Analiz Haber:Trump, Nahda Barajı’na karşı Mısır’ın askeri operasyon düzenlemesine ‘yeşil ışık’ yaktı mı?

Trump’ın son açıklamaları, Kahire’ye dünyada güçlü bir duruş kazandırdı

Mısır Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Kemal Amir
Mısır Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Kemal Amir
TT

Analiz Haber:Trump, Nahda Barajı’na karşı Mısır’ın askeri operasyon düzenlemesine ‘yeşil ışık’ yaktı mı?

Mısır Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Kemal Amir
Mısır Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Kemal Amir

ABD Başkanı Donald Trump, ‘Mısır'ın bekasına yönelik bir tehdit’ olarak gördüğü ‘Rönesans (Nahda) Barajı’ konusunda Etiyopya ile yaşadığı anlaşmazlıkta ‘resmi olarak’ her zaman dışladığı ve dile getirmekten kaçındığı askeri seçeneği, seçenekler arasına ekledi.
Trump, cuma akşamı yaptığı ve Etiyopya için şok etkisi yaratan açıklamalarında, Mısır’ın Rönesans Barajı ile ilgili bir anlaşmaya varma konusunda ‘Etiyopya ile yaşanan anlaşmazlığa’ dair endişelerini anladığını belirterek “Sonunda barajı havaya uçuracaklar. Bunu söyledim. Bunu yüksek sesle ve net bir şekilde bir kez daha söylüyorum; o barajı havaya uçuracaklar. Bir şeyler yapmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Gözlemciler, Trump’ın açıklamasını, Mısır’ın baraja yönelik askeri bir operasyon düzenlemesine yakılan bir ‘yeşil ışık’ olarak nitelendirdiler. Konuya ilişkin Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Mısır Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Kemal Amir, “ABD Başkanı'nın açıklamaları Mısır'ın niyetini yansıtmıyor ve Mısır bunun sorumlusu değil” dedi. Ülkesinin sayısız kere barışçıl yolla adil ve bağlayıcı bir anlaşmaya varma çabalarını sürdürdüğünü vurgulayan Amir, “Mısır, Afrikalı kardeşlerine karşı güç kullanımına karşıdır” şeklinde konuştu.
Yaklaşık on yıldır ara ara devam eden müzakerelerde, Etiyopya’nın barajın rezervuarını doldurmasını ve aşağı havzadaki kıt su kaynaklarına zarar vermeden barajı yönetmesini düzenleyen bir anlaşmaya varılamadı. Müzakerelerdeki mevcut çıkmaz, tarafları Etiyopya’nın ‘tek taraflı tedbirleri’ karşısında ‘başka seçeneklere’ yönelmeye itti.
Etiyopya’nın, geçtiğimiz Temmuz ayında baraj rezervuarının ilk aşama dolumunun tamamlandığını duyurması Mısır ve Sudan tarafından protesto edilirken 2001 yılında başlayan ve yüzde 73'ü tamamlanan barajın rezervuarının önümüzdeki yıl ikinci kez doldurulmasına yönelik hazırlıklar devam ediyor.
Mısır’ın eski Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Dr. Muhammed Nasruddin Allam ise Trump'ın açıklamalarını, ‘Mısır'ın Rönesans Barajı'nı vurması için yakılan bir yeşil ışık’ olarak değerlendirdi. Allam Facebook’taki sayfasından yaptığı açıklamada, “Trump'ın ifadeleri, Mısır yönetiminin Etiyopya'nın taleplerini kabul etmemesi karşısında su güvenliğini korumak için askeri müdahalede bulunmaya hazır olduğunu gösteren bir açıklamadır” şeklinde konuştu.
Al-Ahram Politik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (ACPSS) uzmanı Dr. Hani Raslan ise Trump'ın ifadelerinin, Mısır askeri operasyonun bir ilanı olarak değil, Etiyopya'ya verilmiş ‘güçlü bir uyarı’ mesajı olduğunu söyledi. Bununla birlikte Raslan, ABD yönetiminin, Etiyopya’nın herhangi bir anlaşmayı yanaşmamakta ısrar etmesi durumunda askeri bir operasyona itiraz etmeyeceğine dair bir ipucu vermesine rağmen Trump’ın ifadelerinin,  müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma ihtiyacı çerçevesinde dile getirildiğini düşünüyor.
İlgili bağlam Afrika Birliği (AfB) geçtiğimiz Temmuz ayında Mısır, Etiyopya ve Sudan arasında yeni bir müzakere süreci başlattı. Mısır ve Sudan, barajın güvenliği, kuraklık zamanlarında doldurulma şekli, işleyişi ve anlaşmazlıkların çözümü ile ilgili bir mekanizmaya ilişkin kurallar öngören bağlayıcı bir yasal anlaşma çağrısında bulunsa da müzakereler teknik ve hukuki anlaşmazlıkların ardından geçtiğimiz Ağustos ayı sonlarında askıya alındı.
Her ne kadar güçlü bir mesaj verse de ABD’nin konuyla ilgilenmede geç kalmasından duyduğu memnuniyetsizliği dile getiren Raslan, “Trump yönetimi, bu güçlü tutumu birkaç ay önce göstermiş olsaydı, durum bugün olduğundan farklı olabilir ve bir anlaşmaya varılabilirdi” ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamalarını ABD seçimlerine bağlayan Raslan, “Seçimler ABD yönetiminin, sahada gerçek bir değişiklik yapma yeteneklerini azaltıyor” şeklinde konuştu.
Öte yandan Mısır’ın baraj konusunda askeri seçeneğe yönelmeyi reddetmesine rağmen, basında ara sıra Etiyopya'ya karşı bir askeri operasyon düzenleneceğine dair haberler yazılıp, çiziliyor. Güney Sudan’ın, geçtiğimiz Haziran ayında Mısır’ın Etiyopya sınırına yakın Pagak kentinde bir askeri üs kurmak istediği yönündeki haberlerin asılsız olduğunu açıklamasının ardından Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de Mısır basınından askeri seçenekle ilgili ifadelerin yer aldığı haberlerin yayınlanmamasını talep etti. Sisi, Mısır'ın ‘uzun bir müzakere savaşı’ verdiğinin altını çizdi.
Bu arada Trump'ın son açıklamaları Mısır'a dünyada güçlü bir duruş kazandırırken Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Hamdi Abdurrahman, halihazırda yıllardır müzakere edilen ve Trump'ın himayesinde olan bir çözümün (Şubat 2020 Washington Anlaşması) var olduğunu söyledi. Prof. Abdurrahman, ancak Etiyopya’nın bu çözümü reddettiğini ve Sudan’ın ‘anlam verilemez bir tutum içerisinde meseleyi izlediğini’ kaydetti. Pof. Abdurrahman, ‘Mısır’ın, bir gün barajı yok edeceğini söylemediğini ve barajın bekasına yönelik bir tehdit oluşturmadığını’ belirtti.



Sudan'da iki hükümetin varlığı gerçeği bölünme korkularını artırıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)
TT

Sudan'da iki hükümetin varlığı gerçeği bölünme korkularını artırıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)

Sudanlılar, 2026 yılının başında teorik olarak bağımsızlığın 70’inci yılını kutlamaya hazırlanırken, ‘devlet fikrinin’ kendisi ağır bir varoluşsal sınavla karşı karşıya bulunuyor. Uzayan savaş, yalnızca maddi altyapıyı tahrip etmekle kalmadı; meşruiyet ve toprak üzerinde rekabet eden iki otoriteye dayanan yeni bir siyasi gerçeklik üretti. Sürekli beslenen savaş seferberliği ve nefret söylemi ise toplumun tek ve kapsayıcı bir ulusal yapı fikrine geri dönme ihtimalini zayıflatıyor.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, bağımsızlık vesilesiyle yaptığı konuşmada, ‘vatan ve vatandaşlık’ kavramlarını yeniden gündeme getirerek ‘ulusal uzlaşıdan’ söz etti. Ancak aynı zamanda, zafer elde edilene kadar savaşın sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Karşı cephede ise Nyala’daki paralel hükümetin başbakanı Muhammed el-Hasan et-Teayişi, yeni bir toplumsal sözleşme, adem-i merkeziyetçi bir yönetim sistemi ve tek bir ordu temelinde ‘devletin yeniden inşasına’ dayanan bir vizyon sundu.

 Sudan’daki paralel Kuruluş Hükümeti Başbakanı Muhammed el-Hasan et-Teayişi (Ofisinin Facebook sayfası)Sudan’daki paralel Kuruluş Hükümeti Başbakanı Muhammed el-Hasan et-Teayişi (Ofisinin Facebook sayfası)

Görünürde Sudan’ın birliğine vurgu yapan bu iki söylemin arasında, savaşın fiili bir bölünmeye yol açabileceği ve bunun zamanla kapsamlı bir parçalanmaya dönüşebileceği yönündeki kaygılar öne çıkıyor. Bu endişeler, toplumsal hafızada hâlâ canlı olan Güney Sudan’ın ayrılma deneyimi nedeniyle daha da derinleşiyor.

İki rakip kamp

Sahadaki gelişmelere bakıldığında, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) öncülük ettiği ittifak, kontrolü altındaki bölgelerde bir hükümet kurulduğunu ilan etti. Bu yapıya, HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) başkanlığında bir başkanlık konseyi atanırken, başbakanlık görevine de Muhammed el-Hasan et-Teayişi getirildi. Buna karşılık, orduyla bağlantılı kamp, Port Sudan’da konumlanarak kendisini ‘uluslararası alanda tanınan otorite’ olarak pekiştirmeye çalışıyor. Bu tabloyla birlikte kriz, başkent ya da devletin kilit kurumları üzerindeki askeri bir mücadele olmanın ötesine geçerek, bizzat devletin temsil edilmesi konusunda doğrudan bir rekabete dönüşmüş durumda.

Sudan Kongre Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sumud İttifakı liderlerinden Halid Ömer Yusuf (Facebook sayfası)Sudan Kongre Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sumud İttifakı liderlerinden Halid Ömer Yusuf (Facebook sayfası)

Bu kaygılar karşısında, Sumud İttifakı’nın önde gelen isimlerinden Halid Ömer Yusuf, ‘askeri seçenek’ anlatısının ulusal birliğin güvencesi gibi sunulmasına karşı uyarıda bulundu. Yusuf, savaşın egemenliği korumanın bir yolu olarak tanımlanmasını ‘en büyük yalanlardan biri’ olarak niteledi. Kendi platformu üzerinden yayımlanan değerlendirmesinde Yusuf, savaşın sürmesinin pratik sonucunun ‘devletin aşınması, karar alma merkezlerinin çoğalması ve paralel iki idarenin kökleşmesi’ olacağı öngörüsünde bulundu; her ilave çatışma gününün bölünmüşlüğü daha da derinleştireceğini vurguladı.

Yusuf’a göre krizin temelinde ‘birden fazla ordunun varlığı ve paralel iki askeri gücün bulunması’ yatıyor. Bu durumun, ‘şu ya da bu ordunun tasfiyesi’ gibi sloganlarla değil, birleşme ve bütünleşmeye yönelik açık mekanizmalar içeren müzakereye dayalı bir siyasi anlaşmayla ya da askeri güç yoluyla kesin bir sonuçla çözülebileceğini belirten Yusuf, ikinci seçeneğin düşük bir ihtimal olduğunu ifade etti. Askeri çözüm beklentisinin ‘tek bir ordu yaratmayacağına’ dikkat çeken Yusuf, yaygın silahlanma, silahlı grupların artışı ve kontrol ile nüfuz alanlarının karmaşıklaşması nedeniyle bunun daha fazla parçalanmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Hartum eyalet yetkilileri, silahlı kuvvetlere destek olmak üzere Omdurman'ın batısındaki Um Bede bölgesinde binlerce askeri eğitiyor, 15 Aralık (AFP)Hartum eyalet yetkilileri, silahlı kuvvetlere destek olmak üzere Omdurman'ın batısındaki Um Bede bölgesinde binlerce askeri eğitiyor, 15 Aralık (AFP)

Yusuf ayrıca, ülkeyi bekleyen çok sayıda tehlikeye dikkat çekti. Bunlar arasında, savaşın bölgesel nitelikli bir çatışmaya dönüşmesi, nefret söylemi, güvenlik boşluğu ve silahlı güçlerin çoğalmasıyla beslenen bir ortamın oluşması, buna ek olarak bölgesel ve uluslararası uzantıların devreye girmesi ile kırılgan bir devlet yapısı içinde ayrılıkçı çağrıların ortaya çıkması yer alıyor. Yusuf’a göre bu tablo, istikrar üretemeyen zayıf yapıların ortaya çıkmasına yol açabilir.

Bu endişeler temelsiz değil. Nitekim uluslararası ajanslar ve raporlar, paralel iki otoritenin ortaya çıkması ile parçalanma riski arasında doğrudan bağ kuruyor. Bölünmüş ülkeler örneklerine atıf yapan bu değerlendirmeler kapsamında Reuters, 31 Temmuz’da yayımladığı bir haberde, iki hükümetin varlığının ülkedeki fiili bölünme sürecini derinleştirdiğini belirtmişti.

Bölünme senaryoları

Gazeteci Raşa Avad ise meselenin özüne işaret ederek, uzun süren savaşların nadiren ‘kesin bir zafere’ yol açtığını, buna karşılık çoğu zaman ‘bölünme senaryolarının’ önünü açtığını dile getirdi.

Avad, idari bölünmenin fiili bir gerçeklik haline geldiğini, silahlı güçlerin bazı bölgelerin tamamını kontrol altına alarak buraları merkezi devletten büyük ölçüde bağımsız biçimde yönettiğini belirtti. Savaşın sürmesinin bu durumu tam teşekküllü bir bölünmeye dönüştürebileceği uyarısında bulunan Avad, “Çatışmaların uzaması bu tablonun kalıcılaşması anlamına geliyor” ifadesini kullandı.

 Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de bulunan HDK milisleri (AFP)Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de bulunan HDK milisleri (AFP)

Avad’a göre olası herhangi bir bölünme barışçıl olmayacak; aksine ‘kanlı ve istikrarsız’ bir nitelik taşıyacak. “Bir bölge ayrılsa bile kendi başına istikrar sağlayamaz” diyen Avad, Darfur örneğinde olduğu gibi iç çelişkilerin merkezle yaşanan çelişkilerden daha derin olabileceğini, bunun da ayrılığı siyasi bir çözümden ziyade iç parçalanmanın kapısını aralayacak bir sürece dönüştürebileceğini ifade etti. Avad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, mevcut bölgesel ortamın riskleri katladığını vurgulayarak, bölgenin ‘kaynama noktasında’ olduğunu, Sudan’daki savaşın sürmesi halinde daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmanın parçası haline gelebileceğini belirtti. Bu durumun iç savaşı uzatacağını, etkilerini derinleştireceğini ve özellikle tarafların rekabet halindeki bölgesel müttefiklere sahip olması nedeniyle ülkeyi parçalanmaya sürükleyebileceğini dile getirdi.

Avad, savaşı, nefret söyleminin beslediği ve giderek derinleşen ‘psikolojik ve toplumsal bölünme hali’ ile de ilişkilendirdi. “Çatışmalar, belirli bölgeler ve toplumsal bileşenler hedef alınarak yoğun bir kışkırtma dili üretti” diyen Avad, ulusal düzeyde bir iyileşme, uzlaşı ve geçiş dönemi adaleti projesinin yokluğunun, “Biz mutlak iyiyiz, onlar mutlak kötüdür” anlayışını güçlendirdiğini savundu. Bu yaklaşımın, zaman ilerledikçe Sudanlıların birbirini kabullenmesini daha da zorlaştırdığına dikkat çekti.

Deniz ve nehir ülkesi

Bu psikolojik ve toplumsal bölünme, iki tarafın destekçileri arasında günlük dilde ortaya çıkmaya başlayan sosyal ayrışma göstergeleriyle de örtüşüyor. Avad, bunun yalnızca bir siyasi gürültü meselesi olmadığını belirterek, “Bu durum, bölünmenin bir çözüm olarak kabul edilmesine ya da en azından bir kader gibi kabullenilerek onunla birlikte yaşamaya zemin hazırlayan psikolojik bir eşik oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu çerçevede, bazı sosyal medya platformlarında Darfur bölgesi ile Kordofan’ın bazı kısımlarının ayrılmasına yönelik açık çağrıların dolaşıma girdiği görülüyor. Ayrıca, Sudan’ın orta, kuzey ve doğu kesimlerini kapsayacak şekilde ‘deniz ve nehir’ adıyla bir devlet kurulması yönünde çağrılar da gündeme geliyor. Bu çağrıların, etnik ayrımcılık temelli bir söylemle desteklendiği ifade ediliyor.

 Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de bulunan HDK milisleri (AFP)Sivil hayata dönüş hayali kuran Sudanlılar, Aralık 2018 devriminin yıldönümünü kutluyor. (AFP)

Halid Ömer Yusuf’un uyarıları ile Raşa Avad’ın analizini birleştiren ortak sonuç, çözümün yalnızca ‘birlik’ sloganını tekrar etmekte değil, sertleşmeden önce bölünme dinamiklerini durdurmakta yattığı yönünde. Bu da derhal ateşkes sağlanmasını ve askeri kontrol alanlarının siyasi sınırlara dönüşmesinin engellenmesini gerektiriyor. Bugün insanların gördükleri ve duydukları, bölünme korkularının artık yalnızca teorik öngörüler olmaktan çıktığını; savaş uzadıkça daha da karmaşıklaşan somut bir gerçekliğe dayandığını ortaya koyuyor. Birbirine rakip iki otoritenin varlığı, kontrolsüz silahlanmanın yaygınlığı ve derin bir toplumsal yarılma ortamında, ortak ulusal zemine dönüş ancak acil bir zihniyet değişimiyle mümkün olabilir. Bu değişimin, ‘savaşı yönetme’ anlayışından ‘devleti kurtarma’ mantığına geçişi esas alması gerekiyor. Ancak bu şekilde Sudanlılar, bir kez daha sevdikleri marşı hep birlikte söyleyebilir: “Bugün bağımsızlığımızın bayrağını yükseltiyoruz.”


Mogadişu, Arap Birliği'nin acil toplantı yapmasını talep etti

Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)
TT

Mogadişu, Arap Birliği'nin acil toplantı yapmasını talep etti

Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)

Somali, İsrail'in Somaliland'ı tanımasını görüşmek üzere Arap Birliği'nin acil toplantı yapmasını talep etti.

Somali'nin Arap Birliği Daimi Temsilcisi ve Kahire Büyükelçisi Ali Abdi Oray, Somali Haber Ajansı'na (SONNA) göre, "Somali, egemenliğini ve birliğini etkileyen bu tehlikeli kararların sonuçlarını görüşmek, bu sorumsuz kararı kınamak ve açık ve net bir şekilde reddetmek için Arap Birliği Konseyi'nin acil bir toplantı yapmasını talep ediyor. Bu toplantı, Somali Federal Cumhuriyeti ile dayanışma içinde, Arap devletlerinin ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerini savunmak ve Afrika Boynuzu bölgesini istikrarsızlaştırmaya yönelik her türlü girişimi reddetmek amacıyla yapılıyor."

Abdi, Somali Federal Cumhuriyeti'nin, İsrail hükümeti Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sözde "Bağımsız Somaliland Cumhuriyeti"ni tanıdığı ve ardından onunla tam diplomatik ilişkiler kuracağına dair açıklamalarını kınadığını ve kesinlikle reddettiğini ifade etti.

Somali büyükelçisi, Somali Federal Cumhuriyeti hükümetinin “Somaliland” bölgesinin Somali devletinin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu ve onu bağımsız bir varlık olarak tanıma girişimlerinin geçersiz ve hukuki etkisinin olmadığı yönündeki kesin tutumunu vurguladı.

İsrail, Somali'deki ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanıyan ilk ülke oldu ve stratejik Kızıldeniz kıyılarına bakan yeni bir ortağa sahip oldu.

Arap Birliği, Mısır, Türkiye ve Cibuti, İsrail'in Somaliland'ı tanımasını kınayan ülkeler arasında.


Nijerya, ABD'nin teröristlere karşı yeni saldırılar düzenlemesini bekliyor

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)
TT

Nijerya, ABD'nin teröristlere karşı yeni saldırılar düzenlemesini bekliyor

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)

Nijerya, perşembe akşamı ülkenin kuzeyinde ABD güçleri tarafından gerçekleştirilen saldırıların ardından dün de terörist hedeflere yönelik daha fazla saldırı beklediğini açıkladı.

Dışişleri Bakanı Yusuf Tugar yerel bir televizyon kanalına verdiği demeçte, olası ek saldırılar hakkında sorulan bir soruya "Bu devam eden bir operasyon ve Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışıyoruz, ayrıca diğer ülkelerle de iş birliği yapıyoruz" dedi. Tugar, iki ülke arasındaki üst düzey güvenlik koordinasyonunun parçası olarak Nijerya'nın Washington'a istihbarat sağladığını ifade etti.

Tugar, Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio ile yaptığı iki telefon görüşmesini açıkladı. "Saldırıdan önce 19 dakika konuştuk, sonra saldırı başlamadan 5 dakika önce tekrar konuştuk" dedi.

ABD Afrika Komutanlığı ise "ABD Başkanı ve Savunma Bakanı'nın talimatı doğrultusunda ve Nijerya yetkilileriyle koordinasyon içinde" Sokoto eyaletinde DEAŞ teröristlerine karşı hava saldırıları başlattığını duyurdu.