Biden geçiş dönemini şekillendirirken Trump’ın suçlamalarına yanıt vermiyor

Georgia’da oylar elle tekrar sayılacak… Eyaletler seçim sonuçlarını onaylamaya hazırlanıyor

Trump dün Arlington Ulusal Mezarlığı’nda yapılan Gaziler Günü törenine katıldı (EPA)
Trump dün Arlington Ulusal Mezarlığı’nda yapılan Gaziler Günü törenine katıldı (EPA)
TT

Biden geçiş dönemini şekillendirirken Trump’ın suçlamalarına yanıt vermiyor

Trump dün Arlington Ulusal Mezarlığı’nda yapılan Gaziler Günü törenine katıldı (EPA)
Trump dün Arlington Ulusal Mezarlığı’nda yapılan Gaziler Günü törenine katıldı (EPA)

ABD Başkanı seçilen Joe Biden, Başkan Donald Trump’ın seçim sonuçlarını kabul etmemesi ile ilgili herhangi bir tartışmaya girmekten kaçınarak rakibinin yenilgiyi kabul etmemesini utanç verici olarak değerlendirdi. Biden, Cumhuriyetçi yönetimin başlıca kaynaklara erişim konusunda Demokrat Başkanın ekibiyle işbirliği yapmaktan kaçınmasına rağmen bunun Beyaz Saray’a geçiş sürecinde bir engel teşkil etmeyeceğini vurguladı.
Trump yönetimi, Biden çalışanlarının ayrıntılı olarak hazırlanan gizli bilgileri görmelerine, devlet kurumlarıyla çalışmak üzere temsilciler göndermelerine ve Dışişleri Bakanlığı’nın yabancı liderlerle görüşmeler yapmasına izin veren standart rutin teknik tasnifi henüz yayınlamadı. Aynı zamanda bu gecikme Biden’ın kabine üyelerini seçmesini de engelleyebilir. Nitekim bu sırada üyeleri soruşturma ve güvenlik izinleri alma yetkisi donmuş oluyor.
Gaziler Günü münasebetiyle Biden Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda “Bugün ABD Silahlı Kuvvetleri üniformasını giyenlerin yaptıkları hizmeti onurlandırıyoruz. Gurur verici gazilerimiz için, yaptığınız fedakarlıklara saygı duyan ve sunduğunuz hizmetlerin farkında olan bir başkan olacağım ve savunmak için cesurca savaştığınız değerlere asla ihanet etmeyeceğim” ifadelerini kullandı.
“Düzgün bir şekilde çalışacağına dair” taahhütte bulunan Biden, Delaware eyaletinin Wilmington kentinde yaptığı konuşmada ekibinin bu kaynaklar olmadan da çalışabileceğini vurguladı ve Trump yönetimini başkanlık seçimlerinde kazananın kendisi olduğunu ilan etmeye zorlamak için yasal işlem başlatma gibi bir planının olmadığını söyledi. Biden “Bu aşamada zaferimizi kabul etme konusunda hazır olmadıkları gerçeğinin, planımız ve şu andan itibaren 20 Ocak’a kadar yapabileceklerimiz karşısında büyük bir sonucu olmayacağından eminim. Seçilmiş başkan, ekibinin gizli bilgilere ulaşmasının engellendiğine dikkat çekse de bunun “kritik” bir mesele olmadığını belirtti. Aynı zamanda geçiş ekibinin yeni bir yönetim oluşturmak için alacağı milyonlarca dolar değerindeki hükümet fonu olmadan da işlerini yürütebileceğini vurguladı
Biden, kazandığını hala kabullenemeyen Cumhuriyetçiler ile birlikte çalışması ile ilgili kendisine soru yöneltildiğinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) yardım paketini geçirmenin acil ve gerekli bir durum olduğuna dikkat çekti. Biden “İnsanların şu an yardıma ihtiyacı var: Küçük işletmeler, ipoteklerini ödeyemedikleri için evlerinden atılmak üzere olan insanlar ve işsizlik sigortası. Hükümet ve yerel yönetimlerin yardım sağlamadaki başarısızlığını düzeltmezsek polis memurlarının, itfaiyecilerin ve ilk müdahale ekiplerinin işten çıkarıldığını göreceğiz” dedi.
Biden kabinesindeki bakanların seçimi konusunda ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi Mitch McConnell ile yapılacak “görüşmeler” için sabırsızlandığına işaret etti. Uluslararası müttefiklerden bir dizi telefon alan Biden mekidaşlarına “ABD geri döndü. Oyuna geri dönüyoruz. ABD yalnız değil” mesajı verdi.

Biden’ın geçiş ekibi
Biden’ın kelimelerini dikkatle seçerek yaptığı bu yorumlar, siyasi tartışmaları bir tarafa bırakarak milyonlarca ABD’linin sağlığını, güvenliğini ve emniyetini ciddi bir şekilde tehdit eden çekişmeli ulusal krizler ile mücadele etmeye hazırlanırken geldi. Zira Kovid-19 vaka sayıları, hastaneye yatması gereken vaka sayıları ve ölümler artmaya devam ederken ekonomi uzun vadeli zararlar ile karşı karşıya. Aynı zamanda ülkede siyasi ve kültürel bölünmeler gittikçe derinleşiyor.
Cumhuriyetçiler geçiş sürecinde işbirliği yapmayı reddetse de seçilmiş başkanın geçiş ekibi, federal otoriteleri kontrol edecek bir sonraki yönetimi hazırlamak için çalışacak yaklaşık 500 kişinin adını açıkladı. Biden ve seçilmiş Başkan Yardımcısı Kamala Harris’e ait olan web sitesi, ABD Tüketicinin Finansal Haklarının Korunması Bürosu’ndan (CFPB) Ulusal Güvenlik Servisi ve ABD Posta Servisi’ne (USPS) kadar çeşitli devlet kurumlarıyla çalışacak kişilerin isimlerini yayınladı. Bu kişiler geçiş dönemi sırasında Biden yönetimini görevi devralmaya hazırlamak için hükümet içerisindeki profesyonel yetkililerle gönüllü olarak çalışacaklar. Ancak geçiş ekibi, tam erişim iznine sahip olmadan bile çalışmalarını tamamlayabileceğine inanıyor.
Bu çabanın içerisinde yer alan Eski Senatör Ted Kaufman “Gözden geçirme süreci, ilk gün zorluklar ile mücadele edilmesinin temellerinin atılmasına yardımcı olacak” dedi. Geçiş ekibi yaptığı açıklamada Genel Hizmetler İdaresi (GSA) seçim sonuçlarını teyit etmek için beklerken, bu çalışanların “araştırma merkezleri, çalışma grupları, ticari kurumlar ve sivil toplum örgütlerinden yetkililerle” görüşeceklerini belirtti. Söz konusu açıklamada “GSA Yöneticisi seçim sonuçlarını onaylar onaylamaz geçiş ekibinin üyeleri, gelecek Biden-Harris yönetiminin seçilmiş başkanın ve başkan yardımcısının siyasi hedeflerine etkin bir şekilde ulaşmasını sağlamak için doğrudan federal kurumlardaki yetkililer ile çalışacak” ifadeleri yer aldı.

Trump meydan okumaya devam ediyor
Seçim sonuçları konusunda tavrını değiştirmeyen Trump rakibinden daha fazla “yasal oy” aldığını ve çekişmeli seçim bölgelerinde (salıncak eyaletler) oy sayımına “hataların” ve “yolsuzlukların” gölge düşürdüğünü dile getirmeye devam ediyor. Aynı zamanda Trump eyalet düzeyinde seçim görevlilerinin, yargıçların ve Federal Yargı’nın ikinci kez başkanlık görevini devralmak üzere hazır olduğunu öne sürüyor. Trump Twitter hesabından paylaşımda bulunarak tekrar kamuoyu araştırmalarını sert bir dille eleştirdi ve özellikle Pensilvanya ve Wisconsin eyaletlerindeki seçimlerde sahtekarlık ve hilekarlık yapıldığına işaret etti. Aynı şekilde Trump daha önceden Georgia, Nevada ve Arizona eyaletlerinde de benzer şekilde hile yapıldığına dair iddialarda bulunmuştu.
Diğer taraftan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo “İkinci bir Trump yönetimine sorunsuz bir geçiş olacağını” umuyor. Trump yönetiminin iddialarının aksine partilerin her ikisinden de seçim yetkilileri açık bir şekilde seçimlerin yolunda gittiğini söyledi. Aynı şekilde uluslararası gözlemciler de ciddi bir ihlalin yaşanmadığını vurguladı. Trump kampanyası ve müttefiklerinin öne sürdüğü sorunlar her seçimde gündeme getirilen tipik sorunlardan oluşuyor. Bunlar; imzalardaki sıkıntılar, kapalı zarflar, posta yolu ile gönderilen oy pusulaları üzerindeki posta damgalarının yanı sıra bir hata olasılığı ya da küçük bir miktarda oy pusulasının kaybedilmesi. Çekişmeli seçim bölgeleri olarak adlandırılan salıncak eyaletlerde Biden’ın açık ara önde olması, bu sorunların herhangi birinin seçim sonucunu etkileme olasılığını ortadan kaldırıyor.
Trump’ın temyiz başvurusunda bulunmakla tehdit ettiği altı eyalet, sonuçların açıklanmasına yönelik çalışmlarını devam ettirdi. Trump Arizona, Georgia, Nevada, Pensilvanya, Michigan ve Wisconsin’de “seçimlerin şaibeli olduğuna” ilişkin Twitter hesabı üzerinden paylaşımlarda bulunsa da görev süresi sona ermek üzere olan başkanın danışmanları gizliden gizliye seçilmiş başkanın galibiyetini itiraf ediyor. Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Mark Meadows, Cumhuriyetçi Parti Ulusal Komite (RNC) Başkanı Ronna McDaniel ve gayri resmi danışman Corey Lewandowski de dahil olmak üzere başkanın yardımcılarının, daha fazla kanıt bulunmadığı sürece davaların başarılı olma ihtimaline ilişkin endişelerini dile getirdiği bilgisi sızdırıldı. Arizona’da sonuçlar Eyalet Sekreteri’ne teslim edilecek ve sekreterin de 30 Kasım’a kadar bu sonuçları onaylaması gerekiyor. Michigan yasasına göre tasdik belgesinin 23 Kasım’da alınması gerekirken Nevada’da 24 Kasım’da alınması gerekiyor. Wisconsin’de ise genellikle 1 Aralık’ta alınıyor. Pensilvanya’da son bir tarih yok ancak eyaletin içerisinde bölgelerin sonuçlarını 23 Kasım’a kadar onaylamaları gerekiyor. Bazı seçim yetkilileri ve hukuk uzmanları, Trump’ın süreci durdurmak için elinden çok fazla bir şey gelmeyeceğini söylüyor.

Georgia’da oyların elle sayılması
Georgia’da Cumhuriyetçi Parti’nin içerisinden bir yetkili, “Seçmenlerin hile yaptığına dair bir delil yok” ifadelerini kullanarak Georgia’daki nihai sonuçların yarın (13 Kasım’da) açıklanacağı bilgisini paylaştı. Georgia Eyalet Sekreteri Cumhuriyetçi Brad Raffensperger’ın sonuçları en geç 20 Kasım’a kadar onaylaması gerekiyor.
Georgia Eyalet Sekreteri Cumhuriyetçi Brad Raffensperger daha önce kararlaştırılan bir adımda eyaletteki oyların el ile tekrar sayılmasına izin vermişti ancak Georgia’daki bir seçim yetkilisi, bunun Biden’ın Trump karşısındaki liderliğini düşürmeyeceğini söyledi.
Biden şu an Georgia’da 14 binden fazla oy ile seçimi önde götürüyor. Raffensperger “Oldukça az bir farkla her ilçede el ile tekrar bir sayım gerekli olacak. Bu ağır bir yük olacak” dedi. Ancak Raffensperger yeniden sayımın, şüphecilere seçimlerin resmen onaylanacağı 20 Kasım’a kadar itiraz edilemez bir açıklama getirilmesini sağlayacağını vurguladı. Raffensperger her iki taraftan da gözlemcilerin sürecin her aşamasında hazır bulunacağını kaydetti. Trump Georgia’yı alsa bile şu anda Seçici Kurul’da 279 oya sahip olan Biden seçilmiş başkan olarak kalacak.



Sacha Baron Cohen'den yılın en çok konuşulan belgeseline övgü

Fotoğraf: A24
Fotoğraf: A24
TT

Sacha Baron Cohen'den yılın en çok konuşulan belgeseline övgü

Fotoğraf: A24
Fotoğraf: A24

Sacha Baron Cohen, Kanadalı sinemacı ve absürt komedyen Nathan Fielder'ı, Elizabeth Holmes hakkındaki ses getiren belgeseli Her Şey Ortada (You Can See Everything) nedeniyle övgü yağmuruna tuttu.

Borat ve Ali G: Who Iz I? gibi hicivli sahte belgeselleriyle tanınan Baron Cohen verdiği yeni röportajda, daha önce Nathan For You ve The Rehearsal gibi sosyal deney temalı işlere imza atan Fielder'ın, Cohen'in öncülük ettiği belgesel türüne kendi damgasını vurduğunu belirtti.

Vanity Fair'a konuşan Baron Cohen, Fielder için "Gerçekten de türü yeniden icat etti, üstelik kendine koyduğu bir kural vardı: Benim daha önce yaptığım hiçbir şeyi yapmamak" ifadelerini kullandı. Cohen, Fielder'ın "Sacha'nın asla yapmayacağı şeyleri yapacağız" dediğini aktardı.

Kanadalı komedyen, 2018'de Who Is America? projesinde Baron Cohen'le birlikte çalışmış ve seriyi çok daha soyut bir yöne taşıyan Borat Subsequent Moviefilm'e de katkıda bulunmuştu.

Cohen, "gizli kimlikle çekilen belgeseller" diye adlandırdığı türün öncülüğünü yaptı. Bu türde Cohen, kurgusal bir kimliğe bürünerek durumdan habersiz gerçek kişilerle etkileşime giriyor ve hikayeyi bu şekilde ilerletiyor.

Fielder'ın çalışmaları ise daha çok sosyal deneyler üzerine kurulu. Nathan For You'da kendisinin kurgusal bir versiyonunu canlandıran Fielder, zor durumdaki küçük işletmelere, sıradışı pazarlama fikirleri sunarak tavsiyelerde bulunuyor.

Cohen, The Hollywood Reporter'a verdiği başka bir röportajda da benzer ifadeler kullanarak, kendi geliştirip adlandırdığı türü Fielder'ın yeniden yarattığını belirtti.

Fielder hakkında konuşan Cohen, "Bence o bir komedi dehası, sanırım benim yarattığım ya da geliştirdiğim türü yeniden icat etti" dedi.

Kendine koyduğu kural, benim yaptığım hiçbir şeyi yapmamaktı. Ancak kendisi son derece parlak bir zekaya sahip ve kesinlikle çok komik. Belgeselinin büyük ses getireceğini düşünüyorum, onun adına çok heyecanlıyım.

xscdvfg
Fielder'ın türler arası sınırları zorlayan belgeseli Her Şey Ortada, Oscar tahminlerinde kendine yer buldu (A24)

Her Şey Ortada'da Fielder, yatırımcıları dolandırmak ve şirketinin kan testi teknolojisinin kapasitesi hakkında yalan söylemekten 11 yıl hapis cezasına çarptırılan, Theranos'un gözden düşmüş kurucusu Elizabeth Holmes ve onun hayat arkadaşı, Kaliforniyalı otel varisi Billy Evans'la, Holmes'un hapse girmesinden önceki 34 gün boyunca birlikte yaşıyor.

Film, eleştirmenlerden tam not alarak Rotten Tomatoes'da yüzde 99 gibi ender görülen bir puana ulaştı. Hatta bazıları onu "yılın filmi" diye niteledi. Kimileri ise filmin, bu yılki Akademi Ödülleri'nde "En İyi Film" dalında aday gösterilen ilk belgesel olabileceğini öne sürüyor.

Gişede muazzam başarı yakalayan film, gişe verilerini derleyen Rentrak'a göre gösterimdeki ikinci hafta sonunda 2 bin 655 salona yayılarak 19,5 milyon dolarlık etkileyici bir hasılat elde etti. Film, bu haberin yazıldığı tarih itibarıyla ABD ve Kanada'da toplam 45 milyon dolar kazandı.

Bu sonuçla film, Michael Moore'un 2004 tarihli Fahrenheit 9/11 yapımından bu yana müzik belgeselleri dışında en yüksek hasılatı elde eden belgesel oldu.

Independent Türkçe


Putin'in Ukrayna savaşı Karadeniz'de 120 bin yunusu öldürdü

Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)
Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)
TT

Putin'in Ukrayna savaşı Karadeniz'de 120 bin yunusu öldürdü

Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)
Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)

Uzmanlar, Ukrayna savaşındaki patlamaların, füze ateşlemelerinin ve askeri sonar sistemlerinin Karadeniz'deki yunusların kafasını karıştırdığını ve onları avlanamaz hale getirdiğini belirtiyor.

Trol teknelerindeki balıkçılar, ağlarına dolanmış ve boğulmuş halde buldukları yunusları kurtarmak için yüzgeçlerini kesmek zorunda kalıyor. Bu hayvanlar daha sonra, üzerlerinde hâlâ ağ izleri görülecek şekilde kıyıya vuruyor.

Ukrayna'nın güneyindeki Tuzly Lagünleri Milli Parkı'nın baş araştırmacısı Ivan Rusev, Al Jazeera'ye Vladimir Putin'in 2022'de Ukrayna'ya yönelik topyekün istilasını başlatmasından bu yana 120 binden fazla yunusun bu şekilde öldüğünü söyledi.

Rusev, birçok askeri teknolojinin yunusların hayatta kalmak için kullandığı temel yetenek olan ekolokasyonu engellediğini, bunun da hayvanların yönlerini bulmasını, iletişim kurmasını ve avlanmasını imkansız hale getirdiğini ifade etti.

"Bir yunus balık avlayamazsa hızla kilo kaybeder" diyen Rusev, hayvanların bu durumda enerji ihtiyaçlarını karşılamak için vücutlarındaki yağ tabakasını tüketmeye başladığını belirtti. Ancak savaşın kirlettiği denizde bu yağ tabakası atık sular, tarımsal akıntılar, mikroplastikler ve antibiyotiklerden kaynaklanan kirleticilerle dolmuş durumda.

Bu durum, yunusların bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına ve ölümcül solunum yolu enfeksiyonlarına yenik düşmelerine yol açıyor.

Karadeniz ekosistemi, düşen drone'lardan ve batan denizaltılardan suya sızan zehirli kimyasallar ve yakıtlar nedeniyle, süregelen çatışmadan büyük zarar görüyor. Bölgedeki balıkçılık kısıtlamalarına rağmen kefal ve lüfer gibi bazı balık türleri artık epey nadir hale geldi.

gtn yt
Bilim insanı Ivan Rusev, Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunusu inceliyor (AFP)

Rusev, "Yunuslar besin zincirinin en tepesinde yer aldığından, zooplanktondan balıklara kadar her şey onlara ulaşıyor" dedi.

Rusev, bu durumun denizdeki balıklarla beslenen kuşları da olumsuz etkilediğini belirtti. Patlamaların balıkların sağır olmasına veya ölmesine yol açtığını, ayrıca Kuzey Avrupa'yla Ortadoğu arasında göç eden kuşları ürküttüğünü açıkladı.

Rusev, "Bir kuş yeterince yiyecek bulamadığında, yani 'yakıtı' olmadığında, kışlayacağı veya yuva yapacağı yere ulaşamaz" dedi.

Bu durum, bazı kuş popülasyonlarındaki birey sayısını yıllarca etkileyecek.

Karadeniz kıyısına vuran, bir deri bir kemik kalmış ve zarar görmüş yunuslar, Ukraynalıları dehşete düşürüyor.

Tetiana Smolchenko, Al Jazeera'ye ağustosta güneydeki Odessa şehrinde 8 yaşındaki oğlu Oleh'le yürüyüşe çıktıklarını ve çocuğunun çürümekte olan bir yunus fark ettiğini anlattı.

Eşi orduda görev yapan ve oturduğu apartman Rus drone'u saldırısı sonucu iki kez hasar gören 33 yaşındaki Smolchenko, "Neredeyse kusacaktım" dedi.

"Artık insan ölümlerine öylesine alıştık ki ama bu canlıların savaş yüzünden öldüğünü görmek de bir o kadar dehşet verici" diye ekledi.

İkimiz de ağladık.

Independent Türkçe


İran: ABD’nin çıkarları ‘nerede olursa olsun’ misilleme hedefinde

Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)
TT

İran: ABD’nin çıkarları ‘nerede olursa olsun’ misilleme hedefinde

Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)

İranlı askeri yetkililer, ABD’nin Batı Asya dışındaki çıkarlarını hedef almakla tehdit ederek gerilimi artırdı. Yetkililer, olası yeni bir savaşın öncekinden daha geniş kapsamlı ve uzun süreli olacağı uyarısında bulundu. Bu açıklamalar, İran Dini Lideri’nin herhangi bir tehdide ‘coğrafi sınır tanımaksızın’ karşılık verilmesi talimatının ardından geldi.

Mücteba Hamaney dün, silahlı kuvvetlerin üst düzey komutanlarıyla gerçekleştirdiği kamuoyuna duyurulan ilk görüşmede, ‘hedef bankasının’ ABD ile İsrail’in maddi ve gayri maddi varlıklarını kapsayacak şekilde güncellenmesi talimatını verdi.

Hamaney, her düzeydeki ve türdeki tehdide ‘derhal, etkili ve coğrafi sınır tanımaksızın’ karşılık verilmesi gerektiğini belirtti. Düşmanların saldırılarına yeniden başlaması durumunda, bu saldırıların ne zaman ve hangi koşullarda sona ereceğine İran Silahlı Kuvvetleri ile halkının karar vereceği uyarısında bulundu.

Toplantıya Genelkurmay Başkanı Ali Abdullahi, İran Ordusu Genel Komutanı Emir Hatemi ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Ahmed Vahidi katıldı. Komutanlar, İran Dini Lideri’nin ofisinden yapılan açıklamaya göre, Arap Körfezi kıyılarında, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde, kuzeybatı ve güneydoğu sınırlarında hazırlık durumuna ilişkin raporlar sundu. Ayrıca mühimmat, keşif, destek ve muharebe silahlarının üretiminin birkaç kat artırıldığı bildirildi.

Hamaney’in ofisinden yapılan açıklamada, toplantının nerede ve ne zaman gerçekleştirildiği belirtilmezken, toplantıya ilişkin fotoğraf veya görüntü de yayımlanmadı. İran’ın yeni Dini Lideri, mart ayında babasının yerine seçilmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadı.

Savunma Bakanı Mehrdad Ahlaki ise silahlı kuvvetlerin muharebe kapasitesini artırmak için ‘hızlı’ hareket edeceklerini belirterek, ‘herhangi bir tehdide, nerede olursa olsun ve coğrafi sınır tanımaksızın derhal, etkili ve orantılı karşılık verilmesi’ hedefini dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın İran devlet televizyonundan aktardığına göre Ahlaki, “Savunma ekipmanları ve silahlarının tasarım, üretim ve tedarik süreçlerinin hızlandırılması, sanayi ve teknoloji altyapısının güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlere destek kapasitesinin artırılması, çalışmalarımızın merkezinde yer alıyor” ifadelerini kullandı.

scd
İran Savunma Bakanı Mehrdad Ahlaki, milletvekillerinin katıldığı bir oturumda konuşurken (İran parlamentosu)

Herhangi bir saldırının orantılı, kararlı ve etkili bir karşılıkla karşılanacağı uyarısında bulunan Ahlaki, “Tehditte bulunanlar, İran’ın savunma amaçlı karşılığının kapsamını, zamanlamasını ve sonuçlarını belirleyemez” dedi. Ahlaki, “İran tehditler karşısında hazırlıksız yakalanmayacak, baskılar karşısında geri adım atmayacak ve bilimsel ve teknolojik ilerleme yolunda başkalarının hesapları ve iradesiyle sınırlandırılmayacaktır. Ülkenin güvenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için bir an bile tereddüt etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Geniş bir alan ve daha uzun bir savaş

DMO Sözcüsü Hüseyin Muhibbi de ABD ile yaşanacak bir savaşta ‘herhangi bir coğrafi sınırın söz konusu olmayacağını, düşmana zarar vermek ve tam caydırıcılık sağlamak amacıyla geniş bir harekât alanının belirlendiğini’ söyledi.

ABD’nin dünyanın en büyük deniz gücüne sahip olmasına ve bölgede onlarca yıldır askeri varlık bulundurmasına rağmen ‘Hürmüz Boğazı’nı birkaç saatliğine bile açamadığını’ savunan Muhibbi, “Dünya, ABD’nin Körfez’i ve Hürmüz Boğazı’nı güvence altına alamayacak kadar güçsüz olduğunu anladı” dedi. Muhibbi, “ABD kendisini savunamıyorsa diğer ülkeleri nasıl savunmayı düşünüyor?” diye sordu.

Muhibbi, İran’ın ABD’nin hava sahasındaki askeri teknolojide ulaştığı en ileri seviye olarak nitelendirdiği F-35 savaş uçağını düşürdüğünü de iddia etti.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekreminiya ise silahlı kuvvetlerin ABD’ye ‘Batı Asya dışında da’ karşılık vermeye hazır olduğunu açıkladı. Ekreminiya, ABD’nin gerçekleştireceği herhangi bir ‘yeni saldırının’ öncekinden daha geniş kapsamlı, ezici ve derhal verilecek bir karşılıkla karşılanacağı uyarısında bulundu.

ABD’nin tesisleri, ekipmanları, askerleri ve çıkarlarının, erişilebilir oldukları her noktada İran’ın misilleme hedefi olabileceğini belirten Ekreminiya, “Düşman, İslam Cumhuriyeti’nin karşılık verme alanının zorunlu olarak önceki çatışmaların coğrafi sınırları içinde kalacağını düşünmemelidir” ifadesini kullandı.

Olası yeni savaşın önceki savaştan çok daha uzun sürebileceği uyarısında bulunan Ekreminiya, ABD Başkanı’nın savaşın ne zaman ve hangi koşullarda sona ereceğini belirleyemeyeceğini söyledi. Ekreminiya, Amerikalıları ve Washington’ın Avrupalı müttefiklerini, olası bir çatışmanın akıbetinin belirlenmesinde İran’ın inisiyatifinin ‘temel rol oynayacağını’ anlamaya çağırdı.

Nükleer doktrin

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai dün yaptığı açıklamada, çatışmaların yeniden başlaması halinde Tahran’ın uzun süredir yürürlükte olan nükleer silah yasağını kaldırmayı değerlendirdiğini, ancak henüz bu yönde bir karar alınmadığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Rızai, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Washington’ın Tahran’ın taleplerini kabul etmemesi halinde nükleer program konusunda görüşme yapılamayacağını söyledi.

Rızai, “Savaş yeniden başlarsa ABD’nin boynuzunu kıracağız” ifadesini kullanarak, İran’ın gemisavar füzelerini ‘USS George Washington uçak gemisinin üzerinde’ test ettiğini iddia etti.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise X platformundaki paylaşımında, İranlılara zarar vermeye cüret edenlere darbe indirecekleri tehdidinde bulunarak, bundan böyle hiçbir ‘kırmızı çizginin’ söz konusu olmayacağını belirtti.

Tahran, Washington ile herhangi bir müzakereye başlanması için yedi şartın yerine getirilmesini talep etti. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi ve DMO komutanlarından İsmail Kevseri, reformist ILNA haber ajansına yaptığı açıklamada, “Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri tarafından açıklanan yedi madde yerine getirilmeden Washington ile müzakerelere girmeyeceğiz” dedi.

Kevseri, bu tutumlarını ‘geçmişteki deneyimlere’ dayandırarak, “Ne zaman müzakere etsek Amerikalılar anlaşmalara ve müzakere sürecine aykırı şekilde farklı tutumlar sergiledi. Ya bize karşı savaş başlattılar ya da yerine getirmeleri gereken taahhütlere bağlı kalmadılar. Bu nedenle ABD’ye ve müzakere etmek üzere onun adına gelenlere güven duymuyoruz” ifadelerini kullandı.

Katar arabuluculuğu

İran’dan gelen tehditler, İranlı müzakerecilerin dün Doha’da Katarlı arabulucularla gerçekleştirdiği görüşmelerle eş zamanlı olarak geldi. Söz konusu görüşmelerden önce cuma günü Tahran’da 12 saatten uzun süren toplantılar yapılmıştı.

Reuters’ın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Katarlı arabulucular, Tahran’a yedi günlük bir plan sundu. Plan kapsamında ABD ve İran’ın, savaşı sona erdirmeye yönelik daha kapsamlı müzakereler öncesinde güven tesis etmek amacıyla her gün karşılıklı adımlar atması öngörülüyor.

Ancak İranlı bir yetkili, Tahran’ın söz konusu öneriyi tatmin edici bulmadığını söyledi. İran, eylül ayından bu yana gündemde tuttuğu ayrı bir plan üzerinde ısrar ediyor. Bu plan, limanlarına yönelik ablukanın kaldırılmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine ilişkin düzenlemeleri içeriyor.

Katarlı arabulucular aracılığıyla iletilen bir mesajda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Rızai’ye müzakerelerin yeniden başlatılmasını önererek ABD heyetine bizzat başkanlık etmeyi teklif etti. Amerikan basınında yer alan haberlere göre Rızai, dün mesajı okuduğunu ancak henüz yanıt vermediğini belirtti. ABD’nin söyleminin ‘tamamen değiştiğini’ ifade eden Rızai’ye karşılık Arakçi, Tahran’ın şu aşamada ABD tarafıyla görüşme yapılmasını gerekli görmediğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Trump’ın saldırıların yeniden başlatılması konusunda henüz karar vermediğini, ancak ‘meseleyi diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini’ açıkladı. Rubio, buna karşın Washington’ın gerektiğinde askerî harekât düzenleyebileceğinden emin olduğunu belirtti.

Trump son günlerde, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde İran’a karşı ‘küçük çaplı bir operasyon daha’ düzenlenebileceği ihtimalini gündeme getirmişti.