Tahran nükleer anlaşmanın canlandırılması için karşılıklı adımlar atılması önerisini reddederken yaptırımların kapsamlı bir şekilde kaldırılmasını şart koştu

Arakçi: ABD ile ne doğrudan ne de dolaylı müzakeremiz olmayacak

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi (ortada) Cuma günü 4+1 ülkeleri ile video konferans aracılığıyla yapılan nükleer anlaşmaya ilişkin görüşmeye katıldı (EPA)
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi (ortada) Cuma günü 4+1 ülkeleri ile video konferans aracılığıyla yapılan nükleer anlaşmaya ilişkin görüşmeye katıldı (EPA)
TT

Tahran nükleer anlaşmanın canlandırılması için karşılıklı adımlar atılması önerisini reddederken yaptırımların kapsamlı bir şekilde kaldırılmasını şart koştu

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi (ortada) Cuma günü 4+1 ülkeleri ile video konferans aracılığıyla yapılan nükleer anlaşmaya ilişkin görüşmeye katıldı (EPA)
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi (ortada) Cuma günü 4+1 ülkeleri ile video konferans aracılığıyla yapılan nükleer anlaşmaya ilişkin görüşmeye katıldı (EPA)

İran'ın baş müzakerecisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, nükleer anlaşmanın tarafları arasında, Washington ve Tahran ile karşılıklı uyum imkanını ele almak üzere Viyana'da yapılması planlanan görüşmelere iki gün kala İran’a uygulanan tüm yaptırımların aynı anda kaldırılması gerektiğini vurgulayarak nükleer anlaşmaya dönüşün kademeli olarak gerçekleşmesini reddetti.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise, Avrupa ülkelerindeki meslektaşları ile telefon görüşmelerine devam etti. Görüşmelerde, ABD'nin, eski Başkan Donald Trump'ın İran’ı nükleer programına ilişkin geniş kapsamlı kısıtlamaların yer aldığı, bölgesel davranışlarını ele alan, balistik füzelerin geliştirilmesi ve yayılmasına yönelik programını düzenleyen daha kapsamlı bir anlaşma yapmaya zorlamak amacıyla baskı uygulamak için çekildiği anlaşmaya geri dönüşü tartışıldı.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi geçtiğimiz haftalarda, uluslararası toplum için endişe kaynağı olan Tahran ile ilgili konuları ele alma sözü verirken Tahran'ın şuan reddettiği kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmak amacıyla önceki yönetimin uyguladığı baskı politikası yerine diplomatik yola dönmek istiyor.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, İngiliz mevkidaşı Dominic Raab ile yaptığı telefon görüşmesinde, önceki gün Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian’a telefonla ilettiği talepleri tekrarlayarak yarın Viyana'da yapılması planlanan görüşmelerde üç Avrupa ülkesinin (Fransa, Almanya ve İngiltere) ‘yapıcı’ bir rol oynamasını istedi.
Dışişleri bakanları Zarif ve Raab, başta 4+1 (BMGK’nın 4 daimi üyesi İngiltere, Çin, Fransa, Rusya ve Almanya) ülkeleri ile çevrimiçi gerçekleştirilen nükleer anlaşmaya ilişkin görüşme olmak üzere nükleer anlaşma ile ilgili son gelişmeleri ele aldılar. Bakan Zarif, İran'ın ‘yaptırımların kapsamlı ve nihai olarak kaldırılması’ talebini bir kez daha vurguladı. Bunun yanı sıra İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, İran ile nükleer anlaşmanın tarafları arasında yarın Viyana'da yapılması planlanan görüşmelerde ülkesinin ‘ABD ile ne doğrudan ne de olarak dolaylı müzakereleri olmayacağını’ ve bunun ‘tamamen teknik bir mesele’ olduğunu söyledi. Arakçi, ABD'nin 2018 yılında nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesinden sonra Amerikalıların ‘alması ve teyit etmesi gereken önlemler’ arasında Tahran'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasının da olması gerektiğinin altını çizdi.
IRNA’nın haberine göre Arakçi, Viyana’da nükleer anlaşma konusunda 4+1 ülkeleri ile gerçekleşecek görüşmede sergilenecek tutumun, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve yetkililer tarafından yinelenen rejimin sağlam pozisyonlarına dayandığını söyledi. Arakçi, “4 + 1 ülkeleriyle müzakere edeceğiz ve nükleer anlaşmaya dönüş taleplerimizi ve koşullarımızı açıklayacağız” dedi. Ülkesinin 4 + 1 ülkelerinin ABD’yi ikna etmek için uygun gördüğü her hangi bir yolda ve şekilde çalışacağına işaret eden Arakçi, “Nükleer anlaşmaya geri dönüş şartımız ve talebimiz ABD’nin nükleer anlaşmada öngörülen tüm yükümlülüklerini yeniden yerine getirmesidir. Biz, bu yükümlülükleri doğrulamadan ve anlaşmaya geri dönmeden önce, (ABD) uyguladığı yaptırımları kaldırmalı” ifadelerini kullandı.
Nükleer anlaşmaya kademeli olarak geri dönüş için eşzamanlı adımlar atılması önerisini kabul etmeyeceklerini vurgulayan ve ülkesinin beklentilerini yüksek tutan Arakçi, “Herhangi bir projemiz veya adıma karşılık adım atma planımız yok. Trump nükleer anlaşmadan çekildikten sonra yeniden uygulanan tüm yaptırımları kaldırmak ABD’nin görevi. Bu konuda ABD'nin anlaşmaya dönmesinin yolu gayet açık ve net. Anlaşmadaki taahhütlerimize geri dönmemiz için ABD’nin yaptırımları kaldırması gerekiyor. Her iki tarafın da son adımı atması gerekir. Bu adım, 4 + 1 ülkeleri ile yaptığımız görüşmelerde belirlenecektir” şeklinde konuştu.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin açıklamaları ve tutumları, geçtiğimiz cuma günü Clubhouse uygulaması aracılığıyla düzenlenen bir panele katılan İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi’nin nükleer anlaşma krizine yakın bir çözüm konusunda ‘iyimser’ ifadeler yer alan açıklamalarıyla açık bir şekilde ters düşüyor. Salihi açıklamasında, “Görüşmeler çıkmazdan kurtuldu. Bir çözüme ulaşmanın eşiğindeyiz” dedi. İran ile nükleer anlaşmanın tarafları arasında cuma sabahı video konferans aracılığıyla gerçekleşen toplantıya ilişkin yorumda bulunan Salihi, “Birkaç adım atmayı başardık. Görüşmeler siyasi konuların ötesine geçti ve teknik konulara girdik. Teknik görüşmelerin önümüzdeki Salı günü yapılması planlanıyor” diye konuştu.
Nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasıyla ilgili görüşmelerin hızlanıp hızlanmadığına ilişkin soruya ‘evet’ yanıtını veren Salihi, nükleer anlaşmanın taraflarının 18 Haziran'da yapılması planlanan İran cumhurbaşkanlık seçimleri öncesinde bir çözüme ulaşma olasılığı hakkındaki bir soruyu ise Viyana’da yapılacak görüşmelere işaret ederek, “Nükleer anlaşma konusu önümüzdeki hafta netleşecek” şeklinde cevapladı.
Salihi’nin açıklamalarından birkaç saat önce Biden yönetiminin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, iki tarafın nükleer anlaşmaya uymaya devam etmesi için nelere ihtiyaç duyacağına ilişkin bir tartışmaya atıfta bulunarak, Washington ve Tahran'ı terazinin aynı kefesine koydu. Malley, “İlk adım olarak, önümüzde zorlu tartışmalar olsa da doğru yol budur” dedi.
Diğer yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, geçtiğimiz Aralık ayında Meclis tarafından kabul edilen ve hükümetin Mayıs 2018'deki nükleer anlaşmaya yönelik uyguladığı ilk ihlal paketinin ardından ikinci bir nükleer anlaşma ihlal paketi uygulamasını gerektiren yasayı savundu. Yasanın, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın önce İran’ın davranışını değiştirmesi konusundaki ısrarı nedeniyle çöküşün eşiğine gelen, Demokratların eski Başkan Barack Obama'nın yönetimi için diplomatik bir ‘başarı’ olarak gördükleri nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak isteyen ABD Başkanı Joe Biden üzerindeki baskının artırmayı hedeflediği düşünülüyor. Kalibaf, geçtiğimiz Aralık ayında Meclis’ten geçen 'yaptırımlara karşı stratejik adım' adı altındaki yasanın, ‘nükleer endüstrinin kilitlerini açtığını ve tek taraflı oyunun yönünü değiştirerek zamanın İran'ın lehine işlemesini sağladığını’ söyledi.
İran Meclis Başkanı Kalibaf, ABD yönetimine hitaben, “İran'ın yaptırımların kaldırılmasına ilişkin stratejisi, yaptırımların etkilerini ortadan kaldırmaya odaklıdır. Amerikalılar bir karar vermeli ve yaptırımların tamamen kaldırılmasını sağlamalı. Kağıt üzerindeki vaatler veya yaptırımların kısmi olarak kaldırılması, İran halkının taleplerini karşılamayacaktır” ifadelerini kullandı.
İranlı yetkililer ile halk arasında ortak söylem olduğunun altını çizen Kalibaf, yaptırımların etkili bir şekilde kaldırılması için pratik bir adım beklendiğine işaret ederek, “(Yaptırımların kaldırıldığını) teyit ettikten ve yaptırımların kaldırılmasının kağıt üzerinde olmadığından emin olmamızın ardından nükleer anlaşmada öngörülen yükümlülüklerimizi yeniden uygulayacağımızı defalarca kez duyurduk” şeklinde konuştu.
Buna karşın İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars’ın haberine göre İranlı milletvekilleri dün bir açıklama yaparak, ‘4 + 1 ülkeleriyle nükleer anlaşmaya ilişkin atılacak eşzamanlı adımları belirlemeye yönelik herhangi bir müzakere yapılmasının Aralık ayında Meclis’ten geçen yasaya aykırı olduğunu söylediler. Açıklamada, “ABD’nin anlaşmaya geri dönmesi için tüm yaptırımların kaldırılması gerekiyor” denildi. Bu arada İran Meclisi dün, ayrıntılarının gizli tutulması nedeniyle geçtiğimiz hafta kamuoyunun ana gündem maddesi haline gelen Tahran ile Pekin arasındaki kapsamlı stratejik iş birliği anlaşmasını imzalamasını destekleyenler arasına katıldı. Meclis Başkanı Kalibaf, anlaşmanın ABD’ye yönelik ‘önemli bir uyarı’ olduğunu ve uluslararası ilişkilerin ‘ABD pahasına hızla değiştiğini’ söyledi.
Anlaşma ile ilgili kapalı olarak yapılan meclis oturumunda, anlaşmanın imzalanmasından duydukları memnuniyeti ifade eden Kalibaf, “Dünyanın Batı ile sınırlı olmadığı ve gelecek yüzyılın Asya yüzyılı olduğu düşünüldüğünde, bu anlaşmanın imzalanması stratejik bir adımdır. Aynı zamanda bu adım, ABD’nin uluslararası ilişkilerin kendisine rağmen hızla değiştiğini fark etmesi için önemli bir uyarıdır” dedi.
Kalibaf, ABD’nin artık tek taraflı olarak diğer ülkelere dayatabileceği bir model, program veya anlaşma sunacak durumda olmadığını da sözlerine ekledi.



Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti
TT

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran Büyükelçiliği’nde görevli askeri ve güvenlik ataşeleri ile ataşeliklerde çalışan personelin Persona non grata (istenmeyen kişi) ilan edildiğini ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerinin talep edildiğini duyurdu.

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kişilere resmi bir nota teslim edildiği belirtilerek, “Katar Devleti, askeri ve güvenlik ataşesi ile ataşeliklerde görevli çalışanları istenmeyen kişiler olarak kabul etmekte ve en geç 24 saat içinde ülke topraklarını terk etmelerini istemektedir” denildi.

Bakanlık, bu kararın İran tarafına, Dışişleri Bakanlığı Törenler Müdürü İbrahim Yusuf Fakhro ile  İran'ın Doha Büyükelçisi Ali Salih Abadi arasında Çarşamba günü yapılan görüşmede iletildiğini açıkladı.

Kararın Gerekçesi: İran’ın tekrarlayan saldırıları

Bakanlık, kararın “Katar’ı hedef alan İran saldırıları ve saldırgan eylemlerinin, Katar’ın egemenliği ve güvenliğini ihlal etmesi” gerekçesiyle alındığını belirtti. Açıklamada, bu eylemlerin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğu vurgulandı.

Bakanlık ayrıca, İran’ın saldırgan tutumunu sürdürmesi durumunda Katar’ın egemenlik, güvenlik ve ulusal çıkarlarını korumak için ek önlemler alacağını bildirdi. “Katar, uluslararası hukuka uygun şekilde gerekli tüm adımları atma hakkını saklı tutmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Doha, gaz tesislerine yapılan saldırıyı kınadı

Katar, İran’ın Ras Laffan Endüstri Bölgesi’ni hedef alan saldırısını da kınayarak, tesiste çıkan yangınlar nedeniyle ciddi maddi hasar oluştuğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı, bu saldırıyı “ciddi bir tırmanış ve ülke egemenliğine açık bir ihlal” olarak nitelendirdi.

Bakanlık, Katar’ın savaşın başından itibaren çatışmalardan uzak durduğunu ve tırmanışa katılmadığını vurgularken, İran’ın kendisini ve komşu ülkeleri hedef almaya devam ettiğini ifade etti. Bu tutumun bölgesel güvenliği zayıflattığı ve uluslararası barışı tehdit ettiği kaydedildi.

Bakanlık, İran’a defalarca sivil ve enerji tesislerine saldırılmaması çağrısında bulunduklarını belirterek, “İran tarafı bölgeyi uçuruma sürükleyen ve bu krizin tarafı olmayan ülkeleri çatışma içine çeken tırmanmacı politikalarına devam ediyor” dedi.

Saldırının, BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının ihlali olduğu vurgulandı ve Katar, Konsey’i uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğunu yerine getirmeye çağırdı.

Bakanlık, Katar’ın BM Antlaşması’nın 51. Maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu ve egemenliğini, güvenliğini ve vatandaşlarının korunmasını sağlamak için gerekli tüm adımları atacağını vurguladı.


Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.