştirdiği hava saldırılarında 32 kişi yaşamını yitirdi; Gazze Sivil Savunma yetkililerinin bildirdiğine göre ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.

Mısır sınırındaki Refah Kapısı, İsrail topraklarından geçmeden Gazze’ye kara yoluyla açılan tek geçit olarak biliniyor. Ancak kapı, Mayıs 2024’te İsrail güçlerinin kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalıydı. 2025 başında ise kısa bir süreliğine kısmi olarak yeniden açılmıştı.

Ayrı bir gelişmede, Filistin medyasına göre bugün sabah saatlerinde Gazze Vadisi’nin kuzeyinde İsrail dronunu saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı. Filistin Haber Ajansı’nın (WAFA) haberine göre böylece dün sabah saatlerinden itibaren Gazze hastanelerine ulaşan ölü sayısı 32’ye yükseldi; ölümlerin 7’si güneyde, 25’i kuzeyde kaydedildi.

Refah Kapısı, Gazze’nin güney sınırında, ateşkesin ardından İsrail’in çekilmediği alanlar içinde yer alıyor; bu da bölgenin yarısından fazlasını kapsıyor. Anlaşmanın ikinci aşamasında kapının yeniden açılması öngörülüyor. BM ve yardım kuruluşları, insani krizin derinleştiği Gazze’de 2 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırılabilmesi için geçişin sorunsuz açılmasını talep ediyor.

Sınırlı olmasına rağmen bu adımın, Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulan 15 Filistinli teknokrattan oluşan Ulusal Yönetim Komitesi’nin çalışmalarını kolaylaştırması bekleniyor. Komite, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü “Barış Konseyi” denetiminde faaliyet gösterecek.