Esed rejimi kritik bir ikilemle karşı karşıya: Tütün mü yoksa buğday mı?

En sonunda söndürülebilen Lazkiye yangınından bir görüntü (EPA)
En sonunda söndürülebilen Lazkiye yangınından bir görüntü (EPA)
TT

Esed rejimi kritik bir ikilemle karşı karşıya: Tütün mü yoksa buğday mı?

En sonunda söndürülebilen Lazkiye yangınından bir görüntü (EPA)
En sonunda söndürülebilen Lazkiye yangınından bir görüntü (EPA)

Suriye’de Esed rejimi, ekonomik açıdan kritik bir denklemin önünde duruyor.
Ekonomisi için hangisi daha önemli, para getirisi ile tütün mü ya da Suriye'deki gıda güvenliğinin temeli olan buğday mı?
Suriye'deki ekmek krizinin yoğunlaştığı ve bireyin "akıllı kart" desteğiyle ekmeğin günde üç buçuk somunla giderek daha sıkıntılı hale geldiği bir dönemde, haberler piyasadaki un eksikliğinden bahsediliyor. Rejim, geçtiğimiz yıllarda buğday ihtiyacını karşılayan ve gıda güvenliğini sağlayan bir tarım planına odaklanmak yerine tütün ekimini ihracat yoluyla döviz elde etmeye teşvik etti.
Dün sahil bölgelerindeki yangının bıraktığı kor daha soğumamışken Şam’da yerel bir gazete, hükümete yanan toprakları hızla ıslah ederek buğday ekmesini önerdi. Resmi gazete es-Sevra, bu toprakların "verimli topraklara ve yüksek yağışlara sahip olduğunu, düşük maliyetlerle ekim yapılabileceğini, diğer yandan da hükümetin, gübre ve yakıt ihtiyaçlarını sağlayıp çiftçileri buğday yetiştirmeye teşvik etmesi gerektiğini” yazdı.
Yangının verdiği zararla ilgili Tarım Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yanan arazi 11 bin 500 hektar. Bu alanın yüzde 60’ı orman, diğer kalanın ise sadece yüzde 4’ünde tarım yapılmaktaydı. Bu yangınlar Lazkiye, Tartus ve Humus’un kırsal kesimlerini yuttu. Bu yangınlar Hama kırsalında bir ay önce çıkan yangınlar sonrasında gerçekleşti.
Suriye rejimi ekmek krizinden, ülkeye ambargo uygulayan Amerika ve Batı ülkelerini sorumlu tutuyor. Bakanlığın açıklamasına göre bu ülkeler petrol ve gaz yataklarını ve buğdaylarına ihraç etme imkanı tanımıyor. Bakanlık aynı zamanda, 2021 planının gıda güvenliğini desteklemek için savaş hala devam ettiği için “olağanüstü” şartlara göre ayarlanmasını öneriyor. Raporda, Hama, Humus, Halep, Dera ve Suveyda vilayetlerinde arpa ekimine ayrılan alanın üçte birini -ki bu alan 200 bin hektara tekabül ediyor-buğdaya tahsis ederek buğday ekim alanlarının artırılmasını önerdi.
Hükümetin karşı karşıya kaldığı kriz, hem Kürt Özerk Yönetim bölgelerinden, hem de ABD'nin nüfuz ettiği bölgelerde bulunan Haseke’den buğday ve petrol satın almak için gereken döviz eksikliğidir. Hükümetin temel maddeleri devlet destekli sağladığı ve bu nedenle gıda maddelerini karneyle vermek zorunda kaldığı vurgulandı.
Bir somun devlet destekli ekmek fiyatı 50 lira iken, karaborsada 500, turistler için ise 800 lira olduğu açıklandı. (Bir ABD doları 2 bin 300 Suriye lirasına eşit)
Kaynakların açıkladığına göre, “Hükümet, geçtiğimiz yıllarda gıda güvenliğini sağlamak için buğday ihtiyacını karşılayacak bir tarım planına odaklanmak yerine, ihracat yoluyla döviz elde etmek için tütün ekimini teşvik etti ve çiftçilerden tütün satın alma fiyatlarını ikiye katladı. Böylelikle tütün kg başına 800 lira artarak bin 800 lira oldu. Ancak bu durum, çiftçilerin tütünün en iyi cinslerini ülke dışına çıkartan karaborsacılara satmasını engellemedi. Kalan ürünler ise Tütün Genel Kurumu tarafından tüm mahsulü satın alındı. Suriye,  transit bir ülke olduktan sonra esrar ve uyuşturucu yetiştirme alanına da dönüştü.”
Tütün, Suriye'deki en önemli ekonomik ürünlerden biri ve Tütün Genel Kurumu internet sitesinde yer alan bilgilere göre, “Suriye'deki üçüncü tarımsal ürün ve yaklaşık altmış bin çiftçi tütün ekimiyle uğraşıyor. Hatta bu alan Hizbullah’ın kontrol ettiği bölge olan Humus şehrinin batı kısmına kadar uzayarak 4 bin 700 dönüme ulaştı. Savaştan önce bu bölgede elma ve kayısı ağaçları bulunuyordu.
Dera da rejim ile muhalif güçler arasında anlaşma sağlandıktan sonra en iyi durum buğdayının ekildiği yerlere, kısa dönemde gelir getiren tütün ekilmeye başlandı. İşte Suriye rejimini kritik bir denklemin önüne koyan şey budur: Suriye'de tütün mü yoksa gıda güvenliğinin temeli olan buğday mı?
Suriye’deki Kürt Özerk Yönetimi buğdayın fiyatını bir Amerikan dolarına sabitledi. Bu durum buğdayı daha düşük fiyatla sunan Suriye rejimini sıkıntıya soktu. Bu durum, Özerk Yönetimin 2019 yılında ürettiği 900 bin ton civarındaki buğdayını korumak amacıyla rejim bölgelerine çıkışını engelleme kararından önceydi. Önceki yıl Şam üretilen buğdaydan 100 bin ton aldı ki bu da buğday ihtiyacının yüzde 40’ına denk gelmektedir. Ancak bu yıl rejimi buğday ihtiyacını karşılamaktan mahrum bırakan Sezar yasası ile paralel olarak yenilenen Kürt yasağı oldu.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.