Ayn İsa yakınlarında SDG’ye baskı uygulayan Moskova İdlib’de ‘insani koridor’ açtı

Sruiye’nin kuzeybatısındaki siviller, Serakib’teki insani geçiş uygulamasına ilgisiz kaldı (Şarku’l Avsat)
Sruiye’nin kuzeybatısındaki siviller, Serakib’teki insani geçiş uygulamasına ilgisiz kaldı (Şarku’l Avsat)
TT

Ayn İsa yakınlarında SDG’ye baskı uygulayan Moskova İdlib’de ‘insani koridor’ açtı

Sruiye’nin kuzeybatısındaki siviller, Serakib’teki insani geçiş uygulamasına ilgisiz kaldı (Şarku’l Avsat)
Sruiye’nin kuzeybatısındaki siviller, Serakib’teki insani geçiş uygulamasına ilgisiz kaldı (Şarku’l Avsat)

Rus güçleri, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) Suriye'nin kuzeydoğusundaki Ayn İsa kasabası yakınlarındaki bölgelerden çekilmesi için saha baskısı uygularken diğer yandan Moskova, İdlib'deki savaşan grupların kontrolündeki bölgeler ile Suriye'nin kuzeybatısındaki rejim bölgeleri arasında bir ‘insani koridor’ açıldığına ilişkin açıklamalarda bulunuyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) dün, SDG’nin Rakka vilayetinin kuzey kırsalında yer alan Ayn İsa’nın doğusundaki Muşeyrife köyünde Türkiye yanlısı ‘Süleyman Şah’ adlı Suriyeli muhaliflerin yer aldığı gruba yönelik düzenlediği füzeli saldırıda, grubun 3 üyesinin öldüğünü yaklaşık 7 üyesinin ise yaralandığını belgelediğini bildirdi. Bu olay, Türk güçlerinin, Halep-Haseke yolu çevresindeki Huşan ve Ebu Sarra köylerinin yanı sıra Ayn İsa'nın doğusunda bulunan siloların çevresindeki bazı bölgeleri güçlendirme çalışmaları yapan SDG’ye ait kamyonu hedef alan bombardımanlarının ardından gerçekleşti.
SOHR, Pazar günü Ayn İsa üssünden çekilen Rus güçlerinin, Pazartesi günü şafak vakti, Rus askerlerini taşıyan 8 zırhlı aracın üsse dönmesi ve Rus bayrağı çekilmesi üzerine tekrar bölgeye dönme kararı aldığını bildirdi. Rusya'nın kısa süreli ayrılığında ardından üsse dönene kadar ne gibi kazanımlar elde ettiği hakkında henüz bir bilgi verilmediğine dikkati çeken SOHR, Rusların, SDG'yi kışkırtmasının ve her seferinde geri çekilme tehdidinde bulunmasının, özellikle Türkiye’nin bu geri çekilmelerden birinin ardından gerçekleştirebileceği bir askeri operasyonundan çekinen bölge halkının öfkesini uyandırdığını belirtti.
Rus güçleri, Rakka kırsalındaki Ayn İsa ve Hasaka kırsalındaki Mubakir üslerinden Amerikalılarla ittifak halindeki SDG'ye Halep-Lazkiye yolu yakınlarında Ayn İsa kampı ile Muallak, Cehbel, es-Sayda ve Muşeyrefe köylerini Rusya ve rejim güçlerine, Ayn İsa kırsalını ise Türk güçlerine teslim etmesi. taleplerini reddetmesinin ardından baskı yapmak için çekildi. Ayrıca SDG’den Ayn İsa kırsalında binlerce ton buğday ve arpa mahsulünün depolandığı Şerkerak silolarının yanı sıra Ayn İsa kırsalındaki birkaç köyün rejim güçlerine teslim edilip bölgedeki unsurlarını geri çekmesi istendi. Kaynaklara göre SDG bu talepleri reddederken, Rus güçleri SDG'yi taleplerini kabul etmeye zorlamak için geri çekildi.
Öte yandan Suriye rejimi, Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib’den ayrılmak isteyen sivilleri burayı terk edip rejim bölgelerine gitmeye teşvik etmek için Rusya ile birlikte yürütülen kampanyanın ardından İdlib’deki muhalif güçler tarafından kontrol edilen bölgelerdeki sivillerin istedikleri takdirde rejim bölgelerine girmeleri için İdlib kırsalındaki Serakib bölgesinde dün sabah ‘insani geçiş’ uygulaması başlattı. Ancak tüm hazırlıklara rağmen şuana kadar hiçbir sivil geçişi kullanmadı.
İdlib’i kontrol eden Suriyeli muhalif gruplar ve aktivistler, ‘rejimin, sivillerin rejim bölgelerine geçişini kolaylaştırmak için muhalif gruplarla iş birliği yapmak istediği şeklindeki iddiaları’ reddettiler. Muhalif gruplardan bir yetkili yaptığı açıklamada, “Evet, rejim Pazartesi sabahı, İdlib'den ayrılıp rejimin kontrolü altındaki bölgelere gitmek isteyen sivilleri kabul etmek için İdlib şehir yolu üzerinde Serakib yakınlarında bir geçit açtı. Ancak rejimin geçişin yakınlarına ambulans, arabalar ve yolcu otobüsleri getirerek yaptığı hazırlıklara rağmen siviller arasında herhangi bir hareketlilik olmadı” ifadelerini kullandı.
İdlib’deki sivillerin rejime güvenmediklerini belirten yetkili, “Sivillerin İran destekli yerli ve yabancı milislerin siviller üzerinde hegemonyasına tanık olunan rejimin kontrolündeki bölgelere gitmeye niyeti yok. Buna rejim kontrolündeki bölgelerde ayrıca sivillerin içinde bulundukları hayat şartlarının ve ekonomik koşulların kötüleşmesi ve ekmek, yakıt, gaz, gıda ve ilaç gibi pek çok temel ihtiyacın eksikliği ve yüksek fiyatlar da ekleniyor” dedi. Yetkili tüm bu sebeplerden ötürü çok sayıda sivilin, rejimin kontrolü altındaki bölgelerdeki açlıktan ve yoksulluktan kaçmak için muhalif gruplar ile rejim arasındaki temas hatlarındaki kaçakçılık yapılan noktalardan geçerek Suriye'nin kuzeybatısındaki muhaliflerin kontrolü altında bölgelere sığındıklarını söyledi.
Rejimin, Serakib’te bir insani geçiş noktası oluşturma girişimini, Suriye'deki Rusya Uzlaşma Merkezi Başkan Yardımcısı Vyacheslav Sitnik’in, ‘İdlib’de kötüleşen ekonomik durum ve sağlık hizmetlerine’ işaret ederek “Suriyeli yetkililer, bizim yardımımızla, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi (İGAB) üzerinden İdlib'den ayrılmak isteyenler için Serakib, Miznas ve Ebu Uzeydin'de geçişler açacaklar” şeklindeki açıklamasından günler sonra başlattı.
Muhalif bir aktivist ise, ‘İdlib’deki durumun gerçekliğinin, rejim ve müttefiki Rusya tarafından İdlib hakkında yayılan söylentileri yalanladığını’ söyledi. Aktivist, rejimin ilk geçiş noktalarını açtığı Serakib'de İdlib'den rejimin kontrolündeki bölgelere giden herhangi bir sivil hareketliliğin yaşanmadığını da sözlerine ekledi.
Bu arada Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ), Esed rejiminin ‘yerlerinden edilmiş kişilerin, İdlib'in güney ve doğu kırsalında işgal ettiği şehir ve köylere geri dönüşleri için insani geçişler açacağına dair iddialarına’ yanıt verdi. HTŞ Medya İlişkileri Ofisi İletişim Sorumlusu Takiyuddin Omer, ‘Eldorar Alshami’ ağına yaptığı açıklamada, “Bunlar temelsiz iddialardır. Rus işgal milisleri, Suriye devrimi hakkında yalanlar örmeye alışmışlar. Suriye halkının bunları kabul ettiğini ve devrim alanlarından kendi bölgelerine hareket ettiklerini iddia ederek yerel ve uluslararası kamuoyunu yanıltmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Rejim bölgelerindeki çok sayıda Suriyelinin kaçmasına neden olan gerçek faktörler, kötü ekonomik ve genel durum ve güvensizlik ortamı rejimin iddialarını reddedilmektedir” şeklinde konuştu.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.