Gannuşi'nin üçlü toplantı girişimi Tunus muhalefetinin hedefinde

Tunus Hava Yolları'ndaki işçiler, bir Türk şirketi ile aralarındaki anlaşmazlık sonucunda varlıklarına el koyma kararının ardından Cuma günü Tunus'un başkentinde düzenlenen protestoya katıldı(EPA)
Tunus Hava Yolları'ndaki işçiler, bir Türk şirketi ile aralarındaki anlaşmazlık sonucunda varlıklarına el koyma kararının ardından Cuma günü Tunus'un başkentinde düzenlenen protestoya katıldı(EPA)
TT

Gannuşi'nin üçlü toplantı girişimi Tunus muhalefetinin hedefinde

Tunus Hava Yolları'ndaki işçiler, bir Türk şirketi ile aralarındaki anlaşmazlık sonucunda varlıklarına el koyma kararının ardından Cuma günü Tunus'un başkentinde düzenlenen protestoya katıldı(EPA)
Tunus Hava Yolları'ndaki işçiler, bir Türk şirketi ile aralarındaki anlaşmazlık sonucunda varlıklarına el koyma kararının ardından Cuma günü Tunus'un başkentinde düzenlenen protestoya katıldı(EPA)

Tunuslu muhalefet partileri Parlamento Başkanı Raşid Gannuşi’nin ülkenin üç başkanı; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Parlamento Başkanı arasında art arda dört haftadır devam eden ve Cumhurbaşkanı Kays Said’in, Başbakan Hişam el-Meşişi hükümetindeki yeni bakanların yemin etmelerini reddetmesi ile ilgili siyasi krizi aşmak için bir toplantı yapma girişimini hedef aldı. Demokratik Akım ve Halk Hareketi liderleri, Tunus parlamentosunun yaptığı girişimleri ‘siyasi saçmalık’ olarak atnımladı tanımladı.
Demokratik Akım partisi liderlerinden biri olan Muhammed Ammar, Gannuşi’yi meclis kurumunu istismar etmekle suçladı. Parlamentodaki partilerin onu mevcut siyasi krize bir çözüm bulması için kendileri adına konuşmakla görevlendirmediğini söyledi. Ammar ayrıca Demokratik Akım partisinin bu girişimden önce, Başbakan’a Parlamento Başkanı ve ona destek veren siyasi akımların desteğini kazanmak için ‘ileriye kaçış politikası’ yerine doğrudan Cumhurbaşkanı ile görüşme çağrısında bulunduğuna dikkat çekti. Muhammed Ammar, Parlamento Başkanı tarafından yayınlanan yazışmaların meclis içindeki partileri hiçbir şekilde bağlamadığını ifade ederek, meclisin bu girişime katılmak ve desteklemek için toplanmayacağını vurguladı.
Öte yandan Halk Hareketi Partisi lideri Halid el-Kirişi, Parlamento Başkanı’nın girişiminin ‘hatalı bir adım’ olduğunu söyledi. Bu davranışı ‘keyfi’ olarak değerlendiren Kirişi, bunun yalnızca Nahda Hareketi grubu için bağlayıcı olduğunu ifade etti. Kirişi, girişimin ‘bir öneri formatında’ olmadığını yalnızca siyasi bir tutumu temsil ettiğine dikkat çekti. Bunun, Raşid Gannuşi’den güvenoyunun çekilmesi talebiyle mücadele bağlamında kafa karışıklığı yaratmayı amaçlayan bir adım olduğunu söyleyen Kirişi,  bakanlıkların değiştirilmesi konusunda Başbakan’ı Cumhurbaşkanı’na ‘meydan okumaya ve diyalogdan kaçmaya’ teşvik edeninin Parlamento Başkanı’nın kendisi olduğuna dikkat çekti.
Nahda Hareketi liderlerinin ikili oynadığına işaret eden Kirişi, bir yandan krizin üstesinden gelmek için üç başkan arasında bir toplantı yapılması çağrısında bulunduklarını fakat diğer yandan destekçilerine ‘meşruiyeti desteklemek ve Tunus anayasasını uygulamaya koyma’ gerekçesiyle 27 Şubat’taki mitinge kitlesel katılmanın gerekliliğine vurgu yaptıklarını söyledi.
Nahda Hareketi’nin yaptığı yürüyüş çağrısı; Hareket’in Ulusal Gençlik Ofisi tarafından düzenlendiği ve önümüzdeki Cumartesi gerçekleştirilmesi bekleniyor. Hareket bir toplantı gerçekleştirerek, bu yürüyüşün başarıya ulaşması için gençlerin katkıda bulunmasının gerekliliğine dikkat çekildi. Gençlik Ofisi tarafından yapılan açıklamalarda, parti içerisindeki ve destekçiler arasındaki gençleri, Cumartesi günü gerçekleştirilmesi beklenen mitinge demokratik olan bu ülkenin anayasasının korunması ayrıca kalkınma ile ilgili ve sosyal reformların uygulanmasının hızlandırılması için aktif ve güçlü bir katılım çağrısında bulunuldu.
Gözlemciler, Nahda Hareketi’nin bu yürüyüşten Tunus'taki popülaritesini ve büyük ölçüde yararlandığı devrim yolunu savunmak için sokağı seferber etme yeteneğini gösterme konusunda yararlanacağını düşünüyor.
Çoğu sol hareketin üyesi olan muhalefet partileri, 6 Şubat’ta başkent sokaklarında benzer bir protesto yürüyüşü düzenledi. Ancak güvenlik raporları katılımcı sayısının en fazla bin kişi olduğuna yeterli katılımın sağlanmadığını ortaya koydu.
Muhalif Özgür Anayasa Partisi Lideri Abir Musa, dün Suse kentinde gerçekleştirdiği mitingde yaptığı konuşmada, biriken siyasi anlaşmazlıkları çözmek için sokağa çıkma tehdidi konusunda iktidarı elinde tutan bazı partilerin, sokağa çıkmanın kan dökülmesine yol açacağını iddia edere halkı tehdit edip korkutmaya çalıştığını söyledi.  Ülkeyi mevcut durumdan kurtarmak için barışçıl protesto ve gösterilerin gerekli olduğunu vurguladı.
Abir Musa, bakan değişikliği konusu bağlamında önerilen bakanların yemin törenleri konusunda devam eden tartışmalar hakkında, “Ülkenin iktidardaki iki başkanı arasında yetkiler ve gündemler uğruna kemik kıran bir savaş olduğu düşünüldüğünde, bu çatışmanın ilkeli meselelerle ve ülkenin çıkarlarıyla hiçbir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.
Musa, partisinin destekçilerinin ülkenin iflas etmesi ve ‘yabancı sermayenin elinde rehin kalması’ kabusunun ortaya çıkmasının ardından yoksulluk ve açlıktan muzdarip olduklarını söyleyen halkın taleplerini yerine getirmek için kuzeydeki Bizerte'den güneydeki Tatavin'e kadar Tunus sokaklarına ineceğini açıkladı. Abir Musa ayrıca, “Eğilmeyeceğiz, ellerimizi kanlı ellerin üzerine koymayacağız ... Galip geleceğiz” dedi.



Yemen Liderlik Konseyi Başkanı el-Alimi, Savunma Bakanı’nı görevden aldı

Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı el-Alimi, Savunma Bakanı’nı görevden aldı

Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, yayımlanan başkanlık kararıyla Savunma Bakanı Korgeneral Muhsin ed-Daari’yi görevden alarak emekliye sevk etti.

Siyasi ve askeri kaynaklara göre ed-Daari’nin görevden alınması, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin başta Hadramut ve Mehra olmak üzere kurtarılmış bazı vilayetlerde gerçekleştirdiği asker gerilim karşısında yetersiz kaldığı ve birlikleri disiplin altına almak, devlet otoritesi dışında fiilî durumlar oluşturulmasını engellemek için kararlı adımlar atamadığı gerekçelerine dayandırdı.

Kararın, kurtarılmış vilayetlerde devlet otoritesini güçlendirmek ve askerî ile güvenlik alanlarında düzeni yeniden tesis etmek amacıyla, hızlanan siyasi ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alınan bir dizi önlemin parçası olduğu belirtildi.

El-Alimi, çarşamba akşamı da GGK’nin isyan girişimlerine destek verdikleri gerekçesiyle Hadramut, Mehra ve Aden’de bazı askerî ve sivil yetkilileri görevden almıştı.

Bu kapsamda Aden Valisi ve Devlet Bakanı Ahmed Lamlis görevden alınarak soruşturmaya sevk edilirken, yerine Abdurrahman el-Yafii atandı. Ayrıca İkinci Askerî Bölge Komutanı Korgeneral Talib Bargash ile Mehra’da el-Ghayda Ekseni Komutanı ve askerî polis tugayı komutanı Tümgeneral Muhsin Mersaa görevden alınıp soruşturmaya gönderildi.

Kararlarda, Tümgeneral Muhammed el-Yemini’nin İkinci Askerî Bölge Komutanlığına, Tuğgeneral Salim Baslum’un aynı bölgenin kurmay başkanlığına, daha önce Mukalla’daki askerî polis şubesinin komutanı olan Albay Murad Bahila’nın rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek İkinci Bölge askerî polis tugayı komutanlığına atanması yer aldı. Ayrıca Salim Kedde el-Ghayda Ekseni Komutanlığına rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek atanırken, Tuğgeneral Halid el-Kathami de Cumhurbaşkanlığı Özel Muhafızları 2. Tugayı Komutanlığına getirildi.


Suriye ordusu Halep'in bazı mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti... SDG sivilleri hedef almamaları konusunda uyarıda bulundu

 Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
TT

Suriye ordusu Halep'in bazı mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti... SDG sivilleri hedef almamaları konusunda uyarıda bulundu

 Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)

Suriye resmi haber ajansı SANA, ordunun bugün Halep’te Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini bildirdi. Yasağın, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurlarına yönelik saldırılar kapsamında uygulamaya konulduğu belirtildi. SDG ise operasyona karşı uyarıda bulunarak, bunun sivilleri evlerinden zorla göç ettirmeye yönelik bir girişim olduğunu savundu.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, Suriye Ordusu Harekât Komutanlığı, sivillere SDG’ye ait tüm noktalardan uzak durmaları çağrısında bulundu ve sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG mevzilerine yönelik ‘nokta atışı operasyonlar’ başlatılacağını duyurdu.

Suriye devlet televizyonu da ordunun, Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu bölgelerde yaşayanlardan, hedef alınacakları gerekçesiyle derhal tahliye olmalarını istediğini aktardı.

SDG, yayımladığı açıklamada, Suriye Ordusu Harekât Komutanlığı’nın, sivillerin yaşadığı mahalleleri hedef alma tehdidini ‘doğrudan bir yıldırma, zorla yerinden etme girişimi ve savaş suçu’ olarak nitelendirdi.

Açıklamada, sivillere, mülklere ve sivil altyapıya gelebilecek her türlü zarardan Suriye hükümeti ile ona bağlı kurumların sorumlu tutulacağı vurgulandı.

Suriye devlet televizyonu ise Halep Sosyal İşler ve Çalışma Müdürlüğü’ne dayandırdığı haberinde, kentteki gerilimler nedeniyle yerinden edilenlerin sayısının yaklaşık 140 bine yükseldiğini bildirdi.

Geçtiğimiz ay Halep’te SDG ile hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanmış, olaylarda onlarca kişi hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştı. Taraflar, yaşanan şiddetin sorumluluğu konusunda karşılıklı suçlamalarda bulunmuştu.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir anlaşma imzalamıştı. Anlaşma kapsamında, SDG’ye bağlı tüm sivil ve askeri kurumların yıl sonuna kadar devlet kurumları bünyesine entegre edilmesi öngörülüyordu. Ancak taraflar, anlaşmanın uygulanması konusunda kayda değer bir ilerleme sağlayamadı.


Lübnan ordusu: Silahların devletin elinde toplanması planı ‘etkin ve somut bir şekilde’ gerçekleştiriliyor

Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)
Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)
TT

Lübnan ordusu: Silahların devletin elinde toplanması planı ‘etkin ve somut bir şekilde’ gerçekleştiriliyor

Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)
Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, silahları devletin elinde toplama planının ilk aşamasının hedeflerine ulaştığını ve özellikle Güney Lübnan’da ‘sahada etkili ve somut bir şekilde’ ilerleme kaydedildiğini bildirdi.

Ordu, bölgedeki çalışmaların henüz devam ettiğini ve patlamamış mühimmat ve tünellerin temizlenmesi tamamlanana kadar süreceğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, ordunun planını Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın bölgelerde yıl sonuna kadar tamamlaması ve ardından diğer bölgelere geçmesi öngörülüyordu.

Ordu tarafından yapılan açıklamada, ilk aşamanın Litani Nehri güneyinde kontrol altına alınan toprakların yönetimini sağlamak üzerine odaklandığı ve hâlâ İsrail güçlerinin kontrolünde olan alanlar ile bölgelerin bu kapsama dahil edilmediği kaydedildi.

Açıklamada Hizbullah’a doğrudan atıf yapılmazken, 2024 yılında sona eren ve sadece Lübnan güvenlik güçlerinin silah taşımasına izin veren ateşkes anlaşmasına atıfta bulunuldu.