Aliyev, Ağdam kentini ziyaret etti

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
TT

Aliyev, Ağdam kentini ziyaret etti

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Ağdam’a ilk kez gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, "44 gün boyunca bizi manevi ve siyasi olarak destekleyen Türkiye Cumhuriyeti, kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer birçok Müslüman ve gayrimüslim ülkenin lideriydi. Bu zafere birlik, azim, irade ve güçle ulaştık” dedi.
Ermenistan'ın ağır yenilgiye uğratıldığı çatışmaların ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Ağdam'a ilk kez ziyaret gerçekleştirdi. Aliyev ve eşi Mihriban Aliyeva, Ermeniler tarafından harap edilen Ağdam Cuma Cami'yi ziyaret ederek Mekke'den getirdikleri Kur'an-ı Kerim'i camiye bağışladı ve dua etti. Ziyareti sırasında açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, işgal altındaki Ağdam'ın 20 Kasım'da kurtarıldığını vurgulayarak, “Bu vesileyle Azerbaycan halkını, Ağdam halkını tebrik ettim. Bugün buradayım, Ağdam kentindeyim. Ağdam camisini ziyaret ettim ve Azerbaycan bayrağını göndere çektim. Bu tarihi olay nedeniyle tüm Ağdam halkını bir kez daha tebrik ediyorum. Ağdam halkının yıllardır bu günü dört gözle beklediğini biliyorum. Onlar, yaklaşık 30 yıl boyunca aynı zamanda, İkinci Karabağ Savaşı, Vatan Savaşı boyunca Ağdam'ın işgalden kurtulacağını beklediler. Tarihi misyonumuzu onurlu bir şekilde gerçekleştirdik, işgal altındaki bölgeleri düşmandan geri aldık. Savaş meydanındaki zafer, Ağdam bölgesinin yanı sıra Kelbecer ve Laçın bölgelerinin de tek bir kurşun veya tek bir şehit olmadan kurtarılmasını sağladı” dedi.

"Bağımlı olsaydık, baskı altında kalabilirdik"
Azerbaycan halkının, şehitlerin canı, kanı pahasına, kahramanların cesareti pahasına bu topraklara döndüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Aliyev, “Güç toplamalıydık ve topluyorduk. Son 17 yılda halkımıza daha güçlü olmamız, daha güçlü bir ordu kurmamız gerektiğini defalarca söylemiştim. Bugün dünyada güç faktörü belirleyici bir rol oynamaktadır. Adalet bizim tarafımızda, uluslararası hukuk bizim tarafımızda ve güç de bizim tarafımızda olmalıydı. Gücümüzün yeterli olmaması sebebiyle Azerbaycan 90'lı yılların başında işgale maruz kaldı. Biz güç topluyorduk, güçleniyorduk. Her bir Azerbaycan vatandaşı her gün bu kutsal günü, bu zafer gününü emeği ve vatana olan sadakatiyle yakınlaştırmalıdır diyordum” diye konuştu.
Azerbaycan'ın ekonomik olarak kimseye bağımlı olmadığını belirten Aliyev, “Bu 17 yıl boyunca, ekonomik alanda güçlü bir ivme kazanmamız gerektiğini, ekonomik bağımsızlığımızı sağlamamız gerektiğini hep söyledim ve sağladık. Bugün ekonomik olarak kimseye bağımlı değiliz. Bağımlı olsaydık, baskı altında kalabilirdik. Zaten yapıldı, ama işe yaramadı. Çünkü ekonomik faktörü bize karşı kullanmak anlamsız. Kimseye bağlı değiliz, hiçbir ülkeye, herhangi bir uluslararası finans kuruluşuna bağlı değiliz. Tam tersine, artık bir donör ülkeyiz, artık borç veriyoruz. Güçlü ekonomik potansiyelimiz ve mali kaynaklarımız, ekonomik bağımsızlığı tam olarak sağlamamıza izin verdi. Bu aynı zamanda zafere ulaşmamızda özel bir rol oynadı” dedi.

"Ağdam harekatı planlanmıştı"
Ağdam harekatının önceden planlandığına vurgu yapan Aliyev, “Savaşın tüm sırlarını açığa çıkarmak için henüz çok erken. Gelecekte çok ilginç konular ortaya çıkacaktır. Ama bugün Ağdam harekatının planlandığını güvenle söyleyebilirim. Ağdam'ı çoktan alırdık. Ancak çok sayıda kayıp olacaktı. Bu nedenle Şuşa'nın ve 70'den fazla köyün 9 Kasım'da kurtuluşundan sonra düşman artık dayanamadı, teslim oldu, beyaz bayrak kaldırdı, şartlarıma uyarak yenilgisini kabul etti” ifadelerini kullandı.
Uluslararası kuruluşların Ermeni vahşiliğine kayıtsız kaldığını vurgulayan Aliyev, “UNESCO ile sık çalışmalarımız var. Ama Hıristiyan tapınaklarını ziyaret etmek istiyorsa buraya gelsin. Gelin ve vahşi Ermenilerin burada ne yaptığını anlatın. Ayrıca birkaç yıl önce Minsk Grubu eşbaşkanlarının büyükelçileri bu camiyi ziyaret etti. İki kez gelerek bilgi aldılar ve bana Ağdam Camii'ni ziyaret ettiklerini söylediler. Neden sorunu gündeme getirmediler? Bu neden bazı Batılı liderleri endişelendirmedi? Böylece Müslüman camilerine hakaret edilebilir, inekler ve domuzlar tutulabilir, yok edilebilir. Eğer öyleyse düşünüyorlarsa açık bir şekilde söylesinler, kendi ülkelerindeki sorunları halletsinler ve bizim işimize karışmasınlar. İşimize kimse karışmasın. Buraya kendimiz geldik. Tüm bu ülkelerin çabalarına rağmen geldik, tüm provokasyonlara rağmen kan döktük ve şimdi toprağımızdayız. İşimize karışmak isteyenlere cevabını verdik ve vereceğiz” ifadelerini kullandı.

“44 gün boyunca bizi manevi ve siyasi açıdan destekleyen Türkiye oldu”
Savaş boyunca Azerbaycan'ı Türkiye'nin desteklediğini belirten Aliyev, “44 gün boyunca bizi manevi ve siyasi olarak destekleyen Türkiye Cumhuriyeti, kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer birçok Müslüman ve gayrimüslim ülkenin lideriydi. Bu zafere birlik, azim, irade ve güçle ulaştık” dedi.
Savaşın bitiminden sonra Batılı çevrelerden bazı Batılı liderlerin Azerbaycan'ın kontrolündeki kurtarılmış topraklarda Hıristiyan tapınaklarına ne olacağı konusunu gündeme getirdiklerini belirten Aliyev, “Hem benimle sohbet sırasında hem de resmi açıklamalarda endişelerini dile getiriyorlar. Kimsenin, özellikle İslamofobik duyguları ateşleyen Batı ülkelerinin liderlerinin endişelenmesine gerek yok. İslam'ın değerlerine hakaretlere göz yumanlar, hatta onlara hakaret edenleri haklı çıkaranlar. Bunun hakkında konuşmaya hakları yok. Tüm tarihi eserlerimiz devlet tarafından korunmaktadır. Şu anda iki Ortodoks kilisesi benim talimatımla ve masrafları devlet tarafından karşılanarak onarılıyor ve üçüncü kilise de onarıldı. Bir idari bina inşa ediliyor. Savaş sırasında Haydar Aliyev Vakfı tarafından 'Udi' kardeşlerimizin kilisesi tamir edildi. Kafkas Arnavut kiliselerimiz ise ulusal hazinemizdir. Gürcü kiliselerimiz, Ermeni kilisemiz. Vahşi düşman bu camide inekleri ve domuzları barındırdı. Bu resimler internette mevcuttur. Onlar kurtulan Zengilan camiinde ve Cabrayıl camisinde domuz besledi” diye konuştu.

"Ağdam şehrini, tüm köylerini yeniden inşa edeceğiz"
Yıkılan Ağdam şehrinin Ermeni vahşetinin şahidi olduğunu vurgulayan Aliyev, “Ağdam şehrini, tüm köylerini yeniden inşa edeceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu büyük bir iş olacak. Tabii ki çok çaba gerektirecek. Ancak 44 gün birlik gösterdiğimiz gibi, kurtulmuş topraklarımızın restorasyonunda birlik ve kararlılık göstereceğimize inanıyorum. Tüm şehirlerimizi restore edeceğiz, daha güzel şehirler olacak. Kentlerimizde kalan tarihi eserleri restore edip gücümüzü bir kez daha göstereceğiz. Düşmanı demir yumrukla kovalayarak zaferimizi kazandık ve şimdi kendi toprağımızda duruyoruz. Azerbaycan halkına sevgiler. Azerbaycan askerine, Azerbaycan subayına sevgiler! Ağdam bizim. Karabağ Azerbaycan'dır” ifadelerini kullandı.



İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
TT

İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)

İran ile ABD, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan görüşmelerde salı günü temel “yol gösterici ilkeler” üzerinde bir anlayışa vardı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bunun yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Arakçi’nin açıklamalarının ardından petrol vadeli işlemleri gerilerken, gösterge Brent ham petrol yüzde 1’den fazla düştü. Açıklamalar, ABD’nin Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla askeri güç konuşlandırdığı bölgede çatışma endişelerini bir miktar azalttı.

Cenevre’deki temasların ardından İran medyasına konuşan Arakçi, “Farklı fikirler ortaya kondu ve bu fikirler ciddi şekilde tartışıldı. Sonuçta bazı yol gösterici ilkeler üzerinde genel bir mutabakata varmayı başardık” dedi.

Her iki tarafın da “net sonraki adımları” var

ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arakçi ile birlikte yürüttüğü dolaylı görüşmelere Umman arabuluculuk etti. Beyaz Saray, toplantıya ilişkin e-posta yoluyla yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda “yapılacak çok iş olduğunu”, ancak İran ile ABD’nin “net sonraki adımlarla” masadan ayrıldığını ifade etti.

Görüşmelerin başladığı sırada İran devlet medyası, İran Devrim Muhafızları’nın bölgede askeri tatbikat gerçekleştirmesi nedeniyle, küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın bir bölümünün “güvenlik tedbirleri” kapsamında geçici olarak kapatılacağını duyurdu.

Tahran daha önce, saldırıya uğraması halinde ticari gemilere boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir adım, küresel petrol akışının beşte birini kesintiye uğratabilir ve ham petrol fiyatlarını yukarı çekebilir.

Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin” en iyi seçenek olabileceğine yönelik sözlerine yanıt veren İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney (86), ABD’nin yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısız olacağı uyarısında bulundu.

İran medyasına yansıyan açıklamalarında Hamaney, “ABD Başkanı ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor; ancak dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki ayağa kalkamaz” dedi.

Arakçi, görüşmelerin ardından Cenevre’de düzenlenen bir silahsızlanma konferansında yaptığı konuşmada ise “yeni bir fırsat penceresinin” açıldığını belirterek, müzakerelerin İran’ın meşru haklarının tam olarak tanınmasını sağlayacak “sürdürülebilir” bir çözüme ulaşmasını umduğunu ifade etti.

Trump daha önce yaptığı açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere “dolaylı olarak” kendisinin de dahil olacağını söylemiş ve Tahran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtmişti.

Trump, pazartesi günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum. Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırmak için B-2’leri göndermek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık” demişti.

ABD, geçen haziran ayında İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Washington ve Tel Aviv, İran’ın İsrail’in varlığını tehdit edebilecek bir nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğine inanıyor. Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak İran, elektrik üretimi için gereken saflığın çok ötesinde ve silah yapımı için gerekli seviyeye yakın oranda uranyum zenginleştirmiş durumda.

İran: Sadece nükleer program konuşulur

Söz konusu saldırıların ardından İran’daki İslami yönetim, kısmen uluslararası yaptırımların petrol gelirlerini kısıtlamasının tetiklediği hayat pahalılığı krizine karşı düzenlenen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği sokak protestolarıyla zayıfladı.

Washington, görüşmelerin kapsamını İran’ın füze stokları gibi nükleer dışı konuları da içerecek şekilde genişletmek istiyor. Tahran ise yalnızca nükleer programına yönelik kısıtlamaları — yaptırımların kaldırılması karşılığında — müzakere etmeye hazır olduğunu, uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini ve füze programını masaya getirmeyeceğini belirtiyor.

Hamaney, İran’ın geniş füze stokunun müzakereye açık olmadığını yineleyerek, füze türü ve menzilinin ABD ile hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Cenevre görüşmelerinin başarısının ABD’nin gerçekçi olmayan talepler ileri sürmemesine ve İran’a yönelik ağır yaptırımları kaldırma konusunda ciddi davranmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ABD B-2 bombardıman uçakları nükleer hedefleri vurdu

Tahran ile Washington’un, geçen yıl haziran ayında altıncı tur görüşmeleri yapması planlanıyordu. Ancak Washington’un müttefiki İsrail’in İran’a yönelik bombardıman kampanyası başlatması ve ardından ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının nükleer hedefleri vurması üzerine süreç kesintiye uğradı. Tahran, o tarihten bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bulunuyor. Anlaşma, ülkelere sivil nükleer enerji geliştirme hakkı tanırken, atom silahından vazgeçmelerini ve Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği yapmalarını şart koşuyor.

İsrail ise NPT’yi imzalamadı. Tel Aviv, çevresindeki düşmanları caydırmayı amaçlayan onlarca yıllık “belirsizlik politikası” çerçevesinde nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de yalanlıyor. Ancak akademisyenler İsrail’in nükleer silaha sahip olduğuna inanıyor.


IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
TT

IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies/IISS) yeni yayımladığı raporda Çin'in nükleer enerjili denizaltılarını ele aldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu, son 5 yılda bu konudaki yeteneklerini çok artıran Çin'in artık nükleer denizaltıları ABD'den daha hızlı üretebildiğini bildirdi.

Bu gelişmeyle birlikte Washington'ın uzun süredir devam eden deniz hakimiyetinin tehlike altına girdiği uyarısı yapıldı. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin hem nükleer balistik füze denizaltılarına hem de nükleer saldırı denizaltılarına sahip olduğu hatırlatıldı. 

IISS, 2021-2025'te Çin'in 10, ABD'nin ise 7 denizaltı ürettiğini vurguladı. 

2016-2020'de ise ABD'nin üçe karşı 7 denizaltıyla Çin'e üstünlük kurduğuna işaret edildi. 

Pekin rakam vermediği için IISS uydu görüntülerinden yola çıkarak bu tahminleri yaptı. 

Diğer yandan IISS raporunda "Çin tasarımları kalite açısından ABD ve Avrupa'nın gerisinde" de dendi. Amerikan denizaltılarının daha sessiz çalışmasının tespit edilme ihtimalini azalttığı belirtildi. 

Genel rakamlara bakıldığında da ABD'nin avantajı sürüyor.

2025 başı itibarıyla Çin'in 6 nükleer balistik füze denizaltısı ve 6 nükleer saldırı denizaltısından oluşan bir filoyla dikkat çekiyor. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri, nükleer enerjiyle çalışmayan 46 denizaltıyı daha bünyesinde bulunduruyor. 

Eski tip denizaltıları filosunda barındırmayan ABD Donanması'nda ise 14'ü nükleer balistik füze denizaltısı olmak üzere 65 nükleer denizaltı var. 

Washington, Çin'in denizaltı filosunu büyüterek tartışmalı Güney Çin Denizi'nde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurguluyor. 

Çin destroyer ve fırkateyn gibi suüstü gemilerinde dünyanın en büyük filosuna sahip.

Independent Türkçe, CNN, IISS


İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
TT

İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)

İran'da güvenlik güçleri, eylemcilerin "hayati organlarını kasıtlı olarak" hedef almış.

Guardian'la İranlı teyit platformu Factnameh'nin ortak çalışmasında, 75'ten fazla röntgen ve tomografi görüntüsü incelendi.

Ocak ayına ait görüntülerde yüz, kafa, göğüs ve genital bölgelere isabet eden mermiler ve metal saçmalarla oluşmuş ağır yaralanmalar ortaya konuyor.

Adı Anahita olarak değiştirilen bir eylemcinin, yüz ve göz çukurları etrafına dağılmış, her biri 2 ila 5 milimetre büyüklüğünde çok sayıda saçma izi var. Protestocunun en az bir gözünü kaybettiği, diğerinin de kullanılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kimliği Ali diye değiştirilen bir hastanın göğüs röntgeninde de 174'ten fazla metal saçma görüldü. Saçmaların sıkışık dağılımı, çok yakın mesafeden ateş edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, kapsamlı ve acil cerrahi müdahaleye rağmen eylemcinin ölüm riski çok yüksek.

Kayıtlara göre 29 eylemci daha benzer şekilde metal saçmalı pompalı tüfekle vurulmuş

Bazı röntgen ve tomografi görüntülerinde, protestocuların omurga, akciğer ve kafataslarında yüksek kalibreli mermiler de tespit edildi.

En az 9 hastanın genital ya da pelvik bölgeden vurulduğu, bunların üçünde yüksek kalibreli tüfekler kullanıldığı belirtiliyor. Orta yaşlı bir kadının kasık bölgesine 200 metal parçanın isabet ettiği görülüyor. 35 yaşındaki bir erkekte de benzer şekilde kasık bölgesine dağılmış saçmalar mevcut.

Silah analiz firması Silahlanma Araştırma Hizmetleri'nden (ARES) N.R. Jenzen-Jones, bu mermilerin “tam metal kaplama” olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar öldürme amaçlı silahlar” diyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tıbbi analist de şunları söylüyor:

Bunlar savaş zamanında görebileceğiniz türden, biri askeri silahla göğüsten vurulduğunda meydana gelecek yaralanmalar. Bu tür silahlarla insanlara ateş ediyorsanız, onları öldürmeye çalışıyorsunuz demektir.

İran'da Kapalıçarşı esnafı, riyalin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta greve giderek protestoların fitilini ateşlemişti. 

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta paylaşmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda en az 7 bin kişinin hayatını kaybettiğini savunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakereler devam ederken, Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırmayı sürdürüyor.

Amerikan medyasında analizlerde İran'daki ekonomik durumun gittikçe kötüleştiği ve halkın geleceğe dair belirsizlikten şikayetçi olduğu yazılıyor.

New York Times'ın irtibata geçtiği 54 yaşındaki Meryem şunları söylüyor:

Böylesine toplu bir keder ve istikrarsızlık havasını hiç yaşamamıştım. Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Wall Street Journal'ın görüştüğü İranlılar ise ülkeyi terk etmenin yollarını aradıklarını söylüyor. Bankalardan paralarını çekmeye çalışanlar, döviz erişimini kısıtlayan kontroller nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. 
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Wall Street Journal