Cenevre’deki Libya diyalogunda ‘iktidar mücadelesi’ çözüme daha yakın

Pazartesi günü Cenevre’de yapılan Libya konulu toplantılardan bir kare (AFP)
Pazartesi günü Cenevre’de yapılan Libya konulu toplantılardan bir kare (AFP)
TT

Cenevre’deki Libya diyalogunda ‘iktidar mücadelesi’ çözüme daha yakın

Pazartesi günü Cenevre’de yapılan Libya konulu toplantılardan bir kare (AFP)
Pazartesi günü Cenevre’de yapılan Libya konulu toplantılardan bir kare (AFP)

İsviçre'nin Cenevre kentinde iki gündür devam eden Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) kapsamında, iktidar mücadelesini çözmek amacıyla 21 adaydan yeni Başkanlık Konseyi başkanı ve iki yardımcısını seçmek için yapılan oturumlar sona yaklaşırken Hukuk Komitesi, aday isimler arasında oylama yapılmadan önce adaylar arasında yer alan ve şuan üst düzey pozisyonlarda görev yapan isimlerin istifası konusundaki ısrarını sürdürdü.
Cenevre’deki oturumların ikinci gününde (salı), yeni başkanlık konseyi adayları, geçiş sürecini yönetmek için hazırladıkları programlarla ilgili soruları yanıtlamaya devam ettiler. Daha sonra katılımcılar, genel seçimleri denetleyecek bir geçiş hükümeti kurmak amacıyla yeni Başkanlık Konseyi adaylarını seçmek için oylarını kullandılar.
Oylama sırasında Libya Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) bağlı Batı Harekat Dairesi Komutanı Usame Cuveyli ve UMH Savunma Bakanı Selahaddin en-Nemruş arasında çetin bir mücadele yaşandı. Bu arada TM Başkanı Salih’in sözcüsü yaptığı açıklamada, Salih’in TM Başkanlığından istifa ettiği yönündeki söylentileri yalanladı. Söylentilerin ‘tamamen yanlış’ olduğunu iddia eden sözcü, Salih’in hiçbir tarafa istifasını sunmadığını vurguladı. TM Başkanı Salih, LSDF üyelerine, TM yönetmeliği iki görevin bir arada yapılmasını yasakladığı için milletvekili olarak konuşurken yine aynı yönetmelik uyarınca bir yönetici pozisyonuna aday olmanın yasak olmadığını söyledi. Salih, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına ve uluslararası görüşmelerin ve LSDF’nin çıktılarına bağlı olduğunu vurguladı.
Salih, dün LSDF üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, yargının bağımsızlığının ‘insanların özgürlüğünün garantörü’ olduğunu belirterek ilk hedefinin yargı ve güvenlik hizmetlerine destek olmak olduğunu ifade etti. Salih, katılımcılardan birinin, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) başkent Trablus’a karşı başlattığı saldırıyla ilgili sorusuna yanıt olarak, “Herkes yanılabilir. Yeni bir dönemin başlangıcı ​​için geçmişin üzerine sünger çekilmeli” ifadelerini kullandı. Devlet kurumlarını birleştirme sözü veren Salih, Libyalıların ve dünyanın önünde mutabık kalınanlara, BMGK kararlarına, uluslararası toplantıların ve LSDF’nin çıktılarına sadık kalacağını söyledi.
Salih, salı günü önümüzdeki dönemde Başkanlık Konseyi başkanlığına adaylığı için Berka (Sirenayka) kabilelerinin desteğini almıştı. Cenevre’deki oturumlarda yeni Başkanlık Konseyi üyeliği adaylarının listesi ve aday gösterilen isimler arasından yeni geçici yürütme otoritesinin seçilmesi tartışılacak ve yeni geçici hükümet Cuma günü duyurulacak.
Öte yandan dün Avrupa Birliği’nden (AB) yapılan açıklamada, Libya’nın dört bir yanından önde gelen isimlerin Cenevre’deki toplantılara olan geniş katılımın, tüm tarafların LSDF’ye gerçekten bağlı olduklarının bir göstergesi olarak nitelenirken bunun Libyalıların büyük çoğunluğunun değişim arayışında olduğunu doğruladığına işaret edildi. Açıklamada ayrıca Libyalıların seçimleri düzenleme, sivil devletin sağladığı istikrar ve güvenliği koruma ve yerel düzeyde iş imkanları ve iyi hizmetler elde etme konusundaki güçlü isteklerini açıkça ifade etmek üzere oldukları vurgulanırken Libya’nın iyi kullanılması halinde bunu başaracak kaynaklara sahip olduğu kaydedildi.
AB, Libya konulu Berlin Konferansı’nın Libyalıların bu iddialı hedeflere ulaşması için bir çerçeve olarak değerlendirilmesinin ardından Libyalıları birleştirecek ve onlar için istikrar ve refah sağlayacak bir hükümetin kurulması umudunu dile getirdi.
Fransa ise, Trablus Büyükelçiliği üzerinden yaptığı açıklamada, Libya’da yeni ve ortak bir yürütme otoritesi seçilmesi gerektiğinin altını çizdi. Söz konusu yürütme otoritesinin, ülkeyi gelecek seçimlere taşımaktan sorumlu olacağı vurgulanan açıklamada, “Libya'nın birliği ve egemenliği lehine değişim zamanı geldi” ifadeleri yer aldı.
Bu arada geçtiğimiz pazartesi günü İngiltere'nin Trablus Büyükelçisi Nicholas Hopton ile görüşen UMH Savunma Bakanı Selahaddin en-Nemruş, İngiltere’nin, özellikle özel kuvvetler ve terörle mücadele güçlerinin eğitimi konusunda Libya ile askeri iş birliğini artırmasına ve çeşitli eğitim programları, ekipmanları ve teçhizatı ile askeri tıbbı destek yapmasına yönelik umudunu dile getirdi.
Bakan Nemruş, Büyükelçi Hopton'un kendisine, İngiltere’nin Libya’nın dört bir yanında güvenliği ve istikrarı desteklemeyi istediğini söylediğini ve askeri ve güvenlik kurumlarının ülkenin batısındaki güvenliği ve istikrarı sağlanmasındaki rolüne övgüde bulunduğunu belirtti.
Diğer yandan UMH'ye bağlı güçler tarafından yürütülen Burkan al-Gadab (Öfke Volkanı) Operasyonu Odası, Türkiye Milli Savunma Bakanlığı tarafından dağıtılan, iki ülke arasında imzalanan Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakatı Muhtırası uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından uygulanan bir eğitim programı çerçevesinde UMH güçlerine verilen askeri eğitimlere dair görüntüleri yayımladı. Burkan al-Gadab Operasyonu Odası, eğitim programlarının hava savunma silah sistemlerini, anti-drone sistemlerini, radar sistemlerini ve modern silahları içerdiğine işaret etti.
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, Konya’da, hava savunma silah sistemleri konusunda UMH güçlerinden yaklaşık 20 unsura eğitim verildiğini duyurmuştu.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.