Asya'daki en zengin 20 aile, 463 milyar doları kontrol ediyor

Asya’da koronavirüs salgınının patlak vermesiyle birlikte daha da genişleyen servet uçurumuyla ilgili insanlar arasındaki hoşnutsuzluk arttı

Hint milyarder Mukesh Ambani, eşi ve annesi (Getty İmages)
Hint milyarder Mukesh Ambani, eşi ve annesi (Getty İmages)
TT

Asya'daki en zengin 20 aile, 463 milyar doları kontrol ediyor

Hint milyarder Mukesh Ambani, eşi ve annesi (Getty İmages)
Hint milyarder Mukesh Ambani, eşi ve annesi (Getty İmages)

Kifaye Oliyer
İsviçre Alpleri'ndeki Luzern Gölü'nün pırıl pırıl sularında, dünyanın en zengin ailelerinden biri Eylül ayı başlarında bir araya geldi. Hindistan'ın en zengin ve en güçlü vatandaşı Mukesh Ambani, karısı, üç çocuğu ve onların aileleriyle tatil beldesi Bürgenstock’da, giderek büyüyen iş imparatorluğu ‘Reliance Industries’ için önemli bir dönemde bir araya geldi.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dünya ekonomisini vururken ailenin ‘Antilia’ adlı 27 katlı bir gökdelende yaşadığı Mumbai de salgın dalgasının tam ortasındaydı. Ancak Bloomberg'in haberine göre Mukesh Ambani (63), önceki haftalarda Reliance Industries’nın dijital birimindeki hisselerini satmak için dünyanın önde gelen teknoloji devlerinden bazılarıyla bir takım anlaşmalar yaptı.
Hint milyarder perakende kolundaki bir sonraki bağış toplama kampanyasının başlamasına sadece birkaç gün kala petrokimya sektörünün liderliğindeki Reliance Industries’nın bir teknoloji devine dönüştürüyordu. Ancak yatırımcıların akıllarında büyük bir soru işareti belirdi, “Peki, sorumlu kim olacak?”
Hindistan basını aylardır, Ambani'nin üzerinde çalıştığı olası yeni bir yapı ile ilgili spekülatif haberler yaptı. Buna göre Mukesh Ambani - ikizler Isha ile Akash ve küçük erkek kardeşleri Anant da dahil olmak üzere - ailesine halef listesi planında eşit temsil hakkı verecek. Ambani’nin çocuklarının hepsi ABD’deki prestijli üniversitelerde eğitim görüyor ve aile şirketinde bir takım sorumluluklar taşıyorlar.
Ambani ailesi, son yıllarda, servetlerinin ve nüfuzlarının artmasıyla birlikte, Asya'nın ekonomik ve kültürel yaşamında önemli bir role sahip oldu. Ailenin zenginlikleri genellikle düğünlerde veya Coldplay'den ünlü şarkıcı Beyonce ve Chris Martin’in yer aldığı partilerde ya da bir kaynağa göre ailenin kaldıkları otelin altıncı ve yedinci katlarındaki kraliyet ve başkanlık süitlerini kiraladıkları Bürgenstock'taki gibi Avrupa gezilerinde sergileniyor.
Reliance Industries’nın sözcüsü, halef listesi planının yürürlükte olup olmadığı konusunda yorum yapmayı reddederken kabaca 90 milyar dolarlık yıllık gelire sahip olan ve yaklaşık 195 bin çalışanı istihdam eden şirketin geleceği tehlikede.

Reliance’ın hegemonyası
Şarku’l Avsat Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Ambani ailesinin serveti, 33 milyar dolarlık bir servete sahip olan Asya’daki en zengin ailelerden Hong Konglu Kwok ailesinin servetinin iki katından daha fazladır. Bununla birlikte Asya’daki en zengin 20 ailenin sıralandığı Bloomberg Milyarderler Endeksi'ne göre Ambani ailesinin serveti,  Güney Koreli Lee ailesinin 26,6 milyar dolar olarak tahmin edilen servetinin üç katı, Japon Torii ve Saji ailelerinin servetlerinin ise yaklaşık beş katıdır. Bu da Reliance’ın hegemonyası anlamına gelmektedir.
Haleflik sorunu, Bloomberg’in 2020 sıralamasında çoğu ailenin gündeminde yer alıyor. Ancak bu sorun, Mukesh Ambani’nin babası Dhirubhai Ambani’nin 2002 yılında vasiyet bırakmadan felç geçirmesinin ardından yıllarca karmaşa yaşayan Ambani ailesine özel bir öneme sahip. O dönem Mukesh ile küçük kardeşi Anil arasında bir kavga yaşandı. Anneleri kardeşlerin kavgasına müdahale etti ve 2005 yılında servetin paylaşılmasına arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucu petrol rafineri ve petrokimya işleri Mukesh'e, finans, altyapı, enerji ve iletişim alanındaki yeni projeler ise Anil'a kaldı.
Bu yıllar Anil (61) için borçla beslenen genişleme dönemi ve ardından bir düşüş ile geçti. Yaşadığı sorunlar, Mart 2019'da kardeşi Mukesh'in borçlarını ödemek ve onu hapishaneden kurtarmak için devreye girmesiyle gün yüzüne çıktı. Anil, geçtiğimiz Şubat ayında Londra'da görülen bir davada net servetinin ‘sıfır’ olduğunu açıkladı. Oysa Bloomberg'in 2008'deki tahminlerine göre Anil’in serveti en az 31 milyar dolardı.

Salgın ve servetin azalması
Kovi-19 salgının etkisine ve Anil'in servetinin gerilemesine rağmen Ambani ailesinin serveti, Bloomberg’in Temmuz 2019'daki sıralamasından bu yana 25 milyarın üzerinde bir artışla 76 milyar dolara yükseldi. Bu süre zarfında Bloomberg'in listesindeki 20 aile, servetlerine toplamda yaklaşık 10 ila 463 milyar dolar kattı. Bunların arasında, ailelerin yarısından fazlasının servetinde, salgının etkilerinden büyük zarar gören gayrimenkul ve finans ağırlıklı endüstrilerle ilgilendiklerinden bir gerileme görüldü. Taylandlı Chearavanont ailesi, 31,7 milyar dolar olduğu tahmin edilen servetinden 6 milyar doların üzerinde bir meblağı kaybetti. Chearavanontlar, Asya'nın en zengin aileleri listesinde üçüncü sırada yer alıyorlar. Hong Konglu Kwox ailesinin ise serveti yaklaşık 5 milyar dolar azaldı. Aile bununla birlikte Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı özel yönetim bölgesi ve bir ticaret merkezi olan Hong Kong’un geleceğini belirleyen yeni bir ulusal güvenlik yasasıyla uğraşmak zorunda kaldı.
Ambani ailesi gibi, diğer Asyalı aileler de gelir kaynaklarını çeşitlendirmeleri ve teknolojiye odaklanmaları gerektiğini biliyorlar.
Üst düzey yönetici araştırma şirketi Egon Zehnder'in danışmanlarından biri olan Neil Waters konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Büyük iş ve pazar payına sahip ailelerin iki seçeneği vardır. Ya paylarını korurlar ya da yaşanan aksaklıklarla olduğu gibi başa çıkabilir veya saldırırlar” ifadelerini kullandı.

Servet uçurumu genişliyor
Bununla birlikte ultra zenginler, Kovid-19 salgını nedeniyle artan servet uçurumunun insanlar arasında artan bir hoşnutsuzluğa sebep olmasıyla birlikte yeni ortaya çıkan bir tehditle karşı karşıyalar. Tayland'da öğrenciler, ülkenin katı sosyal ve ekonomik hiyerarşisini ve insanlar arasında artan eşitsizliği kınamak için protesto gösterileri düzenlediler. Dünyanın en pahalı konut piyasası olan Hong Kong'da, işsizlik oranı, son 15 yılın en yüksek seviyesine yükselmesine rağmen, kiralar aşırı yüksek seyrediyor. Pekin'in Ulusal Güvenlik Yasası’yla eski bir İngiliz kolonisi olan Hong Kong üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasının ardından bir başka hoşnutsuzluk kaynağı ve yeni bir tehdit daha eklenmiş oldu. Nüfusun yüzde 78'inin güvenli gıdaya erişemediği Hindistan'da ise Kovid-19 salgını nedeniyle alınan önemler çerçevesindeki ekonomik kapanmalar ve işsizlik, insanların açlıktan ölmesine neden oluyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 16 Kasım’da Bloomberg Yeni Ekonomi Forumu'nda yaptığı konuşmada, “Pandemiden önce de gelir eşitsizlikleri artıyordu. Toplumsal bölünmeler genişliyordu. Fırsat eksikliği, hayal kırıklığına ve istikrarsızlığa neden oluyordu. Bence eşitsizliği azaltmaya ve herkes için fırsatları iyileştirmeye yönelik güçlü bir taahhüt, pandemiden kurtulma şeklimizin sac ayaklarından biri olacaktır” ifadelerini kullanmıştı.



19 milyar dolarlık başlangıç noktası: Paris-Riyad masasında geleceğin sektörlerine yatırımların genişletilmesi

Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)
Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)
TT

19 milyar dolarlık başlangıç noktası: Paris-Riyad masasında geleceğin sektörlerine yatırımların genişletilmesi

Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)
Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)

16,3 milyar avroluk, yaklaşık 19 milyar dolara (71,5 milyar riyal) karşılık gelen yatırım tabanı, bugün (Pazartesi) düzenlenecek Fransız-Suudi Yuvarlak Masa Toplantısı'nda ekonomik ortaklığın geleceğin sektörlerine doğru genişletilmesinin ele alınacağı yeni bir başlangıç noktası oluşturuyor.

Bu yatırım tabanı, Suudi-Fransız ekonomik ilişkilerinin geleneksel yatırımlardan ekonomik dönüşüm hedefleriyle daha yakından bağlantılı alanlara doğru genişletildiği bir döneme denk geliyor. Teknoloji, yapay zekâ, enerji, ileri sanayiler ve altyapı bu alanların başında geliyor.

Bu kapsamda iki ülkenin önünde, mevcut yatırım hacmini yeni anlaşma ve projeler için bir platforma dönüştürme fırsatı bulunuyor. Bu durum, Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan pazarındaki varlığını güçlendirirken, Suudi sermayesinin de Fransa ve Avrupa'daki gelecek vadeden sektörlerde genişlemesinin önünü açabilir.

Fransız yatırımları Suudi Arabistan'da giderek daha fazla stratejik yeni sektörlere yöneliyor. Yeni Fransız şirketleri yapay zekâ, dijital altyapı, kültür ve yaratıcı endüstriler ile madencilik gibi alanlara giriyor.

Bu gelişme, Fransız şirketlerinin enerji ve sanayi sektörlerinde onlarca yıldır oluşturduğu güçlü varlığın devamı niteliğinde. İmalat sanayii, Fransız doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor.

Gayrisafi yurt içi hasıla

Suudi Arabistan, politikaların öngörülebilirliği ve ekonomik ortamın istikrarının yanı sıra güçlü ekonomik temelleri, büyük ve hızla büyüyen pazarıyla öne çıkıyor. Bölgenin en büyük ekonomisi olan ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası yaklaşık 1,1 trilyon avroya ulaşıyor. Riyad, Vizyon 2030 kapsamında yürüttüğü ulusal ekonomik çeşitlendirme programı çerçevesinde yeni sanayiler geliştirmeye çalışıyor.

xsdcfvgh
Suudi Veliaht Prensi, Fransa Cumhurbaşkanı ile Paris'te düzenlenen E-Spor Dünya Kupası'nın kapanış töreninde (SPA

Genişleyen sanayi tabanı ve artan iç talep, Fransız yatırımcılara hem güçlü bir geçmişe sahip oldukları sektörlerde varlıklarını büyütme hem de yeni ve hızlı büyüyen alanlara girme fırsatı sunuyor.

Fransız şirketleri, Suudi ekonomisinin büyüme hızının artmasıyla birlikte enerji ve sanayinin yanı sıra ulaştırma, inşaat ve yapı sektörlerindeki faaliyetlerini yoğunlaştırmayı sürdürüyor. Bunun yanında yapay zekâ, dijital altyapı, kültür ve madencilik gibi yeni sektörlere de giriyor.

İkili ilişkilerde öne çıkan göstergelere bakıldığında, iki ülke 2024 yılı sonunda kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma, yeni sektörlerde daha geniş iş birliği alanlarının önünü açtı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ise 2025'te yaklaşık 10,1 milyar avroya ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 7,2 arttı.

Doğrudan yabancı yatırım

Fransa, doğrudan yabancı yatırım stoku bakımından Suudi Arabistan'a yatırım yapan ülkeler arasında dördüncü sırada yer alıyor. Fransız yatırımlarının toplam stoku 2024'te yaklaşık 16,3 milyar avroya ulaştı. Suudi Arabistan'da 18 sektörde toplam 651 Fransız yatırım lisansı bulunuyor.

Aynı zamanda imalat sanayii, Fransız doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor. Bu durum, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkinin güçlü sanayi temelini ortaya koyuyor.

Suudi Arabistan'da faaliyet gösteren Fransız şirketleri arasında TotalEnergies, Sanofi, Veolia, Suez, Accor ve Schneider Electric gibi büyük yatırımcılar bulunuyor.

Suudi varlığı

Suudi Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2017-2024 yılları arasında Fransa'ya yaklaşık 7,36 milyar avro yatırım yaptı ve bu yatırımlar yaklaşık 29 bin istihdamı destekledi. Suudi egemen varlık fonu ile Bpifrance arasında yaklaşık 8,56 milyar avro değerindeki finansman mutabakatı da daha fazla yatırım iş birliği için bir çerçeve oluşturuyor.

Ortaklıkta yeni bir boyut da ortaya çıkıyor. Qiddiya Investment Company ile Fransız hükümeti, Fransa'da eğlence, spor ve kültürü bir araya getiren küresel bir destinasyon geliştirmek üzere bir iş birliği çerçevesini değerlendiriyor. Bu girişim, Suudi Arabistan'ın destinasyon geliştirme alanındaki deneyiminin uluslararası düzeyde yaygınlaştırılması için yeni bir boyut oluştururken, ortaklığın karşılıklı ve giderek büyüyen niteliğini de ortaya koyuyor.

Fransız şirketleri enerji, sanayi, ulaştırma ve konaklama sektörlerinde güçlü bir varlığa sahipken, Suudi ekonomisinin hızlanan büyümesiyle birlikte yeni sektörlere de yöneliyor.

Yeni anlaşmalar

Yeni anlaşma ve mutabakatların, Fransız şirketlerinin güçlü olduğu sektörlerdeki varlığını daha da artırması bekleniyor. Enerji alanında TotalEnergies ve EDF'nin Suudi Arabistan'da güçlü bir varlığı bulunurken, SLB, Schneider Electric ve diğer şirketler de petrol ve gaz ile elektrik enerjisi faaliyetlerinde yer alıyor.

Benzer şekilde su ve çevre, ulaştırma ve mobilite, lojistik hizmetleri, inşaat ve danışmanlık, konaklama ve sağlık sektörlerinde de çok sayıda büyük Fransız şirketi Suudi pazarında faaliyet gösteriyor.

Suudi Arabistan, büyük ölçekli sermaye yatırımlarını destekleyen istikrarlı bir düzenleyici, ekonomik ve finansal ortam sunuyor. Açık kalkınma planları, yatırımcılara ekonominin izleyeceği yol ve gelecekteki beklentiler konusunda daha fazla öngörü sağlarken, güçlü ekonomik temeller uygulamaların sürdürülebilirliğini destekliyor.

Buna karşılık Vizyon 2030, ekonomik çeşitlendirmeyi uzun vadeli ulusal öncelik olarak pekiştiriyor. Ulusal Yatırım Stratejisi yatırımları teşvik etmeyi hedeflerken, sektörel stratejiler değer zincirlerinin tamamında yeni fırsatlar yaratıyor.

Düzenleyici reformlar yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratmaya ve yatırım ortamını güçlendirmeye devam ediyor. Güncellenen yatırım sistemi ise eşit muameleyi güvence altına alıyor ve yatırımcıların korunmasını güçlendiriyor. Bu kapsamda kamulaştırmaya karşı hukuki koruma ve sermayenin yurt dışına transferine yönelik mekanizmalar da bulunuyor.

Kredi notu

Riyad'ın, Standard & Poor's tarafından geçen mart ayında teyit edilen ve görünümü durağan olan A+ seviyesinde ülke kredi notu bulunuyor. Suudi Arabistan'ın toplam rezerv varlıkları ise Haziran 2026'da yaklaşık 421,5 milyar avroya ulaştı.

Suudi Arabistan, ekonomik ve ticari faaliyetlerin sürekliliğini destekleyen altyapı ve operasyonel kapasitelere onlarca yıldır yatırım yapıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), düşük kamu borcu, yüksek rezervler ve büyük ölçekli egemen varlık fonunu destekleyici unsurlar olarak gösterirken, sabit döviz kuru sistemini de parasal istikrarın güvenilir bir dayanağı olarak değerlendiriyor.

Fırsatlar yalnızca tekil projelerle sınırlı değil. Suudi Arabistan, birbirini tamamlayan ekonomik sektörleri genişletmeye, değer zincirleri boyunca artan talep oluşturmaya ve şirketlerin büyümesi için gerekli altyapı, finansman ve operasyonel ortamı geliştirmeye çalışıyor.

15'ten fazla sektörde belirli yatırım fırsatları bulunurken, Fransız şirketleri bu büyümeyi yönlendiren sektörlerin birçoğunda halihazırda güçlü bir varlığa sahip.

Suudi Sanayi Geliştirme Fonu, uygun projelerin maliyetlerinin yüzde 75'ine kadar finansman sağlarken, sanayi teşvikleri yüzde 35'e kadar çıkıyor. Özel ekonomik bölgeler stratejik sektörlere yönelik hedefli teşvikler sunuyor. Bölgesel merkez programı ise şirketlere bölgesel büyüme için bir üs sağlıyor.

Yapay zekâ

Suudi Arabistan, dijital altyapıya yaptığı büyük ölçekli yatırımlarla desteklenen bölgesel bir yapay zekâ ve teknoloji merkezi olma konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Ülke, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin 2025 Bilgi ve İletişim Teknolojileri Gelişim Endeksi'nde dünyada ilk sırada yer aldı.

Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının büyüklüğü, geçen yıl 2017'ye kıyasla yüzde 89 artarken, dijital ekonomi 2024'te gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 16'sını oluşturdu.

Suudi Arabistan, 2030'a kadar yapay zekâ altyapısında 3 gigavat'a varan kapasiteye ulaşmayı hedefliyor. Veri merkezi kapasitesi ise 440 megavata ulaştı. Bu kapasite, 2017'deki başlangıç seviyesine kıyasla yaklaşık altı kat artarken yatırımlar 3,85 milyar avroyu aştı.

Açıklanan yapay zekâ ortaklıklarının toplam değeri 19,7 milyar avroyu aşarken Oracle ve Google Cloud'un bulut bilişim bölgeleri faaliyete geçti. AWS ve Microsoft'un bulut bilişim bölgelerinin ise 2026 içinde faaliyete geçmesi bekleniyor.

Enerji

Enerji sektörü, Suudi Arabistan'daki Fransız varlığının en önemli dayanaklarından biri olmayı sürdürüyor ve daha geniş büyüme fırsatları sunuyor. Fransız şirketlerinin ülkedeki enerji projelerinin toplam değeri 16,3 milyar avroyu aşarken, Fransız şirketlerinin öncülük ettiği konsorsiyumlar toplam 11 gigavat kapasiteye sahip güneş enerjisi projelerinde yer alıyor.

Fırsatlar yenilenebilir enerji, enerji depolama, hidrojen ve elektrik şebekesi altyapısını kapsıyor.

Turizm sektöründe de Fransız şirketleri Suudi Arabistan'da güçlü bir varlığa sahip. Sektör hızlı bir büyüme kaydederken, ülke 2025'te yaklaşık 123 milyon ziyaretçi ağırladı ve turizm harcamaları yaklaşık 69,3 milyar avroya ulaştı. Riyad, 2030'a kadar yıllık 150 milyon ziyaretçi hedefliyor.

Bölgesel büyüme üssü

Bölgesel Merkezler Programı kapsamında 750'den fazla şirket Riyad'da bölgesel merkez kurdu. Bunların arasında sekiz sektörde faaliyet gösteren 39 Fransız şirketi de bulunuyor.

Program, uygun şirketlere 30 yıl boyunca kurumlar vergisi ve stopaj vergisinden muafiyet sağlıyor. Bu uygulama, Suudi Arabistan'da geniş operasyonel faaliyetleri bulunan Fransız şirketlerine bölgedeki faaliyetlerini yönetebilecekleri güçlü bir merkez sunuyor.


Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
TT

Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)

Dünyanın en büyük stablecoin'lerinden Tether'in Uruguay'da yaklaşık 120 milyon dolar harcadığı Bitcoin madenciliği projesi, elektrik tedariki konusunda devlet şirketiyle yaşanan anlaşmazlığın ardından çöktü.

Tether, 2023'te yenilenebilir enerji ve güçlü elektrik şebekesi nedeniyle Uruguay'ı Bitcoin madenciliği için "mükemmel bir platform" diye tanıtmıştı. Şirket, Latin Amerika ülkesindeki Florida bölgesinde her birine yaklaşık 60 milyon dolar harcadığı iki tesis kurdu.

Ancak Reuters'ın incelediği belgelere göre Tether'le Uruguay'ın kamu elektrik şirketi UTE arasında, tesislere sağlanacak elektriğin miktarı konusunda 2024'ün sonlarında anlaşmazlık çıktı.

Analize göre, geçen yılki devlet başkanlığı seçimini ikinci turda kazanan solcu Yamandu Orsi'nin Mart 2025'te göreve başlamasıyla UTE yönetimi de değişti. Hükümet, bu tarihten sonra Tether'le müzakerelerde daha sert bir yaklaşım takınmış.

Tether'in ülkedeki iştiraki Microfin, Mayıs 2025'te elektrik faturalarını ödemeyi bıraktı ve haziranda sözleşmeleri feshedeceğini bildirdi.

Taraflar yeni bir anlaşmaya varmaya çalışsa da metin imzalanmadı. UTE, ödenmemiş faturalar nedeniyle 25 Temmuz'da tesislerin elektriğini kesti.

Tether ise daha sonra ülkedeki faaliyetlerini durduracağını açıkladı. Microfin ise elektrik borçlarını geçen yıl aralık ayında ödedi.

Analizde, Tether'in başarısız Uruguay yatırımının, Bitcoin madenciliğinin değişen ekonomisine de ışık tuttuğu belirtiliyor. Analistlere göre 2024'teki "yarılanma" sonrasında Bitcoin ödüllerinin azalması ve kripto paranın fiyatının 2025'teki zirvesinden sert biçimde düşmesi, madenciliğin kârlılığını azalttı.

Bitcoin madencileri de bu nedenle daha verimli donanımlara, daha ucuz elektriğe ve yapay zekayla yüksek performanslı bilgi işlem hizmetlerine yöneliyor.

Buna ek olarak Tether'in Uruguay'dan hızla çekilmesi, Bitcoin madenciliği sektörünün kolayca yer değiştirebilen yapısını da ortaya koyuyor

Northumbria Üniversitesi'nden Pete Howson, tesislerin kolayca kapatılıp başka ülkelere taşınabildiğini, bu nedenle ev sahibi ülkelere uzun vadeli istihdam ve ekonomik fayda sağlamakta sınırlı kalabileceğini söylüyor.

Independent Türkçe, Reuters, Crypto News


Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
TT

Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)

Çin yönetiminin, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşının küresel petrol piyasalarında yarattığı sarsıntıyı nasıl göğüslediği merak ediliyor.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin, enerji analiz şirketi Vortexa'ya göre 2025'te günde yaklaşık 11 milyon varil petrol satın alıyordu. Bunun yarısı İran da dahil Ortadoğulu tedarikçilerden geliyordu.

Savaşın başlamasının ardından Çin'in ham petrol ithalatı, şubattan hazirana kadar yüzde 48,9 azalarak günde 5,8 milyon varile geriledi. Temmuzdaki toparlanmaya rağmen ithalat, yaklaşık 10 yılın en düşük seviyelerinde kalmayı sürdürdü.

Bu düşüşe rağmen Çin'in ekonomisi, Pekin'in devreye soktuğu çeşitli önlemlerle ayakta kalmayı başardı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Pekin'in yakıt ihracatını sınırlamasıyla rafinerilerin ham petrol işleme faaliyetlerini azalttığına dikkat çekiliyor. S&P Global Energy Platts'a göre devlete ait 49 rafinerinin ortalama kapasite kullanım oranı mayısta yüzde 71,6'ya gerileyerek pandemiden bu yana görülen en düşük seviyeye indi.

Savaşın küresel yakıt maliyetlerini artırması uçak biletlerine de yansıdı. Buna karşılık ağırlıklı olarak kömür ve yenilenebilir kaynaklardan beslenen elektrik şebekesine bağlı demiryolu taşımacılığı, petrol piyasasındaki dalgalanmalardan daha az etkilendi.

Çin, savaş öncesinde de devasa kömür rezervlerini petrol, akaryakıt ve diğer ürünlerin üretiminde giderek daha fazla kullanmaya başlamıştı. Ülkede 2024'te kömürden üretilen rafine ürünlerin miktarı, yaklaşık 300 milyon varil ham petrolün işlenmesine eşdeğerdi.

Bu yatırımların Çin'in savaşın yol açtığı petrol kesintilerine karşı hazırlıklı olmasını sağladığı belirtiliyor. Savaş sonrasında kömürden kimyasal üreten şirketler ham petrol fiyatlarındaki yükselişe karşı bir tampon oluşturdu.  

Asya devinin ekonomisini şoklardan koruyan en önemli unsurlardan biri de büyük ham petrol stokları oldu.

Pekin rezervlerinin tam büyüklüğünü açıklamıyor ve petrolün bir bölümünü yer altında depoluyor. Ancak analistlere göre stratejik rezervler, rafinerilerdeki petrol ve ticari stoklar dahil toplam miktar 1 milyar ile 1,4 milyar varil arasında.

Çin, yaptırımların da etkisiyle ucuzlayan Rus ve İran petrolünü 2025'te stoklamaya başlamıştı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'ne göre ülke geçen yıl rezervlerine günde ortalama 1,1 milyon varil petrol ekledi.

Diğer yandan Pekin uzun vadede yerli petrol ve doğalgaz üretimini artırmayı hedefliyor. 2030'a kadar yerli petrol ve doğalgaz arzının 440 milyon ton petrol eşdeğerine çıkarılması öngörülüyor. Uzun mesafeli petrol ve doğalgaz boru hattı ağına 20 bin kilometrelik yeni hat eklenerek toplam uzunluğun 220 bin kilometreye çıkarılması planlanıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Global Times