Biden’ın Beyaz Saray’a gelmesi sonrasında Abbas, Akabe’den Kahire’ye kartları yeniden düzenliyor

Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Kahire’de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Kahire’de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Biden’ın Beyaz Saray’a gelmesi sonrasında Abbas, Akabe’den Kahire’ye kartları yeniden düzenliyor

Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Kahire’de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Kahire’de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ahmed Abdulhekim
Halil Musa
Ürdün'e ait bir askeri uçak, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı, yaklaşık 9 aylık aradan sonra ilk yurt dışı ziyaret turu kapsamında pazar günü öğleden sonra Ürdün’ün Akabe şehrinden Mısır’ın başkenti Kahire’ye götürdü. Abbas, daha sonra pazartesi günü Ramallah’taki karargahına geri döndü.
Filistin yönetimi, 17 Kasım’da İsrail ile güvenlik ve istihbarat koordinasyonunu yeniden başlattı. ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık seçimlerini rakibi Joe Biden karşısında kaybetmesinden birkaç gün sonra Abbas, Filistin davasına daha fazla destek kazanmak için arayışlarını hızlandırdı. Bu arayış, geçen Ocak ayında Trump yönetimi tarafından ilan edilen ve Filistin yönetimi tarafından reddedilen ‘barış planı’ öncesindeki aşamaya geri dönüş amacıyla sergileniyor.
Akabe’de 29 Kasım Pazar günü Ürdün Kralı 2. Abdullah’la görüşen Ebu Mazen ve üst düzey Filistinli yetkililer, 30 Kasım Pazartesi günü Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile bir araya geldi. Liderler, ‘Filistin meselesine ilişkin gelişmeleri ve Ortadoğu’daki barış sürecinin geleceğini, ABD seçimlerinin bu sürece ilişkin yansımalarını’ ele aldı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre kaynaklar, “Görüşmelerde, uluslararası meşruiyet kararları uyarınca Tel Aviv ile barış müzakerelerinin yeniden başlatılmasını sağlayacak şekilde, konuyu bölgesel ve uluslararası olarak ele almak için Filistin tarafından sunulan farklı eylem planlarının sunulduğu” bilgisini verdi.

İsrail ile güvenlik koordinasyonu
Koronavirüs nedeniyle aylardır durgun olan Filistin Devlet Başkanının dış hareketliliği öncesinde, stratejik Ürdün Vadisi ile temsil edilen Batı Şeria’nın yüzde 30’unu ilhak etme planını protesto etmek için, geçen Mayıs ayından bu yana İsrail ile kesilen güvenlik koordinasyonu yeniden başlatılmıştı. Filistin Sivil İşler İdaresi Başkanı Hüseyin eş-Şeyh, o sıralarda yaptığı açıklamada, “Güvenlik koordinasyonunu yeniden canlandırma adımı, İsrail’in iki taraf arasında daha önce imzalanmış olan anlaşmalara uymaya hazır olduğunu duyurması ve Devlet Başkanı Abbas’ın bu taahhüdü onaylayan resmi ve yazılı mektuplar alması sonrasında gelişti” ifadelerini kullandı.

Söz konusu adım, Filistinlilerin Trump yönetimiyle temaslarını kesmesinden üç yıl sonra Beyaz Saray ile ilişkileri sürdürme arzusuyla, Biden yönetimine bir iyi niyet jesti olarak geldi. Filistinliler, Trump’ı, ‘İsrail aşırı sağının Filistin davasını tasfiye eden ve iki devletli çözümü öldüren ortağı’ olarak tanımlıyor.

Devlet Başkanı Abbas, Trump’ın başkanlık seçimlerindeki yenilgisini, Filistinlilerin reddettiği barış vizyonu da yok ettiği için, memnuniyetle karşıladı. Mahmud Abbas, İsrail’in Batı Şeria’nın üçte birini ilhak etme planını kabul etmediğini, Filistin’e finansal desteği yeniden sağlamaya istekli olduğunu ve Doğu Kudüs’te bir ABD konsolosluğu açılacağını ilan etmesi nedeniyle, Biden yönetimine ilişkin iyimserliğini gizlemiyor.

Akabe görüşmesi

Ürdün Kralı 2. Abdullah, Akabe’de Abbas ile yaptığı görüşmede, ‘iki devletli çözüm temelinde Filistin- İsrail anlaşmazlığını sona erdirmek için uluslararası çabaların yoğunlaştırılması’ çağrısında bulundu.

Kral 2. Abdullah, “Ürdün, adil ve meşru haklarına ulaşmaları, 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve yaşanabilir devletlerini kurmalarında tüm gücüyle ve imkanlarıyla Filistinli kardeşlerinin yanında yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Üyesi Ahmed Macdalani, Abbas’ın turunun, Biden göreve başlamadan önce koşulları düzenlemek için Amman ve Kahire ile istişare ve koordinasyon sağlamayı amaçladığını dile getirdi. Macdalani, Biden’ın ‘ABD’nin dünyaya ilişkin dış politikasına ve Ortadoğu’daki barış sürecine’ dair farklı bir yaklaşımı olduğunu vurguladı.

Ahmed Macdalani, “FKÖ, ABD’nin tek taraflı gözetiminde eski müzakere formülüne dönüşün, geçmişte kaldığını kabul ediyor. İhtiyaç duyulan şey, uluslararası meşruiyet kararlarına ve çoklu uluslararası desteğe dayalı olarak müzakereleri başlatan uluslararası bir barış konferansıdır” dedi.

Kartların yeniden düzenlenmesine doğru

Mısır Cumhurbaşkanlığının pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi ve Filistinli mevkidaşı, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Genel İstihbarat Başkanı Tümgeneral Abbas Kamil’in de katılımıyla Filistin davasına ilişkin son gelişmeleri ve Ortadoğu barış sürecini ele aldı. Toplantıda, Filistin tarafından ise Sivil İşler Genel Kurulu Başkanı Hüseyin eş-Şeyh, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tuğgeneral Macid Farac ve Filistin’in Kahire Büyükelçisi Diyab el-Luh yer aldı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı resmi sözcüsü Bessam Radi, “Mısır Cumhurbaşkanı, Filistin meselesinin Mısır siyasetinde öncelik sahibi olmaya devam edeceğini, Filistin halkını uluslararası meşruiyet referanslarına göre meşru haklarına kavuşturmak ve 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletlerini kurmak için Kahire’nin sürekli çaba sarf ettiğini vurguladı” dedi. Radi, Cumhurbaşkanının ayrıca, ‘mevcut aşamanın dayanışmayı ve barış süreci müzakerelerini yeniden başlatmak için Arap çabalarının yoğunlaştırılmasını gerektirdiğini’ vurguladığına da dikkat çekti.

Abbas, ‘davanın tanık olduğu gelişmeler’, ‘son dönemde bölgesel ve uluslararası arenalarda ortaya çıkan değişimler çerçevesinde genel durum ve Filistin pozisyonunun belirleyicileri’ hususunda Mısır ile istişare ve koordinasyonun önemine dikkat çekti. Aynı şekilde Bessam Radi, “Müzakere yoluna dönülerek mevcut durumun çözülmesi için gelecek dönemde atılacak adımlar takip edilerek, iki cumhurbaşkanı arasında yoğun istişarelerin ve koordinasyonun sürdürülmesi kararlaştırıldı” açıklamasında bulundu.

Ebu Mazen ile görüşmesinin arifesinde Mısır Cumhurbaşkanı, Filistin Devlet Başkanı ile Akabe’de görüşen Ürdün Kralı 2. Abdullah’tan bir telefon aldı. Mısır Cumhurbaşkanlığı, telefon görüşmesinde ‘Filistin meselesine ilişkin son gelişmelere, barış süreci ve müzakerelerin canlandırılması çabalarına görüş alışverişinde bulunulduğunu belirtti.

Öte yandan Ebu Mazen, geçen pazar akşamı Kahire’de Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile de bir araya geldi. Filistin Devlet Başkanlığı açıklamasında, görüşmelerde Filistin davasıyla ilgili gelişmeler ve ABD seçim sonuçlarının konuya etkilerinin yanı sıra Filistinlilere yönelik uluslararası desteği harekete geçirmek için siyasi ve diplomatik olarak gösterilen çabaların ele alındığı belirtildi.

Arap Birliği açıklamasına göre ise görüşmelerde, ABD seçim sonuçları başta olmak üzere son gelişmelerin ardından Filistin meselesinin çeşitli yönlerden kapsamlı bir incelemesi yapıldı. Açıklamada “Onaylanan uluslararası referanslara ve Filistin ile İsrail arasında imzalanan anlaşmalara dayalı olarak yeni ABD yönetiminin, iki devletli çözümün uygulanması için ABD’nin daha aktif ve olumlu bir rol kazanmasının önünü açabileceği kabul edildi” ifadelerine yer verildi.

Doğrudan müzakerelere doğru bir çözüm var mı?

Mısırlı ve Filistinli kaynaklar, Mısır liderliği ve Filistin yönetimi arasında doğrudan barış müzakerelerini yeniden ilerletmek için bir vizyon geliştirilmesi hususunda fikir birliği olduğunu açıkladı.

Mısırlı resmi bir kaynağa göre, “Kahire, Filistin yönetimini bir Filistin vizyonu ortaya koymak için teşvik ediyor ve Mısır’ın pozisyonu ve tercihlerine tam destek verdiğini teyit ediyor” dedi. Mısır, bir yandan BAE ve Bahreyn, diğer yandan da İsrail arasında imzalanan barış anlaşmalarını memnuniyetle karşıladı. Bu çerçevede Mısır Cumhurbaşkanı, Twitter üzerinden iki önemli adımı takdir ederek, Filistin sorununun adil ve kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulması için Ortadoğu’da istikrar ve barışın tesisine yönelik adımların atılacağına dair umudunu dile getirdi.

Filistin’in eski Kahire Büyükelçisi Berekat el-Farra, yaptığı açıklamada “Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın hamleleri, bir sonraki aşamada atılabilecek adımlarla ilgili olarak Arap başkentleriyle yapılan sürekli istişare ve koordinasyonun öneminden kaynaklanmaktadır. Geçen Eylül ayında Birleşmiş Milletler’in (BM) son Genel Kurulu’nda Devlet Başkanı Ebu Mazen tarafından başlatılan girişime göre konuyu, uluslararası meşruiyet temelinde çözmek için BM gözetiminde uluslararası bir konferans düzenleme faaliyetleri de bu istişareler kapsamında yer alıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Farra, “Beyaz Saray’da meydana gelen değişim, iyimserlik gerektiriyor ve bir sonraki aşamaya geçmek için kartların yeniden düzenlenmesini gerekli kılıyor. Filistin liderliğinin, Biden’ın ekibinden gelen olumlu sinyaller ve mesajlar ışığında fark ettiği şey bu” dedi.

Kudüs Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü Eymen el-Ragab, “Ebu Mazen’in dış hamleleri, esas olarak Arap kartlarını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Önümüzdeki günlerde ve haftalarda ABD başkanı seçilen Joe Biden yönetimini, Filistinliler ve İsrailliler arasında doğrudan barış müzakerelerine devam etmeye teşvik için vizyonlar ortaya koyuyor. Aynı şekilde uluslararası dörtlüden (Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya) daha fazla katılımla uluslararası bir barış konferansı düzenleme olasılığını gündeme getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ragab, “Filistin meselesini çevreleyen tüm bölgesel ve uluslararası gelişmelere rağmen Filistin yönetimi, özellikle yeni başkanın iki devletli çözüme olan inancı nedeniyle, Biden’ın Beyaz Saray’a geliş ve Trump’ın çıkış kapısından kendisi için bir ivme kazanmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, yakın bir zamanda Kahire’yi ziyaret edebilir

İsrail’de yayın yapan Maariv gazetesi, geçen pazartesi günü ismini vermediği siyasi bir kaynaktan alıntı yaptığı haberinde, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun gelecek haftalarda Mısır Cumhurbaşkanı ile görüşmek üzere Kahire’yi ziyaret etmesinin beklendiğini bildirdi. Gazete, aralarındaki görüşmelerin odak noktasının, Tel Aviv’in Kahire ile ekonomik ilişkileri güçlendirme faaliyetleri kapsamında ekonomik meseleler olacağına işaret etti.

Ziyaret tarihini ve ziyaret süresini belirtmeyen aynı gazeteye göre Cumhurbaşkanı Sisi’nin iktidara gelmesinden yaklaşık iki yıl sonra, 2016 kışında Kahire’yi ziyaret etmeyi planlayan Netanyahu, Mayıs 2018’de gizlice Mısır’a ziyarette bulunmuş ve yaklaşan ziyaretinin halka açık şekilde olmasına karar vermişti. Mısır ve İsrail, konuya ilişkin olarak henüz resmi bir açıklama yapmadı.

 



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.