Netanyahu, muhalefet partilerini ikna edemiyor

Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)
Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)
TT

Netanyahu, muhalefet partilerini ikna edemiyor

Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)
Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)

İsrail merkezli medya kuruluşları İsrail parlamentosu Knesset’te yedi sandalyesi bulunan Aşırı Sağ Partiler Birliği (Yemina) Başkanı Naftali Bennett’in Likud, Yeş Atid (Gelecek Var), Şas, Dini Siyonizm, Mavi-Beyaz İttifakı, Birleşik Tevrat Yahudiliği, İşçi, İsrail Evimiz, Yeni Umut ve Meretz partilerindeki üst düzey yetkililerle “İsrail'i kaostan kurtarmak ve devleti geri kazanıp görevlerini normal bir şekilde yerine getirmesini sağlamak için” toplantılar yaptığını bildirdi.
Kaynaklara göre Bennett, geçtiğimiz salı günü yapılan son seçimlerde hükümeti kurabilecek belli bir galip çıkmadığı için oluşan krizden siyasi partiler için net bir çıkış yolu olmaması ışığında, İsrail’i iki yıl içinde beşinci kez seçimlere gitmekten kurtarmanın en iyi yolunu arıyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz ve Yeni Umut Partisi Başkanı Gideon Saar gibi diğer partilerdeki eski müttefiklerini çekmeye çalışırken, bu liderler ve çoğu partinin başkanı Netanyahu'yu sahneden çıkarmaya çalışıyor. Netanyahu, Gantz ve Saar’a dönüşümlü başbakanlık teklifinde bulunmuştu ve bu teklifte daha sonra istifa etmeye hazır olduğu da yer alıyordu.
İsrail merkezli Kanal 12 Netanyahu’nun Saar’ı hükümetin kurulup güçlendirilmesinin ardından istifa etmek şartıyla, kendi başkanlığındaki hükümete katılmaya çağırdığını söyledi. Netanyahu, hükümeti kurduktan bir yıl sonra istifa edeceğini vurguladı ancak Saar bu teklifi alaya aldı. Aynı şekilde Gantz da buna benzer bir teklifi reddetti ve Netanyahu’ya atıfta bulunarak “Cezai dosyalarla suçlanan bir kişinin yargılanması ile değil, devlet ile meşgul olan dürüst bir hükümet kurmak için çalışacağım” dedi. Gantz “Durumu değiştirmeyi taahhüt eden herkesle görüşmeler ve toplantılar yapılıyor” dedi.
Mavi-Beyaz İttifakı Başkanı, Yahudilerin yaklaşan Pesah Bayramı’nın “gerekenden daha fazla süren siyasi kölelikten çıkışın bir sembolü” olmasını umduğunu dile getirdi.
Saar ise Netanyahu’ya “İsrail Devleti, iktidar koltuğuna yapışmaya devam etmesinden daha önemliyse” siyasi hayattan çekilmesi için çağrıda bulundu.
Bu sırada muhalefet partisi lideri Yair Lapid, Knesset’in çalışmaları için “Organizasyon Komitesi” başkanlığını devralmasına izin verecek kadar referans toplamaya çalışıyor. Bunun amacı komitenin mevcut başkanını görevden alıp yeni bir başkan seçmek ve ardından da Netanyahu'nun başbakanlığa aday olmasını engelleyecek bir yasa çıkarmak. İsrail Evimiz Partisi Başkanı Avigdor Lieberman da bunun gerçekleşmesi için çaba harcadığını duyurdu.
Yeş Atid Partisi lideri Lapid, Liberman ile sabah bir toplantı yaptı. İkili “hükümeti kurma olasılıklarını inceledi” ve “yakın bir zamanda tekrar toplantı yapma konusunda anlaştı”.
Dördüncü seçimler daha karmaşık bir sahne oluşturduktan sonra, beşinci kez seçimlere gitmenin nasıl önleneceği hala bilinmiyor.
Netanyahu'yu destekleyen sağ blok 52 sandalye kazanırken, başbakana muhalif partiler, 7 sandalyeli Yemina Partisi ve 4 sandalyeli Birleşik Arap Listesi hariç 57 sandalye kazandı.
Netanyahu'nun düşük bir çoğunluk elde etmek için iki partiye ihtiyacı var. Ancak aşırı sağ ile Birleşik Arap Listesi arasında iş birliği yapılması imkansız gibi görünüyor ve muhalifler katılmadığı sürece Yemina tek başına yeterli olmayacak.
The Times of Israel'in kurucu editörü David Horovitz seçim ile ilgili şu yazısını paylaştı:
“Netanyahu’yu destekleyen blok Knesset’teki 120 sandalyeden 52’sini aldı. Netanyahu’ya muhalif olan bloğun ise 57 sandalyesi bulunuyor. Daha çok Netanyahu’ya kayabilecek Naftali Bennett başkanlığındaki Yemina Partisi’nin yedi sandalyesi var. Seçimlerde en dikkat çeken şey ise -üç İsrail kanalında son derece titiz bir şekilde yapılan seçim örneğinde Knesset’e girmesi beklenmeyen- 1948 İslami Hareket Birleşik Arap Listesi’nin 4 sandalye kazanması oldu. Bu, Netanyahu’yu destekleyen veya karşı çıkan iki bloğun da çoğunluğu elde etmek için net bir yolu olmadığı anlamına geliyor. Bizi şu andan itibaren aylar sonra beşinci seçim turundan kurtarabilecek tek şey, birbirlerinden uzak ideolojilere siyasi partiler arasında mantıksız bir birleşme olması.”
Horovitz “Her ikisi de eşcinselliğe karşı olan bir Arap partisi ile Arap karşıtı bir partiyi kapsayan sürrealist bir koalisyon mu? Böyle sürrealist bir ittifak fikri çoktan ortaya atıldı ve reddedildi. Ancak tekrar ortaya atılabilir” dedi.
Horovitz “Bu satırları yazıncaya dek Netanyahu, seçimlerden önce fikri reddetmesine rağmen Birleşik Liste’ye dayanma olasılığı hakkında karar vermiş veya reddetmiş değildi. Ancak Dini Siyonizm Partisi Başkanı Bezalel Smotrich ve Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) Partisi Başkanı Itamar Ben Gafir sert bir şekilde müdahale ettiler ve Smotrich ‘Benim sıramda olmayacak’ dedi. Böylece, Netanyahu’nun yeniden seçilmesine giden bu yolun kapandığı anlaşılıyor. Tabi bu yol tekrar canlandırılmazsa…” dedi.
Horovitz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gantz, Netanyahu'yu tekrar kurtaracak mı? (...) Geçen yılın aksine, şu an Netanyahu’yu kurtarmak yerine devrilmesi konusunda ısrarcı. Yemina Partisi lideri Bennett, Netanyahu’ya görevinde kalması için yardım edecek mi? Bennett de açık bir şekilde Netanyahu’ya güvenilemeyeceğini söyledi. Netanyahu, Likud Partisi’nden eski bakan Gideon Saar liderliğindeki Yeni Umut Partisi saflarından Knesset üyelerini kendi tarafına çekmeyi başarabilecek mi? Netanyahu’nun yardımcılarının kendileriyle iletişime geçmeye başladığını söyleyen Saar ve partisindeki meslektaşları, böyle bir şeyin olmayacağı konusunda ısrar ediyor. Netanyahu karşıtı blokun içerisinde, Lapid liderliğinde ya da Lapid’in Saar veya Bennett ile dönüşümlü olacak şekilde çok farklı koalisyonlar oluşturma çabaları devam ediyor. Tüm farklı varyasyonlar, zıt ideolojilerin resmi yükümlülüklerden geri çekilmesini gerektirecek. Bütün ihtimaller belirsiz ve hiçbiri net bir siyasi istikrar olasılığı sunmuyor.”
Horovitz “Devlet bütçesi olmadan işlemeyen bir parlamentoyla iki yıldan daha kısa bir süre içerisinde kesin bir sonucun olmadığı dört seçim. Tüm bunlar seçim sisteminin bozuk olduğunu gösteriyor. En azından şimdilik demokrasinin direkleri hala sağlam” dedi.



İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
TT

İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)

İran ile ABD, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan görüşmelerde salı günü temel “yol gösterici ilkeler” üzerinde bir anlayışa vardı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bunun yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Arakçi’nin açıklamalarının ardından petrol vadeli işlemleri gerilerken, gösterge Brent ham petrol yüzde 1’den fazla düştü. Açıklamalar, ABD’nin Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla askeri güç konuşlandırdığı bölgede çatışma endişelerini bir miktar azalttı.

Cenevre’deki temasların ardından İran medyasına konuşan Arakçi, “Farklı fikirler ortaya kondu ve bu fikirler ciddi şekilde tartışıldı. Sonuçta bazı yol gösterici ilkeler üzerinde genel bir mutabakata varmayı başardık” dedi.

Her iki tarafın da “net sonraki adımları” var

ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arakçi ile birlikte yürüttüğü dolaylı görüşmelere Umman arabuluculuk etti. Beyaz Saray, toplantıya ilişkin e-posta yoluyla yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda “yapılacak çok iş olduğunu”, ancak İran ile ABD’nin “net sonraki adımlarla” masadan ayrıldığını ifade etti.

Görüşmelerin başladığı sırada İran devlet medyası, İran Devrim Muhafızları’nın bölgede askeri tatbikat gerçekleştirmesi nedeniyle, küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın bir bölümünün “güvenlik tedbirleri” kapsamında geçici olarak kapatılacağını duyurdu.

Tahran daha önce, saldırıya uğraması halinde ticari gemilere boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir adım, küresel petrol akışının beşte birini kesintiye uğratabilir ve ham petrol fiyatlarını yukarı çekebilir.

Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin” en iyi seçenek olabileceğine yönelik sözlerine yanıt veren İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney (86), ABD’nin yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısız olacağı uyarısında bulundu.

İran medyasına yansıyan açıklamalarında Hamaney, “ABD Başkanı ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor; ancak dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki ayağa kalkamaz” dedi.

Arakçi, görüşmelerin ardından Cenevre’de düzenlenen bir silahsızlanma konferansında yaptığı konuşmada ise “yeni bir fırsat penceresinin” açıldığını belirterek, müzakerelerin İran’ın meşru haklarının tam olarak tanınmasını sağlayacak “sürdürülebilir” bir çözüme ulaşmasını umduğunu ifade etti.

Trump daha önce yaptığı açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere “dolaylı olarak” kendisinin de dahil olacağını söylemiş ve Tahran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtmişti.

Trump, pazartesi günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum. Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırmak için B-2’leri göndermek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık” demişti.

ABD, geçen haziran ayında İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Washington ve Tel Aviv, İran’ın İsrail’in varlığını tehdit edebilecek bir nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğine inanıyor. Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak İran, elektrik üretimi için gereken saflığın çok ötesinde ve silah yapımı için gerekli seviyeye yakın oranda uranyum zenginleştirmiş durumda.

İran: Sadece nükleer program konuşulur

Söz konusu saldırıların ardından İran’daki İslami yönetim, kısmen uluslararası yaptırımların petrol gelirlerini kısıtlamasının tetiklediği hayat pahalılığı krizine karşı düzenlenen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği sokak protestolarıyla zayıfladı.

Washington, görüşmelerin kapsamını İran’ın füze stokları gibi nükleer dışı konuları da içerecek şekilde genişletmek istiyor. Tahran ise yalnızca nükleer programına yönelik kısıtlamaları — yaptırımların kaldırılması karşılığında — müzakere etmeye hazır olduğunu, uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini ve füze programını masaya getirmeyeceğini belirtiyor.

Hamaney, İran’ın geniş füze stokunun müzakereye açık olmadığını yineleyerek, füze türü ve menzilinin ABD ile hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Cenevre görüşmelerinin başarısının ABD’nin gerçekçi olmayan talepler ileri sürmemesine ve İran’a yönelik ağır yaptırımları kaldırma konusunda ciddi davranmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ABD B-2 bombardıman uçakları nükleer hedefleri vurdu

Tahran ile Washington’un, geçen yıl haziran ayında altıncı tur görüşmeleri yapması planlanıyordu. Ancak Washington’un müttefiki İsrail’in İran’a yönelik bombardıman kampanyası başlatması ve ardından ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının nükleer hedefleri vurması üzerine süreç kesintiye uğradı. Tahran, o tarihten bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bulunuyor. Anlaşma, ülkelere sivil nükleer enerji geliştirme hakkı tanırken, atom silahından vazgeçmelerini ve Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği yapmalarını şart koşuyor.

İsrail ise NPT’yi imzalamadı. Tel Aviv, çevresindeki düşmanları caydırmayı amaçlayan onlarca yıllık “belirsizlik politikası” çerçevesinde nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de yalanlıyor. Ancak akademisyenler İsrail’in nükleer silaha sahip olduğuna inanıyor.


IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
TT

IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies/IISS) yeni yayımladığı raporda Çin'in nükleer enerjili denizaltılarını ele aldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu, son 5 yılda bu konudaki yeteneklerini çok artıran Çin'in artık nükleer denizaltıları ABD'den daha hızlı üretebildiğini bildirdi.

Bu gelişmeyle birlikte Washington'ın uzun süredir devam eden deniz hakimiyetinin tehlike altına girdiği uyarısı yapıldı. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin hem nükleer balistik füze denizaltılarına hem de nükleer saldırı denizaltılarına sahip olduğu hatırlatıldı. 

IISS, 2021-2025'te Çin'in 10, ABD'nin ise 7 denizaltı ürettiğini vurguladı. 

2016-2020'de ise ABD'nin üçe karşı 7 denizaltıyla Çin'e üstünlük kurduğuna işaret edildi. 

Pekin rakam vermediği için IISS uydu görüntülerinden yola çıkarak bu tahminleri yaptı. 

Diğer yandan IISS raporunda "Çin tasarımları kalite açısından ABD ve Avrupa'nın gerisinde" de dendi. Amerikan denizaltılarının daha sessiz çalışmasının tespit edilme ihtimalini azalttığı belirtildi. 

Genel rakamlara bakıldığında da ABD'nin avantajı sürüyor.

2025 başı itibarıyla Çin'in 6 nükleer balistik füze denizaltısı ve 6 nükleer saldırı denizaltısından oluşan bir filoyla dikkat çekiyor. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri, nükleer enerjiyle çalışmayan 46 denizaltıyı daha bünyesinde bulunduruyor. 

Eski tip denizaltıları filosunda barındırmayan ABD Donanması'nda ise 14'ü nükleer balistik füze denizaltısı olmak üzere 65 nükleer denizaltı var. 

Washington, Çin'in denizaltı filosunu büyüterek tartışmalı Güney Çin Denizi'nde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurguluyor. 

Çin destroyer ve fırkateyn gibi suüstü gemilerinde dünyanın en büyük filosuna sahip.

Independent Türkçe, CNN, IISS


İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
TT

İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)

İran'da güvenlik güçleri, eylemcilerin "hayati organlarını kasıtlı olarak" hedef almış.

Guardian'la İranlı teyit platformu Factnameh'nin ortak çalışmasında, 75'ten fazla röntgen ve tomografi görüntüsü incelendi.

Ocak ayına ait görüntülerde yüz, kafa, göğüs ve genital bölgelere isabet eden mermiler ve metal saçmalarla oluşmuş ağır yaralanmalar ortaya konuyor.

Adı Anahita olarak değiştirilen bir eylemcinin, yüz ve göz çukurları etrafına dağılmış, her biri 2 ila 5 milimetre büyüklüğünde çok sayıda saçma izi var. Protestocunun en az bir gözünü kaybettiği, diğerinin de kullanılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kimliği Ali diye değiştirilen bir hastanın göğüs röntgeninde de 174'ten fazla metal saçma görüldü. Saçmaların sıkışık dağılımı, çok yakın mesafeden ateş edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, kapsamlı ve acil cerrahi müdahaleye rağmen eylemcinin ölüm riski çok yüksek.

Kayıtlara göre 29 eylemci daha benzer şekilde metal saçmalı pompalı tüfekle vurulmuş

Bazı röntgen ve tomografi görüntülerinde, protestocuların omurga, akciğer ve kafataslarında yüksek kalibreli mermiler de tespit edildi.

En az 9 hastanın genital ya da pelvik bölgeden vurulduğu, bunların üçünde yüksek kalibreli tüfekler kullanıldığı belirtiliyor. Orta yaşlı bir kadının kasık bölgesine 200 metal parçanın isabet ettiği görülüyor. 35 yaşındaki bir erkekte de benzer şekilde kasık bölgesine dağılmış saçmalar mevcut.

Silah analiz firması Silahlanma Araştırma Hizmetleri'nden (ARES) N.R. Jenzen-Jones, bu mermilerin “tam metal kaplama” olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar öldürme amaçlı silahlar” diyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tıbbi analist de şunları söylüyor:

Bunlar savaş zamanında görebileceğiniz türden, biri askeri silahla göğüsten vurulduğunda meydana gelecek yaralanmalar. Bu tür silahlarla insanlara ateş ediyorsanız, onları öldürmeye çalışıyorsunuz demektir.

İran'da Kapalıçarşı esnafı, riyalin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta greve giderek protestoların fitilini ateşlemişti. 

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta paylaşmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda en az 7 bin kişinin hayatını kaybettiğini savunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakereler devam ederken, Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırmayı sürdürüyor.

Amerikan medyasında analizlerde İran'daki ekonomik durumun gittikçe kötüleştiği ve halkın geleceğe dair belirsizlikten şikayetçi olduğu yazılıyor.

New York Times'ın irtibata geçtiği 54 yaşındaki Meryem şunları söylüyor:

Böylesine toplu bir keder ve istikrarsızlık havasını hiç yaşamamıştım. Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Wall Street Journal'ın görüştüğü İranlılar ise ülkeyi terk etmenin yollarını aradıklarını söylüyor. Bankalardan paralarını çekmeye çalışanlar, döviz erişimini kısıtlayan kontroller nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. 
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Wall Street Journal