Arap Birliği ve BM: Paralı askerler Libya’dan çıkarılmalı

Ebu Gayt, pozisyonlar arasında koordinasyon kurmak için 4’lü Grup’u gelecek hafta toplanmaya çağırmayı planladığını söyledi.

Ebu Gayt ile BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis arasında dün gerçekleşen görüşmeden bir kare (Arap Birliği Basın Ofisi)
Ebu Gayt ile BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis arasında dün gerçekleşen görüşmeden bir kare (Arap Birliği Basın Ofisi)
TT

Arap Birliği ve BM: Paralı askerler Libya’dan çıkarılmalı

Ebu Gayt ile BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis arasında dün gerçekleşen görüşmeden bir kare (Arap Birliği Basın Ofisi)
Ebu Gayt ile BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis arasında dün gerçekleşen görüşmeden bir kare (Arap Birliği Basın Ofisi)

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi ve Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Jan Kubis, Mısır’ın başkenti Kahire’de Arap Birliği (AL) Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şukri ile gerçekleştirdiği iki ayrı görüşmede Libya’daki paralı askerler ve yabancı savaşçılar meselesine odaklandı. Şukri görüşmede ülkesinin Libya’daki yeni yürütme otoritesini desteklediğini belirterek, Avrupa Birliği (AB) Afrika Birliği (AfB), BM ve AL’nin yer aldığı 4’lü Grup’un gelecek hafta düzenleyeceği Libya konulu toplantı hakkında konuştu.
Kubis, Ebu Gayt ve Şukri ile iki ayrı görüşmesinde, özellikle Libya genelinde yaşanan siyasi ve ekonomik bölünmenin ardından ülkenin yönetici makamlarını üstlenen yeni ortak yürütme otoritesinin seçilmesinin akabinde Libya’daki durumlar ve Libya dosyasındaki gelişmeleri ele aldı.
Kubis ve Ebu Gayt ikili görüşmede, Kubis’in 8 Mart’ta AL’nin merkez binasına düzenlediği son ziyaretten bu yana Libya sahasında meydana gelen siyasi, güvenlik ve ekonomik gelişmeleri masaya yatırdı.
AL Genel Sekreterliği’nden yetkili bir kaynak, Ebu Gayt’ın Kubis ile toplantı sırasında, Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi liderliğinde kurulan yeni yürütme otoritesini destekleme yoluyla BM’nin gözetimi altındaki Libya barış sürecini destekleyen Arap Birliği’nin rolünü görüştü. Kaynağın aktardığına göre, Ebu Gayt, “Libya’daki kardeşlerimizi, Siyasi Diyalog Konferansı’na dayanan siyasi yol haritasının uygulanmasını tamamlama yolunda destekliyoruz” dedi.
Kaynak, Ebu Gayt’ın görüşmede ayrıca, Cenevre’de imzalanan ateşkes anlaşmasında “Yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya topraklarının tamamından çıkarılması” ve “24 Aralık’ta yapılması planlanan ulusal seçimlerin düzenlenmesine bağlı kalınması” başta olmak üzere belirtilen adımların ve kazanımların tamamlanması gerektiğini vurguladığını aktardı.
Kaynağa göre, “AL’nin Libya’nın bu samimi ulusal sürecini desteklemek için BM ile işbirliği ilişkilerini, koordinasyon ve entegre çalışmalarını güçlendirmek istediğini” dile getiren Ebu Gayt, BM, AB, AfB ve AL’den oluşan 4’lü Grup’taki diğer ortaklarla birlikte çalışma düzeyini artırmayı arzuladıklarını söyledi. Ebu Gayt, Libya’nın içinde bulunduğu geçiş sürecinin tamamlanmasında başarı kaydetmek ve ülkedeki duruma uygun entegre bir siyasi çözüme ulaşılması için pozisyonlar arasında koordinasyonu sağlamak ve görüş alışverişinde bulunmak adına söz konusu dört kuruluşun genel sekreterleri düzeyinde bir toplantı düzenlenmesi çağrısında bulunmayı planladığını belirtti.
Mısır Dışişleri Bakanlığı konutunda Bakan Samih Şukri ile Kubis arasında gerçekleşen toplantıda da ağırlıklı olarak Kubis-Ebu Gayt görüşmesinde konuşulan meseleler görüşüldü. İkilinin ele aldığı meselelerin başında Libya’ya yönelik dış müdahalelere son verilmesi ve seçimlerin yapılıp istikrar sürecine ulaşana kadar Libya halkının desteklenmeye devam edilmesi bulunuyor.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sefir Ahmed Hafız, dün yaptığı açıklamada, Şukri’nin Dışişleri konutunda BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis ile Libya’daki gelişmeleri ele aldığına işaret ederek, Şukri-Kubis görüşmesinin “Mısır’ın Libya’da siyasi sürecin desteklenmesini sürdürmeyi hedefleyen çabalarının uzantısı” olduğunu ifade etti.
Kubis, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) de kapsayan bölge turu kapsamında ziyaret ettiği Etiyopya’daki temaslarının ardından Mısır’a ulaştı. Libya Destek Misyonu (UNSMIL) yaptığı açıklamada, Kubis’in birinci Afrika Birliği ziyaretini önceki akşam Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da tamamladığını aktardı. Açıklamada, Kubis’in Libya ve bölgenin desteklenmesinde AfB ile BM arasındaki işbirliğini güçlendirmenin yollarını görüştüğü belirtildi.
Kubis, ziyareti sırasında AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri Sefir Bankole Adeoye ile bir araya geldi. İkili, Libya halkının çıkarını koruyacak şekilde ülkede ve bölgede barış, güvenlik ve sürdürülebilir istikrarın sağlanması için AfB ile BM arasındaki ortaklık, koordinasyon ve işbirliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldı.
İkili ayrıca, Libya’nın ulusal çıkarları, sosyal uyumu ve seçimleri düzenlemeyi gerçekleştirme çabasının desteklenmesi başta olmak üzere çeşitli alanlarda Afrika Birliği ile BM arasındaki işbirliğini geliştirmenin yollarını görüştü.
Öte yandan Nijer, yaptığı açıklamada uluslararası bir silah kaçakçılığı şebekesini çökerttiğini duyurdu. Şebeke’nin Libya’dan Nijer’e silah kaçırdığı belirtilen açıklamada, şebekeye ait çok sayıda silah ve mühimmata el konulduğu bilgisi paylaşıldı. Libya makamları, kaçakçılık çetelerinin silah ve insan kaçakçılığı yapmak için açık bulunan sınırlarından yararlandığını belirtiyor.
UNSMIL, Kubis’in bölge turu kapsamında ayrıca AfB Sosyal İşlerden Sorumlu Komisyon üyesi Emire el-Fadıl ile görüştüğünü aktardı. UNSMIL’ın açıklamasına göre, ikili görüşmede düzensiz göç ve uluslararası insancıl hukuka uygun olarak mültecilerin haklarına saygı gösterilmesi ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) ek olarak AfB, AB ve BM’nin yer aldığı üçlü ortak çalışma grubunun rolünü aktifleştirilmesi meseleleri ele alındı.



Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Hizbullah arasında, Lübnan’ı temsilen müzakereleri kimin yürüteceğine ilişkin artan gerilim ve İsrail’in yoğunlaşan saldırıları, Avn’ın Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevaf Selam ile planladığı görüşmenin ertelenmesine neden oldu. Taraflar, tansiyonun düşürülmesi ve uygun bir zemin oluşturulması amacıyla toplantıyı ileri bir tarihe bırakırken, bu süreçte iletişimi kesmeyerek temaslarını sürdürme kararı aldı. ABD’nin saldırıları durdurma yönünde ilerleme sağlaması halinde görüşmenin kısa sürede yeniden yapılması öngörülüyor.

Ancak yüksek siyasi tonla yürütülen bu medya savaşı, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddetme gerekçelerini açıkladığı bildiride yer alan mesajların önemini gölgelemiyor.

Kasım’ın, “Yetkililer bilsin ki performansları ne Lübnan’a ne de kendilerine fayda sağlar. İsrail-Amerikan tarafının onlardan istediği onların elinde değil, sizin ondan istediklerinizi de size vermeyecek” sözleri, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere seçeneğini destekleyen siyasi çoğunlukta şaşkınlıkla karşılandı.

İran mesajı

Lübnanlı kaynaklara göre, Kasım’ın dile getirmediği hususlar açıklamalarından daha fazla önem taşıyor. Bu çerçevede Hizbullah’ın sahada tek başına “etki ve güç sahibi” olduğu mesajını vermeyi amaçladığı belirtiliyor. Kaynaklar, bunun İran’ın Lübnan adına müzakere yürütme konusunda en yetkin taraf olduğu yönünde dolaylı bir işaret taşıdığını ifade ediyor. Kasım’ın, İran ile ABD arasında Pakistan’da yapılan görüşmeler sonrası sağlanan ateşkese teşekkür etmesi de bu yaklaşımın bir yansıması olarak görülüyor.

vfeve
Güney Lübnan’da, İsrail sınırına yakın bölgede UNIFIL güçlerine ait bir devriye (AP)

Kasım’ın, dolaylı müzakereleri kimin yürüteceğini özellikle belirtmemesi dikkat çekerken, “Ateşkes herhangi bir arabulucudan gelirse kabul etmeliyiz” demesi de soru işaretlerine yol açtı.

Beyrut kulislerinde dolaşan iddialara göre Hizbullah, İran’ın ABD ile Pakistan’da yürüttüğü müzakerelere dolaylı biçimde dahil oluyor. Partiyle bağlantılı danışmanların masada yer almadığı, ancak yakın bir odada bulunarak gerektiğinde görüş aktardığı öne sürülüyor. Diplomatik kaynaklar ise bu senaryonun doğru olması halinde Hizbullah’ın Lübnan dosyasını İran’a devretme ısrarının Washington tarafından kabul edilmeyeceğini belirtiyor. ABD’nin, Lübnan’ın İran’a bağlanmasına karşı çıktığı ve doğrudan müzakere yetkisinin anayasal olarak cumhurbaşkanına ait olduğunu savunduğu ifade ediliyor.

Hizbullah neden doğrudan müzakereleri reddediyor?

Kaynaklar, Hizbullah’ın askeri sahadaki gücüne dayanarak son sözün kendisinde kalmasını istediğini ve müzakereleri yürütecek tarafı da kendisinin belirlemek istediğini öne sürüyor. Ancak İsrail’in köyleri yıkmaya ve operasyonlarını sürdürmeye devam ettiği bir ortamda, bu tutumun Lübnan halkına nasıl anlatılacağı sorusu gündeme geliyor.

sdtgrt
Güney Lübnan’da, İsrail topçu atışlarının hedef aldığı bölgede yükselen duman (EPA)

Hizbullah’ın doğrudan müzakereleri reddederek zaman kazanmaya çalıştığı, bunun ise İsrail’e saldırılarını sürdürmek için gerekçe sunduğu ifade ediliyor. Saldırıların yalnızca sınır hattıyla sınırlı kalmayıp Litani Nehri’nin kuzeyine kadar uzandığı belirtiliyor.

Kaynaklar, zamanın Lübnan’ın aleyhine işlediğini vurgulayarak Hizbullah’ın silahlarını devlete devretmesi ve müzakere koşullarını güçlendirecek cesur bir adım atması gerektiğini dile getiriyor.

Avn’a siyasi destek çağrısı

Krizin aşılması için Cumhurbaşkanı Avn’a siyasi destek sağlanması gerektiğini belirten kaynaklar, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere çağrısından geri adım atmayacağını ifade ediyor. Avn’ın, müzakerelerin başlaması için İsrail’in saldırılarını durdurmasını şart koştuğu ve ulusal ilkelerden taviz vermeyeceğini vurguladığı aktarılıyor.

Ülkedeki gerginliğin azaltılması için siyasi söylemlerde daha ılımlı bir dil benimsenmesi gerektiği, aksi halde iç barışın riske girebileceği uyarısı yapılıyor.

Güneyde geri dönüş zor

Kaynaklar, savaşın sürmesi halinde güneyde yerinden edilenlerin geçici göçünün kalıcı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. İsrail’in geniş çaplı yıkımı nedeniyle birçok köyün yaşanamaz hale geldiği, bu nedenle geri dönüşün zorlaştığı ifade ediliyor.

Diplomatik çözümün tek çıkış yolu olduğu belirtilirken, Hizbullah’ın savaş politikalarının ülkeye ağır bedeller yüklediği ve uluslararası toplumun silahların devlet kontrolüne alınması yönündeki baskısının arttığı kaydediliyor. Ayrıca güneyin yeniden inşası için uluslararası destekli bir planın zorunlu olduğu, bunun da Hizbullah üzerinde siyasi baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.


Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
TT

Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl, bu yıl Iraklı hacı sayısının yaklaşık 41 bin olduğunu ve kafilelerin Suudi topraklarına günde ortalama bin 500 hacı olacak şekilde, ülkenin kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısından giriş yaptığını söyledi. Süheyl, sürecin entegre bir hizmet sistemiyle yürütüldüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan Süheyl, Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyonun en üst düzeyde sürdüğünü, iki ülkede hac ve umre ile içişleri bakanlıkları arasında güvenlik düzenlemeleri ve hacıların ibadetlerini huzur içinde yerine getirmeleri için gerekli organizasyonların ele alındığını ifade etti.

Büyükelçi, Irak’ın bu yıl yalnızca kara yoluyla sevk seçeneğini tercih etmesinin, mevcut bölgesel koşullar çerçevesinde hacıların güvenliğini sağlama amacı taşıdığını ve olası aksaklıkların önüne geçmeyi hedeflediğini vurguladı. Süheyl ayrıca Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapı ve donanımına övgüde bulundu.

41 bin hacı

Safiye Talib es-Suheyl, mevcut bilgilere göre Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin kişi olduğunu, ayrıca 200 doktorun da kafilelere eşlik ettiğini belirtti. Bu sayının Irak’ın tüm vilayetleri ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden gelen hacıları kapsadığını, idari, sağlık, rehberlik ve medya ekiplerinin de sürece dahil olduğunu kaydetti.

Kara yolu tercih edildi

Büyükelçi, Bağdat’ın bu sezon yalnızca kara yolu seçeneğini benimsediğini ve sevkin Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısı üzerinden gerçekleştirildiğini belirterek, bunun mevcut saha koşullarıyla uyumlu ve güvenlik öncelikli bir karar olduğunu söyledi.

fdfvfe
Safiye es-Suheyl, Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin Iraklı hacı olduğunu açıkladı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Süheyl, “Iraklı hacıların ilk kafilesi 26 Nisan Pazar akşamı yola çıktı. İlk gruplar, Kuzey Sınır Bölgesi Emiri Prens Faysal bin Halid’in gözetiminde karşılandı. Kendisi bu konuya özel önem veriyor. Arar’daki yetkililerle birlikte Iraklı hacılara en üst düzeyde misafirperverlik ve hizmet sunulması için yoğun çaba gösterildi” dedi.

Cedide Arar sınır kapısı

Süheyl, Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapısına dikkat çekerek, “Bizzat inceleme fırsatı bulduk. 9 bin metrekareyi aşan hac terminali, günlük 20 bin hacı kapasitesi, 68 pasaport gişesi, 6 kontrol noktası ve 24 saat hizmet veren entegre sağlık ve güvenlik sistemi bulunuyor” ifadelerini kullandı.

evfev
Kuzey Suudi Arabistan’daki Cedide Arar sınır kapısına varan bir Iraklı hacı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Sevkiyatın günlük yaklaşık 1500 hacı olacak şekilde sürdüğünü belirten büyükelçi, modern ve klimalı turistik otobüslerle taşınan hacılar için Suudi Arabistan topraklarında güzergâh boyunca dinlenme noktaları oluşturulduğunu, Hac ve Umre Bakanlığı tarafından kurulan çadır kentlerde konaklama, yemek, sağlık hizmetleri ve ibadet alanlarının sağlandığını aktardı.

Suudi tarafıyla koordinasyon

Süheyl, Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin köklü ve çok boyutlu olduğunu, iki ülke arasında din, coğrafya ve ortak çıkar bağlarının bulunduğunu vurguladı. Hac dosyasının bu ilişkilerde özel bir yere sahip olduğunu belirten büyükelçi, bunun dini ve insani bir boyut taşıdığını ifade etti.

Irak’ın, 1447 Hac sezonu düzenlemelerine ilişkin anlaşmayı Suudi Arabistan ile imzalayan 150’den fazla ülke arasında ilk ülke olduğunu kaydeden Süheyl, bunun iki ülke arasındaki koordinasyonun derinliğini gösterdiğini söyledi.

rhttyh
Iraklı büyükelçiye göre Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyon en üst düzeyde yürütülüyor (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Bu sezon hazırlıkların Irak Yüksek Hac ve Umre Kurumu ile Suudi Hac ve Umre Bakanlığı arasında en üst düzeyde yürütüldüğünü belirten büyükelçi, aynı zamanda iki ülkenin içişleri bakanlıkları arasında da güvenlik koordinasyonunun sağlandığını, Irak İçişleri Bakanı’nın geniş kapsamlı toplantılar düzenlediğini ve bu sürecin Suudi muhataplarla eşgüdüm içinde yürütüldüğünü aktardı.

Süheyl, koordinasyonun Irak içindeki kara yollarının güvenliğinden başlayarak Arar sınır kapısına kadar sürdüğünü, buradan itibaren güvenlik sorumluluğunun Suudi tarafına geçtiğini ve kutsal bölgelere kadar entegre bir sistem içinde devam ettiğini söyledi.

Hacılar için çadır kent

Büyükelçi, Suudi Arabistan’ın Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara sunduğu hizmetleri takdir ederek, gümrük ve pasaport işlemlerinin kolaylaştırıldığını, 24 saat sağlık ve acil hizmetlerin sağlandığını, lojistik destek, ulaşım ve rehberlik hizmetlerinin sunulduğunu ifade etti. Hacılar için kurulan çadır kentlerin de bu hizmetlerin önemli bir parçası olduğunu belirtti.

Süheyl, Irak diplomatik misyonunun Cidde Başkonsolosluğu ve Irak Hac Heyeti ile koordinasyon içinde çalışarak hacıların tüm ihtiyaçlarını takip ettiğini ve gerekli konsolosluk ile idari desteği sağladığını söyledi.

dserfg
Süheyl, Suudi Arabistan’ın Kral ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara yönelik hizmetlerini takdir etti (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Konuşmasında kara yolu güzergâhına da değinen Süheyl, İslam tarihinin en önemli hac yollarından biri olan ve Abbasi Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde bint Cafer’in adıyla anılan “Darb Zübeyde”yi hatırlattı. Bu yolun, Kufe ile Mekke arasında hacılar için su ve altyapı imkânları sağlamak amacıyla geliştirildiğini ifade etti.

Süheyl, açıklamasının sonunda, Irak’ın hükümeti, halkı ve dini otoriteleriyle birlikte hac yolculuğuna büyük önem verdiğini, Suudi Arabistan ile iş birliği içinde bu yılki hac sezonunun güvenli ve sorunsuz geçmesi için çalıştıklarını vurguladı.


İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
TT

İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)

Gazze Şeridi’nin kuzeyine bugün (Çarşamba) İsrail güçlerince düzenlenen hava saldırısında bir Filistinli sağlık görevlisi hayatını kaybetti, bir kadın da yaralandı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sağlık görevlisi İbrahim Sakr, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan et-Tevam kavşağı yakınlarında düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi.

Kaynaklar ayrıca, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesinde bir kadının İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını aktardı.

Son 24 saat içinde aralarında naaşı enkaz altından çıkarılan bir kişinin de bulunduğu beş kişinin hayatını kaybettiği, yedi kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana can kaybı 823’e, yaralı sayısı ise 2 bin 308’e yükseldi. Aynı dönemde 763 kişinin cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı kaydedildi.