Bakan Akar: “Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek”

Hulusi Akar
Hulusi Akar
TT

Bakan Akar: “Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek”

Hulusi Akar
Hulusi Akar

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Irak’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin açıklamasında, “Önümüzdeki dönemde uygun mekanizmaları kurmak suretiyle Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek" dedi.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile Irak’a yaptığı resmi ziyareti tamamladı. Bölgenin geçtiği hassas dönemde yapılan önemli ziyaret kapsamında Bakan Akar, 36 saat içinde aralarında merkezi ve bölgesel yönetimin liderlerinin de bulunduğu 9 önemli görüşme gerçekleştirdi, heyetlerarası toplantılara başkanlık etti. Resmi ziyaretin ilk gününde Irak Savunma Bakanlığında askeri törenle karşılanan Akar, Iraklı mevkidaşı Cuma Anad Sadun El Cuburi ile bir araya geldi. Sonrasında Cumhurbaşkanı Berham Salih tarafından kabul edilen Akar ve heyeti, Başbakan Mustafa Kazımi ve İçişleri Bakanı Osman Ali Ferhud El Ganimi ile görüştü. Başkent’teki yoğun ziyaret trafiğinin ardından geceyi Erbil’de geçiren Akar, burada eski IKBY Başkanı ve KDP lideri Mesud Barzani, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ve IKBY Başbakanı Mesrur Barzani ile ayrı ayrı görüştü. Bakan Akar ve beraberindeki Orgeneral Güler’in ziyaretlerindeki son durak ise Irak Türkmen Cephesi’nin Erbil Ofisi oldu. Türkmenlerle bir araya gelen Akar’a ziyaret sırasında yoğun ilgi gösterildi.

“Birçok konuda mutabık kaldık”
Milli Savunma Bakanı Akar, programının sonunda Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğunda yoğun temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Gerek Bağdat gerekse Erbil’deki görüşmelerinin olumlu ve yapıcı geçtiğini ifade eden Akar, “PKK terör örgütü ile mücadele ve güvenlik konuları başta olmak Türkiye ve Irak arasındaki konulara ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Görüşmelerin sonucunda görüşlerimizin ve yaklaşımlarımızın birbirine çok yakın olduğunu görmekten memnun olduk. Birçok konuda mutabık kaldık. Bu konuları da önümüzdeki günlerde çalışmak suretiyle hem Irak’ın hem Türkiye’nin güvenliği bakımından gereken tedbirleri almak konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Irak’ın farklı güçler tarafından bir rekabet alanına dönüştürülmek istenmesi konusunun da görüşmeler sırasında gündeme geldiğini dile getiren Akar, “Bunu arzu etmediğimizi, bunun uygun olmadığını da değerlendiriyoruz. Tabii bazı zorluklar, güçlükler var ancak bunların diyalog, konuşmalar, görüşmeler yoluyla çözülebileceğine de inanıyoruz. Irak coğrafyası özel ve güzel bir coğrafya. Bu coğrafyanın teröristlerden kurtularak bir an önce sulha-sükuna kavuşarak bir güven ve refah ülkesi haline dönüşmesi gayet mümkün. Bu konudaki çalışmalara her türlü katkıyı sağlayacağımızı da görüşmelerimizde defaten söyledik. Biz buradaki görüşmelerimizle Sayın Cumhurbaşkanımızın Irak Başbakanı Kazımi ile yaptığı görüşmede çizdikleri çerçevenin içini doldurmaya çalıştık. Birçok konuda karar aldıkları için buradaki görüşmelerimizde kolaylıkla ilerleyebildik. Geldiğimiz nokta itibarıyla iki ülkenin yararına olacak, iş birliğini geliştirecek şekilde bir sonuca ulaşmış bulunuyoruz” diye konuştu.
Türkiye’nin tüm komşularının toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu vurgulayan Akar, şunları söyledi:
“Bizim için esas olan Türkiye-Irak sınırının güvenliği ile bölgedeki vatandaşlarımızın rahat ve huzuru. Bu konuda kararlı olduğumuzu bir kez daha burada ifade ettik. Terörle mücadele konusunda, başta PKK ve onlara yardım edenler dahil gerekli faaliyetleri yapacağımızı ve bunlara son verme konusunda azimli, kararlı ve buna muktedir olduğumuzu da muhataplarımıza uygun şekilde ifade ettik. Bu konudaki çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Şu anda PKK terör örgütüne çok ciddi baskı uyguladığımızı, onları adeta adım adım takip ettiğimizi, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bu mücadelemizin devam edeceğini, artık ülkemizi, asil milletimizi bu beladan kurtaracağımıza yönelik kararlılığımızı da bu görüşmeler sırasında tekrar tekrar dile getirdik.”

“Araziye olumlu yansıyacak”
Anlattıklarının muhatapları tarafından dikkatle dinlenildiğini ve not alındığını vurgulayan Akar, “Onların da bizimle benzer şekilde düşündüklerini gördük. Önümüzdeki günlerde ne yapılacağı konusunda kendileriyle konuştuk, görüştük. Yapacağımız çalışmaları sürdüreceğiz, karşılıklı heyetlerarası görüşmelere devam edeceğiz. Bunların da kısa zamanda araziye çok olumlu şekilde yansıyacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Araziye olumlu yansımasından” kastının ortak bir operasyon olup olmadığının sorulması üzerine Bakan Akar, şu yanıtı verdi:
“Başlangıçtan bugüne böyle bir şey söylemek yerine, karşılıklı bilgi alışverişimizi sürdüreceğiz, bilgi değişimi konusunda uygun mekanizmaları kuracağız. Bu çalışmalarımızın etkinliğini artırmak için de iş birliğimizi gece-gündüz sürdüreceğiz. Bu konuda taraflar iradelerini ortaya koydular. Bu konuda özellikle bölgesel yönetimin iradesinin çok değerli, anlamlı ve saygıdeğer olduğunun da altını çizerek belirtmek istiyorum.”
Irak merkezi yönetiminin ordunun güçlendirilmesi için Türkiye’nin desteğinin önemine yönelik açıklamaları hatırlatılarak görüşü sorulan Akar, Irak Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılanma sürecinin devam ettiğini anımsattı.
Bu konuda Irak ordusuna destek sağlayacaklarını ifade eden Akar, “Ayrıca NATO’daki bilgi ve tecrübemizi de Iraklı kardeşlerimize aktarmaya gayret göstereceğimizi buradaki görüşmelerimizde gündeme getirdik. Ortak eğitimler, tatbikatlar yapacağız. Ayrıca dil eğitimi konusunda da Irak ile mutabakata vardık. Personellerimizi karşılıklı olarak lisan öğrenmek için göndereceğiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayi, harp silah, araç, gereç ve mühimmat üretimi konusunda önemli başarılar elde ettiğini vurgulayan Akar, bu konuda da Irak Silahlı Kuvvetlerine destek vereceklerini belirtti.

Sincar’daki terörist varlığı
Irak’ta merkezi hükümet ve bölgesel yönetim arasında Sincar’ın teröristlerden temizlenmesine yönelik yapılan anlaşma hatırlatılarak, Sincar’daki son duruma ilişkin değerlendirmesi sorulan Akar, “Görüşmelerimizde Sincar konusunu da gündeme getirdik, bazı bilgileri aldık. Şu an içinde bulunduğumuz durumda teröristlerin özellikle Sincar çevresinden tamamen ayrılmadığına dair bilgilerimiz var. Bu konuda özellikle Bağdat yönetimi, çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ettiler. ‘Önümüzdeki dönemde alınacak bazı tedbirlerle teröristlerin buradan çıkmaları sağlanacak’ diye bilgi verdiler. Olayları yakinen takip ediyoruz. Bu konuda herhangi bir şekilde bizden yardım, destek isterlerse bunu da sağlamaya hazır olduğumuzu kendilerine ifade ettik” karşılığını verdi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin son dönemde Irak’ın kuzeyinde devam eden operasyonlarıyla terör örgütüne büyük darbe vurduğu belirtilerek, Irak ziyaretinin sahadaki yansımasının nasıl olacağının sorulması üzerine Bakan Akar, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki dönemde iş birliğimizin gerçekleşmesi ve bununla alakalı uygun mekanizmaları kurmak suretiyle Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil arasındaki iş birliği terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek. Bu konuda tarafların istekli olduğunu gördük. Hem uluslararası ortamı hem de mevcut durumu değerlendirdiğimizde artık PKK’nın herhangi bir şekilde kaçacak deliğinin kalmadığını ve bunların sonlarının geldiğini söyleyebiliriz. Bu konudaki çalışmalarımızın yoğunlaştığını ve en son teröristi etkisiz hale getirerek hem Irak’ı hem de ülkemizi, asil milletimizi bu terör belasından kurtaracağız. Bu konuda ciddi çalışmalarımız var. Yoğun şekilde iş birliği devam ediyor. Dolayısıyla hem bölgesel yönetim hem de Bağdat ile yapacağımız iş birliği sonucunda teröristlerin sonunu getirmekte kararlı olduğumuzu buradan söyleyebiliriz.”
Ziyaretinin son aşamasında Türkmenlerle bir araya geldiği hatırlatılarak değerlendirmesi sorulan Akar, “Kendileriyle güzel bir sohbeti gerçekleştirdik, sorunlarını dinledik. Notlarımızı, raporlarını aldık, bazı planlar yaptık. İnşallah bunları önümüzdeki günlerde uygulamaya geçirerek buradaki kardeşlerimizin hayatını rahatlatacağız. Onların daha güvende ve rahat yaşamaları için yapılması gereken ne varsa, gerek bölgesel yönetim gerek merkezi yönetim tarafından alınması gereken ne tedbirler varsa bunları uygun şekilde iletip takip edeceğiz. Buradaki Türkmen kardeşlerimiz için inşallah gelecek dönemde olumlu gelişmeler olacak“ ifadelerini kullandı.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.