Suriye’nin kuzeybatısında TSK’ya ait zırhlı bir araca saldırı

Suriye’nin kuzeybatısındaki Türk devriyesi (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Türk devriyesi (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye’nin kuzeybatısında TSK’ya ait zırhlı bir araca saldırı

Suriye’nin kuzeybatısındaki Türk devriyesi (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Türk devriyesi (Şarku’l Avsat)

Suriye’nin İdlib kırsalında, dün devriye görevinde olan Türk kuvvetlerine ait zırhlı bir aracın bilinmeyen saldırganlar tarafından bir RPG tarafından hedef alınması sonucu bir Türk askeri yaralandı.
Bu olay, Türk ordusunun bölgede yoğun konuşlandırılmasıyla birlikte, İdlib şehri ile Kafarya köyü arasındaki yolda mayın patlamasının hemen ardından gerçekleşti.
Muhalif gruplarından bir yetkili, dün gece yarısı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait askeri konvoyun Kafarya yakınlarında İdlib’in güneyine doğru gittiği esnada kimliği belirsiz kişilerce RPG ile doğrudan hedef alınması sonucunda bir askerin yaralandığını iddia etti.
Söz konusu yetkili şu ifadelerle devam etti;
“Saldırının ardından bölge, Türk kuvvetlerinin RPG’nin atıldığı bölgeye doğru ağır ateş açmasına şahit oldu. Bunun ardından, Maarat Misrin’den İdlib şehrinin girişine kadar Türk kuvvetleri konuşlandı ve bölgeye ambulanslar geldi. Türk kuvvetleri, muhalefet gruplar ile birlikte kapsamlı bir tarama operasyonu gerçekleştirdi.”
Son dönemde İdlib ve çevresinde Türk noktaları ve devriyelerine yönelik çok sayıda saldırı gerçekleşti.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından 3 Şubat’ta yapılan açıklamada, Bahar Kalkanı Harekatı bölgesinde teröristlerin saldırısı sonucu yaralanan 1 askerin kaldırıldığı hastanede şehit olduğu bilgisi verildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise, 10 Şubat’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait üç zırhlı aracın İdlib kırsalındaki Urum el Coz ve Eriha arasındaki yolda devriye görevi yaptığı esnada bir zırhlı aracın yanında patlama yaşandığını öne sürerek, yaralılar olup olmadığına ilişkin herhangi bir bilgi vermedi.
Ancak, ‘Öncü Mücahid’ isimli bir örgüt, Türk askerlerini hedef alan saldırının sorumluluğunu üstelenerek, TSK’ya ait zırhlı aracın yanında el yapımı patlayıcının infilak ettiği anları gösteren fotoğrafları yayınladı.
SOHR ayrıca 4 Şubat’ta ise Halep’in doğu kırsalındaki El-Bab şehrinde Türk ordusuna patlayıcılardan sorumlu bir çavuşun, şehrin eski tarım binasında bulunan Hamza Tümeni merkezi girişine bırakılan el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu hayatını kaybettiğini öne sürdü.
Suriye’nin kuzeybatısındaki Gerginliği Azaltma Bölgesi, Türkiye ile Rusya arasındaki son ateşkes anlaşmasının Moskova’da 5 Mart 2020’de yürürlüğe girmesinden bu yana ihtiyatlı bir sükunete tanık oldu.
Ancak bu ateşkes, rejim güçlerinin muhaliflerin kontrolü altındaki alanlara, özellikle İdlib’in güney kırsalına gerçekleştirdiği füze saldırıları yoluyla neredeyse her gün yapılan ihlallerle delindi.
Rejim güçlerinin İdlib’in güneyini karadan hedef alması ve Hama’nın kuzeybatısındaki Gab Ovası bölgelerindeki hava saldırıları ile gerginlik son birkaç gün içerisinde benzeri görülmemiş bir şekilde arttı.
Rus savaş uçakları da, Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki noktaları bu yıl ilk kez bombaladı.
Diğer yandan, Rus ve Türk kuvvetleri Haseke’nin kuzeyindeki Derbesiye kırsalında dün ortak bir devriye gerçekleştirdi.
Haseke kırsalındaki Rasulayn şehrinde ise, tavuk pazarında bir araca yerleştirilen patlayıcının uzaktan kumanda yöntemiyle infilak ettirilmesi sonucu 1’i çocuk, 1’i kadın olmak üzere 2 sivil hayatını kaybetti, 8 kişi de yaralandı.
Bu saldırı, bölgede 3 Şubat’ta meydana gelen son patlamadan sonra yaşanan ikinci patlama oldu.
 



Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.


Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan dün, İsrail ve ABD’nin İran ile savaşa girmesini önlemek için iç ve dış temaslarını yoğunlaştırdı. Bu temaslar, Hizbullah'ın savaşa dahil olmamasını sağlamak ve Lübnan'ı tarafsızlaştırmak için etkili ülkeler ve yerel partileri de kapsıyordu.

Temaslar, halkın savaş korkusuyla benzin istasyonlarına ve süpermarketlere akın etmesi ve Beyrut Havaalanı’ndan uçuşların iptal edilmesi üzerine gerçekleşti.

ABD yönetimi, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a bir mesaj gönderdi. Mesajda, Lübnan tarafının düşmanca bir eylemde bulunmaması koşuluyla İsrail'in Lübnan ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığı teyit edildi.

Hizbullah ise İran'a yönelik saldırıları kınadı ve savaşa askeri müdahale yapmayacağını açıklayarak İran ile dayanışma içinde olduğunu belirtti.


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.