Libya'da Petrol Tesisleri Muhafızlarının tek çatı altında toplanması Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun yankısını bastırdı

Çatışan tarafların kendi çıkarları için yıllarca siyasi olarak sömürdükleri petrol sorununa son verecek bir adım atıldı

Ortak Askeri Komite’nin heyetleri arasında imzalanan anlaşmalar, Libya'da Petrol Tesisleri Muhafızlarının tek çatı altında toplanması sürecinin başladığının duyurulmasıyla yürürlüğe girdi (AFP)
Ortak Askeri Komite’nin heyetleri arasında imzalanan anlaşmalar, Libya'da Petrol Tesisleri Muhafızlarının tek çatı altında toplanması sürecinin başladığının duyurulmasıyla yürürlüğe girdi (AFP)
TT

Libya'da Petrol Tesisleri Muhafızlarının tek çatı altında toplanması Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun yankısını bastırdı

Ortak Askeri Komite’nin heyetleri arasında imzalanan anlaşmalar, Libya'da Petrol Tesisleri Muhafızlarının tek çatı altında toplanması sürecinin başladığının duyurulmasıyla yürürlüğe girdi (AFP)
Ortak Askeri Komite’nin heyetleri arasında imzalanan anlaşmalar, Libya'da Petrol Tesisleri Muhafızlarının tek çatı altında toplanması sürecinin başladığının duyurulmasıyla yürürlüğe girdi (AFP)

Zayid Hediyye
Tunus'un ev sahipliğini yaptığı Libya Siyasi Diyalog Forumu, geçiş aşamasını yönetmek için yeni bir başkanlık konseyi ve bir ulusal birlik hükümetinin kurulmasına yönelik başlıca hedeflerine ulaşmadan,  başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılması konusunda uzlaşıya varılarak sona erdi. Ancak ardında Libya’da büyük bir yankı bıraktı. Bir yanda forumun sonuçlarının genel bir hayal kırıklığı yarattığını düşünenler ile diğer yanda elde edilen birkaç kazanımı övenler arasında derin anlaşmazlıklar çıktı.
Askeri komisyonlar ise bocalayan siyasi çözüm yolunun aksine, birkaç hafta önce Cenevre ve Gadames'te yaptıkları verimli diyalog toplantılarında elde ettikleri anlaşmaları uygulamak için her gün yeni bir olumlu adım atıyorlar. Bunlardan sonuncusu, çatışan tarafların kendi çıkarları için yıllarca siyasi olarak sömürdükleri petrol sorununu kökten sona erdirecek olan Petrol Tesisleri Muhafızlarının tek çatı altında toplanması sürencin başladığının duyurulmasıydı.

Askeri yolda yeni başarı
Halk arasında Tunus'taki Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun sonuçlarından kaynaklanan hayal kırıklığı yaşanırken, askeri komiteler, Birleşmiş Milletler (BM) liderliğindeki müzakere sürecinin, ülkeyi ve kurumlarını birleştirmede, krizi ve krizin ülkedeki genel duruma yönelik siyasi, ekonomik ve güvenlik düzeyindeki olumsuz yansımalarını sona erdirilebileceğine dair umut vermeye devam etti.
BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Temsilcisi Stephanie Williams’ın Petrol Tesisleri Muhafızları’nın tek bir çatı altında toplanması sürecinin başladığını duyurması, umutları yeşertti. Williams, Libya'nın orta kesimlerinde ‘Petrol Hilali’ adı verilen bölgedeki liman kenti Brega’da düzenlediği basın toplantısında, petrol üretiminin önümüzdeki yıl başlayacağını, bununla birlikte bir petrol sahasını korumak için model olarak bir ön projenin yürürlüğe koyulacağını’ açıkladı.
Williams açıklamasında, Sirte'de toplanan Askeri Komite üyelerinin, ağır askeri teçhizatları bölgeden çekmeyi ve burayı mayınlardan temizlemeyi kabul ettiklerini’ belirtirken BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Askeri Komite’nin kararlarını güçlendirme konusunu görüşmek üzere üç gün sonra toplanacağını ve gelişmelerin bir özetini kendisine sunacağını’ açıkladı. Williams, “BM ve uluslararası toplum tarafından desteklenen Libya’daki üç diyalog yolu ile ilgili çok yakında BMGK’da net bir tutuma şahit olacaksınız” dedi.

Ulusal Petrol Şirketi (NOC) Başkanı Mustafa Sanallah, yeni koruma gücünün belirli kriterlere göre sivil ve askeri bir yapıdan oluşturulacağını ve petrol tesislerinin güvenliğini üç ayrı güvenlik birimi tarafından sağlanacağını açıkladı. Petrol Tesisleri Muhafızlarının idari olarak NOC’a bağlı olacağını belirten Sanallah, teknisyen ve uzmanların yanı sıra çalışmalarını kolaylaştırmak için gerekli tüm modern teknolojileri ve lojistik ihtiyaçları sağlayacak askeri ve sivil personelin de şirket bünyesinde yer alacağını vurguladı. Sanallah, çalışanların ve petrol tesislerinin en iyi şekilde korunmalarının ve üretim sürecinin istikrarının sağlanmasının, yabancı yatırımcıların ve firmaların ülkedeki çalışmalarına geri dönmelerine teşvik edeceğini ve sadece gelirlerin artması beklenen petrol sektöründe değil, yerel ekonomiyi canlandıracak hizmet sektörlerine de katkı sağlayacağını’ söyledi.

Tunus’taki Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun yankıları
Libya’da, Tunus’un ev sahipliğinde yapılan ve gündemindeki en önemli konularda sonuca varılamadan sona eren Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun nihai sonuçları ile ilgili yoğun bir tartışma yaşanıyor. Tartışma, önümüzdeki yıl 24 Aralık'ta yapılması planlanan genel seçimlere kadar ülkeyi geçiş aşamasına taşıyacak yürütme organlarının oluşturulması etrafında gerçekleşiyor.
Yorumların çoğu Libya’yı yakından takip eden gözlemcilerinden gelse de, forumun en azından birkaç uzlaşıyla sonuçlanmış olması memnuniyetle karşılandı.
Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac, Libya Siyasi Diyalog Forumu katılımcılarının seçimlere dair bir tarih belirleme konusunda uzlaşıya varmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Serrac ayrıca, Yüksek Seçim Komisyonu'na işini verimli ve profesyonel bir şekilde yapmasını sağlamak için mevcut tüm kaynakları kullanarak bir miktar fon tahsis edildiğini duyurdu.
UMH Başkanı Serrac yaptığı açıklamada, son olarak 29 Haziran’da yaptığı, halkın tüm bileşenlerini ve kesimlerini temsil eden bir forumun toplanması, uygun bir anayasal temelin tartışılması, eşzamanlı başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılması ve tüm bunları BM’nin denetlemesi, lojistik ve güvenlik konularında gerekli düzenlemeleri yapması çağrısında olduğu gibi vatandaşların taleplerini karşılayan bu yaklaşımı tamamen desteklediğini vurguladı.
Müslüman Kardeşler’in Libya’daki siyasi kolu Adalet ve İnşa Partisi Genel Başkanı İyad Muhammed es-Savan, Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun sonuçlarına övgüde bulundu. Savan geriye kalan konularda da uzlaşıya varılacağı ve bir sonraki turda bu konulardaki çalışmaların tamamlanacağı konusundaki iyimserliğini dile getirdi.

Washington memnuniyetle karşıladı
ABD’nin Trablus Büyükelçiliği de 16 Kasım Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Libya’da seçimlerin önümüzdeki yılın sonunda yapılmasına ilişkin anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Açıklamada, “Bu seçimler, tüm Libyalıların ülke yönetimini seçme konusunda egemenlik haklarını kullanmalarını sağlayacak” ifadeleri yer aldı.
Büyükelçilik açıklamada ayrıca, ‘Libya Siyasi Diyalog Forumu katılımcılarının ülke yönetiminin nasıl iyileştirileceği ve söz konusu seçimlerden önce nasıl hizmet sağlanacağı konusunda fikir birliği arayışındaki samimi ve sürdürülebilir çabalarına’ övgüde bulundu.

Yönetimi ele geçirmek için verilen yozlaşmış bir mücadele
Diğer yandan Libya’nın eski İçişleri Bakanı Aşur Şuveyl, Libya Siyasi Diyalog Forumu’nu eleştirerek, forumun büyük bir siyasi yolsuzluğun olduğunu ortaya çıkardığını, siyasi çatışmanın bilinmeyen bir geleceğe doğru yöneldiğini, devletin kendi işlerini yönetemeyen ve sorunlarını kendi başına çözemeyen başarısız bir yapı haline geldiğini gösterdiğini söyledi. Forumda devletin üst düzey kurumlarını kapmak için verilen mücadelenin eşi-benzeri görülmemiş bir yolsuzluk aşamasına ulaştığını öne süren Şuveyl, “Ülkenin sessiz çoğunluğu (halk) olan gerçek paydaşların gıyabında bir şeyler elde etme hırsı, sınırlı bir geçiş dönemi için de olsa güç kazanma noktasına kadar ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
Libya'daki krizin gerçek çözümünün yine Libya’nın kendisinin bulması gerektiğini düşünen Şuveyl, "Bu büyüklükte bir dış müdahalenin varlığıyla ve açgözlü siyasal İslamcıların iktidara gelmesiyle mevcut koşullar düzelmeyecektir” dedi.
Libyalı araştırmacı ve akademisyen Faraj Aljarih ise “Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun yetersiz sonuçlarını nasıl kutluyorlar?” diyerek bu durum karşısındaki şaşkınlığını ifade etti.
Aljarih şöyle devam etti:
“Bir ulusal birlik hükümeti ve bir başkanlık konseyi oluşturmak amacıyla düzenlenen forumda, altı gün boyunca yapılan diyalog ve tartışmalarda tek bir anlaşmaya varılamamış, bu konuda oluşturulacak mekanizmalar, yapılacak çalışmalar ve adaylık kriterleri hakkında bir görüş dahi ortaya koyulamamış olmasına rağmen forum nasıl başarılı sayılıyor? Forum süresinde yaşananlar ve toplantı salonundan sızanlar, Libyalı tarafların bir kez daha siyasi iklimi zehirlemeye çalışan dış taraflarca yönlendirildiğini gösteriyor. Cenevre’deki müzakerelerin, herhangi bir anlaşmaya varılamadan, Nahda Hareketi ve Türk istihbarat birimlerinin gözetimi altında olması için Tunus’a taşınmasında siyasal İslamcı akımlar doğrudan bir rol oynadılar. Bu akımlar, Cenevre’deki müzakerelerin son aşamalarında katılımcılara bir takım direktifler vererek, diyalogun engellenmesinde ve ulaşılabilecek her türlü uzlaşıyı sabote etme konusunda önemli bir rol oynadılar ve sonuç böyle oldu.”



Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
TT

Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)

Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre ABD, Ortadoğu’daki savaş sırasında İran yanlısı silahlı gruplar tarafından defalarca hedef alınan Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Bakanlık, Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Müsteşarı ile ABD Maslahatgüzarının dün ABD’nin Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Büyükelçilik Diplomatik Destek Sahası’nın Irak Hükümetine Devri Anlaşması’nı imzaladığını duyurdu.

Açıklamada, söz konusu adımın ‘Irak hükümetinin Uluslararası Koalisyonun misyonunu ve Irak’taki yabancı askeri varlığını 30 Eylül 2026 olarak belirlenen takvime uygun şekilde sonlandırmaya yönelik prosedürleri tamamlama çabaları kapsamında’ atıldığı belirtildi.

İran ile müttefik olan gruplar, yıllardır Washington liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu bünyesinde Irak’ta konuşlu yabancı güçlerin çekilmesi çağrısında bulunuyor ve ülkedeki ABD tesisleri ile çıkarlarını hedef alıyordu.

Ortadoğu’daki savaş süresince bu gruplar, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki tesis de dahil olmak üzere ABD mevzilerini 600’den fazla kez hedef aldı.

Iraklı bir güvenlik yetkilisi ve diplomatik bir kaynak, bu ayın başlarında AFP’ye yaptıkları açıklamada ABD güçlerinin tesisi tahliye ettiğini bildirdi.

Bağdat ve Washington, radikal örgütün Irak’ın kuzeyi ve batısında geniş alanları ele geçirmesinin ardından 10 yıl önce başlatılan koalisyon misyonunu sonlandırma konusunda 2024 yılında anlaşmaya varmıştı.

Koalisyon güçleri şu anda yalnızca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deki havalimanında konuşlanmış durumda.

Koalisyonun varlığı, özellikle DEAŞ’ın 2017 sonlarında mağlup edilmesinden bu yana Irak makamları ile gruplar arasında sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyordu.

Bu yıl göreve gelmesinden bu yana Başbakan Ali ez-Zeydi, silahların devletin elinde toplanması ve grupların cephaneliklerini teslim etmesi sözü verdi.

Yetkililer, koalisyon misyonunun sona ermesinin, söz konusu grupların silahlarını ellerinde tutmak için dayandıkları temel gerekçelerden birini ortadan kaldırdığını belirtiyor.


Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.