ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Ginsburg'ün ölümü ve vasiyeti tartışma yarattı

Ruth Bader Ginsburg (AP)
Ruth Bader Ginsburg (AP)
TT

ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Ginsburg'ün ölümü ve vasiyeti tartışma yarattı

Ruth Bader Ginsburg (AP)
Ruth Bader Ginsburg (AP)

ABD Yüksek Mahkemesi'nin liberal kanatta yer alan ünlü yargıcı Ruth Bader Ginsburg'ün ölümü kadar ardında bıraktığı vasiyet ülke siyasetinin önemli gündem maddelerinden biri oldu.
Gördüğü metastatik pankreas kanseri tedavisinin ardından 87 yaşında hayatını kaybeden Ginsburg'ün son günlerinde torununa "En büyük dileğim, yeni başkan seçilene kadar yerime birinin getirilmemesi" demesi, yaklaşan seçim öncesi bu koltuğun nasıl dolacağına dair tartışmaların fitilini ateşledi.
Beş muhafazakar ve 4 liberal yargıcın görev aldığı Yüksek Mahkeme'ye eski başkanlardan Bill Clinton tarafından 1993'te atanan Ginsburg'ün hayatını kaybetmesi, yaklaşan başkanlık seçimleri öncesi bir atama krizine kapı araladı.
Yüksek Mahkeme'ye getirilen ikinci kadın yargıç olan Ginsburg'ün ölümünden birkaç dakika sonra alevlenen tartışmalarda bu ismin yerini kimin alacağı, bu seçimin ne zaman olacağı ve Yüksek Mahkeme'nin siyasi dengesinin nasıl şekilleneceğine dair kafalarda soru işaretleri oluştu.
Ülkenin en önemli yargı makamının üyeleri görevdeki ABD başkanı tarafından seçiliyor, atamalarının Senato tarafından onaylanmasıyla birlikte yargıçlar ömür boyu bu vazifeyi yerine getiriyor.
Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato'nun şu anda Trump'ın önerebileceği bir adayı kabul edecek güce sahip olması Demokratlarda endişeye yol açıyor.
Senato'nun Cumhuriyetçi üyesi Ted Cruz yeni isim için "hızla harekete geçilmesini" önerirken, Cumhuriyetçilerin Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell de ölüm haberinin ardından cuma gecesi yaptığı açıklamada "Başkan Trump'ın adayı, ABD Senatosu genel kurulunda oylanacak" dedi.
Eski Başkan Barack Obama'nın Kasım 2016'daki seçimler öncesinde şubat ayında Yüksek Mahkeme'ye yargıç atama girişiminin Cumhuriyetçiler tarafından engellemesinde başı çeken ve "seçime aylar kala atama yapmanın uygunsuz olduğunu" savunan isim olan McConnell'in son gelişmede "aceleci" çıkışı Demokrat cephede öfkeye yol açtı.
Sky News kanalının haberine göre Demokratlar aynı ilkenin 3 Kasım'da başkan seçilecek kişiye karşı da uygulanması ve Ginsburg'ün yerine gelecek kişiyi kazanan adayın belirlemesi gerektiğini söyledi.
Haberde Demokratların, seçim günü öncesinde, hatta seçimle yeni başkanın yemin edeceği 20 Ocak 2021 arasındaki "topal ördek" döneminde Donald Trump'ın yeni bir atama yapmak için zorlamasından endişe duyduğu vurgulandı.
Guardian'ın haberinde de Demokrat başkan adayı Joe Biden, eski Başkan Obama ve 2016'da başkanlık yarışını Trump karşısında kaybeden Hillary Clinton'ın Ginsburg'ün yerine gelecek kişiyi "yeni başkanın seçmesi" çağrısı yaptığına yer verildi.
Amerikan toplumunun önde gelen isimlerinden biri olarak görülen Ginsburg'ün kadın hakları ve cinsiyet eşitliğine dair verdiği mücadelesi Eşitlik Savaşçısı (On the Basis of Sex) filmine konu olmuştu.



Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma enerji santrallerini tehdit ediyor

Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken
Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma enerji santrallerini tehdit ediyor

Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken
Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için verdiği sürenin sona ermek üzere olmasıyla birlikte, Hürmüz Boğazı ve enerji santralleri çevresinde çatışma riski artarken İran, elektrik tesisleri ve hayati altyapı tesislerine bir saldırı olması halinde anında misilleme yapacağı uyarısında bulundu. Bu gerginlik, İsrail'in güneyindeki Dimona’daki reaktörün çevresinin hedef alındığı sarsıntıyla aynı zamana denk gelirken enerji ve nükleer dosyalarını çatışmanın ön saflarına taşıdı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nın 48 saat içinde tamamen açılmaması halinde ABD'nin İran'daki elektrik santrallerini ‘en büyüğünden başlayarak’ vurup yok edeceği tehdidinde bulundu. Buna karşın İranlı yetkililer, boğazın tamamen kapatılmadığını, ancak ‘akıllı kontrol’ altına alındığını ve İran’daki enerji tesislerine yönelik herhangi bir saldırının, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılması ve bölgedeki ABD ve İsrail ile bağlantılı enerji, elektrik ve hayati altyapı tesislerinin hedef alınması gibi cezai önlemlerle karşılanacağını açıkladılar.

Tahran, Birleşmiş Milletlere (BM) gönderdiği mektuplarda nükleer tesislerin ve sivil altyapının hedef alınmaması konusunda uyararak, saldırıları durdurmak için uluslararası bir harekete geçilmesini talep etti. Bu uyarıların ardından İran’ın cumartesi akşamı Dimona ve Arad’a yönelik saldırıları, bölgenin hassasiyeti ve Dimona Nükleer Tesisi’nin varlığı nedeniyle İsrail’de büyük yankı uyandırdı.

Basında yer alan haberlere göre onlarcası Arad ve Dimona'dan olmak üzere saldırılarda 140'tan fazla kişi yaralandı. İsrail yetkilileri binalarda geniş çaplı hasar ve yangınların çıktığını bildirdi. Saldırılar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ordu komutanlarını bölgeye gitmeye sevk etti.

Öte yandan İran'a düzenlenen saldırıların kapsamı genişleyerek Tahran ve çevresini de kapsadı. ABD’li ve İsrailli kaynaklar, İran’da askeri üslerin ve füze tesislerinin hedef alındığını bildirdi.


Moskova, savaşın dördüncü haftasında "daha da kötü bir bozulma" bekliyor

Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)
TT

Moskova, savaşın dördüncü haftasında "daha da kötü bir bozulma" bekliyor

Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)

İran savaşının dördüncü haftasında Kremlin'in bakış açısı son derece karamsar görünüyordu. Moskova'nın çatışmanın gidişatını etkileme şansının ve bunun kilit ortaklarından biri üzerindeki potansiyel sonuçlarının azaldığına dair artan inançla birlikte, Kremlin'in seçenekleri, devam eden çatışmaya daha fazla karışmaktan kaçınmak ve yakın çevredeki etkilerini izlemekle sınırlı görünüyordu.

Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitry Peskov, "Ortadoğu'daki durumun nasıl gelişeceğini aklı başında hiç kimse tahmin edemez, ancak işlerin kötüye gittiği açık" değerlendirmesinde bulundu.

Karamsar beklentilere rağmen, Moskova hâlâ Tahran'ın şu ana kadar çok güçlü ilk darbeyi savuşturmayı başardığına ve savaşı, Washington ve Tel Aviv kamplarındaki olası iç gelişmelere güvenerek, saldırganların enerjilerini tüketen bir çatışmaya dönüştürdüğüne inanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, savaşı sona erdirmek için hızlı bir arabuluculuk önererek, müzakere pozisyonunu güçlendirmeye çalışmıştı. Ancak bu teklif, İran'ın yeteneklerini zayıflatmak için askeri seçenekte ısrar eden Tel Aviv'de veya Washington'da pek ilgi görmedi.


Rusya’nın Finlandiya sınırına yakın bir limanına İHA saldırısı düzenlendi

Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)
Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)
TT

Rusya’nın Finlandiya sınırına yakın bir limanına İHA saldırısı düzenlendi

Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)
Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)

Rus yetkililer bu sabah erken saatlerde, Finlandiya sınırına yakın Leningrad bölgesine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından Primorsk limanında yangın çıktığını bildirdi.

Leningrad Valisi Alexander Drozdenko, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın kuzeybatısındaki Leningrad bölgesinin semalarında gece boyunca "50'den fazla İHA’nın" imha edildiğini belirtti. Ayrıca, "Primorsk limanında bir yakıt tankının hasar gördüğünü ve yangına neden olduğunu" bildiren Drozdenko, işçilerin tahliye edildiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu liman, Baltık Denizi'nde Finlandiya sınırı ile St. Petersburg şehri arasında yer almaktadır. Leningrad'da daha önce Ukrayna saldırıları olduğuna dair haberler olsa da bölge Şubat 2022'de başlayan Rus-Ukrayna savaşında önemli bir cephe değildir.