Mısır ile İsrail arasında resmi barış anlaşmasının imzalanmasının üzerinden yaklaşık 47 yıl geçmiş olmasına rağmen, Mısır kamuoyunda İsrail ile herhangi bir normalleşmeye yönelik güçlü bir toplumsal ret devam ediyor. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkiler uzun yıllardır "soğuk barış" olarak nitelendiriliyor.
Cumartesi akşamı düzenlenen resmi bir törende konuşan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Filistin devleti kurulmadığı ve İsrail'in ihlalleri sürdüğü sürece İsrail ile "halklar düzeyinde normalleşmenin" mümkün olmadığını belirterek, çözümün ancak "adil ve kapsamlı bir barışın" sağlanmasıyla mümkün olacağını söyledi.
Sisi'nin açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine yakın çevrelerin, Mısır Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Hüsam Hasan'ın Dünya Kupası son 32 turunda Avustralya karşısında alınan galibiyetin ardından Filistin bayrağı açmasına tepki göstermesinin hemen ardından geldi. Hasan, son 16 turuna yükselen takımın galibiyetini Mısır ve Filistin halklarına armağan etmiş, bu tavrı Mısır'da sosyal medyada geniş destek görmüştü.
Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hicazi, Mısır'ın tutumunun "önemli bir mesaj" taşıdığını belirterek, "Filistinliler kendi devletlerine kavuşmadığı sürece halklar arası normalleşme, İsrail'in önündeki Mısır engeli olarak varlığını sürdürecektir" dedi.
Sorunun kökenine çözüm vurgusu
Mısır ile İsrail, Mart 1979'da ABD'nin başkenti Washington'da barış anlaşmasını imzaladı. Ancak ilişkiler büyük ölçüde resmi düzeyde kaldı ve Mısır toplumunda hiçbir zaman geniş kapsamlı bir normalleşme yaşanmadı. Hatta Mısır'daki bazı meslek odaları ve sendikalar, üyelerinin İsrail ile normalleşmesini disiplin suçu sayarak yaptırım uyguluyor.

Kahire'nin doğusundaki Yeni İdari Başkent'te düzenlenen "Devlet Stratejik Komutanlığı" açılış töreninde konuşan Sisi, "Devlet, halkının kazanımlarına asla zarar verilmesine izin vermeyecek; ancak barış isteyenlerle de barışa bağlı kalacaktır." ifadelerini kullandı.
Sisi şöyle devam etti:
"Bölgeye ilişkin derin vizyonu ve tarihsel tecrübesiyle, ayrıca İsrail ile barış anlaşması imzalayan ilk ülke olarak Mısır, Ortadoğu'daki çatışmaların kalıcı çözümünün, Filistin sorununu sona erdirecek ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda kuracak kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasından geçtiğini teyit etmektedir."
Cumhurbaşkanı ayrıca şu vurguyu yaptı:
"İşgali sona erdirmeyen, zulüm ve saldırıları bitirmeyen, hak sahiplerine haklarını geri vermeyen, herkes için güvenlik sağlamayan ve bölge halklarına istikrar ile refah içinde yaşama fırsatı sunmayan bir çözümle ne kalıcı barış, ne gerçek istikrar ne de halklar arası normalleşme mümkündür."
"Mısır, yükümlülüklerini yerine getirdi"
Muhammed Hicazi, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı değerlendirmede, Mısır'ın barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve onlarca yıl boyunca bölgesel istikrarın korunmasına katkı sunduğunu söyledi.
Buna rağmen Mısır kamuoyunun Filistin meselesini yalnızca siyasi bir dosya değil, aynı zamanda adalet, ulusal güvenlik ve kimlik meselesi olarak gördüğünü belirten Hicazi, şu değerlendirmeyi yaptı:
"İşgalin sürmesi, yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin genişlemesi ve Gazze'ye yönelik tekrar eden savaşlar, barışın resmi düzeyden toplumsal düzeye taşınmasını engelleyen temel nedenler oldu."
Hicazi, Cumhurbaşkanı Sisi'nin mesajının Mısır dış politikasının değişmeyen ilkesini yeniden teyit ettiğini belirterek, "Gerçek barış yalnızca ateşkesler veya anlaşmalarla değil, çatışmanın temel nedenlerinin çözülmesiyle mümkündür. Bunun başında da bağımsız Filistin devletinin kurulması gelmektedir." dedi.
Ayrıca, "Halklar arası normalleşme siyasi kararlarla dayatılamaz; ancak toplumlar adaletin sağlandığını ve hakların iade edildiğini hissettiklerinde doğal olarak ortaya çıkar" ifadelerini kullandı.
"İsrail'in önünde stratejik bir tercih var"
Ekim 2023'te Gazze savaşının başlamasının ardından iki ülke ilişkileri, 1979'daki barış anlaşmasından bu yana en gergin dönemlerinden birini yaşıyor.
Özellikle İsrail'in barış anlaşmasına aykırı olduğu belirtilen şekilde Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru'nu kontrol altına alması ve Filistin tarafındaki Refah Sınır Kapısı'nı işgal etmesi, Kahire ile Tel Aviv arasındaki gerilimi artırdı.
Son iki yılda Mısır, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına yönelik söylemini sertleştirerek yaşananları sık sık "etnik temizlik" ve "insanlığa karşı suçlar" olarak nitelendirdi.
Mısır, savaşın başlangıcından bu yana Katar ve ABD ile birlikte arabuluculuk yürütüyor. Türkiye de 2025 yılında oluşturulan yeni diplomatik girişime katıldı. Ancak İsrail'in anlaşmanın hükümlerini tam olarak uygulamaması ve zaman zaman savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulunması dikkat çekiyor. Bunun yanında İsrail medyasında zaman zaman Mısır'ın artan askeri kapasitesine yönelik eleştiriler de dile getiriliyor.
Bu çerçevede Hicazi, İsrail'in önünde iki stratejik seçenek bulunduğunu söyledi.
Bunlardan ilki, karşılıklı güvenliği sağlayacak kapsamlı bir barış sürecine katılarak Filistin devletini tanıması ve İran'ın da iyi komşuluk ilkelerine uyması ile bölgesel işlere müdahaleden vazgeçmesi halinde, Avrupa benzeri bölgesel güvenlik ve iş birliği sisteminin kurulacağı daha istikrarlı bir Ortadoğu'nun oluşturulmasıdır.
İkinci seçenek ise İsrail'in çatışmayı yönetme politikasını sürdürmesi ve siyasi çözüm yerine askeri üstünlüğüne güvenmeye devam etmesidir.
Hicazi, tarihsel deneyimlerin askeri gücün tehditleri caydırabileceğini ancak tek başına siyasi meşruiyet üretemeyeceğini ve kalıcı barış sağlayamayacağını belirterek, "Askeri üstünlük geçici bir düzen kurabilir; ancak kalıcı ve istikrarlı bir bölgesel sistem inşa edemez." uyarısında bulundu.
Hicazi sözlerini şöyle tamamladı:
"Mısır'ın yaklaşımına göre adil barış yalnızca Filistinlilerin ya da Arap dünyasının talebi değildir; aynı zamanda İsrail'in ve bölgenin gerçek stratejik çıkarıdır. İki devletli çözüm, resmi barışı halklar arasında gerçek bir barışa dönüştürebilecek, daha güvenli, istikrarlı ve iş birliğine dayalı bir bölgesel düzen kurabilecek tek çıkış yoludur."



