ABD seçimlerinde yalan haberler ve alternatif gerçekler tsunamisi

Twitter, retweetlemeye sınırlama getirdi
Twitter, retweetlemeye sınırlama getirdi
TT

ABD seçimlerinde yalan haberler ve alternatif gerçekler tsunamisi

Twitter, retweetlemeye sınırlama getirdi
Twitter, retweetlemeye sınırlama getirdi

Seçim kampanyaları dönemi boyunca Cumhuriyetçi aday ABD Başkanı Donald Trump ve Demokrat rakibi eski Başkan Yardımcısı Joe Biden, en fazla seçmeni kazanmak amacıyla ABD halkını etkilemeye çalıştı. Her ikisi de 2020 seçimlerinde ‘manipülasyon, yalan haber ve alternatif gerçekler’ konusundaki endişelerini açıkça dile getirmişti. Öte yandan 2016'daki iddialara benzer şekilde Rusya, Çin, İran ve diğer ülkelerin ABD içindeki siyasi oyuna müdahale ettiği yönünde söylentiler çıktı.
Bunun tek kanıtı, Trump'ın Twitter hesabında son birkaç saat içinde yazdığı ‘Biden’in konuşmasının yüzde 90 uydurma hikâye ve yalanlar olduğunu’ iddia ettiği tweet değil. Öte yandan Biden, aynı platformda “Donald Trump, ekonomi hakkında istediği kadar yalan söyleyebilir. Ancak gerçek şu ki, o 1929 yılından beri ülkenin başına geçen en kötü başkan” ifadelerinin yer aldığı bir paylaşım yaptı. Bunlar, ABD’yi onlarca yıldır rahatsız eden eşi görülmemiş bölünmeler arasında yalnızca sıradan suçlamalar değil. Sosyal medya platformları, ‘alternatif gerçekler’ olgusunun ortaya çıkmasına izin verdi. Bu durum, iddiaları doğrulama olmaksızın doğrudan sınırsız sayıda izleyici ile paylaşmanın kapılarını açtı.
Son olaylardan birinde, muhafazakar bir gazeteci, Kaliforniya'daki bir çöp kutusuna atılmış postada bin oy pusulası ‘bulunduğunu’ iddia eden bir tweet paylaştı. Gazeteci söz konusu tweete bir de iddiasını destekleyecek bir fotoğraf ekledi. Birkaç saat içinde aşırı sağcı bir haber sitesi, ‘özel haber’ başlığıyla ‘binlerce sahte oy pusulasının işçiler tarafından gizlenmeye çalıştığı’ fotoğraflar yayınlayarak bölge yetkililerini suçladı. Başkan Trump, dolandırıcılık kanıtı olarak değerlendirerek, posta yoluyla oylamaya karşı yürüttüğü kampanyanın bir parçası olarak bu haberden bahsetti.  Ancak yetkililer fotoğraflardaki zarfların boş olduğuna dikkat çekerek bunların 2018 yılındaki Kongre ara seçimlerinden kaldığını ve geri dönüşüm için toplandığını açıkladı. Buna ek olarak, yetkililer bu yıl için özel oy pusulalarının henüz gönderilmediğine dikkat çekti.  Buna rağmen bu yanlış olay, 5,7 milyon takipçisi olan Donald Trump Jr. da dahil olmak üzere 25 binden fazla Twitter kullanıcısı tarafından paylaşıldı. ‘CrowdTangle’ verilerine göre, Trump’a ait Facebook sayfasının son 30 günde, Biden'ın sayfasına gelen 18 milyonluk tepkiye kıyasla 130 milyon tepki, paylaşım ve yorum aldığı da kaydedildi. Bu, Trump'ın Biden ile 10 milyon etkileşime karşılık 86 milyon etkileşime sahip olduğu önceki 30 günün etkileşim farkından çok daha büyük.

Gözetleme sistemleri
ABD’de, 2016 yılında Rus ajanların ABD başkanlık seçimlerinde anlaşmazlık yaratmak ve etkilemek amacıyla sosyal medyada manipülasyonun yayılmasında önemli bir rol oynadığına inanılıyor. Ancak araştırmacılar, bu yılki seçimlerle ilgili dezenformasyonun büyük bir kısmının, özellikle posta yoluyla oy kullanarak gerçekleştirilen seçimlerin bütünlüğünü bozma girişiminde yerel gruplardan kaynaklandığını söylüyorlar. The Election Integrity Partnership tarafından hazırlanan bir analiz, Kaliforniya oy pusulaları hakkındaki yanlış hikayenin büyük ölçüde ABD'nde bulunan web siteleri aracılığıyla yayıldığını gösterdi.
Gazeteler, süreli yayınlar, sosyal medya ve diğer yayın araçları, geçtiğimiz aylarda internette yayılan yanlış ve yanıltıcı bilgileri belirlemek ve yanlışlığını ortaya çıkarmak için çalıştı. Bazıları ‘bir yanlış bilgi tsunamisinden’ bahsetti. Örneğin New York Times, üç kategorideki söylentilerin Facebook'un sahibi olduğu ‘CrowdTangle’ sistemini kullandığına dikkat çekti. Ayrıca ‘BuzzSumo’ sisteminin içlerinden birinin Facebook ve Twitter'da hızla ivme kazanabilecek sahte bir hikayeyi destekleyebileceği ve böylece on binlerce gönderi ve yorum üretebileceği söylentileriyle ilgili tweetlerin hacmini öğrenmek için kullanıldı.
Harvard Üniversitesi'ndeki Berkman Klein Center, oy pusulası dolandırıcılığı iddialarının kamusal söylemlere nasıl girdiğini inceledi. Merkez araştırmacıları Mart ve Ağustos ayları arasında internette 55 binden fazla haberi, 5 milyon tweet'i ve Facebook sayfalarındaki 75 bin gönderiyi analiz etti.

Abartılı korkular
Medya içerikleri ve sosyal medya faaliyetleriyle ilgilenen bazı gözlemcileri, Trump kampanyasının bunun için para ödediğine dair kanıt buldu. Araştırmacılar, “Trump medyayı dezenformasyon kampanyasını yaymak ve tanıtmak için ustalaştı” ifadelerini kullandı.
Election Integrity Partnership, politikalarını iyileştirmelerine ve yanlış bilgilere daha hızlı yanıt vermeye yardımcı olması için sosyal medya şirketleriyle birlikte çalıştı. Bu şirketler yakın zamanda içeriği bildirme, kaldırma veya paylaşımı daha zor hale getirmek için adımlar attı. Okuyucular tarafından açılmayan makalelerin paylaşılmasına elektronik engeller koyan Twitter'da durum buydu. Bu durum kullanıcıları önce okuyup daha sonra paylaşmaya zorladı. Facebook şirketi, Facebook'un siyasi tutum ve davranışlar üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla 17 akademik araştırmacıya çok sayıda kullanıcının faaliyetleriyle ilgili verilere erişim hakkı verdi. Seçimlere katılanların, seçimlerle ilgi yanıltıcı bilgiler de dahil olmak üzere Facebook ve Instagram'daki deneyimlerinden etkilenip etkilenmediğine bakıldı.
Bazı kanıtlar, etkilerin korkulduğu kadar şiddetli olmayabileceğini gösteriyor. Science'ta 2019'da yayınlanan bir araştırma, sahte haberlere maruz kalmanın yüzde 80'inin Twitter kullanıcılarının sadece yüzde 1'inde yoğunlaştığını gösteriyor.

Bot hesaplar
Geçtiğimiz hafta sonu Güney Kaliforniya Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, Trump, Biden ve kampanyaları hakkında bilgi yaymak için Twitter'da binlerce bot veya fake hesap tespit edilen bir çalışma yayınladı. Çalışma, geçtiğimiz Haziran'dan Eylül ayına kadar seçimle ilgili 240 milyondan fazla tweet'i inceledi. Çalışma, bu robotların çoğunun koronavirüs salgını ve sağ komplo teorileriyle ilgili yalanlar yaydığı sonucuna vardı. Geçtiğimiz hafta Facebook, erken oylamanın başlamadığı eyaletlerdeki seçmenler için yanıltıcı kabul edilebilecek Trump ve Biden başkanlık kampanyalarından reklamları kaldırdığını duyurdu. Her iki kampanyaya da seçim gününden önceki hafta hiçbir yeni siyasi duyuruyu kabul etmeyeceğini bildirdi.
Diğer sosyal medya şirketleri gibi, YouTube da dezenformasyonu ve diğer tartışmalı videoları sitesinden uzak tutma kabiliyetini test etmeye çalıştı. Başkalarını sandık merkezlerinde şiddet eylemleri yapmaya kışkırtan veya posta yoluyla oy pusulalarının tahrif edildiğine dair yanlış iddialarda bulunan videolar gibi seçim sürecine müdahaleyi teşvik eden içerik konusunda özellikle dikkatli olacağını açıkladı.



Davos'ta “Trump'ın dünyası” ile eski Batı dünyası arasındaki sert çatışma

Trump, Dünya Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yapan İsviçre'ye sert eleştirilerde bulunarak İsviçreli yetkilileri şaşırtmayı başardı (AFP)
Trump, Dünya Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yapan İsviçre'ye sert eleştirilerde bulunarak İsviçreli yetkilileri şaşırtmayı başardı (AFP)
TT

Davos'ta “Trump'ın dünyası” ile eski Batı dünyası arasındaki sert çatışma

Trump, Dünya Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yapan İsviçre'ye sert eleştirilerde bulunarak İsviçreli yetkilileri şaşırtmayı başardı (AFP)
Trump, Dünya Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yapan İsviçre'ye sert eleştirilerde bulunarak İsviçreli yetkilileri şaşırtmayı başardı (AFP)

Kifaye Euler

Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu onlarca yıldır, siyasi ve ekonomik liderlerin Batı dünyasının ve uluslararası sistemin ortak geleceğini tartışmak için bir araya geldiği yıllık bir toplantı olageldi.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz çarşamba günü, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı uzun konuşmada, bu geleneği alt üst ederek, platformu kendi dünya görüşü ile ABD'nin geleneksel müttefiklerinin dünya görüşü arasında doğrudan bir çatışma sahnesine dönüştürdü. Trump, Batı sisteminin bazı temellerini yeniden şekillendirme olasılığını ortaya attığında, siyasi ve ekonomik elitlerden bir dizi katılımcı şaşkın bir sessizlik içinde oturdu, bazıları onaylamadıklarını belirten sesler çıkardı, diğerleri ise şok belirtileri gösterdi. Konuşmanın sonunda, Avrupa'nın en önde gelen karar vericilerinden biri olan Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ayağa kalktı. Solgun yüzüyle, ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'a dönerek Trump'ın gerçek tutumunu ve ABD'nin dünyadaki yerini anlamaya çalıştı.

Trump'ın yakın müttefiki Graham, Stubb ile görüştükten sonra alaycı bir şekilde, “Avrupa'daki herkes uyandıklarında ve uyuduklarında endişeli” dedi.

Bu sahne, foruma hakim olan genel şoku özetliyordu. Her zaman ekonomik ve siyasi gelecekle ilgili benzer vizyonları paylaşan politikacıları, iş adamlarını, yatırımcıları ve ünlüleri bir araya getiren Davos, bir saati aşkın bir süre boyunca, Batı'nın önde gelen gücü ile kendilerinden giderek uzaklaştığını düşünen müttefikleri arasında dramatik bir kopuşu gözler önüne serdi.

Avrupalı liderlerle alay ettikten birkaç gün sonra, Trump karlı Alpler'e gelerek Batı ittifakına, onun değerlerine, ekonomik modeline ve küresel ticaret çerçevesine doğrudan eleştirdi. Günün sonunda Trump, en şiddetli tehditlerinden bazılarını geri çekti, Danimarka'dan satın almak istediği Grönland'ın geleceği konusunda NATO ile ön anlaşmaya varıldığını duyurdu ve bu hamleye karşı çıkan müttefiklere yeni gümrük vergileri uygulama tehdidinden vazgeçti.

Yeni bir dünya düzeninin şekillendiğine dair artan inanç

Bazı Avrupalı liderler bu adımları bir umut ışığı olarak görse de Davos'ta ABD'nin güvenilir bir müttefik olup olmadığına dair hakim olan derin endişeleri gidermeye yetmedi. O günün erken saatlerinde Trump, liderlere ticaret ve çevre politikaları ile göçmenlik konusundaki yaklaşımlarını hedef alan bir dizi eleştiri yağdırmıştı. Trump, Grönland'ın kontrolünü talep etmek ve NATO'ya saldırmak için geri döndüğünde, dağınık kahkahalar endişeli bir sessizliğe, ardından da duyulabilir bir şaşkınlığa dönüştü. Avrupalı liderler, ABD başkanının müttefik olarak hükümetlerinin güvenilirliğini sorgulamasını ve Avrupa ile Kanada'nın Washington'a siyasi ve tarihi borçları olduğunu ilan etmesini şaşkın bir sessizlik içinde dinlediler. Konuşmanın ardından, bazı katılımcılar Trump'ın düşüncesini ve ABD ile ortaklığın geleceğini anlamaya çalışmak için mevcut ve eski ABD yetkililerini aramaya koştu. ABD’li eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Phil Gordon, The New York Times'a yaptığı açıklamada, yabancı yetkililerin kendisine Trump'ın tutumunun ‘nihai’ olup olmadığını sorduklarını söyledi.

Gordon, "Şöyle soruyorlardı: Artık Amerika bu mu? İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem tamamen sona erdi mi, yoksa geri dönmesi için hala umut var mı?

Ancak, yıllardır eski düzenin sembolü olan bir konferansın merkezinde, yeni bir dünya düzeninin şekillendiğine dair giderek artan bir inanç oluşmaya başladı. Gordon, Trump yönetiminde bunun yeni bir dünya düzeni olduğunu, kimsenin inkar edemeyeceğini ve hatta inkar eden Avrupalıların bile artık bunu kabul ettiğini söyledi.

b
Yeni bir dünya düzeninin şekillenmekte olduğuna dair inanç giderek güçleniyor (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Trump konuşmasında, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan dünya düzenini açıkça hiçe sayarak bu yeni vizyonun özünü net bir şekilde ortaya koydu ve Avrupalı müttefiklerin Grönland için ABD’ye ‘borçlu’ olduklarını ima etti. İkinci Dünya Savaşı'nda ABD’nin oynadığı rol olmasaydı, ‘hepiniz Almanca ve belki biraz da Japonca konuşuyor olurdunuz’ dedi, bu da salonda bariz bir hoşnutsuzluk yarattı.

Grönland'ı elde etmek için güç kullanma niyetinde olmadığını temin etmesine rağmen, konuyu geri ödenmesi gereken bir borç olarak göstermeye devam etti ve “Evet diyebilirsiniz, biz de minnettar oluruz, ya da hayır diyebilirsiniz, biz de bunu unutmayız” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun ev sahibi ülkesi İsviçre'ye de sert eleştirilerde bulunan Trump, “Onlar sadece bizim sayemizde başarılılar” diyerek İsviçreli yetkilileri şaşırttı ve ABD'nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri övdü.

Buna yanıt olarak İsviçreli Milletvekili Elisabeth Schneider, “Gerçekten şok oldum. Vergi mükelleflerinin parasıyla havaalanından Davos'a kadar güvenliğini sağlıyoruz ve ticaret anlaşmazlığını çözdüğümüzü sanıyordum” dedi.

En kötüsü önlendi

Katılımcılar Trump'ın konuşmasını beğenmiş olsun ya da olmasın, bu konuşmanın forumun en çok konuşulan konusu olduğuna şüphe yok. Şirketler, toplantıları salonun dışında canlı olarak takip etti. Katılımcılar konuşmayı kaçırmamak için toplantı tarihlerini yeniden düzenlerken bazıları da koridorlarda yürürken canlı yayınla konuşmayı takip etti. Öte yandan özellikle Trump NATO müttefikine karşı güç kullanma seçeneğinin söz konusu olmadığını vurguladıktan sonra bazıları en kötüsünün önlendiğini düşündü. Demokrat Senatör Chris Coons, bunun sebebini “Avrupalı yetkililer daha sonra ona durumun daha kötü olabileceğini söylediler” diyerek açıkladı.

Bu gerginlik, ABD’nin küresel ekonomik sistemdeki konumunu tehdit ediyor. Ekonomik ve finansal açıdan da durum çok farklı değil. ABD, belirsizlik dönemlerinde her zaman bir güvenlik ışığı olmuştur, ancak bu kez durum değişmeye başladı.

Grönland gerilimleri, halihazırda devam etmekte olan ve ABD’yi küresel ekonominin merkezine yerleştiren küresel ekonomik sistemdeki değişim sürecini hızlandırıyor.

ABD, dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılar için derin ve yüksek likiditeli finansal piyasaları ve sermayenin birincil varış noktası olması sayesinde, on yıllardır kargaşa dönemlerinde güvenli bir liman olmuştur. Ayrıca, uluslararası işlemlerin ortak dili olan bir para birimini benimsemiştir. Ancak bu durum da değişiyor.

Bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın çatışmacı ekonomi ve dış politika yaklaşımı, ülkeleri yatırımlarını başka yerlere yöneltmeye, savunma harcamalarını artırmaya, yeni ticaret ittifakları kurmaya ve ekonomilerin, güvenliğin ve geleceğin temelini oluşturan ekonomik güç olarak ABD'nin rolünü yeniden değerlendirmeye itiyor. Geçtiğimiz salı günü piyasalardaki hareketlilik önümüzdeki dönemde neler olabileceğine dair bir fikir verdi. Dünya genelinde hisse senetlerinin değerleri düştü. Ancak en ağır kayıpları ABD yaşadı. Dow Jones Endüstriyel Ortalaması endeksi 871 puan, yani yüzde 1,8 geriledi. S&P 500 yüzde 2,1, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise yüzde 2,4 değer kaybetti. Tahviller de küresel çapta satışlara maruz kaldı ve 10 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirisi yüzde 4,3'ün biraz altına inerken, dolar düşmeye devam etti.

Hazine tahvillerindeki sert düşüş ve doların değer kaybetmesi özellikle dikkati çekti. Çünkü kriz zamanlarında yatırımcılar genellikle güvenli liman olarak ABD'ye yönelirler, ancak o seansta tam tersi yönde hareket ettiler. Scotiabank'ın baş döviz stratejisti Sean Osborne, The Wall Street Journal'a (WSJ) verdiği demeçte, “Birçok uluslararası yatırımcı için ABD, iş yapmak için daha az dostane bir yer haline geldi ve bu durum gelecekteki yatırım kararlarını etkileyebilir” dedi.

“Trump'ın politikaları küresel istikrarın temellerinden birini sarsabilir”

ABD’li ekonomist ve Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü (PIIE) Başkanı Adam Posen, mevcut koşulların geçtiğimiz yıldan farklı olduğunu düşünüyor. Bu durum, Grönland üzerindeki gerginliğin tırmanmasıyla sınırlı değil, aynı zamanda ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesini, Adalet Bakanlığı'nın ABD Merkez Bankası (Federal Rezerv/FED) Başkanı Jerome Powell'a hakkında başlattığı soruşturmayı ve ABD yönetiminin önceki anlaşmalara rağmen Avrupa ülkelerine yeni gümrük vergileri uygulama tehdidini de içeriyor.

WSJ’ye konuşan Posen, “Geriye dönüp baktığımızda bunun bir dönüm noktası olduğunu söyleme olasılığımızın çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum” dedi. ABD’li ekonomist, ABD'nin on yıllardır düşük maliyetli finansman, güçlü yabancı yatırımlar ve ABD dolarının hakimiyeti karşılığında küresel ticareti kolaylaştırmaya ve güvenlik sağlamaya yardımcı olduğu için, yönetimin politikalarının küresel istikrarın temellerinden birini zayıflatabileceğine inanıyor.

vfo
Küresel ekonominin merkezi olarak ABD'nin gerilemesi, çok kutuplu bir dünya düzenine yol açabilir (AFP)

Uzun vadeli etkileri ciddi olabilir. Eğer dünya çapındaki yatırımcılar alternatif güvenli limanlar ararsa, ABD yabancı yatırımların azalması, enflasyonist baskıların artması ve kamu borcunu finanse etme kapasitesinin azalmasıyla karakterize bir gelecekle karşı karşıya kalabilir ve bu da yaşam standartlarını olumsuz etkileyebilir.

Ayrıca, ABD'nin küresel ekonominin merkezi olarak gerilemesi, Çin, Rusya ve ABD'nin kendi ekonomi ve güvenlik alanlarında hakimiyet kurduğu, daha tehlikeli ve daha eşitsiz bir dünya olan çok kutuplu bir dünyaya yol açabilir.

ABD’nin güvenli liman statüsünün kademeli olarak aşınması

Öte yandan Johns Hopkins Üniversitesi’nden ekonomi profesörü Robert Barbiera, ABD’nin güvenli liman statüsünün aşınmasının kademeli olabileceğini, ancak önceki gümrük vergileri ve artan borç seviyeleri gibi uyarı işaretlerinin bir süredir mevcut olduğunu söyledi. Piyasaların hızlı hareket ettiğini ve hisse senetlerinin tarihteki standartlara göre pahalı görünmesinin yardımcı olmadığını belirten Prof. Barbiera, “Bu piyasa, kimse ‘Aman Tanrım, fiyatlar çok cazip’ demeden önce çok düşebilir” dedi.

ABD’li ekonomist Robert Shiller'in, S&P 500 fiyatlarını son 10 yıldaki enflasyona göre düzeltilmiş ortalama kazançlarla karşılaştıran değerleme ölçütü, Dot-com balonundan bu yana en yüksek seviyesinde.

Bu dönem hariç, 145 yıllık veri tarihinde değerlemeler hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Bank of America (BOfA) Yüksek Getirili Tahvil Endeksi'ne göre kurumsal borç değerlemeleri de yüksektir ve yüksek riskli tahvil getirileri ile karşılaştırılabilir hazine tahvillerinin arasındaki fark 2007'den bu yana en düşük seviyesine yaklaşıyor.

Bu yüksek değerlemeler göz önüne alındığında, yatırımcıların ABD varlıklarına olan güvenindeki herhangi bir düşüşün, ABD ekonomisi için geniş kapsamlı etkileri olan geniş çaplı bir satış dalgasını tetikleyebileceği endişesi söz konusu.

Geçtiğimiz yıl hisse senetlerindeki güçlü artışlar, özellikle yüksek gelirli kesimde tüketici harcamalarını artırdı ve yatırımlar, borç finansmanı ve ilgili şirketlerin hisselerinin yüksek değerlemeleriyle desteklenen yapay zeka projelerine akın etti, bu da gayrisafi yurt içi hasılayı (GSYİH) desteklemeye yardımcı oldu.

ABD tahvillerinin satışı

CrossMark Global Investments Yatırım Direktörü Bob Doll, “Hisse senetleri neredeyse mükemmel bir şekilde fiyatlandırılıyor” değerlendirmesinde bulundu. Şirket kazançlarının beklentileri aşmaya devam ettiğini ve FED faiz oranlarını düşürdüğü sürece bunun bir sorun olmadığını belirten Doll, ancak, yüksek riskli olan tarafın herhangi bir hata yapma lüksünüzün olmaması olduğunu vurguladı.

Spectra Markets'ın başkanı Brent Donnelly ise akademisyenlere ve öğretmenlere hizmet veren bir Danimarka emeklilik fonunun ABD Hazine tahvillerini satma niyetini açıklamasının, piyasaların karşı karşıya olduğu risklerin türünü gösterdiğini belirtti. Donnelly’ye göre fonun büyüklüğü tek başına piyasaları etkilemek için yeterli olmasa da İsveç ve Hollanda'daki daha büyük fonlar benzer kararlar alırsa ne olabileceğinin sinyalini veriyor.

Scotiabank'ın baş döviz stratejisti Osborne, “ABD sermaye piyasalarının derinliği ve likiditesi ile sunduğu getiriler göz önüne alındığında, bu piyasalardan vazgeçmek için çok güçlü bir neden gerekir” yorumunda bulundu. Ancak Osborne’a göre eski küresel düzen ve geleneksel ilişkiler zayıflamaya devam ettikçe ‘yatırımcılar paralarının daha azını ABD'ye yönlendirmek için daha büyük bir motivasyona ihtiyaç duyabilirler.


Almanya, "saldırı hazırlığındaki bir Hamas üyesini" daha tutukladığını duyurdu

Yakalanan şüphelinin 36 yaşında olduğu bildiriliyor (AFP/Arşiv)
Yakalanan şüphelinin 36 yaşında olduğu bildiriliyor (AFP/Arşiv)
TT

Almanya, "saldırı hazırlığındaki bir Hamas üyesini" daha tutukladığını duyurdu

Yakalanan şüphelinin 36 yaşında olduğu bildiriliyor (AFP/Arşiv)
Yakalanan şüphelinin 36 yaşında olduğu bildiriliyor (AFP/Arşiv)

Alman polisi, Avrupa'da terör saldırıları hazırlığında bulunduğu iddiasıyla bir kişiyi cuma akşamı tutukladı. 

Beyrut'tan Berlin'deki Brandenburg Havalimanı'na inince durdurulan Lübnan yurttaşı Muhammed S.'nin Hamas üyesi olduğundan şüphelenildiği aktarıldı. 

Federal savcılar, şüphelinin Ağustos 2025'te 300 mermi tedarik ettiğini ve Yahudilere ya da İsrail'e ait olan kurumlara saldırı komplosuna karıştığını öne sürüyor. 

Alman yetkililer, Muhammed S.'nin ekimde tutuklanan Abed el G.'yle işbirliği yaparak terör eylemi hazırlığında olduğunu da iddia ediyor.

Ekimde silah temin etmeye çalışan üç kişinin benzer suçlamalarla tutuklandığı açıklanırken bunlardan ikisinin Alman, üçüncüsününse Lübnan vatandaşı olduğu bildirilmişti. 

O dönem Leipzig ve Oberhausen'da polis operasyonları düzenlenmişti. 

Kasımda da Alman yetkililer, yine bir Lübnan yurttaşını Çekya sınırı yakınlarında tutuklarken bu kişinin Hamas üyesi olduğundan şüphelenildiğini ifade etmişti. 

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Hamas'ı destekleyen kişilerin vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğini kasımda yaptığı açıklamada savunmuştu. 

Önceki ay sosyal medyada Hamas'ı "Filistin'in kahramanları" diye niteleyen bir paylaşım yaptığı gerekçesiyle Filistinli bir göçmenin vatandaşlığının iptal edilmesinin ardından konuşan Dobrindt şu ifadeleri kullanmıştı: 

Çifte vatandaşlık dahil olmak üzere Alman vatandaşlığı almış kişiler, değerler sistemimize bağlılıklarını beyan etmişlerdir. Bunun kasıtlı bir yanlış beyan olduğu ve bu değerler sistemini paylaşmadıkları ortaya çıkarsa, vatandaşlıklarının geri alınması mümkün olmalıdır. 

Hamas, Almanya ve İsrail'in yanı sıra ABD ve Birleşik Krallık gibi pek çok ülke tarafından terör örgütü olarak kabul görüyor. 

Örgütün 7 Ekim 2023'te 1200'e yakın kişinin öldürüldüğü, 250'yi aşkın kişinin de rehin alındığı saldırıları düzenlemesinin ardından başlayan Gazze savaşında çoğu kadın ve çocuk 70 bini aşkın Filistinli yaşamını yitirdi.

Independent Türkçe, BBC, Jerusalem Post, AP


Bir çete, dolandırıcılık yapmak için Belçika kraliyet ailesinin üyelerini taklit etti

Belçika Kralı Philippe (EPA)
Belçika Kralı Philippe (EPA)
TT

Bir çete, dolandırıcılık yapmak için Belçika kraliyet ailesinin üyelerini taklit etti

Belçika Kralı Philippe (EPA)
Belçika Kralı Philippe (EPA)

Belçikalı müfettişler dün, bir dolandırıcı çetesinin geçtiğimiz yıl boyunca önde gelen yabancı şahsiyetleri ve iş adamlarını dolandırmak için Belçika kraliyet ailesinin üyelerini taklit ettiğini açıkladı.

Federal savcılar dün, çetenin dolandırıcılığı gerçekleştirmek için e-postalar, telefon görüşmeleri ve yapay zekâ ile oluşturulmuş sahte videolar kullandığını söyledi.

Üyeleri henüz tespit edilemeyen çete, 2025 yılının başından beri telefon görüşmeleri ve WhatsApp yazışmaları üzerinden Kral Philippe veya üst düzey yetkililerinden birinin kimliğine bürünerek kurbanları tuzağa düşürmeye ve paralarını çalmaya çalışıyordu. Savcılar, çete üyelerinin kurbanlarını kraliyet ailesiyle olası bağlantılarına göre seçtiklerini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre savcılar yaptıkları açıklamada, “Neyse ki kurbanların çoğu dolandırıcılığı çabucak fark etti” dedi.

Savcılar, bir vakada çetenin bir kişiyi kendilerine para transferi yapmaya ikna ettiğini belirttiler.

Yabancılar ve iş adamlarının yanı sıra çete, kraliyet ailesine yakın Belçikalı aileleri de hedef almaya çalıştı.

Çete üyeleri, kralı taklit ederek Belçikalı iş adamlarına video röportaj için davetiyeler gönderdi.

Savcılar, “Röportajdaki görüntüler muhtemelen yapay zekâ ile oluşturuldu” dedi.

Bazı iş adamları, sahte akşam yemeği davetiyeleri aldı ve hayali etkinlik için sponsorluk ücreti ödemeleri istendi.

Savcılar, federal polisin uzman ekiplerinin yardımıyla dolandırıcılık olayını soruşturduklarını belirtti.