DEAŞ liderlerinden biri Bağdat’ta yakalandı

Bu ayın başlarında Kerkük’te bir güvenlik noktasını hedef alan bomba yüklü araçtan kalanlar.(Reuters)
Bu ayın başlarında Kerkük’te bir güvenlik noktasını hedef alan bomba yüklü araçtan kalanlar.(Reuters)
TT

DEAŞ liderlerinden biri Bağdat’ta yakalandı

Bu ayın başlarında Kerkük’te bir güvenlik noktasını hedef alan bomba yüklü araçtan kalanlar.(Reuters)
Bu ayın başlarında Kerkük’te bir güvenlik noktasını hedef alan bomba yüklü araçtan kalanlar.(Reuters)

DEAŞ terör örgütünde yeni bir pozisyon üstlenmeye hazırlanan bir terörist liderin yakalanması için Irak’ın başkenti Bağdat’ın merkezinde pusu kuruldu.  Yetkililer tarafından dün yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Irak Ulusal İstihbarat Servisi (INIS), istihbarat bilgilerinden ve başkentin mahallelerinden birinde (DEAŞ) terörist çetelerin önemli bir unsurunun bulunduğu yerin sürekli izlenmesinden hareketle önemli bir operasyon gerçekleştirdi.”
Irak Güvenlik Medya Hücresi’nin yaptığı açıklamada şu bilgiler verildi:
“Bağdat Güvenlik Departmanı üyeleri pusular kurmaya başlamıştı. Bunun sonucunda ‘Irak Vilayeti/Güney Bölgesi’ liderlerinden biri tutuklandı. Lider, (DEAŞ) terörist çetelerin içerisindeki askeri bir pozisyonu devralmak üzere kuzey valiliklerinden döndüğü sırada yakalandı. Terörist, Erbain ziyaretinde (İmam Hüseyin’in şehadetinin 40'ıncı günü) vatandaşları hedef alacak eylemler için hazırlık yapıyordu. DEAŞ militanı, kurallara uygun bir şekilde sözleri kayıt altına alındığı sırada, kurtuluş sürecinde Kerkük vilayetinde güvenlik güçlerine karşı yapılan savaşları yönettiğini itiraf etti. Tutuklama operasyonu adli emirlere göre yürütüldü.”
Açıklamada DEAŞ örgütünün içerisinde keskin nişancı olarak adlandırılan bir diğer şahsın  da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) bağlı Süleymaniye ilinde güvenlik güçleri ile ortaklaşa gerçekleştirilen bir operasyonda yakalandığı duyuruldu.
Uluslararası Koalisyon güçlerinin DEAŞ’a yönelik hava saldırıları da devam ediyor.
Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Tahsin el-Hafaci yaptığı açıklamada “Uluslararası Koalisyon güçleri ile iş birliği içerisinde yürütülen hava saldırıları hız kazanıyor. Keşif uçakları (DEAŞ) terörist çetelere karşı çeşitli istikametlerde çalışmalarını sürdürüyor” dedi.
Hafaci açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Koalisyon güçlerinin çalışmaları, hava saldırıları alanında Irak güvenlik güçleri ile koordinasyon sağlamaları ve bize istihbarat ve keşif bilgilerini vermeleri açısından önemli. Uluslararası Koalisyon tarafından yapılan hava saldırıları güvenlik güçlerimizi desteklemek ve izlemek açısından oldukça önemli. Uluslararası toplum, Irak hükümetinin talebi üzerine, tüm dünyayı etkisi altına alan radikal düşüncelere sahip bu kök salmış çeteleri bitirmek için 2014 yılından bu yana Irak ile birlikte çalışıyor. Uluslararası Koalisyon güçleri birçok kişiyi eğitti ve artık kendimize güvenebileceğimiz bir şekilde bizi silahlandırdı ve hazırladı. Uluslararası Koalisyon güçleri, eskiden yönettikleri noktaları devralarak Irak güvenlik güçlerinin çalışmalarına güveniyor. Uluslararası Koalisyon güçleri, terörist çeteler (DEAŞ) ile mücadelede kapsamında yürüttüğümüz çalışmalarımızda öneli bir ortak konumunda.”
DEAŞ’a karşı yapılan bu hava saldırılarına ve önde gelen liderlerinin tutuklanmasına rağmen örgüt, Irak’ın çeşitli bölgelerinde faaliyetlerini halen sürdürüyor ve bu bölgelerde yaşayan insanları tehdit ediyor. Diyala ilindeki (Bağdat’ın 65 km doğusunda) Vakf Havzası sakinleri, aylarca süren bir sakinlik ve istikrardan sonra DEAŞ hücrelerinin tekrar faaliyete geçmesi sebebiyle yeni bir göç dalgası gerçekleşebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Vakf Havzası’nın en büyük köyü olan Ebu Kurme köyünün (Bakuba’nın 25 km kuzeydoğusunda) Muhtarı Kasım Cuma er-Rabii “DEAŞ hücreleri son zamanlarda dikkat çekici bir şekilde faaliyetlerine yeniden başladı. Köylerin çevresindeki ordu ve polislerin güvenlik noktalarını hedef almaya başladılar. Bu da zayiata sebep oluyor” dedi.
Rabii sözlerine şöyle devam etti:
“Aralarında Ebu Kurme köyünün de bulunduğu bölge sakinleri, tekrarlanan güvenlik ihlalleri ile birlikte istikrarlı olmayan bir çevrede yaşadıkları için oldukça endişeliler. Her an yeni bir göç hareketi başlayabilir. Çünkü zaman zaman çok sayıda can kaybının yaşandığı güvenlik noktalarının hedef alınmasına bir son verilmesi açısından durum açık ve net bir güvenlik tedbirine ihtiyaç duyuyor. Vakf'taki çiftçilerin bir çoğu, el yapımı patlayıcılar ya da teröristler olduğunu düşündükleri için bağlarına gidemiyorlar. Buradaki insanlar zor şartlar altında yaşıyor ve güvenlik koşullarının tekrar sağlanması için bağlardaki savaşın sona ermesi, bölgenin EYP’lerden ve savaş mermilerinden arındırılması ve bazı yerlerde DEAŞ terör örgütünden geriye kalanların temizlenmesi gerek.”.
Şarku’l Avsat’a konuşan Cumhuriyet Siyasi Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Mutez Muhyiddin, DEAŞ’ın Irak’ın güvenliğini tehdit edecek derecede yayılma gücüne sahip olup olmadığına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“DEAŞ özellikle mali şebekesini hazır hale getirmeye ve kamplarda yeni unsurları silah altına almaya çalışırken, kuvvetlerini yeniden bir araya getirmek ve çetelerin savaşı üzerinden saldırılar düzenlemek için durmaksızın çalışıyor. Bu bilgiler ABD istihbarat raporları aracılığıyla ortaya çıkarıldı.”
Muhyiddin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örgüt, Uluslararası Koalisyon güçleri ve Irak kuvvetleri ile savaşırken modern teknolojiyi kullanmaya çalışıyor. Bu da özellikle daha önce Irak güçlerinin kurtardığı ve 2017 yılında DEAŞ unsurlarını tamamen çıkardığı bölgeleri tekrar ele geçirmesi açısından zafer kazanmalarına olanak sağlayan bir durumdur.”



Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.


Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
TT

Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)

Güney Geçiş Konseyi'ne (STC) bağlı güçler, Yemen hükümetinin Vatan Kalkanı güçlerine çeşitli askeri bölgeleri teslim etmeye başladı.

Bazı Yemenliler, STC'nin bu eylemlerini bir oyalama taktiği olarak görüp şüpheyle yaklaşırken, diğerleri geri çekilmeyi bir dizi sonraki adımın ilk aşaması olarak yorumluyor.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi, kararın etrafından dolaşılmaması konusunda uyararak, aldığı kararların "gerilimi artırma arzusunu ifade etmediğini, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini muhafaza etme görevine yönelik yasal ve ahlaki bir yanıtı temsil ettiğini, başta iktidarın devredilmesi ve Riyad Anlaşması olmak üzere, gerilimi azaltma ve uzlaşma için tüm fırsatların tüketilmesinin ardından alındığını" vurguladı.

Hadramut'taki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, "Vatan Kalkanı"nın "Geçiş Konseyi"nden bazı pozisyonları devraldığını doğruladı ve bu operasyonun iki taraf arasında yapılan görüşmelerin sonucu olduğunu belirtti.

Bu arada, Reuters'ın Suudi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Yemenlilerin "yapay kriz" olarak nitelendirdiği durum nedeniyle Aden'deki hava trafiği durduruldu. Bu kriz, Geçiş Konseyi'ne bağlı bir bakanın, hükümetin Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiş-dönüş uçuşlarına kısıtlama getirme talimatı doğrultusunda aldığı önlemlerden kaynaklanmıştı.