Pentagon projesinde Microsoft ve Amazon mercek altında

Pentagon’a bulut bilişim hizmetleri sağlamak üzere yapılan 10 milyar dolarlık bir ihaleyi iki şirketten birine veren ABD Savunma Bakanlığı, kararını tekrar teyit etti

Microsoft ve Amazon yöneticilerinin eşliğinde gerçekleştirilen ABD Teknoloji Konseyi görüşmesi sırasında ABD Başkanı Donald Trump (AP)
Microsoft ve Amazon yöneticilerinin eşliğinde gerçekleştirilen ABD Teknoloji Konseyi görüşmesi sırasında ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Pentagon projesinde Microsoft ve Amazon mercek altında

Microsoft ve Amazon yöneticilerinin eşliğinde gerçekleştirilen ABD Teknoloji Konseyi görüşmesi sırasında ABD Başkanı Donald Trump (AP)
Microsoft ve Amazon yöneticilerinin eşliğinde gerçekleştirilen ABD Teknoloji Konseyi görüşmesi sırasında ABD Başkanı Donald Trump (AP)

İnci Mecdi
Yolsuzluk ve siyasi çatışmaların üzerine gölge düşürdüğü bir savaşın ortasında ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Pentagon’a 10 yıl boyunca bulut bilişim hizmetleri sağlamak üzere yapılan 10 milyar dolarlık bir ihaleyi Microsoft’a verme kararını tekrar teyit etti. Söz konusu ihale Savunma Altyapısı Müşterek Girişimi (JEDI) olarak biliniyor. Bakanlık Microsoft’un verdiği teklifin hükümet için halen en iyi teklif sayıldığına işaret etti.
Savunma Bakanlığı tarafından cuma günü yapılan duyuru geçtiğimiz yılın başlarından beri ihaleyi kazanmak isteyen Amazon, Microsoft ve diğer şirketlerin arasında süren savaşın bir parçası olarak geldi. İhalenin hizmette lider konumunda bulunan Amazon şirketi tarafından mahkemeye taşınmasının ardından Pentagon, teklif verenlerden ve çevrimiçi pazarlardan alınan tekliflerin unsurları da dahil olmak üzere satın almanın ‘belirli kısımlarını’ yeniden incelemek istediğini söylemişti.
Microsoft Şirketi Sözcüsü konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Pentagon, Microsoft’un uygun teknolojiyi ve en iyi teklifi verdiğini teyit etti. İşe koyulmaya ve ülkemize hizmet edenlerin her geçen gün daha da ihtiyaç duyulan bu teknolojiye erişmelerini sağlamaya hazırız” ifadelerini kullandı.

Siyasi bir uyarı
ABD medyasına göre çok geçmeden Pentagon’a yanıt veren Amazon, Pentagon’un yeniden değerlendirmesinin utanç verici, taraflı ve siyasi olarak yozlaşmış bir kararı onaylama girişiminden başka bir şey olmadığını belirtti. Amazon’un bulut bilişim platformu Amazon Web Services (AWS), geçen yıl kasım ayında ABD Başkanı Donald Trump tarafından gelen siyasi müdahalenin şirketin ihaleyi kaybetmesine sebep olduğunu öne sürerek bir dava açmıştı.
Davada Amazon, Savunma Bakanlığı’nın teklifini adil bir şekilde değerlendirmekte başarısız olduğunu; zira Trump’ın, Amazon’un CEO’su ve The Washington Post gazetesinin sahibi Jeff Bezos’u “siyasi düşmanı” olarak gördüğünü söylemişti.
Mart ayında ABD Federal İddia Mahkemesi Yargıcı Patricia Campbell-Smith, Savunma Bakanlığı’nın Microsoft’un teklifinin bir kısmını yanlış değerlendirmiş olabileceğini söylemişti. Bundan önce mahkeme tarafından davada nihai karar verilene dek ihalenin askıya alınmasına yönelik bir karar çıkarılmıştı.
Yargıç, Pentagon’un fiyat tekliflerini değerlendirmede hata yapmasaydı, “Amazon’un ihaleyi kazanma şansının artabileceğini” belirtmişti. Kararın ardından hükümet, ihalenin yeniden incelenmesini ve teklif sahiplerinin fiyat tekliflerindeki problemli kısmı gözden geçirmesi için izin verilmesini talep etmişti.
Smith, Amazon’un davayı temyize götürmesine ilişkin şu ana kadar bir karar vermedi ve dava işlemleri askıya alınırken Pentagon ihaleyi Microsoft’a verme kararını yeniden değerlendirdi. Pentagon tarafından yapılan açıklamaya göre, mahkemenin ihalenin yürütülmesini durdurma  kararı alması nedeniyle sözleşme üzerinde çalışılmaya hemen başlanmayacak.

Yolsuzluk ve torpil
Söz konusu ihaleye ilişkin çatışma, 2019 yılının Temmuz ayına dayanıyor. O dönemde ABD medyası tarafından, teknoloji devi Oracle şirketinin Pentagon’un bulut bilişim sistemini oluşturma ihalesini kazanmak için rakibi Amazon’un çabalarını baltaladığı ve konuyu ABD Başkanı Donald Trump’ın ofisine taşıdığı yönünde haberler yayınlamıştı. Güvenilir kaynaklara göre o zamanlar Beyaz Saray yetkilileri Trump’a, bulut bilişim sistemini inşa etme hakkı tanıyan sözleşmeyi Amazon’a vermek için büyük bir komplo olduğunu iddia eden bir belge sunmuşlardı.
Kaynaklardan biri, bir sayfadan oluşan belgenin diğer bilgilerle birlikte Temmuz ayının ikinci yarısında yapılan ve sözleşme ile Amazon’un olası kazançlarının tartışıldığı bir toplantıda sunulduğunu söylemişti.
CNN medya ağının o zamanlar yaptığı açıklamaya göre belgenin içerisinde “On Yıllık Bulut Tekeli Oluşturma Komplosu” başlıklı bir grafik bulunuyordu ve Oracle’ın 2019 yılının başından beri öne sürdüğü anlatının -Savunma Bakanlığı içindeki ve dışındaki bireylerden oluşan bir ağın, Amazon’un JEDI olarak bilinen bulut bilişim ihalesini kazanmasına zemin hazırlaması- görsel bir temsilini sunuyordu.
Davada iki eski savunma bakanı Ash Carter ve James Mattis de dahil olmak üzere büyük isimler öne çıktı. Belgenin içerisindeki grafikte, bir dizi eski Pentagon yetkilisinin ve Amazon şirketinin mevcut çalışanlarının ve yöneticilerin yanı sıra Amazon adına çalışan danışmanların yüzleri yer alıyordu ve bunların ticari ve profesyonel ilişkilerden oluşan bir zincir halinde birbirine bağlandığını gösteriyordu. Başkana verilen nüshada, eski bakanların, Barack Obama yönetiminde savunma bakanı olarak görev yapan Carter’ın ve Trump yönetiminde eskiden savunma bakanı olan Mattis’in resimleri bulunuyordu.
Farklı kişileri birbirine bağlayan fotoğraflar, dolar işaretleri, oklar ve kalpler eşliğinde ortaya çıkan grafik, yolsuzluk ve çıkar çatışmaları hakkında genel bir intiba bırakıyor. CNN’in o dönemde yaptığı habere göre belge, Oracle İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Kenneth Glueck tarafından hazırlanan eş bir belge ile tam bir benzerlik gösteriyordu. CNN belgenin bir kopyasının, Washington şehir merkezinde bulunan K Caddesi’ndeki Glueck’in ofisinin penceresinde asılı olarak görülebildiğini belirtmişti.

Kongrenin müdahalesi
23 Temmuz 2019 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi’nin on üyesi, Başkana bir mektup göndererek Pentagon Genel Müfettişliği Ofisi’nin, Savunma Bakanlığı çalışanlarının olası çıkar çatışmalarına yönelik başlattığı soruşturmayı tamamlayana kadar sözleşmenin Amazon’a verilmesini ertelemesini talep etmişti. ABD Savunma Bakanlığı Bilişim Kurulu Başkanı Dana Deasy, ofis soruşturmasını tamamlayana dek sözleşmenin verilmesini erteleme talebine yanıt vermişti. Ancak Savunma Bakanlığı Sözcüsü Elissa Smith, çıkar çatışmalarına yönelik iç soruşturma sonucunda, Amazon’un JEDI ihalesini kazanma sürecinde “olumsuz bir etkinin” olmadığının ortaya konulduğunu ifade etmişti. Bunun yanı sıra Smith, soruşturma sonucunda ortaya çıkarılan potansiyel ve belirtilmemiş etik ihlallerin Pentagon Genel Müfettişi’ne iletildiğini söylemişti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre ABD’li bir yargıç, ihale yarışında adil olmayan bir şekilde saf dışı bırakıldığını vurgulayan Oracle aleyhinde bir karar vermişti. Oracle Pentagon çalışanları arasında bir çıkar çatışması olduğunu söylemişti. Bakanlık tarafından sunulan en büyük teknolojik projelerden biri olan projenin uygulanması için Microsoft ve Amazon arasındaki rekabet çemberi daralmıştı. Zira Google geçen Ekim ayında yarıştan çekilmiş ve Oracle ile IBM ise 2019 yılının Nisan ayında ihale sürecinde elenmişti. Böylece rekabet Amazon ve Microsoft arasında sınırlı kalmıştı.



İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
TT

İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)

İran ile ABD, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan görüşmelerde salı günü temel “yol gösterici ilkeler” üzerinde bir anlayışa vardı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bunun yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Arakçi’nin açıklamalarının ardından petrol vadeli işlemleri gerilerken, gösterge Brent ham petrol yüzde 1’den fazla düştü. Açıklamalar, ABD’nin Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla askeri güç konuşlandırdığı bölgede çatışma endişelerini bir miktar azalttı.

Cenevre’deki temasların ardından İran medyasına konuşan Arakçi, “Farklı fikirler ortaya kondu ve bu fikirler ciddi şekilde tartışıldı. Sonuçta bazı yol gösterici ilkeler üzerinde genel bir mutabakata varmayı başardık” dedi.

Her iki tarafın da “net sonraki adımları” var

ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arakçi ile birlikte yürüttüğü dolaylı görüşmelere Umman arabuluculuk etti. Beyaz Saray, toplantıya ilişkin e-posta yoluyla yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda “yapılacak çok iş olduğunu”, ancak İran ile ABD’nin “net sonraki adımlarla” masadan ayrıldığını ifade etti.

Görüşmelerin başladığı sırada İran devlet medyası, İran Devrim Muhafızları’nın bölgede askeri tatbikat gerçekleştirmesi nedeniyle, küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın bir bölümünün “güvenlik tedbirleri” kapsamında geçici olarak kapatılacağını duyurdu.

Tahran daha önce, saldırıya uğraması halinde ticari gemilere boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir adım, küresel petrol akışının beşte birini kesintiye uğratabilir ve ham petrol fiyatlarını yukarı çekebilir.

Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin” en iyi seçenek olabileceğine yönelik sözlerine yanıt veren İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney (86), ABD’nin yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısız olacağı uyarısında bulundu.

İran medyasına yansıyan açıklamalarında Hamaney, “ABD Başkanı ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor; ancak dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki ayağa kalkamaz” dedi.

Arakçi, görüşmelerin ardından Cenevre’de düzenlenen bir silahsızlanma konferansında yaptığı konuşmada ise “yeni bir fırsat penceresinin” açıldığını belirterek, müzakerelerin İran’ın meşru haklarının tam olarak tanınmasını sağlayacak “sürdürülebilir” bir çözüme ulaşmasını umduğunu ifade etti.

Trump daha önce yaptığı açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere “dolaylı olarak” kendisinin de dahil olacağını söylemiş ve Tahran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtmişti.

Trump, pazartesi günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum. Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırmak için B-2’leri göndermek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık” demişti.

ABD, geçen haziran ayında İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Washington ve Tel Aviv, İran’ın İsrail’in varlığını tehdit edebilecek bir nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğine inanıyor. Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak İran, elektrik üretimi için gereken saflığın çok ötesinde ve silah yapımı için gerekli seviyeye yakın oranda uranyum zenginleştirmiş durumda.

İran: Sadece nükleer program konuşulur

Söz konusu saldırıların ardından İran’daki İslami yönetim, kısmen uluslararası yaptırımların petrol gelirlerini kısıtlamasının tetiklediği hayat pahalılığı krizine karşı düzenlenen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği sokak protestolarıyla zayıfladı.

Washington, görüşmelerin kapsamını İran’ın füze stokları gibi nükleer dışı konuları da içerecek şekilde genişletmek istiyor. Tahran ise yalnızca nükleer programına yönelik kısıtlamaları — yaptırımların kaldırılması karşılığında — müzakere etmeye hazır olduğunu, uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini ve füze programını masaya getirmeyeceğini belirtiyor.

Hamaney, İran’ın geniş füze stokunun müzakereye açık olmadığını yineleyerek, füze türü ve menzilinin ABD ile hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Cenevre görüşmelerinin başarısının ABD’nin gerçekçi olmayan talepler ileri sürmemesine ve İran’a yönelik ağır yaptırımları kaldırma konusunda ciddi davranmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ABD B-2 bombardıman uçakları nükleer hedefleri vurdu

Tahran ile Washington’un, geçen yıl haziran ayında altıncı tur görüşmeleri yapması planlanıyordu. Ancak Washington’un müttefiki İsrail’in İran’a yönelik bombardıman kampanyası başlatması ve ardından ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının nükleer hedefleri vurması üzerine süreç kesintiye uğradı. Tahran, o tarihten bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bulunuyor. Anlaşma, ülkelere sivil nükleer enerji geliştirme hakkı tanırken, atom silahından vazgeçmelerini ve Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği yapmalarını şart koşuyor.

İsrail ise NPT’yi imzalamadı. Tel Aviv, çevresindeki düşmanları caydırmayı amaçlayan onlarca yıllık “belirsizlik politikası” çerçevesinde nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de yalanlıyor. Ancak akademisyenler İsrail’in nükleer silaha sahip olduğuna inanıyor.


IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
TT

IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies/IISS) yeni yayımladığı raporda Çin'in nükleer enerjili denizaltılarını ele aldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu, son 5 yılda bu konudaki yeteneklerini çok artıran Çin'in artık nükleer denizaltıları ABD'den daha hızlı üretebildiğini bildirdi.

Bu gelişmeyle birlikte Washington'ın uzun süredir devam eden deniz hakimiyetinin tehlike altına girdiği uyarısı yapıldı. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin hem nükleer balistik füze denizaltılarına hem de nükleer saldırı denizaltılarına sahip olduğu hatırlatıldı. 

IISS, 2021-2025'te Çin'in 10, ABD'nin ise 7 denizaltı ürettiğini vurguladı. 

2016-2020'de ise ABD'nin üçe karşı 7 denizaltıyla Çin'e üstünlük kurduğuna işaret edildi. 

Pekin rakam vermediği için IISS uydu görüntülerinden yola çıkarak bu tahminleri yaptı. 

Diğer yandan IISS raporunda "Çin tasarımları kalite açısından ABD ve Avrupa'nın gerisinde" de dendi. Amerikan denizaltılarının daha sessiz çalışmasının tespit edilme ihtimalini azalttığı belirtildi. 

Genel rakamlara bakıldığında da ABD'nin avantajı sürüyor.

2025 başı itibarıyla Çin'in 6 nükleer balistik füze denizaltısı ve 6 nükleer saldırı denizaltısından oluşan bir filoyla dikkat çekiyor. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri, nükleer enerjiyle çalışmayan 46 denizaltıyı daha bünyesinde bulunduruyor. 

Eski tip denizaltıları filosunda barındırmayan ABD Donanması'nda ise 14'ü nükleer balistik füze denizaltısı olmak üzere 65 nükleer denizaltı var. 

Washington, Çin'in denizaltı filosunu büyüterek tartışmalı Güney Çin Denizi'nde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurguluyor. 

Çin destroyer ve fırkateyn gibi suüstü gemilerinde dünyanın en büyük filosuna sahip.

Independent Türkçe, CNN, IISS


İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
TT

İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)

İran'da güvenlik güçleri, eylemcilerin "hayati organlarını kasıtlı olarak" hedef almış.

Guardian'la İranlı teyit platformu Factnameh'nin ortak çalışmasında, 75'ten fazla röntgen ve tomografi görüntüsü incelendi.

Ocak ayına ait görüntülerde yüz, kafa, göğüs ve genital bölgelere isabet eden mermiler ve metal saçmalarla oluşmuş ağır yaralanmalar ortaya konuyor.

Adı Anahita olarak değiştirilen bir eylemcinin, yüz ve göz çukurları etrafına dağılmış, her biri 2 ila 5 milimetre büyüklüğünde çok sayıda saçma izi var. Protestocunun en az bir gözünü kaybettiği, diğerinin de kullanılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kimliği Ali diye değiştirilen bir hastanın göğüs röntgeninde de 174'ten fazla metal saçma görüldü. Saçmaların sıkışık dağılımı, çok yakın mesafeden ateş edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, kapsamlı ve acil cerrahi müdahaleye rağmen eylemcinin ölüm riski çok yüksek.

Kayıtlara göre 29 eylemci daha benzer şekilde metal saçmalı pompalı tüfekle vurulmuş

Bazı röntgen ve tomografi görüntülerinde, protestocuların omurga, akciğer ve kafataslarında yüksek kalibreli mermiler de tespit edildi.

En az 9 hastanın genital ya da pelvik bölgeden vurulduğu, bunların üçünde yüksek kalibreli tüfekler kullanıldığı belirtiliyor. Orta yaşlı bir kadının kasık bölgesine 200 metal parçanın isabet ettiği görülüyor. 35 yaşındaki bir erkekte de benzer şekilde kasık bölgesine dağılmış saçmalar mevcut.

Silah analiz firması Silahlanma Araştırma Hizmetleri'nden (ARES) N.R. Jenzen-Jones, bu mermilerin “tam metal kaplama” olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar öldürme amaçlı silahlar” diyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tıbbi analist de şunları söylüyor:

Bunlar savaş zamanında görebileceğiniz türden, biri askeri silahla göğüsten vurulduğunda meydana gelecek yaralanmalar. Bu tür silahlarla insanlara ateş ediyorsanız, onları öldürmeye çalışıyorsunuz demektir.

İran'da Kapalıçarşı esnafı, riyalin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta greve giderek protestoların fitilini ateşlemişti. 

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta paylaşmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda en az 7 bin kişinin hayatını kaybettiğini savunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakereler devam ederken, Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırmayı sürdürüyor.

Amerikan medyasında analizlerde İran'daki ekonomik durumun gittikçe kötüleştiği ve halkın geleceğe dair belirsizlikten şikayetçi olduğu yazılıyor.

New York Times'ın irtibata geçtiği 54 yaşındaki Meryem şunları söylüyor:

Böylesine toplu bir keder ve istikrarsızlık havasını hiç yaşamamıştım. Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Wall Street Journal'ın görüştüğü İranlılar ise ülkeyi terk etmenin yollarını aradıklarını söylüyor. Bankalardan paralarını çekmeye çalışanlar, döviz erişimini kısıtlayan kontroller nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. 
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Wall Street Journal