Irak'taki Şii ittifakı, Başbakan Kazimi'ye savaş mı açtı?

Irak'taki Şii ittifakı, Başbakan Kazimi'ye savaş mı açtı?
TT

Irak'taki Şii ittifakı, Başbakan Kazimi'ye savaş mı açtı?

Irak'taki Şii ittifakı, Başbakan Kazimi'ye savaş mı açtı?

Ahmed es-Suheyl
Irak'ın güneyindeki Zikar vilayet merkezi Nasıriye'de birkaç gün devam eden göreceli sakinlik, 19 Eylül'de şehrin önde gelen aktivistlerinden birinin kaçırılması ve bir başkasına da suikast girişiminde bulunulmasının ardından yerini gerginliğe bıraktı. Şehirde düzenlenen son protesto gösterilerinin önde gelen aktivistlerinden Basim Felih ve Seccad el-Iraki'nin içinde bulunduğu bir otomobil, 4x4 araç kullanan kimliği belirsiz silahlı kişilerce saldırıya uğradı. Aktivistlerden biri vurulurken diğeri bilinmeyen bir yere götürüldü.
Yaşanan gelişmeler, Nasıriye’deki halk hareketinin merkezi sayılan el-Habubi Meydanı'ndaki öfkeli protestocu grupları kızdırırken, protestocular, ez-Zeytun ve en-Nasr köprülerinin giriş-çıkışlarını tuttular ve valilik binası karşısındaki caddeyi kapattılar. Protestocular, yerel yönetime, kaçırılan aktivistin serbest bırakılması ve olayın sorumlularının ortaya çıkarılması için dün gece yarısına kadar süre vererek, şehrin limanlarına giriş-çıkışları ve devlet kurumlarını tamamen kapatmakla tehdit ettiler.
Bu gelişmeler, şehirdeki eylemcilerin ve protesto gösterileri sırasında ölen veya yaralananların ailelerinin, protesto gösterileri sırasında onlarca kişinin öldüğü veya yaralandığı şiddet olaylarının yaşandığı eş-Şuheda (ez-Zeytun) Köprüsü’nü yeniden açmaya karar vermelerinden sadece iki gün sonra yaşandı.
Protestocular ve kurbanların aileleri, son gelişmelerden sadece iki gün önce, Kasım 2019'da yaşanan ‘katliam’ın sorumlusu olmakla suçlanan eski Basra Operasyonlar Korgeneral Komutanı Cemil eş-Şammari başta olmak üzere aktivistlerin ölümünden sorumlu olanların cezalandırılması taleplerini yineleyerek köprünün açılışını gerçekleştirmişlerdi.
Öte yandan Başbakan Mustafa el-Kazimi, Nasıriye’deki gerilimin tırmanmasıyla birlilte Korgeneral Şammari'ye seyahat kısıtlaması getirdi. Başbakanlık Sözcüsü Ahmed Mulla Talal, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Mustafa el-Kazimi, Nasıriye’deki protestocuların öldürülmesi olaylarına karıştığı için General Cemil eş-Şammari’ye seyahat kısıtlaması getirdi” ifadelerine yer verdi. Ayrıca, Başbakan Kazimi’nin bu kararının, Şammari’nin Irak dışında tedavi görmesi için kendisine izin verildiği yönündeki sahte bir haberin ardından geldiğini belirtti.
Zikar Temyiz Mahkemesi de, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ‘Nasıriye katliamı’ olarak bilinen olaylarda onlarca protestocunun öldürülmesi ve yaralanmasıyla ilgili suçlamalar nedeniyle Şammari hakkında tutuklama emri ve seyahat kısıtlaması kararı çıkardı.

Aktivisti kaçıranların etrafı sarıldı
Diğer yandan Zikar Emniyet Müdürü Hazım el-Vaili, Zikarlılara, göstericilere ve aşiret büyüklerine, ‘sakinleşme ve fitneye sürüklenmeme’ çağırısında bulunurken Emniyet Müdürlüğü, polis kuvvetlerinin Zikar’ın Al Aziric bölgesinde aktivisti kaçıran faillerin bulunduğu noktanın etrafını sardıklarını duyurdu.
Yerel basına göre üst düzey bir kaynak, kaçıranların arabasının yolunu belirledikten, onları takip ettikten, bulundukları yerin etrafını sardıktan sonra derhal bir operasyon düzenlenmemesinin nedeninin aşiretlerle bir çatışmaya girme korkusundan kaynaklandığını söyledi. Kaynak, ‘önümüzdeki birkaç saat içinde belirlenen adrese baskın düzenleneceğini de sözlerine ekledi.
Kaynak, Irak’ta polisin baskınların veya aramaların öncesinde aşiretlerin ileri gelenleri ve liderleriyle görüşmeler yaptığını hatırlattı. Emniyet Müdürlüğü daha önce, güvenlik güçlerinin güvenlik kameralarını inceledikten sonra kaçırılan eylemci Seccad el-Iraki'nin yerinin tespit edildiğini ve arama çalışmaları yaptığını doğrulamıştı.

Gerilimin artma olasılığı
Zikarlı aktivistlerden ve kaçırılan aktivistin yakın arkadaşlarından biri olan Hüseyin el-Gurabi, protestolardaki hareketliliği ve sosyal medyada birçok siyasi partiyi hedef alan paylaşımları nedeniyle son üç ayda, birden fazla tarafın Seccad’a tehditlerde bulunduğunu açıkladı.
Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, kaçırma olayı öncesinde Seccad’a bombalı bir suikast girişiminde bulunulduğunu söyleyen Gurabi, “Bu olayların devam etmesi, birçok aktivistin güvenli bir yer bulmak için Zikar’dan ayrılmalarına neden oldu” dedi. Güvenlik güçlerinin olaya karışanların ve mensubu oldukları aşiretlerin isimleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olduklarını vurgulayan Gurabi, “Kaçırılma olayı sırasında Seccad’ın yanında bulunan bazı gençlerin bu bilgileri resmi makamlara bildirdiklerini” söyledi.
Güvenlik güçlerinin şuana kadar Seyyid İdris kenti çevresinde güvenlik kordonu oluşturmak dışında hiçbir fiili eylemde bulunmadıklarını belirten Gurabi, kaçırılan kişinin kaçırılmasından saatler sonra aynı yerde tutulma ihtimalinin düşük olduğunun altını çizdi.
Bu olayın ayaklanmanın yıldönümüyle bağlantılı olarak protestoların yeniden başlaması için güçlü bir itici güç oluşturacağına dikkati çeken Gurabi, “Hükümetin protestoculara verdiği sözleri yerine getirmek için Ekim ayı başına kadar bir şansı var. Aksi takdirde daha güçlü bir retle karşı karşıya kalacak” şeklinde konuştu.

Anlaşmalar bozuluyor
Gözlemcilere göre bu olay, hükümet ile büyük Şii partiler arasındaki anlaşmaların bozulmasına neden olabilir. Daha önce sızan bilgiler, Kazimi'nin protestoların tırmanmasını durdurma girişimi çerçevesinde Şii siyasi evinde yer alan partilerle aktivistlere yönelik suikast ve kaçırma olaylarının durdurulmasını öngören bir ‘anlaşma’ yaptığına işaret ettiler.
Siyasi analist ve araştırmacı Ahmed eş-Şerifi konuyla ilgili değerlendirmesinde, Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu'nun son hamlelerinin, Şii siyasi evi ve Kazimi arasında gerilime neden olduğunu söyledi. Şerifi, bu gerilimin, Kazimi ile Şii siyasi evi arasında yapılan anlaşmalarda ‘bir çatlağa’ yol açtığını belirtti.
Nasıriye’deki son olayların ‘anlaşmanın bozulmasına ve Kazimi'yi kamuoyu önünde utandırmaya yönelik girişimlerin’ bir sonucu olduğuna inanan Şerifi, Kazimi’nin adımlarının ve BM ile temaslarından memnun kalmadığını söylediği son konuşmasının, siyasi güçlere doğrudan bir mesaj ve hükümetin gerçek adımlar atamaması halinde uluslararası aktörün değişiklik yapma özgürlüğüne sahip olduğu yorumunda bulundu. Bu baskının, Kazimi'yi ‘Şii siyasi evi ile arasındaki herhangi bir anlaşmaya vesile olan tarafların dosyaları karşısında bir sıçrama yapmaya’ iten temel neden olduğuna işaret etti.
Şerifi, siyasi partilerin yolsuzluğa devam etme, seçim yasasını erteleme, Federal Mahkeme yargıçlarının yeterli sayıya ulaşmalarını önleme ve hükümetin performansını engelleme konusundaki ısrarının hükümeti yeniden gözden geçirecek olan uluslararası iradenin memnuniyetsizliğine yol açacağı sonucuna vardı.

On gün
Kaçırılma olayı,  aktivistlerin, hükümete yolsuzluğun sona ermesi ve silahlı grupların yaptıklarından sorumlu tutulmaları baskısı yapmak için düzenlenen protesto gösterilerinin yeniden başlaması gerektiğine dair güçlü bir işareti olarak gördüğü Ekim ayaklanmasının yıl dönümünün yaklaştığı sırada yaşandı.
Kendisi de bir aktivist olan gazeteci Ali Riyad, Nasıriye’deki gerilimin, hükümete, ez-Zeytun Köprüsü'nün açılması gibi gerilimi azaltma adımlarının eylem yapmamak veya haklarını unutmak anlamına gelmediğine dair açık bir mesaj olduğunu ve daha ziyade bir iyi niyet göstergesi olarak görmesi gerektiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan Riyad, “Bu olay, Kazimi'nin yolsuzluk ve silahlı gruplardan hesap sorma adımlarında ne kadar ciddi olduğuna dair bir testidir. Ayaklanmanın yıldönümüne on gün kala bizi bir yol ayrımına getiriyor. Protestocuların, silahlı grupların ve onların devam eden terörünün karşısında hükümetin yanında olmaları için bir takım garantilere ihtiyaçları var. Ya da yeniden iktidara karşı çıkıp onu devirmeye çalışacaklar” şeklinde konuştu.
Riyad şöyle devam etti:
“Kazimi, yolsuzlukla suçlanan büyük başlara dokunduktan sonra artık Irak'ta tutunulacak tek dalın gençler olduğunu biliyor.”
Öte yandan Başbakan Kazimi'nin verdiği sözlere rağmen geçtiğimiz Ekim ayında protesto gösterilerinin patlak vermesinden bu yana Irak'ta siyasi aktivistler hedef alınmaya devam ediyor.



Lübnan’ın Dahiye bölgesindeki cenaze töreninde havaya ateş açıldı, Hizbullah silahlı kişilerin tutuklanmasını engelledi

Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
TT

Lübnan’ın Dahiye bölgesindeki cenaze töreninde havaya ateş açıldı, Hizbullah silahlı kişilerin tutuklanmasını engelledi

Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)

Lübnan’ın başkenti Beyrut'un güney banliyösü Dahiye'deki Kefaat bölgesinde dün öğleden sonra bir güvenlik gerilimi yaşandı. Dört kişinin cenaze töreni sırasında havaya yoğun bir şekilde ateş açılması nedeniyle birkaç kişi yaralandı.

Lübnan basını, büyük bir kalabalığın katıldığı cenaze töreninin silahlı kişilerin yoğun biçimde havaya ateş açmasıyla kargaşaya dönüştüğünü ve bazı kişilerin yaralanmasına yol açtığını bildirdi.

Sosyal medyada paylaşılan video görüntüleri, havaya ateş açıldığını gösterirken siviller arasında panik yaşandığı da görüntülere yansıdı.

Edinilen bilgilere göre Lübnan ordusu durumu kontrol altına almak amacıyla bölgeye ulaştı, ancak Hizbullah yanlıları ateş açanların tutuklanmasını engellemek için müdahale etti.

Bir süre sonra Lübnan ordusu araçları ve İstihbarat Müdürlüğü mensuplarının Kefaat Kavşağı çevresinde geniş çaplı konuşlandığı görüldü. Bu sırada çok sayıda silahlı unsur bölgeden çekildi.

Ayrıca ambulansların yaralıları taşımak üzere olay yerine yöneldiği bildirildi. Cenaze töreni boyunca gerginlik ve kalabalık yoğunluğu devam etti.

Bu gelişme, başkent Beyrut’ta silah dosyasına ilişkin artan tartışmalar gölgesinde yaşandı. Lübnan hükümeti daha önce güvenliği sağlamak ve silahları azaltmak amacıyla yürütülen çabalar çerçevesinde Beyrut'u ‘silahsızlandırılmış şehir’ ilan etme kararını açıklamıştı.

Ancak bu karar, Hizbullah'ın sert tepkisiyle karşılaştı. Örgüt, silahlarının güvenlik kaosunun değil ‘direnişin’ bir parçası olduğunu savunarak bu dosyaya ilişkin her türlü tartışmanın kapsamlı bir ulusal savunma stratejisi çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Hizbullah ‘silahsızlandırma’ meselesinin bu şekilde gündeme taşınmasının iç gerginliklere yol açabileceği ve ülkedeki siyasi bölünmeyi derinleştirebileceği konusunda da uyardı.


Bakanlıklar üzerindeki çekişme, hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’nin görevini zorlaştırabilir

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
TT

Bakanlıklar üzerindeki çekişme, hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’nin görevini zorlaştırabilir

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, ABD’nin eşi ve benzeri görülmemiş desteğinin yanı sıra uluslararası ve yerel desteği arkasına alarak çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Zeydi, siyasi güçlerle ilişkisinin niteliğini sınayan ilk dosya olarak bakanlıkların dağılımına ilişkin yaşanan çekişmeyle yüzleşmek zorunda.

Siyasi bloklar ve güçler, Zeydi'yi belirli bakanlıkları talep ederek, başka bakanlıkları kendi çıkarları doğrultusunda döndürerek ya da yeni bakanlıklar ve başbakan yardımcılığı makamları oluşturarak köşeye sıkıştırmaya başladı. Böylece yetkileri olmasa bile bazı parti ve güç liderlerinin devlet kademelerinde mümkün olduğunca fazla yer edinmesini sağlamayı amaçlıyorlar.

Bağdat'taki siyasi gözlemcilere göre söz konusu güçlerin şartlarını dayatmakta ısrar etmesi halinde bu durum, silahlı gruplardan, şişirilmiş kadrolardan ve siyasi blokların dikte ettirdiği atamalardan arınmış bir hükümet kurmak isteyen Zeydi ile bu güçler arasındaki kopuşun başlangıcına dönüşebilir.


Tebbun'dan Fransa'ya mesajlar ve yurt dışındaki muhaliflere uyarılar

"Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, cumartesi akşamı gerçekleşen medya buluşmasında (Cezayir Televizyonu)
"Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, cumartesi akşamı gerçekleşen medya buluşmasında (Cezayir Televizyonu)
TT

Tebbun'dan Fransa'ya mesajlar ve yurt dışındaki muhaliflere uyarılar

"Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, cumartesi akşamı gerçekleşen medya buluşmasında (Cezayir Televizyonu)
"Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, cumartesi akşamı gerçekleşen medya buluşmasında (Cezayir Televizyonu)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, medya kuruluşlarıyla gerçekleştirdiği periyodik buluşmada pek çok kritik konuya değindi. Tebbun, açıklamalarında Fransa’ya imalı, yurt dışındaki muhaliflere ise doğrudan ve sert mesajlar gönderdi.

Cumartesi akşamı devlet televizyonunda yayınlanan mülakatta Tebbun; Papa 14. Leo’nun geçen ayki Cezayir ziyareti, ülkedeki siyasi ve ekonomik durum, dış ilişkiler, bölgesel meseleler ve yaklaşan parlamento seçimleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Papa’nın Ziyareti ve Fransa Göndermesi

Papa’nın 12-13 Nisan tarihlerinde gerçekleştirdiği ziyarete değinen Tebbun, bu ziyaretin pek çok belirsizliği ortadan kaldırdığını ve Cezayir’in Akdeniz havzasındaki konumunu tüm ilişkilere açık bir şekilde yeniden tahkim ettiğini belirtti.

dfvfdv
Resim Cezayir Cumhurbaşkanı geçen ay Papa'yı havaalanında karşıladı (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Tebbun, "Papa ziyaretten çok memnun kaldı, kendisi Cezayir’i tanıyor ve daha önce iki kez ziyaret etmişti. Ancak bu durum 'herkesi' memnun etmedi" dedi. Cumhurbaşkanı, "herkes" ifadesiyle kimi kastettiğini açıkça belirtmese de bu sözlerin Fransız medyasının ziyareti ele alış biçimine yönelik olduğu değerlendirildi. Ziyaretin, Cezayir’in Paris ve Fas ile yaşadığı gerginlikler nedeniyle "izole olduğu" iddialarını boşa çıkardığını vurguladı.

Fransız basınında yer alan, Papa’nın "terörü övmek" suçundan 7 yıl hapis cezasına çarptırılan Fransız gazeteci Christophe Galiz için arabuluculuk yaptığı iddialarına da değinen Tebbun, "Papa bana özel bir mesaj iletmedi" diyerek, bu iddiaları yalanladı. Ayrıca Papa’nın, Cezayir’in köklü tarihine vurgu yaparak "eski sömürgecinin Cezayir’in varoluşuna dair yarattığı efsaneleri yıktığını" ifade etti.

Muhaliflere "Beşinci Kol" Uyarısı

Özgürlükler konusundaki eleştirilere yanıt veren Tebbun, yurt dışındaki muhalifleri kastederek "beşinci kol" nitelendirmesinde bulundu. Tebbun, "Yabancı odakların koruması altında olduklarını sanan ve toplumu bölmek için kullanılanlar, sonunda hiçbir gücün kendilerini koruyamayacağını anladılar" dedi. Tebbun, bu sözleri ile çoğunluğu Fransa'da ikamet eden yurtdışındaki muhalif figürleri kastediyordu.

Ulusal birliği ve anayasal kimliği (İslam, Amazigh ve Arap kültürü) hedef alan her türlü girişimle mücadele edeceğine dair halka söz verdiğini hatırlatan Tebbun, "İfade özgürlüğü, cumhuriyet kanunlarına ve toplumsal değerlere saygı duyulduğu sürece güvence altındadır. Ancak fikirler dışarıdan dikte edilmemelidir" ifadelerini kullandı. Ayrıca Cezayir’in 2019 öncesindeki kaos ortamına asla dönmeyeceğini vurguladı.

Tebbun ayrıca, "Cezayir'de ifade özgürlüğünün, Cumhuriyet yasalarına, ulusal kimliğin unsurlarına ve toplumun geleneklerine saygı gösterilmesi ve ifade edilen fikirlerin sahiplerinden kaynaklanması, başka taraflarca dikte edilmemesi koşuluyla garanti altına alındığını" yineledi; bu da Tebbun'un değerlendirmesine göre Cezayir'e düşman yabancı güçlerin etkisi altında olan yurtdışındaki muhalefete bir başka göndermeydi.

vfrbrt
Resim Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun'un cumartesi akşamı verdiği basın röportajından (devlet televizyonunda)

Cumhurbaşkanı, "Anayasada, kanunda ve geleneklerde belirtilen ilkeleri ihlal eden herkes bedelini ödeyecektir, çünkü adalet özgürdür ve görevi hakaret ve iftirayı önlemektir" uyarısında bulunarak, "Cezayir, 22 Şubat 2019'da patlak veren ve merhum Cumhurbaşkanı Abdülaziz Bouteflika'nın iktidarını sona erdiren halk hareketinden önceki kaosa geri dönmeyecektir" dedi.

Askeri Üsse izin yok

Dış politikada ABD ile ilişkilere de değinen Tebbun, Washington’un Cezayir’e derin bir saygı duyduğunu ve Cezayir’in "Bağlantısızlar Hareketi"nin bir parçası olarak ABD, Rusya ve Çin ile eşit mesafede dostane ilişkiler yürüttüğünü belirtti. Tebbun, "Cezayir topraklarında yabancı bir askeri üs kurulmasına asla izin vermeyecektir" diyerek kırmızı çizgilerini belirtti.

Ekonomi ve "İhracat Mafyası" ile mücadele

Ülke ekonomisinin iyi durumda olduğunu savunan Cumhurbaşkanı, halkın temel gıda ihtiyaçlarıyla oynayan "fiyat manipülatörlerine" savaş açtı. Özellikle Kurban Bayramı öncesi fiyatları sebepsiz artıranların "ağır bedel ödeyeceğini" söyledi.

Ekonomik alandaki en sert eleştirisi ise "ihracat mafyası" olarak adlandırdığı yapıya oldu. Bazı ihracatçıların döviz gelirlerini ülkeye getirmemek için düşük fatura kestiğini belirten Tebbun, "Geri getirilmeyen yaklaşık 350 milyon dolarlık bir gelir tespit ettik. Şişirilmiş fatura dönemini bitirdik, şimdi düşük fatura şebekeleriyle mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Seçimlerde Şeffaflık Vurgusu

2 Temmuz’da yapılacak genel seçimlere de değinen Tebbun, idarenin seçim sürecine müdahalesinin kesinlikle yasak olduğunu ve "sahtecilik" teriminin Cezayir siyasi sözlüğünden silindiğini ifade etti. Bazı partilerin adaylık için imza satın aldığı iddialarına karşı ise sert uyarılarda bulunarak, bu suça karışanların dokunulmazlıklarının kaldırılacağını ve yargı önünde hesap vereceklerini belirtti.

Tebbun, kanunun "istisnasız herkese uygulanacağını" vurguladı.