Suriyeli muhalif Michel Kilo sürgünde olduğu Paris’te koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

Suriyeli muhalif Michel Kilo
Suriyeli muhalif Michel Kilo
TT

Suriyeli muhalif Michel Kilo sürgünde olduğu Paris’te koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

Suriyeli muhalif Michel Kilo
Suriyeli muhalif Michel Kilo

Suriyeli önde gelen muhaliflerden Michel Kilo, sürgünde olduğu Paris’te yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 81 yaşında hayatını kaybetti.
1940 Lazkiye doğumlu yazar Kilo, Mısır ve Almanya’da eğitim gördü. Rejim tarafından ilk olarak 1980’lerin başında tutuklanan Kilo, serbest bırakılmasının ardından Fransa’ya yerleşti ancak 1991 yılında yeniden ülkesine döndü.
Kilo, 2005 yılında muhaliflerin ‘Şam Deklarasyonu’ bloğunda merkezi bir figürdü.
12 Mayıs 2006’da Lübnan-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi çağrısında bulunan ‘Beyrut-Şam Deklarasyonu’nu imzaladı.
Tekrar tutuklanan Kilo, ‘ulusal duyguları zayıflatmak ve mezhepsel çekişmeleri körüklemek’ suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.
19 Mayıs 2009’da cezasının tamamını tamamladıktan sonra serbest bırakıldı.
Devlet Başkanı Beşşar Esed’in iktidara gelmesinin ardından başlayan ‘Şam Baharı’ sırasında, sivil toplumun canlandırılması amacını taşıyan komitelerde yer aldı.
2011’de protestoların patlak vermesinden sonra, Fransa’da sürgünde kaldığı süre boyunca bir süre Suriye Muhalefet ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’na (SMDK) katıldı.
Kilo, yakalandığı koronavirüs ile mücadelesi sırasında Suriyelilere birkaç ‘öğüt’ içeren bir veda mektubu yazdı ve şu ifadeleri kullandı;
“Özgürlükten başka hedef sizi özgür kılmayacak, bu yüzden ona bağlı kalın ve ondan asla vazgeçmeyin. Hayat, özgürlüğün anlamıdır ve özgürlük olmadan yaşamın hiçbir anlamı yoktur. Bu, kendini geri kazanmak, kimliğini doğrulamak ve vatanımızda yurttaşlık kelimesinin anlamını idrak etmek için halkımızın sahip olduğu ve hala en çok ihtiyaç duyduğu şeydir. Zulmü tek başına veya ayrı olarak yenemezsiniz. Ulusal bir çerçevede ve aynı sözle birleşmezseniz, onu yenemezsiniz.”
Suriyeli muhalif Michel Kilo, veda mektubunu şu ifadelerle noktaladı;
“Devrimimiz, iç sorunlar ve dışa bağımlılıklar nedeniyle hedeflerine ulaşamadı. Halkımız son on yılda ağır bedeller ödedi. Buna rağmen rejim, İranlı ve Rus müttefikleriyle birlikte kazanamadı. O kazanamadı. Yarım asırdan fazla bir süredir ülkemizin tarihine el koyan bu rejimden kendimizi kurtararak, kararlılığımızı ve Suriye’yi kurtarma hevesimizi koruyalım.”



Suriye Cumhurbaşkanlığı, ziyaretlerle ilgili duyuruların yalnızca "resmi kanallar aracılığıyla" yapılacağını açıkladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
TT

Suriye Cumhurbaşkanlığı, ziyaretlerle ilgili duyuruların yalnızca "resmi kanallar aracılığıyla" yapılacağını açıkladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)

Suriye Cumhurbaşkanlığı Basın ve Enformasyon Müdürlüğü, dün SANA haber ajansına yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Ahmed al-Şaraa’nın ziyaretlerine ilişkin duyuruların yalnızca resmî kanallar ve platformlar üzerinden yapıldığını bildirdi.

Müdürlük, tüm medya kuruluşlarını doğru bilgiye ulaşmak için resmî kaynaklara başvurmaya davet ederek, bilgi kirliliğinden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Açıklama, bazı medya organları ve sosyal medya hesaplarında, Şara’nın haziran ayı ortasında Washington’u ziyaret etmek üzere davet aldığına dair, ismi açıklanmayan diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlerin yayılmasının ardından geldi.

Konuyla ilgili olarak Beyaz Saray’dan bir yetkili, medyada yer alan davet haberlerine ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu görüşme şu an için ajanda içinde yer almıyor” ifadelerini kullandı. Yetkili ayrıca, “Bununla birlikte Başkan Trump ile Başkan Şara arasında güçlü bir ilişki var ve ihtiyaç duyulduğunda sürekli temas halindeler” dedi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre diplomatik bir kaynak, Şara’nın 14 Haziran’da ABD’ye davet edildiğini belirtmişti. İsmi açıklanmayan kaynak, davetin iletildiğini belirtirken, ziyaretin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin netleşmediğini ifade etti.

Öte yandan Syria TV’ye konuşan özel bir kaynak, Cumhurbaşkanı Şara’nın ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine pazar günü Washington’u ziyaret etmeyi planladığını ileri sürdü.


İsrail, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi için 338 milyon dolar ayıracak

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
TT

İsrail, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi için 338 milyon dolar ayıracak

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)

İsrail’de yerleşim karşıtı faaliyetleriyle bilinen Barış Şimdi (Peace Now) hareketi, İsrail hükümetinin Perşembe günü Batı Şeria’daki yeni yerleşim birimlerinin inşası ve mevcut yerleşimlerin altyapıya bağlanması amacıyla 1 milyar şekel (337,8 milyon dolar) tahsis edilmesini onaylamasının beklendiğini açıkladı.

Söz konusu plan, İsrail’de aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich tarafından destekleniyor. Yerleşimlerin genişletilmesinin güçlü savunucularından biri olan Smotrich, daha önce Filistin devletinin kurulması fikrini “gömmek” istediğini ifade etmişti.

Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığındaki Güvenlik Kabinesi’nin gündemine göre bakanların, Batı Şeria’da daha önce onaylanmış geçici yerleşim noktalarının kurulmasını görüşmesi bekleniyor. Ancak gündemde yeni bir finansman paketinin onaylanıp onaylanmayacağına ilişkin açık bir ifade yer almıyor.

Barış Şimdi hareketine göre ayrılması planlanan kaynak, yol, su ve diğer temel altyapı projeleri için kullanılacak. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci yaşarken, bölgede yaklaşık 2,7 milyon Filistinli bulunuyor.

İsrail, Doğu Kudüs’ü 1980 yılında ilhak ettiğini ilan etmiş olsa da bu adım uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tanınmadı. İsrail ayrıca Batı Şeria üzerinde resmî egemenlik ilan etmiş değil. Birleşmiş Milletler organları ve dünyanın büyük kısmı, uluslararası hukuka atıfta bulunarak Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini yasa dışı kabul ediyor.

Barış Şimdi hareketi yaptığı açıklamada, Güvenlik Kabinesi’nde yapılacak oylamanın yerleşim projeleri için uygulanan olağan planlama süreçlerini aşacağını belirtti. Hareket, Netanyahu hükümetinin son üç yıl içinde söz konusu yerleşim projelerine zaten onay verdiğini kaydetti.

Barış Şimdi ve Axios haber sitesi tarafından yayımlanan karar taslağına göre finansman; ulaşım yollarının yapımı, arazi hazırlığı, kanalizasyon şebekeleri, su bağlantıları ve ilgili altyapı çalışmalarının yanı sıra geçici konut alanlarının kurulmasını da kapsıyor.

Smotrich’in sözcüsü ayrıntılı bilgi vermekten kaçınırken, Güvenlik Kabinesi’nde yapılacak oylamanın İsrail yerleşimlerini güçlendireceğini söyledi. Sözcü, bunların yeni yerleşimler değil, hâlihazırda mevcut olan yerleşim noktaları olduğunu savundu.

Smotrich geçen hafta da Batı Şeria’daki üç Yahudi yerleşiminde 2 binden fazla yeni konut biriminin inşasını öngören kapsamlı bir genişleme planını duyurmuştu.

Filistinliler ve birçok ülke, yerleşim faaliyetlerini barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor. Bu çevreler, yerleşimlerin gelecekte kurulabilecek bir Filistin devletinin topraklarını giderek daralttığını savunuyor.

Son yıllarda yerleşimlerin ve küçük yerleşim karakollarının genişlemesiyle birlikte İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet olaylarında da artış yaşandı. Yerleşimcilerin düzenlediği bazı saldırılar can kayıplarıyla sonuçlanıyor.


Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer

Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer
TT

Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer

Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer

Batı Şeria’nın kalbinde yer alan yoksul bedevi yerleşkesi "Han el-Ahmer"e giden yol üzerinde, yüksek ve geniş bir alana yayılan lüks İsrail yerleşimi "Maale Adumim" göze çarpıyor. Bugün aşırı sağcı İsrail hükümeti artık bununla da yetinmiyor. Hükümet, tartışmalı "E1" projesi kapsamında Maale Adumim, Han el-Ahmer ve çevrelerindeki tüm bölgeyi Kudüs’e bağlamayı planlıyor. Diğer amaçlarının yanı sıra "Büyük Kudüs" hayalini gerçekleştirmeyi hedefleyen bu proje, Batı Şeria’nın çehresini değiştirme planındaki en kritik adımı oluşturuyor. Plan, Batı Şeria'yı bir yerleşim kuşağıyla ikiye bölerek yeni "yerleşimci devletindeki" Yahudi nüfusunu ve yerleşim yerlerini pekiştirmeyi, coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devleti hayalini bitirmeyi ve başkent olması hedeflenen Kudüs’ü Batı Şeria'dan tamamen yalıtmayı amaçlıyor.

Batı Şeria’da bugüne kadar Han el-Ahmer sakinleri kadar yıkım emri ve tehdidiyle karşı karşıya kalan başka kimse olmadı. Kendilerini, boylarını aşan bir savaşın içinde bulan bölge halkı, yıllar boyunca toprağına ve çadırlarına tutunarak çok sayıda hukuki mücadele verdi, sahada çatışmalara girdi ve zaferden hep emin oldu. Ancak bu inanç, İsrail’in 7 Ekim’den beri Filistin’e dair her şeye karşı başlattığı topyekûn ve amansız saldırılarla sarsıldı.

Durum bu sefer farklı

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in kararından günler sonra Han el-Ahmer’de gergin bir hava hâkimdi. Bedevi Meclisi Başkanı Eid el-Cahalin (Ebu Hamis), geçici çadırlar ve tesislerin içinde ve çevresinde yaşananları belgelemek için bölgeye gelen yüzlerce gazeteci, aktivist ve sivil toplum kuruluşunun sorularına net cevaplar vermekte zorlanıyordu. Şarku’l Avsat’a konuşan Ebu Hamis, "Tam olarak ne olacağını bilmiyorum" dedi.

cdfvbrf
Han el-Ahmer topluluğu, Batı Şeria'nın kalbinde yer almaktadır (B'Tselem, İsrail'in sivil toplum kuruluşu insan hakları bilgi merkezi).

İngilizce ve İbranice dahil birkaç dil bilen Ebu Hamis, bu basit ve yoksul yerin yıkılmasının, Batı Şeria’daki en tehlikeli plan olan "Büyük Kudüs" projesinin önünü açacağı mesajını iletmek için yoğun çaba sarf ediyor. Diğer çadırların arasındaki mütevazı çadırında çok sayıda harita, mırra (acı kahve) cezvesi, gazeteciler, ziyaretçiler, aktivistler ve yabancı heyetler bulunuyor. Bu durum, Han el-Ahmer’e yönelik her İsrail tehdidinde alışık olduğu bir manzara, ancak Ebu Hamis bu kez her zamankinden daha endişeli.

Ebu Hamis, "Bu sefer durum tamamen farklı ve çok tehlikeli... 2018’de bütün Filistin arkamızdaydı; hükümet ve sivil toplum burada geceliyordu, yanımda 5 bin kişi vardı. Güçlü bir uluslararası baskı mevcuttu ve davamız Ortadoğu gündeminin ilk sıralarındaydı. Bugün ise durum çok başka" ifadelerini kullandı.

Endişelerinin gerekçesini ise şu sözlerle açıkladı: "İsrail 7 Ekim’den sonra pervasızlaştı ve Batı Şeria’yı bir yerleşimci devletine dönüştürdü. Bu, bireylere karşı değil, bir devletin bize karşı yürüttüğü bir savaş. Batı Şeria’da artık bin tane Han el-Ahmer var; ölüm, tehcir ve yangın Batı Şeria’nın her köşesini yutuyor ve Filistin’in gücü bölünmüş durumda. Uluslararası alanda da gündem Gazze savaşı, Lübnan’daki savaş ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimle meşgul ve bölünmüş vaziyette. Amerika’da, İsrail’de ve diğer yerlerde hükümetler değişti. İşgal yönetimi bu dönemi en uygun zaman olarak görüyor."

Ebu Hamis’e göre Smotrich’in son kararı "fiilen uygulanmak üzere alındı ve bunu gerçek uluslararası baskıdan başka hiçbir şey engelleyemez."

Tahliye emri ve ilan edilen savaş

İsrail’de Batı Şeria’daki statüyü değiştirmek için bir "devrim" yürüttüğü belirtilen Smotrich, geçen ay Filistin Yönetimi’ne karşı "savaşın başlangıcı" olarak Han el-Ahmer için tahliye emri imzaladı. Smotrich, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kendisi hakkında çıkardığı öne sürülen gizli tutuklama kararının arkasında Filistin Yönetimi’nin olduğunu iddia etmiş, ancak UCM daha sonra bu iddiaları yalanlamıştı.

sdvefrtb
Geniş açıdan çekilmiş bir fotoğrafta, arka planda Batı Şeria'daki Beytüllahim şehri görünürken, Gush Etzion bloğundaki İsrail yerleşimi Efrat gösteriliyor (Reuters).

Yaklaşık 10 gün önce, UCM'nin Lahey'de kendisi hakkında gizli bir tutuklama emri talep ettiğine dair haberlerin ardından bir basın toplantısı düzenleyen Smotrich, "Eller Lahey’in eli, ancak ses, yanlışlıkla Filistin Yönetimi olarak adlandırılan terör örgütünün sesidir" demişti.

Smotrich; Başbakan Binyamin Netanyahu, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant ve kendisi hakkında tutuklama emri çıkarılmasını bir "savaş ilanı" olarak nitelendirerek şunları ifade etti: "Bu savaş ilanına karşı acımasız bir savaşla karşılık vereceğiz. Ben boyun eğecek bir Yahudi değilim. Filistin Yönetimi bir savaş başlattı ve karşılığını alacaktır. Bugünden itibaren, Maliye Bakanı ve Savunma Bakanlığı bünyesindeki bir bakan olarak yetki alanım dahilinde olan ve zarar verebileceğim her türlü ekonomik veya diğer hedeflere saldırılacaktır. Artık söz ve sloganlar değil, eylemler konuşacak."

Konuşmasının devamında, "Burada ilk hedefi ilan ediyorum. Konuşmam biter bitmez, Savunma Bakanlığı'ndaki yetkim uyarınca Han el-Ahmer’in tahliyesi için bir emir imzalayacağım. Bütün düşmanlarımıza söz veriyorum: Bu sadece başlangıç" demiş ve hemen ardından Han el-Ahmer’in tahliye kararını imzalayarak yıkım için "gerekli tüm önlemlerin alınmasını" istemişti.

sdwvrgth
Geniş açıdan çekilmiş bir fotoğrafta, arka planda Batı Şeria'daki Beytüllahim şehri görünürken, Gush Etzion bloğundaki İsrail yerleşimi Efrat gösteriliyor (Reuters)

Bu karar, Smotrich’in yıllardır Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı yürüttüğü; geniş arazilere el koyma, mülkiyet ve toprak kaydı yasalarını değiştirme, kolluk kuvvetleri yetkilerini devralma, Filistin Yönetimi’ni zayıflatıp çökertme ve büyük yerleşim planlarını devreye sokarak Batı Şeria'yı bir yerleşimci devletine dönüştürme kampanyasının bir parçası olarak görülüyor.

Ancak Han el-Ahmer’in önemi istisnai bir nitelik taşıyor; çünkü burası, çevredeki devasa İsrail yerleşim birimlerini Kudüs ile birbirine bağlayarak "Büyük Kudüs"ü oluşturmayı hedefleyen devasa "E1" yerleşim projesinin önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem'e göre bu plan, Kudüs şehrini Batı Şeria’nın merkezindeki devasa Maale Adumim yerleşimine bağlayacak. Bu durum, gelecekte bir Filistin devletinin kurulma olasılığını ciddi şekilde tehdit ederken, iki uluslu bir apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimini pekiştiriyor.

sdcvfrg
 İsrail'in çoğunlukla Arap nüfusun yaşadığı Doğu Kudüs'ün bir banliyösünde, İsrail ayırma duvarının arkasında 16 Şubat'ta inşa ettiği Pisgat Ze'ev yerleşimi (solda), (AFP)

Ulusal Bilgi Merkezi, tarihi olarak ilan edilen Maale Adumim'i Kudüs’e bağlama ve Filistin mahallelerini doğal gelişim alanlarının dışına itme hedefinin yanı sıra, bu projenin daha geniş bir boyutta yollar, sanayi bölgeleri ve yeni mahalleler aracılığıyla Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 10'una tekabül eden 600 kilometrekarelik bir alanda "Büyük Kudüs" vizyonuna hizmet ettiğini belirtiyor. Planın uygulanması, Filistinlilerin ulaşımını Batı Şeria'nın merkezinden ayırmak için "Hayat Bağı" adı verilen yerleşimci yollarına ve alternatif güzergahlara dayanıyor.

Eski ve yenilenen plan

İsrail, 2009 yılından bu yana bölgeyi yıkmaya çalışıyor ancak her girişiminde Filistin, Arap dünyası ve uluslararası arenadan gelen sert tepkiler ve eleştirilerle karşılaştı. Han el-Ahmer bu süreçte direnişin sembolü haline geldi ve İsrail mahkemeleri yıkım için yeşil ışık yakmasına rağmen, hükümet uluslararası tepkilerden çekinerek yıkımı erteledi. Hükümet, mahkemenin yıkımın neden gerçekleştirilmediğine dair her açıklama talebine farklı bir diplomatik gerekçe sundu. Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre, küresel bir sembol haline gelen Han el-Ahmer'in tahliyesi, uluslararası kamuoyu nedeniyle hükümet için diplomatik bir baş ağrısına dönüştü.

dgthy
Batı Şeria'da, Kudüs dışındaki "Maale Adumim" yerleşim yeri yakınlarındaki "E1" bölgesinde iki İsrail polisi, (Arşiv- AFP)

Bu kez de ABD Temsilciler Meclisi'nin 85 üyesi, Donald Trump yönetimine çağrıda bulunarak, İsrail’in E1 olarak bilinen sömürgeci inşaat projesini durdurmak için mevcut tüm diplomatik araçları kullanmasını istedi. Milletvekilleri, projenin hayata geçirilmesinin sahada kalıcı bir gerçeklik yaratacağı ve iki devletli çözüm şansını baltalayacağı uyarısında bulundu.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya gönderilen mektupta milletvekilleri, Kudüs’ün doğusunda yaklaşık 12 kilometrekarelik bir alana yayılan E1 bölgesinin, Batı Şeria’nın en hassas bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Buradaki yerleşim faaliyetlerinin Batı Şeria’nın kuzeyini güneyinden ayıracağına ve Kudüs ile Maale Adumim arasındaki coğrafi bağı güçlendirerek İsrail'in bölgedeki stratejik kontrolünü pekiştireceğine vurgu yapıldı.

Daha önce de 400’den fazla Avrupalı bakan, büyükelçi ve yetkili, AB liderlerine açık bir mektup yazarak, İsrail’in E1 projesiyle Batı Şeria’da yürüttüğü "yasa dışı ilhak" faaliyetlerine karşı "hemen harekete geçilmesi" çağrısında bulunmuştu. Eski AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Belçika eski Başbakanı Guy Verhofstadt'ın da aralarında bulunduğu 448 imzacı, AB ve üye ülkelerin yasa dışı yerleşim faaliyetlerine karışan kişilere karşı vize yasağı ve ticari engelleri içeren hedefli yaptırımlar uygulaması gerektiğini belirtmişti. Bu uluslararası tepkiler, İsrail'in Han el-Ahmer'i yıkma planlarını şu an için karmaşıklaştıran en büyük unsur.

defrgt
İsrail'in ayırma duvarı, 16 Şubat 2026'da Kudüs'ün dışındaki Batı Şeria'da bulunan El-Ram köyünden çekilen bir fotoğrafta görülüyor (AFP)

Yedioth Ahronoth’a göre yıkım kararı sadece Smotrich’in elinde olmayabilir; bu karar Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz ve İsrail Ordusu ile koordineli bir şekilde alınmak zorunda ve siyasi riskleri nedeniyle kabinenin onayını gerektiriyor. Ancak Smotrich’in kurucusu olduğu "Regavim" hareketinin Genel Müdürü Meir Deutsch, "Şu an durum farklı ve bir fırsat var" değerlendirmesinde bulunarak, hukuki süreçlerin işletilmesi ve Filistin Yönetimi'nin planlarının boşa çıkarılması gerektiğini savunuyor.

Jeopolitik önem

Bedu savunma örgütü "El-Beyder"in Genel Koordinatörü Avukat Hasan Melihat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Anlaşılması gereken şey, Han el-Ahmer’in jeopolitik açıdan son derece kritik bir bölgede yer aldığıdır; işgal altındaki Kudüs’ün kuzeydoğusunda, Kudüs ile Eriha’yı birbirine bağlayan hayati yol üzerinde bulunuyor" dedi. Melihat, bu bölgenin taşıdığı büyük tehlikenin, çatışma tarihinin en riskli projesi olan E1 yerleşim planı içinde yer almasından kaynaklandığını ifade etti.

cdfgt
Smotrich (ortada), 19 Ocak 2026'da Batı Şeria'daki Filistin kenti Beyt Sahur'un bitişiğindeki yeni yasallaştırılmış "Yatsiv yerleşiminde" yürürken, (AP)

Melihat, projenin Batı Şeria’nın kalbinde 12 bin dönümlük bir alanı kontrol ederek Kudüs, Maale Adumim ve Ölü Deniz (Lût Gölü) arasında kesintisiz bir coğrafi bağ oluşturduğunu ve bunun "Büyük Kudüs" projesinin fiili uygulaması olduğunu ifade etti. Projenin Filistinlileri yerinden ederek yerleşimcileri konuşlandırmayı amaçladığını, Batı Şeria’yı kuzey ve güney olarak ikiye böleceğini ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin devletinin kurulmasını imkânsız hale getireceğini kaydetti.

Savaşta yapayalnızız

Han el-Ahmer’de okul, cami ve sağlık ocağının da bulunduğu alanda yaklaşık 300 bedevinin sorumluluğunu üstlenen Ebu Hamis, çocukların oynadığı basit okula bakarak, "Bu savaşta yapayalnızız" diyor.

Ebu Hamis, "Bugün savaş doğrudan Bedevilere karşı yürütülüyor. Bu durum, Oslo Anlaşması'nın ve toprakların A, B, C bölgelerine ayrılmasının bir sonucudur. C Bölgesi, Batı Şeria’nın yüzde 62’sini oluşturuyor ve burada kim yaşıyor? Bedeviler. Han el-Ahmer’in sorunu, Eriha'dan Ölü Deniz sınırına kadar uzanan bu geniş alanda hiçbir Filistin köyü veya kampının bulunmaması, sadece Han el-Ahmer'in olmasıdır" şeklinde konuştu.

sdvfv
Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarındaki Filistinli yerleşim biriminin arkasında kurulan yeni yerleşim yerinde İsrail bayrağı, (Reuters)

Bölge sakinlerinden 56 yaşındaki Şeyh Muhammed Ebu Dahuk ise "büyükbabam ve babam buradaydı, ben burada doğdum, çocuklarım ve torunlarım da burada doğdu" diyerek her an yıkım beklentisine rağmen hiçbir yere gitmeyeceklerini, İsrail'in gösterdiği "alternatif yerleşim alanlarını" reddettiklerini vurguladı.

ascd
Filistinli Bedeviler, geçen ocak ayında İsrailli yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen şiddetin ardından Batı Şeria'daki Eriha yakınlarından zorla tahliye edilmeden önce eşyalarını topluyor (Reuters)

Han el-Ahmer sakinleri, uluslararası aktivistler ve yerel yetkililerle temaslarını sürdürürken, Bedevi Meclisi Başkanı Ebu Hamis (Eid el-Cahalin) durumu şu sözlerle özetliyor: "Ben bir bedeviyim ve ömrümün yüzde 60’ını güneşin altında geçirdim, yüzde 100’ünü geçirsem de bana zarar gelmez... Burada ya da Han’a en yakın noktada olacağım. Gök ile yer arasında asılı kalsam bile, gitmeyeceğim."