Irak’taki milletvekili seçimlerini izleyecek BM misyonu Bağdat’ta

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih dün Bağdat'taki bir seçim merkezinde seçmen kartını biyometrik olarak güncelledi
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih dün Bağdat'taki bir seçim merkezinde seçmen kartını biyometrik olarak güncelledi
TT

Irak’taki milletvekili seçimlerini izleyecek BM misyonu Bağdat’ta

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih dün Bağdat'taki bir seçim merkezinde seçmen kartını biyometrik olarak güncelledi
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih dün Bağdat'taki bir seçim merkezinde seçmen kartını biyometrik olarak güncelledi

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanlarından oluşan bir heyet, Irak’ta önümüzdeki Ekim ayında yapılması planlanan milletvekili seçimlerinin izlenmesi ile ilgili olarak Iraklı yetkililerle görüşmelere başladı. Bunu BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üzerinden Irak’ın egemenliğine yönelik bir ihlal veya iç işlerine karışmak olarak gördüklerini belirten Iraklı taraflar, endişelerini dile getirirken bazı taraflar ise, uluslararası gözlemin, yasadışı silahların yayılmasını durdurmak için tek çözüm olduğunu belirttiler.
BM uzmanlarından oluşan bir heyet, Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı Celil Adnan tarafından Bağdat’ta karşılandı. Heyet, Komisyonun seçim çalışmalarını desteklemek için uzmanların yetki alanlarını öğrenecek ve milletvekili seçimlerinin uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleştirmesine yardımcı olacak.
Komisyon tarafından yazılı olarak yapılan açıklamaya göre Komisyon Başkanı, BM heyeti ile görüşmesine BM’nin seçimlerin düzenlenmesine yönelik çalışmalarla ilgili iş birliği ve bu çalışmalar çerçevesinde çeşitli alanlardaki teknik ve idari tavsiyelerde bulunacak uzmanlar sağladığı için teşekkür ederek başladı. Açıklamada, aralarında koordinasyon ve saha destek uzmanı, prosedürler ve uygulama uzmanı, seçim süreci yönetimi uzmanı, medya ve halkla ilişkiler uzmanı, il işlerinden sorumlu seçim uzmanı, hukuk uzmanı, oy pusulası ile ilgili teklifler alanında bir uzmanın yanı sıra elektronik seçim cihazları konusunda uzmanlaşmış Kore merkezli şirket ‘Miru’ ve biyometrik seçmen kartı basımı konusunda uzmanlaşmış İspanya merkezli şirket ‘Indra’ ile temas halindeki diğer uzmanlarla birlikte çalışacak bilgi teknolojisi uzmanının bulunduğu heyetin Bağdat’a gelişinden duyulan memnuniyet dile getirildi.
Komisyon Başkanı, ‘seçimlerin güvenilirliğinin sağlanmasındaki ve adil bir şekilde düzenlenmesindeki önemli rolü nedeniyle’ uluslararası gözetime ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak Komisyon'un seçimleri yapmak için yaptığı hazırlıkları ve seçmen kartlarının biyometrik olarak güncellenmesi işlemlerinin yanı sıra siyasi ittifakların ve aday listelerinin kaydedilmesi için başvuru işlemlerinin başladığını açıkladı.

Irak Cumhurbaşkanı, seçimlere hazırlık için biyometrik seçmen kartını güncelledi
Cumhurbaşkanı Salih, Twitter üzerinden biyometrik seçmen kartlarının güncellendiği bir seçim merkezindeyken çekilen fotoğraflarıyla birlikte paylaşılan tweette, “Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu'nun vatandaşlara yaptığı davete cevaben, bugün biyometrik seçim kartım yaklaşan seçimlere hazırlık olarak güncellendi. Kartın biyometrik olarak güncellenmesi, hile ve sahtecilikten uzak özgür ve adil seçimler için bir gerekliliktir” ifadelerini kullandı.
Bir diğer gelişmede ise Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zidan, Avrupa Birliği (AB) misyonu başkanı Martin Hutt ile yaklaşan seçimler hakkında görüştü. Yüksek Yargı Konseyi tarafından yapılan açıklamada, “Zidan, seçim sonuçlarını izlemekle görevli ekiple birlikte ofisinde kabul ettiği Hutt ile yaklaşan seçimlerden önce uygulanacak prosedürleri görüştü” ifadeleri yer aldı.
Diğer yandan Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el Hekim, yaklaşan seçimlerine yönelik uluslararası gözetimi şartlı olarak onayladığını duyurdu. Hakim, Rusya'nın Bağdat Büyükelçisi Maksim Maksimov ile dün yaptığı açıklamada, “Erken seçimler zamanında yapılmalı” dedi. Hekim, seçimlere yönelik uluslararası gözetimin ancak herhangi bir müdahalede bulunulmadan yapılmasının önemini vurguladı. Bunun yetkili komisyonun sorumluluğu olduğunu belirten Hekim, Irak'ın, ‘iyi bir kaynak yatırımı yapılırsa ve Iraklı liderler özel çıkarlar yerine kamu çıkarlarına öncelik vererek uzlaşı ruhuyla hareket ederlerse’ Irak’ın karşı karşıya olduğu zorlukların üstesinden gelebileceğini söyledi.
Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu bünyesindeki Seçim İdaresi eski Başkanı Adil el-Lami, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Uluslararası gözetim, sürece doğrudan müdahale anlamına geldiğinden, denetim, izleme ve teknik yardım arasında doğru bir ayrım yapmak gerekir” dedi.
Lami sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gözlem, seçim sürecinin, üst düzey seçim personelinin işe alınması, seçim takviminin izlenmesi veya rastgele atanmış bazı sandık merkezlerinin denetlenmesi gibi uluslararası standartlara uygunluğu açısından ilerleyişini takip etmektir.”
Örnek olarak BM’nin 2005 seçimlerindeki rolünün yalnızca teknik yardımda bulunmak olduğunu söyleyen Lami, bazı siyasi güçlerin uluslararası gözleme yönelik itirazının, seçim sürecine yönelik olası bir dış müdahaleden dolayı değil, BM’nin hile ve sahtecilik vakalarını açığa çıkarmasından duyulan korkudan kaynaklandığını belirtti.
BMGK’nın Irak seçimlerindeki rolü ve Irak hükümetinin seçimlerle ilgili BMGK’ya yaptığı talebe ilişkin ise Lami, “BMGK’dan gözetleme talebinde mi bulunuldu yoksa kontrol talebi mi? Bu henüz netleşmedi. Bu, her halükarda benzersiz bir taleptir. Siyasi oluşumların seçimlerde hile yaptıklarının kanıtlanması durumunda veya seçimlere yönelik olası bir boykot halinde, Irak'a yaptırım uygulanmasına veya başka herhangi bir cezai tedbirle karşı karşıya kalmasına yol açabilir” şeklinde konuştu.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.