Yemen: Husileri eleştiren siyasinin tutuklanmasını arabulucular engelledi

Yahya Ebu Asba
Yahya Ebu Asba
TT

Yemen: Husileri eleştiren siyasinin tutuklanmasını arabulucular engelledi

Yahya Ebu Asba
Yahya Ebu Asba

Yemen’in başkenti Sana'dan ilgili kaynaklar, Husi milislerinin iki gün önce Yemen Sosyalist Partisi Merkez Komitesi başkanı Yahya Mansur Ebu Asba'yı, Husilerin darbenin yıldönümünü kutlamak için gerçekleştirdiği bir etkinlikte yaptığı konuşmada Husilere yönelik eleştirilerinden dolayı tutuklamaya çalıştığını, ancak Husi yanlısı arabulucuların müdahalesiyle tutuklamanın engellendiğini bildirdi.
Kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husi üyelerinin başkentteki bir otelde Husi yanlısı yerel yetkililerin darbenin yıldönümünü kutlamak için düzenledikleri kutlamada yaptığı konuşmada Husilerin darbesinden bu yana uyguladığı baskıcı politikaları ve açlıktan ölümleri ve genel olarak Yemenlilere karşı saldırılarını sert bir şekilde eleştiren Ebu Asba'yı tutuklamaya çalıştıklarını bildirdi.
Aynı kaynaklar, Husi yanlısı siyasetçilerin ve Husilerin etkinliğine katılmaya zorlanan bir dizi toplumsal ismin ve aktivistin Husi liderlerini sosyalist lider Ebu Asba'yı tutuklamaması için ikna etmeyi başardığını ifade etti.
Kaynaklar, Ebu Asba'yı başlangıçta grubun darbesini destekleyen parti liderlerinden biri olmakla suçlarken, Husilerin Sana'daki finanse edilmesine ve düzenlenmesine katıldığı etkinliğinde gruba yönelik ani ve şiddetli saldırısının, Asba’nın Husilerin yolsuzluk, ihlal, yok etme ve tacizlerinden artık şikayetçi olduğunu ve bunların karşısında durmanın zorunlu olduğunu düşündüğü bir aşamaya geldiğini gösterdiğini belirttiler. 
Grubun yandaşları ve militanları, etkinlik sırasında konuşan lider Ebu Asba'yı susturmaya ve yüksek sesle "Humeyni” ismini zikretmeye çalışırken Ebu Asba, Husilerin Yemenli erkek ve kadınlara yönelik taciz politikalarını ve aynı zamanda zorbalıkla uyguladığı çeşitli yönelimlerini ve politikasını şiddetle eleştirdiği konuşmasını tamamlamayı başardı. Asba konuşmasında, Husileri Yemen halkına silahla korkutma ve sindirme yoluyla yabancı politikaları ve kültürleri dayatmakla suçladı. Yahya Ebu Asba konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Sivillere yönelik çıkarların göz ardı edilmesi ve Yemen toplumunun hak, özgürlük ve vesayetine el konulması güç ya da yetkinin değil, iflasın göstergesidir. Hakimiyet her zaman halkın rızasıyla başlar. Halkın rızası akılları çeldirilerek ve kandırılarak alınıyor. Devletin kaynakları ayrımcılık, yolsuzluk olmaksızın kamu yararı içindir. Yemen'de savaşın devam etmesi bugün hepimiz için kurtuluşun ancak eşitlikçi sosyal bir devletle mümkün olacağını anlamamızı sağladı."
Asba açıklamasında, Yemen coğrafyasına nüfuzunu genişleterek vatandaşların iradesini ve haklarını elinden alan herhangi bir partinin devletle hiçbir ilişkisi olmadığını ve kesinlikle bir devlet kuramayacağını belirtti. Asba açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Bu, kendi kendine yeten, adil ve eşitlikçi sosyal bir devleti kurmak üzere kapsayıcı bir ulusal projeye katılmak için girişimde bulunulması durumunda Yemenli taraflardan herhangi birinin tam ulusal ortaklık hakkını inkar etmek anlamına gelmez. Temel kural, tüm Yemenliler ve Yemenli ortakların düşman değil ortak olduğunu kabul etmek ve düşmanlık kavramını vatan sözlüğünün dışında bırakmaktır.”
"Hepimiz tek bir ağızdan düşman olmayı ve üstün gelmeye çalışmayı bırakmalıyız demeliyiz. Yemen halkının maslahatı için en iyi taraf olmaya çabalamadıkça Yemen'in çıkarları en güçlü olan tarafın eliyle sağlanmayacak.”
Ebu Esba, milislerin silah kullanımı ve zorbalıklarına yönelik eleştirisinde, "Sosyal bir devlet dışında güç kurmayı sağlayan silahlar meşruiyet yaratmadığı, kalkınmayı sağlamadığı ve hak ve özgürlüklere ağırlık vermediği için bunu söylüyoruz" ifadelerini kullandı.
Sosyalist lider, Husilerin Yemenlilerin kimliğini ortadan kaldırmaya çalıştığına dikkati çekerek vaazlarıyla Yemenlilerin aklını çeldiğini iddia ettiği grubun liderlerine saldırdı ve Husi kontrolündeki bölgelerin "artık kimseden gizlenmeyen sistematik bir kültürel işgale maruz kaldığını" vurguladı.
Sosyalist lider konuyla alakalı şu ifadeleri kullandı:
"Düşmanlık ve kin, ötekileştirme ve üstün gelme arzusundan kurtulmalıyız.  Yemenliler olarak, farklı vizyonlarımıza ve görüşlerimizin çeşitliliğine bakılmaksızın birbirimizi bu ülkede ortaklar olarak görmemiz gerekiyor."
Darbe liderinin aşırılık yanlısı vaazlarına değinen Ebu Asba, "Yemen'deki savaşı durdurmanın çözümü, vaazlar ve dersler vererek değil, tüm Yemenlileri tek bir diyalog masasında oturtarak kan dökülmesini durduran ve bu savaşı sona erdiren bir Yemen çözümü üretmekle mümkün olabilir" dedi.
Husilerin genellikle Sana'da kendisine karşı çıkan sesleri bastırarak muhaliflerini hapishanelere attıkları biliniyor. Husiler, birkaç ay önce eski Kültür Bakanı Halid er-Ruveyşan'ı tutuklamış, daha sonra kabilesinin Husilere baskı yapması sonucu sosyal medyadaki paylaşımlarında Husilere saldırmama sözü karşılığında serbest bırakılmıştı.



İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.


Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi
TT

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Avustralya'nın en büyük yazarlar festivallerinden birinin organizatörleri, 180 yazarın etkinliği boykot etmesinin ardından bugün etkinliği iptal etti. Festival direktörü istifa ederek, Filistinli bir yazarı susturmaya ortak olmayacağını ve Sidney'deki toplu katliamın ardından protestoları yasaklama girişimlerinin ifade özgürlüğünü tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Holokost'tan sağ kurtulan ebeveynleri olan Louise Adler, bugün yaptığı açıklamada, festival yönetim kurulunun Filistin kökenli Avustralyalı bir yazarın davetini iptal etme kararı almasının ardından, şubat ayında düzenlenecek Adelaide Kitap Festivali'ndeki görevinden istifa ettiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Filistinli romancı ve akademisyen Randa Abdul Fettah, bu kararın “utanç verici, bariz bir anti-Filistin ırkçılığı ve sansür eylemi” olduğunu belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese bugün 22 Ocak'ı, geçen ay Sidney'deki Bondi Plajı'nda bir Yahudi kutlaması sırasında meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 15 kişiyi anmak için ulusal yas günü ilan etti.

Polis, saldırganların militan grup DEAŞ'tan ilham aldığını söylüyor. Olay, ülke çapında antisemitizmle mücadele çağrılarına, eyalet ve federal hükümetlerin nefret söylemi yasalarını sıkılaştırma girişimlerine yol açtı.

Festival yönetim kurulu bugün yaptığı açıklamada, Randa Abdul Fettah'ın “Bondi olayından kısa bir süre sonra” edebiyat etkinliğine katılması, kültürel hassasiyetleri göz ardı ettiği gerekçesiyle davetini iptal etme kararının “bu felaketin acısını yaşayan topluma saygıdan” alındığını duyurdu. Yönetim kurulu açıklamasında, “Ancak bu karar daha fazla bölünmeye yol açtı ve bunun için içtenlikle özür dileriz” denildi.

Yönetim kurulu, festivalin gerçekleştirilmeyeceğini ve kalan yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden istifa edeceğini duyurdu.

Avustralya medyası, Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern, İngiliz yazar Zadie Smith, Avustralyalı yazar Kathy Lette, ⁠ve Pulitzer Ödülü sahibi Amerikalı yazar Percival Evert ile eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in önümüzdeki ay Güney Avustralya'da düzenlenecek festivale katılmayacaklarını açıkladıklarını bildirdi.

Festival yönetim kurulu bugün, Randa Abdul Fettah'a “kararın sunulma şekli” nedeniyle özür diledi.

Açıklamada, “Bu, kimlik veya muhalefetle ilgili değil, Avustralya tarihinin en kötü terör saldırısının ardından ülkemizde ifade özgürlüğünün kapsamı konusunda ulusal söylemde yaşanan hızlı ve sürekli bir değişimle ilgilidir” denildi.

Adler daha önce The Guardian gazetesinde, konseyin kararının “ifade özgürlüğünü zedelediğini ve lobiciler ile siyasi baskılar kimin konuşma hakkına sahip olduğunu belirlediği, daha az özgür bir ulusu müjdelediğini” yazmıştı.


Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
TT

Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün sivillere Halep'in doğu kırsalındaki silahlı grupların bulunduğu bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Suriye Haber Ajansı (SANA), Harekat Komutanlığı'nın “Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) terörist milisleri ve rejim kalıntılarının bu bölgede güçlerini seferber etmeye devam etmeleri ve bu bölgenin Halep şehrini bombalayan İranlıların saldırılarının başlangıç noktası olması nedeniyle” kırmızı ile işaretlenen bölge, bu tarihten itibaren kapalı askeri bölge olarak kabul edilecektir."

xssfr
Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı tarafından yayınlanan uyarı haritası (SANA)

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, “Sivil halkımızı bu bölgedeki SDG mevzilerinden uzak durmaya çağırıyoruz. Bu bölgedeki tüm silahlı gruplar Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmelidir... Hayatlarınızı kurtarın” ifadelerini kullandı.

Açıklama şu şekilde sona erdi: “Suriye Arap Ordusu, bu bölgede toplanan silahlı grupların burayı suç faaliyetleri için üs olarak kullanmasını önlemek için gerekli her şeyi yapacaktır.”