Ruhani: Trump’ın akıbeti Saddam Hüseyin’den çok da farklı olmayacak

İran Cumhurbaşkanlığı web sitesinde yayınlanan Hasan Ruhani başkanlığında her hafta gerçekleştirilen bakanlar toplantısından bir kare
İran Cumhurbaşkanlığı web sitesinde yayınlanan Hasan Ruhani başkanlığında her hafta gerçekleştirilen bakanlar toplantısından bir kare
TT

Ruhani: Trump’ın akıbeti Saddam Hüseyin’den çok da farklı olmayacak

İran Cumhurbaşkanlığı web sitesinde yayınlanan Hasan Ruhani başkanlığında her hafta gerçekleştirilen bakanlar toplantısından bir kare
İran Cumhurbaşkanlığı web sitesinde yayınlanan Hasan Ruhani başkanlığında her hafta gerçekleştirilen bakanlar toplantısından bir kare

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani dün yaptığı açıklamada bir kez daha hükümetinin ABD yaptırımları altındaki performansını savundu. ABD yaptırımlarını 1. Körfez Savaşı’na benzeten Ruhani, başkanlık süresi sona eren ABD Başkanı Donald Trump’ın akıbetinin Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’den çok da farklı olmayacağını söyledi.
Trump ile Saddam Hüseyin’i birbirine benzeten Ruhani ikisinin de “deli olduğunu ve İran’a savaş açtıklarını” belirterek “Biri bize askeri savaş açtı diğeri ise ekonomik savaş açtı” ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı’nın Trump’ı hedef alan bu sözleri her hafta düzenlenen bakanlar toplantısının açılışı sırasında İran’ın, üyelerinin kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadele eden uluslararası anlaşmaların standartlarına uymasını şart koşan uluslararası Mali Eylem Görev Gücü’ne (FATF) katılma tasarısını savunmak üzere yaptığı giriş konuşmasında geldi. IRNA haber ajansına konuşan kaynaklara göre bunun arkasında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ülkesinin FATF’ye katılma dosyasının Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nde tekrar açılmasına izin vermesi yatıyor. Bu dosya yaklaşık bir yıl önce dondurmuştu ki bu da İran’ın tekrar kara listeye alınmasına ve İran bankalarının uluslararası bankacılık ağları ile ilişkisinin kesilmesine yol açmıştı.
Geçtiğimiz üç sene içerisinde hükümet parlamentoya dört kanun teklifi sundu. Bunların arasında Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Konvansiyonu'na (CFT) ve Birleşmiş Milletler (BM) Sınıraşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Konvansiyonu’na (Palermo) katılma tasarısının -ki bu İran’ın FATF standartlarını karşılamasına kapı aralayacak- yanı sıra yerel iki kanunun yeniden düzenlenmesi bulunuyordu.
Hükümet İran’ın bankacılık sistemlerinin küresel mali sistemlerle bağlanması ve mali transferlerin kolaylaşması için FATF’ye katılmak istiyor. Hükümet uluslararası standartlara bağlı olmanın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) dış kolu olan Kudüs Gücü’nün faaliyetlerini etkilemeyeceği konusunda ısrar ediyor. Tasarıyı eleştirenler, FATF standartlarının DMO bayrağı altında savaşan İran’a bağlı milislerin ve silahlı grupların finanse edilmesini etkilemesinden korkuyor.
Ruhani dün hükümetinin FATF’ye katılma tasarısının yolsuzlukla mücadele yollarından biri olduğunu söyleyerek dini liderin emirlerinin, CFT ve Palermo’ya girilmesini öngören kanun tasarısının kabulüne ilişkin anlaşmazlığı çözebileceğini belirtti.
Ruhani yolsuzlukla mücadele ile şeffaflığın “hükümetinin başından beri takip ettiği önemli meselelerden biri olduğunu ve bunun sonuna kadar devam edeceğini” söyleyerek gözlemcilerden hükümetinin yaptığı faaliyetler ile kendisinden önceki hükümetin faaliyetlerini karşılaştırmasını istedi. Ruhani “Günümüzde şeffaflık, ekonomik faaliyetleri sanal ortam (internet) ve e-devlet üzerinden yürütebileceğimiz anlamına geliyor” dedi.
Yolsuzlukla mücadele hakkında konuşan Ruhani, çoğu DMO’ya yakın olmak üzere silahlı kuvvetlere bağlı 6 bankanın düzenli orduya paralel olarak birleşmesine övgüde bulundu. Ruhani hükümetin yetkisi olmayan finans kurumlarında yolsuzlukla mücadele etmek için karşı karşıya kaldığı pahalı harcamalara işaret ederek “Şeffaf ve net mali durumlar ekonomi, barış ve tüm insanlık için daha güvenilir bir yol olacak” açıklamasında bulundu.

Ruhani: Yaptırımların etkilerini hafifletmeliyiz
Hamaney’in yaptırımların kaldırılması gerektiğine dair son yaptığı açıklamayı esas alan Ruhani “Etkilerini hafifletmeliyiz. Yaptırımların etkisini azaltmak için yaptığımız en büyük şey etkilerinin ulaşmasına izin vermememizdi” ifadelerini kullandı. Ruhani’nin bu sözleri kendisini eleştirenlere yönelik yaptığı bir konuşmada yaptırımların etkisi olduğunu kabul ederek “Esas baskı, her gün baskıya maruz kalan insanların üzerinde” dedi. Ruhani isim vermeden bazı yöneticileri ABD’yi aklamayı istemekle suçlayarak bu kişilerin ABD’nin oldukça iyi olduğunu sadece hükümetin kötü olduğunu söylediklerini kaydetti.

Ruhani-Cenneti arasında denetim gerginliği
Anayasa Koruma Konseyi Başkanı Ahmed Cenneti (93 yaşında), Ruhani’nin geçtiğimiz pazartesi yaptığı açıklamalarda bakanların görevlerini kontrol etmeyi reddetmesini eleştirdi.
Ruhani yaptığı açıklamada “Bazen kimi milletvekillerinin ‘Bakanların görevlerini denetlemeliyiz’ dediğini duyuyoruz. Bu anayasaya ilişkin yanlış bir izlenim” ifadelerini kullanmıştı.
İran haber sitelerinde yer alan haberlere göre Cenneti “Bazı yetkililerin kötü yönetiminin pahalılığa ve enflasyona yol açtığı bir zamanda, cumhurbaşkanının anayasa ile çelişip Anayasa Koruma Konseyi’ne karşı bir cumhurbaşkanına yakışmayacak şekilde açıklamalarda bulunmasına şaşırıyorum. ABD liderlerinin halkımıza karşı beslediği kine rağmen bazılarının hala ABD ile müzakere çağrısında bulunmasına şaşırıyorum. Dini liderin pek çok kez söylediği gibi ülkenin sorunlarının çözümü iç enerjilere önem vermek ve bunlara güvenmekte gizli” dedi.
Ruhani iki gün önce Hamaney’in yeni yıl bütçe tasarısında değişiklik yapılmasına yönelik talimat vermesinin ardından istişarelerde bulundu. DMO’ya bağlı Tesnim haber ajansına göre toplantıya katılan milletvekili Muhammed Hüseyin Hüseyinzade Bahreyni, Galibaf’ın Ruhani’ye önerilen bütçe tasarısını geçirmenin “içinde bulunan temel düzenlemelere bağlı” olduğunu bildirdiğini söyleyerek bütçe tasarısını tekrar inceleyecek bir çalışma grubu oluşturmak için iki taraf arasında uzlaşma sağlandığına dikkat çekti.
Dün bakanlar toplantısının ardından basın mensupları karşısına geçen İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi, bütçe değişikliklerinin hükümet tarafından önerilen çerçeveyi değiştirmediği sürece kabul edilebileceğini söyledi.
Ruhani’nin önümüzdeki yıl bütçesinde Hamaney’in yetkilerine bağlı olan fonun kotasının düşürülmesine yönelik talepte bulunmasının ardından Hamaney geçen hafta hükümetin bütçe açığını telafi etmek için devlet fonuna başvurmasına birtakım şartlar getirmişti.
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri salı akşamı bir dizi milletvekili ile yaptığı görüşme sırasında ülkedeki mevcut sorunları çözmek için parlamento ile hükümet arasında “yapıcı bir iletişim” kurulması gerektiğini vurguladı.



İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.


ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)

Suudi Arabistan yönetimi, İran'la siyasi ve ticari ilişkileri şekillendirecek bir saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor.

Financial Times'ın aktardığına göre Riyad, İran savaşı sonlandıktan sonra Tahran'la ilişkileri düzenleyecek bir anlaşma üzerinde çalışıyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen Batılı diplomatlar, Riyad'ın 1970'lerdeki Helsinki Anlaşması'nı model almayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu sözleşme Soğuk Savaş'ta ABD, Sovyetler Birliği ve Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimi azaltmak için imzalanan anlaşmalardan oluşuyor. Dönemin Doğu ve Batı blokları arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri düzenleyen anlaşmalara Türkiye de dahil 35 ülke taraf olmuştu.

Diplomatlara göre Suudi Arabistan, saldırmazlık paktının daha geniş çerçevede Ortadoğu'daki çeşitli ülkeleri kapsamasını istiyor.

Analizde, Avrupa devletlerinin bu öneriyi desteklediğine, olası pakta diğer Körfez ülkelerinin dahil edilmesini de istediklerine dikkat çekiliyor. Brüksel, böyle bir anlaşmayı gelecekteki çatışmaları önlemenin ve Tahran'a da saldırıya uğramayacağına dair güvence vermenin "en iyi yolu olarak" görüyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan bir Arap diplomat, İran başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin Helsinki süreci örnek alınarak hazırlanan bir saldırmazlık anlaşmasına sıcak bakacağını savunuyor:

Her şey anlaşmaya kimlerin dahil edileceğine bağlı. Mevcut ortamda İran ve İsrail'i bir araya getiremezsiniz. İsrail olmadan bu girişim ters etki yaratabilir zira İran'dan sonra en büyük çatışma kaynağı olarak İsrail görülüyor. Ancak İran nüfuzunu koruyor, Suudiler de bu yüzden meselenin üzerine gidiyor.

Analizde, Türkiye-Pakistan örneği üzerinden Ortadoğu'daki savunma ittifaklarının genişleme eğiliminde olduğuna da işaret ediliyor.

Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, pazartesi günkü açıklamasında, Suudi Arabistan'la yaptıkları savunma paktına Türkiye ve Katar'ı dahil etmeyi düşündüklerini bildirmişti.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran, Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın, İran'a gizli saldırılar düzenlediği öne sürülmüştü. Körfez ülkeleri saldırıları doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü David Barnea'nın savaşta gizlice BAE'yi ziyaret ettiği de öne sürülmüştü. BAE yönetimi iddiaları yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Tesnim, Arab News