Hizbullah heyeti Lavrov da dahil olmak üzere Rus yetkililerle görüşmek için yarın Moskova’ya gidiyor

Hizbullah heyeti Lavrov da dahil olmak üzere Rus yetkililerle görüşmek için yarın Moskova’ya gidiyor
TT

Hizbullah heyeti Lavrov da dahil olmak üzere Rus yetkililerle görüşmek için yarın Moskova’ya gidiyor

Hizbullah heyeti Lavrov da dahil olmak üzere Rus yetkililerle görüşmek için yarın Moskova’ya gidiyor

Hizbullah heyeti yarın Moskova ziyaretine başlıyor. Ziyaret kapsamında “Lübnan ve bölgedeki dosyalar hakkında görüş alışverişinde bulunmak” üzere Rusya Dışişleri Bakanlığı, Ulusal Güvenlik Konseyi ve Rusya Federasyonu Devlet Duması’nda görüşmeler yapılacak. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre Rusya’nın son zamanlarda Lübnan’ın iç dosyasına gittikçe ilgi göstermesine rağmen söz konusu ziyaretin Lübnan hükümet dosyası ile doğrudan bir ilgisi yok.
Hizbullah'ın Lübnan Parlamentosu'ndaki kolu olan Direnişe Vefa Grubu Başkanı Muhammed Raad’ın başkanlık edeceği ve Hizbullah Dış ilişkiler Sorumlusu Ammar el-Musevi’nin de yer alacağı heyet, Hizbullah’ın Moskova’yı ziyaret eden en üst düzey siyasi heyeti sayılıyor. Söz konusu ziyaret Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, Lübnan’da hükümeti kurmakla görevlendirilen Saad Hariri’yle Abu Dabi’de gerçekleştirdiği görüşmeden günler sonra yapılacak. Bu durum bazılarının ziyareti Lübnan hükümetinin kurulmasına ilişkin görüşmelerle ilişkilendirmesine yol açtı.
Ancak Hizbullah’ın yaklaşımını bilen kaynaklar, ziyaretin Lübnan hükümet dosyasıyla bir ilgisinin olmadığını söyledi. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a verdikleri demeçte Hizbullah’ın bir ay önce Moskova’yı ziyaret etmek üzere Rusya tarafından bir davet aldığını ‘bunun da ziyaretin iç hükümet dosyasıyla bağlantılı olduğu iddiasını çürüttüğünü’ söyledi. Kaynaklar “Ziyaretin amacı Suriye dosyası da dahil olmak üzere Lübnan ve bölge hakkında karşılıklı görüş ve fikir alışverişinde bulunmak” dediler. Hizbullah’ın Rusya’nın başkentine düzenlediği ziyaretler arasında ilk kez Raad’ın bir heyete başkanlık ettiği göz önüne alındığında toplantılar sırasında ana gündem maddesi olarak Lübnan dosyası tartışılacak. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz Eylül ayında Lübnan’ı ziyareti sırasında Beyrut’taki Sanavber Sarayı’nda Lübnanlı yetkililerle yaptığı toplantıya Hizbullah’ı temsilen Raad katılmıştı.
Bu seferki ziyaret, siyasi temsilciliğin büyüklüğü göz önüne alındığında iki taraf arasındaki ilişkilerde stratejik bir ilerleme olarak görülmüyor. Zira Hizbullah ile Rusya’nın Beyrut Büyükelçiliği arasındaki görüşmeler yıllardır devam ediyor. Bunlar haftalık veya aylık olabiliyor. Hizbullah Dış İlişkiler Sorumlusu, Rusya Büyükelçiliği ile temaslarda bulunup toplantılar yapıyor.
Beyrut’ta Hizbullah’ın Moskova ziyaretinin 2011 yılından beri yapılan ilk ziyaret olduğuna ilişkin söylentilerin aksine bu, Hizbullah’ın Moskova’yı ilk ziyaret edişi değil. Nitekim 2019 yılında Direnişe Vefa Bloğu üyesi Milletvekili Ali Fayyad, Rusya’nın başkentine bir ziyaret düzenlerken ondan önce de 2014 yılında dönemin Lübnan Sanayi Bakanı Hüseyin Hac Hasan ziyaret düzenlemişti. Buna ek olarak Hizbullah Dış İlişkiler Sorumlusu seneler önce Moskova’yı ziyaret etmişti. Kaynaklar bu sefer “Rus yetkililerin, Hizbullah’ın üst düzey siyasi yetkililerinin görüşmek istedikleri dosyalara ilişkin fikirlerini dinleyeceğini” kaydetti.
4 gün sürecek ziyaret programı içerisinde siyasetçiler, diplomatlar, güvenlik yetkilileri ve parlamenterlerle yapılacak toplantılar yer alıyor. Kaynaklar Rusya’daki toplantıların üç aşamaya ayrıldığını söyledi. İlk olarak Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşülecek. Rusya Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı’nın yanı sıra Rusya Federasyonu Devlet Duması Başkanı veya yardımcısı ile de görüşmeler yapılacak. Kaynaklar, ziyaretin amacının Lübnan ve bölgesel dosyalar hakkında istişare yapıp görüş alışverişinde bulunmak olduğunu ve Rusların gündeme ve ilişkilerin doğasına göre Hizbullah’ın Lübnan ve bölgedeki olaylara bakışını anlamak istediklerini vurguladılar.
Kaynaklar söz konusu ziyareti, hükümet dosyasında bir boşluk açılma olasılığıyla ilişkilendirmek için hiçbir gerekçe olmadığını vurgulasa da, ziyaret bir taraftan Rusya’nın haftalardır Fransız girişimini desteklemek üzere hükümet kurma sahasına girmesiyle çakışıyor. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Hariri ve Bakan Lavrov arasındaki toplantı, bundan önce İlerici Sosyalist Parti (İSP) Genel Başkanı Velid Canbolat ve Marada Hareketi Partisi Başkanı Süleyman Franciye başta olmak üzere hükümetle ilişkili Lübnanlı siyasi güçler ile yapılan görüşmeler, Cumhurbaşkanı’nın Rusya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Emel Ebu Zeyd’in geçtiğimiz ay iki kez Rusya’yı ziyaret etmesi ve Hariri’nin danışmanı George Şaban'ın geçtiğimiz aylarda Rus yetkililerle yaptığı toplantılar bunun bir delili. Rus hareketine eşlik eden kaynaklar, Lübnan’da Fransız girişimi varken Moskova’nın müdahalede bulunmak istemediğini ve ilişkileri hareketlendirmeye karar vermeden önce gelişmeleri izlediğini söyledi. Kaynaklar Moskova’nın, hükümet dosyasındaki durgunluktan sonra son zamanlarda ‘üçüncü kez bozulma’ olmaması gerektiğini söyleyerek net bir tavır aldığına ve hükümeti kurması için Hariri’ye bağlı kalmalarının yanı sıra parti yanlısı olmayan teknokratlardan oluşan bir hükümet kurulması için baskı yaptıklarına dikkat çekti.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar şu ifadeleri kullandılar:
“Ruslar ne kendilerini Fransız girişiminin bir alternatifi olarak sunuyorlar, ne de ABD yönetiminin değişmesinden sonra ortaya çıkan ABD boşluğunu dolduruyorlar. Ancak Lübnan’daki kötüleşen ekonomik koşulları takip ediyorlar. Bunun güvenlik açısından bir kaosa sebep olacağından ve aktif bir şekilde rol aldıkları Suriye üzerindeki ekonomik yükleri artıracağından endişe duyuyorlar. Güvenliğin bozulması Suriye ve Lübnan’daki mültecileri etkileyebilir. Buradan hareketle, Lübnan hükümetinin kurulması için baskı yapıyorlar.”
Kaynaklar “Ruslar, Ortadoğu’da önemli bir oyuncu haline geldikten sonra Lübnan dosyasında ve aynı şekilde diğer bölgesel dosyalarda da rol oynuyorlar” dedi. Bu yüzden kaynaklar, ABD’nin Suriye, İran ve sığınmacılar konusundaki tavrı netleşmeden önce bu dosyada yeni bir şey olmayacağı göz önüne alındığında hareketliliğin yerlerinden edilmiş Suriyelilerle ilgili olduğunu reddettiler. Kaynaklar Moskova’nın “BM ve komşu ülkelerin katılımıyla yerlerinden edilmiş kişilerle ilgili olarak önümüzdeki mayıs ayında bir konferansa hazırlandığına” dikkat çekti.



İsrail, Kıbrıs açıklarında Gazze Şeridi’ne doğru seyreden Küresel Sumud Filosu’na saldırdı

Küresel Sumud Filosu’na ait gemiler, Marmaris Limanı’ndan Gazze Şeridi’ne doğru yola çıktı. (AP)
Küresel Sumud Filosu’na ait gemiler, Marmaris Limanı’ndan Gazze Şeridi’ne doğru yola çıktı. (AP)
TT

İsrail, Kıbrıs açıklarında Gazze Şeridi’ne doğru seyreden Küresel Sumud Filosu’na saldırdı

Küresel Sumud Filosu’na ait gemiler, Marmaris Limanı’ndan Gazze Şeridi’ne doğru yola çıktı. (AP)
Küresel Sumud Filosu’na ait gemiler, Marmaris Limanı’ndan Gazze Şeridi’ne doğru yola çıktı. (AP)

İsrail güçleri, geçtiğimiz perşembe günü Marmaris’ten Gazze Şeridi’ne doğru yola çıkan ve Kıbrıs açıklarında bekleyen Küresel Sumud Filosu’na müdahaleye başladı. Ankara, söz konusu müdahaleyi ‘korsanlık’ olarak nitelendirdi.

Uluslararası Gazze Ablukasını Kırma Komitesi bugün yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin filoya ait gemilere müdahale ettiğini doğruladı. Komite tarafından yayımlanan basın açıklamasında, “Müdahale başladı... İsrail savaş gemileri Gazze Şeridi’ne doğru ilerleyen filomuzu kuşatıyor” ifadelerine yer verildi.

Önceki filo girişimlerinde olduğu gibi, İsrailli yetkililerin bu kez de gemileri İsrail kıyılarına ulaşmadan durdurmakta kararlı olduğu değerlendiriliyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı ise müdahale öncesinde sert bir açıklama yayımlayarak, filo organizatörlerini insani yardım misyonu yürütmek yerine ‘siyasi provokasyon’ düzenlemekle suçladı. Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığı açıklamada, “Bir kez daha provokasyon… İçinde insani yardım bulunmayan bir başka sözde insani filo” denildi.

Bakanlık açıklamasında ayrıca, “Bu kez iki şiddet yanlısı Türk grup, Mavi Marmara Derneği ve İHH bu provokasyona katılıyor. İHH, terör örgütü olarak sınıflandırılmış durumda” ifadelerine yer verildi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, filonun amacının yardım ulaştırmak değil, Hamas’ın çıkarlarına hizmet etmek olduğunu öne sürdü.

btyny
Küresel Sumud Filosu’na ait gemiler, Marmaris Limanı’ndan Gazze Şeridi’ne doğru yola çıktı. (AP)

Açıklamada, “Bu provokasyonun amacı Hamas’a hizmet etmek, örgütün silahsızlanmayı reddetmesinden dikkatleri uzaklaştırmak ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planındaki ilerlemeyi engellemektir” denildi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı kapsamında Gazze Şeridi’ndeki insani faaliyetleri denetlediğini belirttiği Gazze Barış Kurulu’na da atıfta bulundu. Bakanlık, söz konusu konseyin ‘bu filonun tamamen medya propagandasına yönelik olduğu’ değerlendirmesinde bulunduğunu öne sürdü.

Açıklamanın devamında, “İsrail, Gazze’ye yönelik yasal deniz ablukasının herhangi bir şekilde ihlal edilmesine izin vermeyecektir” ifadesi kullanıldı. Bakanlık ayrıca, “İsrail bu provokasyona katılan tüm taraflara rota değiştirerek derhal geri dönmeleri çağrısında bulunmaktadır” açıklamasını yaptı.

Korsanlık eylemi

Ankara ise İsrail güçlerinin Küresel Sumud Filosu’na müdahalesini ‘korsanlık eylemi’ olarak nitelendirdi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “İsrail güçlerinin uluslararası sularda Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalesini, yeni bir korsanlık eylemi olarak kınıyoruz” ifadesi kullanıldı.

Hamas da İsrail donanmasının, Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukayı kırmak amacıyla Türkiye kıyılarından hareket eden filoya yönelik operasyonunu ‘terör saldırısı’ ve ‘tam anlamıyla korsanlık suçu’ olarak değerlendirdi.

Filistin Enformasyon Merkezi tarafından yayımlanan Hamas açıklamasında, “İşgalci İsrail donanmasının Küresel Sumud Filosu gemilerine yönelik saldırısı ve buna eşlik eden aktivistlere yönelik müdahale ile gözaltılar, tüm unsurlarıyla tamamlanmış bir korsanlık suçudur” denildi.

Hamas açıklamasında ayrıca, “Faşist işgal hükümeti, Gazze ve kuşatma altındaki halkına destek olmak için insani ve ahlaki görevlerini yerine getiren dayanışma aktivistlerine karşı korsanlık suçu işlemeyi sürdürüyor. Gazze halkı ise dünyanın gözü önünde soykırım, açlık ve devam eden kuşatma ile karşı karşıya” ifadelerine yer verildi.

Hamas, tüm ülkelere, BM’ye ve insan hakları kuruluşlarına çağrıda bulunarak, ‘bu suçun kınanmasını, işgal liderlerinin uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerinden dolayı hesap vermesini, gözaltına alınan aktivistlerin derhal serbest bırakılmasını ve Gazze’de yaşayan iki milyondan fazla Filistinliye uygulanan yasa dışı kuşatmanın sona erdirilmesini’ istedi.

Açıklamada ayrıca, ‘Gazze’nin insani mesajını dünyaya taşıyan ve işgalin terörüne, kibrine ve faşist uygulamalarına meydan okumakta ısrar eden özgür aktivistler’ selamlandı. Hamas, ‘Filistin halkına destek ve adalet ile insan onuru değerlerinin savunulması amacıyla, kuşatma kırılana ve işgal sona erene kadar özgürlük ve direniş filolarının sürdürülmesi’ çağrısında bulundu.

Geçen yıl da İsrail makamları, yaklaşık 50 gemi ve 500 aktivistin katıldığı benzer bir filo girişimini engellemişti. Katılımcılar arasında İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, Güney Afrikalı lider Nelson Mandela’nın torunu Mandla Mandela ve çok sayıda Avrupalı parlamenter yer almıştı.

İsrail, eyleme katılanları gözaltına alıp bir süre tuttuktan sonra sınır dışı etmişti. Aktivistler İsrail makamlarının kendilerine kötü muamelede bulunduğunu öne sürerken, İsrail tarafı bu suçlamaları reddetmişti.

İsrail yönetimi yıllardır Gazze’ye yönelik deniz ablukasının, Hamas’a deniz yoluyla silah ulaştırılmasını engellemek için gerekli olduğunu savunuyor. Buna karşılık filo organizatörleri ve Filistin yanlısı aktivistler ise girişimlerinin Gazze’deki duruma dikkat çekmeyi ve bölgeye yardım ulaştırmayı amaçladığını belirterek ablukaya meydan okumayı sürdürüyor.


Barguti, hapiste olmasına rağmen Fetih'ten oy almaya devam ediyor

Abbas, Ramallah'ta düzenlenen Fetih hareketinin sekizinci genel konferansında konuşma yapıyor (EPA)
Abbas, Ramallah'ta düzenlenen Fetih hareketinin sekizinci genel konferansında konuşma yapıyor (EPA)
TT

Barguti, hapiste olmasına rağmen Fetih'ten oy almaya devam ediyor

Abbas, Ramallah'ta düzenlenen Fetih hareketinin sekizinci genel konferansında konuşma yapıyor (EPA)
Abbas, Ramallah'ta düzenlenen Fetih hareketinin sekizinci genel konferansında konuşma yapıyor (EPA)

İsrail hapishanelerinde 2002 yılından bu yana tutuklu bulunan Filistinli üst düzey Fetih lideri Mervan Barguti, hareketin “Merkez Komitesi” üyeliği seçimlerinde en yüksek oyu alan isim oldu.

Fetih’in 8. Genel Kongresi’nin sonuçları dün açıklandı. Sonuçlara göre Barguti, yaklaşık on yıl önce yapılan son seçimlerde olduğu gibi yine en fazla oyu alarak hareketin en üst karar organı sayılan Merkez Komitesi’ndeki yerini korudu.

18 üyeden oluşan Merkez Komitesi’ne, hareket liderinin ayrıca 3 üye atama yetkisi bulunuyor. Barguti 1879 oy alırken, onu 1861 oyla İstihbarat Başkanı Macid Ferec izledi. Merkez Komitesi Eski Genel Sekreteri Cibril Recub 1609 oy, Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin Şeyh ise 1570 oy aldı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın oğlu Yaser Abbas da 1290 oy alarak komite üyeliğine seçildi. Sonuçlar ayrıca Zekeriya Zübeydi ve Teysir el-Berdini gibi diğer tutuklu isimlerin de hareket içindeki etkisini güçlendirdi.


İsrail ordusu, hükümetten Lübnan’da siyasi bir atılım yapmasını talep ediyor... Netanyahu ise orduyu yetersizlikle suçluyor

Güney Lübnan’da düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybeden bir arkadaşları için gözyaşı döken İsrailli askerler, 17 Mayıs 2026 (AP)
Güney Lübnan’da düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybeden bir arkadaşları için gözyaşı döken İsrailli askerler, 17 Mayıs 2026 (AP)
TT

İsrail ordusu, hükümetten Lübnan’da siyasi bir atılım yapmasını talep ediyor... Netanyahu ise orduyu yetersizlikle suçluyor

Güney Lübnan’da düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybeden bir arkadaşları için gözyaşı döken İsrailli askerler, 17 Mayıs 2026 (AP)
Güney Lübnan’da düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybeden bir arkadaşları için gözyaşı döken İsrailli askerler, 17 Mayıs 2026 (AP)

Lübnan’daki askeri operasyonların yoğunlaştığı bir dönemde, İsrail ordusu saldırılarını Doğu Bekaa bölgesine kadar genişleterek onlarca hava saldırısı düzenliyor. Buna karşılık Hizbullah da işgal altındaki bölgelerde bulunan İsrail askerleri ile Celile yerleşimlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını artırıyor. Bu gelişmeler sürerken, İbrani medyasına yansıyan askeri sızıntılarda, İsrail ordusunun Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinden ‘siyasi bir ilerleme’ sağlanmasını talep ettiği belirtildi.

Söz konusu sızıntılara göre İsrail ordusu, Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda askeri bir çözüm bulunmadığını değerlendiriyor. Ordu kaynakları, “Lübnan’ın tamamı işgal edilse bile Hizbullah’ın elindeki son İHA’nın ortadan kaldırılmasının garanti edilemeyeceğini” ifade ediyor.

Netanyahu’nun kışkırtması

Netanyahu ise orduya sert sözlerle karşılık vererek, askeri yönetimi yetersizlikle suçladı. Dünkü kabine toplantısının öncesinde konuşan Netanyahu, altı yıl önce Hizbullah’ın İran yapımı İHA’ları edinmesinin oluşturduğu tehlikeyi fark ettiğini söyledi. Bu tehdidin, İHA’ların Ukrayna savaşında önemli bir unsur hâline gelmesiyle daha da netleştiğini belirten Netanyahu, ordu komutanlığına başvurarak bu tehdide karşı harekete geçilmesini istediğini ifade etti. Başbakan, ordunun kendi talimatları doğrultusunda bir dizi adım attığını kaydetti.

fvfvfrvb
Güney Lübnan’da gerçekleşen insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybeden bir askerin cenazesini uğurlayan İsrailliler, Kudüs, 17 Mayıs 2026 (AP)

Netanyahu’nun açıklamaları, kamuoyunu ordu komutanlığına karşı kışkırtma girişimi olarak değerlendirildi. Eleştirilerde, İsrail ordusunun altı yıl boyunca söz konusu tehdide kalıcı bir çözüm üretmekte başarısız olduğu vurgulandı.

İsrail’in memnuniyetsizliği

Karşılıklı üstü kapalı suçlamalar, ABD yönetimi ile Lübnan hükümetinin, geçen perşembe akşamı Washington’da iki ülke heyetleri arasında gerçekleştirilen üçüncü görüşmede ‘olumlu ilerleme’ sağlandığını duyurduğu bir dönemde geldi. Tarafların, ateşkesin 45 gün süreyle uzatılması, ayrıca 2-3 Haziran tarihlerinde siyasi düzeyde yeni bir doğrudan İsrail-Lübnan müzakere turunun başlatılması konusunda anlaşmaya vardığı belirtildi. Askeri düzeyde yapılacak görüşmelerin ise bu ayın 29’unda Pentagon’da, ABD Savunma Bakanlığı gözetiminde gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.

df7kı7
İsrail’in Nebatiye bölgesine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen duman, 17 Mayıs 2026 (AFP)

Ancak İsrail tarafı, Beyrut ve Washington’dan gelen iyimser açıklamalara katılmadı. Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Hizbullah’ın hâlâ silahsızlanmaya karşı çıktığını ve yeni bir ateşkes için, Kasım 2024’teki önceki ateşkesin ardından şekillenen mevcut durumun değiştirilmesini şart koştuğunu öne sürdü.

Süregelen kaos

İsrail ordusu, Hizbullah’ın tutumunun ve ölümcül İHA’ları kullanma konusundaki ısrarının, İsrail’e Lübnan topraklarında beş büyük askeri noktayı elinde tutma ve istediği zaman Hizbullah’a ait mevzileri hedef alma imkânı verdiğini değerlendiriyor. Ancak ordu, mevcut durumun bu şekilde sürdürülmesini ‘anlamsız’ olarak nitelendiriyor.

İsrail ordusunun, Hizbullah’a yönelik saldırılarını artırma ve genişletme eğiliminde olduğu, hatta Lübnan’ın orta kesimlerinde yeni bölgeleri işgal etme ihtimalini değerlendirdiği belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre İsrailli yetkililer, ‘İran krizine çözüm bulunmadan Lübnan krizinin bir anlaşmayla sona erdirilmesinin zor olacağı’ görüşünü dile getiriyor.

5yjy6
Hizbullah tarafından yayınlanan ve Güney Lübnan’da bir İsrail tankını ve askerlerini hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırısını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

İsrail devlet televizyonu Kan 11’e konuşan bir güvenlik kaynağı da “Güney Lübnan’ın tamamen işgal edilmesinin, Hizbullah’ın elindeki son İHA’yı ya da son füzeyi ortadan kaldırmayacağını” söyledi. Kaynak, İsrail güvenlik kurumlarının askeri operasyonların Hizbullah’ı zayıflatmayı sürdürebileceğine inandığını, ancak bunun mevcut tehdidi tamamen sona erdirecek ‘temel bir çözüm’ sağlamadığını düşündüğünü ifade etti.

Kapsamlı anlaşma

Kaynak, İsrail ordusunun İHA’lara karşı yüksek maliyetli koruma ağları da dahil olmak üzere çeşitli savunma yöntemlerine başvurduğunu belirtti. Ancak ‘yalnızca askeri çözümün yeterli olmadığını’ vurgulayan kaynak, askeri caydırıcılığın sürdürülmesinin yanı sıra ‘siyasi bir açılımın’ da gerekli olduğunu ifade etti.

İsrail ordusu, Lübnan topraklarından İsrail’in çekilmesini içeren siyasi bir anlaşmaya varılması gerektiğini savunurken, bunun İsrail’in güvenlik taleplerinin garanti altına alınması şartına bağlı olduğunu dile getirdi.

Maariv gazetesine göre İsrail’in temel talebi, Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılması ve kuzey sınırlarının ötesinde yaşanan gelişmeler üzerinde İsrail denetiminin sağlanması. Bu kapsamda, İsrail sınırından Litani Nehri’ne kadar uzanan tüm Güney Lübnan’da silahsızlandırılmış bir bölge oluşturulması ve iki ülke sınırı boyunca genişliği 3 ila 5 kilometre arasında değişen bir güvenlik kuşağı kurulması öneriliyor. Haberde, hiçbir Lübnan vatandaşının bu bölgeye girişine izin verilmemesinin planlandığı ifade edildi.

Siyasi liderlik ise askeri operasyonları, Washington’da devam eden müzakerelerle eş zamanlı yürütülen bir baskı aracı olarak kullanıyor. İsrailli yetkililer, Amerikalılarla yapılan görüşmelerde siyasi çözümün İslamabad üzerinden şekilleneceği yönünde bir anlayış bulunduğunu ve Hizbullah’ın ancak Tahran’dan bir işaret alması hâlinde tutumunu değiştireceğini öne sürüyor. Bu çerçevede İsrail yönetimi, Lübnan’daki askeri baskının artırılmasının İranlı müzakereciler üzerinde de ek baskı unsuru oluşturduğu görüşünü savunuyor.