1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımlayan ABD, Türkiye’ye sırtını neden çevirdi?

ABD’yi doğal bir müttefik olarak görmeyen Ankara, Moskova’ya yakın duruyor.

ABD Başkanı Joe Biden (Reuters)
ABD Başkanı Joe Biden (Reuters)
TT

1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımlayan ABD, Türkiye’ye sırtını neden çevirdi?

ABD Başkanı Joe Biden (Reuters)
ABD Başkanı Joe Biden (Reuters)

Tarık eş-Şami
ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinin gerilmesinden duyulan korku, eski ABD başkanlarının Osmanlıların 1. Dünya Savaşı sırasındaki Ermeni politikasını ‘soykırım’ olarak nitelendirmekten kaçınmalarına yol açtı. Belki de bunun sebebi Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi Türkiye’nin ABD’nin Irak, Suriye ve Afganistan’a askeri müdahalesinde önemli bir rol oynamasıydı. Ancak ABD yapımı F-35 hayalet avcı uçaklarının parçalarını üretme programından çıkarıldığı ve diğer ortak ülkelerle devam edileceği Ankara’ya bildirildikten birkaç gün sonra ABD Başkanı Joe Biden soykırımı resmi olarak tanıyarak korku engelini aştı. Peki bu hamleler ne anlama geliyor? Bu, Türkiye’nin geçmişe nazaran ABD için artık jeopolitik bir öneme sahip olmadığı anlamına mı geliyor?

Buzdağının görünen kısmı
ABD Başkanı Joe Biden’in Osmanlı güçlerinin bir asırdan fazla bir süre önce Ermenilere karşı uyguladığı politikayı soykırım olarak tanıması, Washington ile Ankara ilişkilerinde yaşanan gerilimde buzdağının yalnızca görünen kısmını temsil ediyor. Bu adım Biden’in uzun süredir bölgesel bir müttefik olan NATO ortağı Türkiye ile aralarındaki zayıflayan bağları sınamaya hazırlandığının yeni bir göstergesi sayılıyor.
Biden, sadece seçim kampanyasındaki vaadini yerine getirmeyi veya Ronald Reagan'ın 1. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin yaşadığı felaketi tanımlamak için “soykırım” kelimesini kullanmasından bu yana görevdeki ilk başkan olarak tarihe geçmeye çalışmayı ya da iki partiden oluşan Kongre'yi, insan hakları savunucularını ve ABD’deki Ermeni azınlığını memnun etmeyi hedeflemiyor. Biden tüm bunlardan önce Recep Tayyip Erdoğan’a kınamadan öteye gitmeyecek tepkisini önemsemediğine dair bir mesaj göndermek istiyor.

Manidar sessizlik
Türkiye terörle mücadelede ABD ile birlikte olmasına ve Suriye’de devam eden çatışmanın çözüme kavuşturulmasına ve DEAŞ’ın yeniden canlanmasının engellenmesine yardımcı olmasına rağmen Biden, görevini devraldığından beri Erdoğan’a mesafeli duruyor.  Nitekim diğer dünya liderleriyle temasa geçmesine rağmen Türk mevkidaşını aylarca bekletti. Bu da iki taraf arasındaki ilişkide hoşnutsuzluk olduğunun bir göstergesi.
Beyaz Saray’ın Erdoğan’a karşı devam eden sessizliği, Biden’in artık Türkiye’yi öncelikli olarak görmediğinin ve iki ülke arasındaki ilişkileri daha düşük yönetim kademeleri üzerinden yönetmeyi tercih ettiğinin bir işareti olarak görüldü. Biden kendisiyle ilk kez iletişime geçmeye karar verdiğinde ise son 10 yılda Ankara’nın çeşitli şekillerde uyguladığı baskılara ve Türk arzusuna açıkça meydan okuyarak Erdoğan’a, Ermeni Soykırımı’nı tanıdığına dair tatsız bir haber gönderdi.

Başarısız bir yatırım
Türkiye, ABD’deki lobi ve halkla ilişkiler şirketlerine büyük yatırımlarda bulunarak milyonlar harcadı. ABD’nin Ermeni Soykırımı’nı tanımasını engelleme ve Kongre’de Türkiye'ye yönelik siyasi baskıyı hafifletmek amacıyla Türkiye yanlısı kâr amacı gütmeyen kuruluşlara büyük bağışlar yaptı. Ancak tüm bu çabalar boşa gitti çünkü Ankara ve Erdoğan'ın politikası, Washington'daki karar mercileri ile iletişim köprülerini sağlamlaştırmadı.
İki ülke arasındaki ilişkiler, Erdoğan’ın Washington’la ilişkilerinde daha saldırgan tutumlar sergilemesiyle, özellikle de ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah Gülen’i kendisini devirmekle suçladığı 2016’daki başarısız darbeden sonra en düşük seviyesini gördü. Erdoğan, Türkiye’deki ABD’lileri tutuklayarak ABD ile başka bir çekişmeye daha girdi. Bu da Ankara’ya geçici yaptırımlar uygulanmasına yol açtı. Daha sonra Türkiye'nin 2017 yılında S-400 hava savunma sistemi satın alma anlaşmasıyla ipler daha da gerildi ve bu anlaşma eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Türkiye’ye yaptırımlar uygulamasına neden oldu.

Erdoğan'ın politikası
Erdoğan’ın politikası Türkiye’ye bakış açısında gizli. Erdoğan G20 ve NATO üyesi olan ve 80 milyon nüfusa sahip olan bu ülkeyi dünya sahnesinde daha fazla saygıyı hak eden bölgesel bir güç olarak görüyor. Bu bakış açısı, Türkiye’nin Suriye, Libya, Irak ve Azerbaycan’a yaptığı askeri müdahalelerinden ve geçtiğimiz yıl Doğu Akdeniz sularında doğalgaz ve petrol arama faaliyetlerinden anlaşılıyor.
Erdoğan, Türkiye’nin milyonlarca Suriyeli mültecinin Avrupa’ya akın etmesini engellediği ve Ukrayna ile Afganistan’a destek verdiği için Türkiye ile Batılı müttefiklerin arasındaki bağın kopmayacağını ve ona ihtiyaç duymaya devam edeceklerini düşünüyor. ABD ve diğer koalisyon güçleri 11 Eylül’e kadar Afganistan’dan çekilirken, Türkiye Afganistan ordusunu ve polisini eğitmek üzere orada küçük çaplı bir güç bulunduracak.

Siyasi çıkarlar
Batılı müttefikler Erdoğan ile çatışmak istemiyor, ancak daha sıcak ya da daha yakın bir ilişki içerisine de girmek istemiyor. Erdoğan mevcut politikalarını sürdürmeye devam ettiği sürece Batılı müttefikler kendisine gelecekte kazanç sağlamayacak.
ABD’nin 2006 yılında aralarında Türkiye'nin de bulunduğu dokuz ortak ülke ile imzaladığı Ortak Mutabakat Zabtı'nın sona ermesiyle, Türkiye'yi F-35 savaş uçağı programından resmi olarak çıkarırken, kalan sekiz ortak ülke ile yeni Ortak Mutabakat Zabtı imzalaması da bunun en büyük delili. Böylece bu yeni durumla birlikte Türkiye, uçağın imalatında yer alamayacak ve sipariş ettiği 100’den fazla uçağı da almayacak.

Doğal bir müttefik değil
Soğuk Savaş, ABD’nin, NATO’nun bir parçası olması nedeniyle Türkiye ile stratejik bir ortaklığa girmesini şu ana dek mantıklı bir şey olarak gösterse de Türkiye, ABD’nin doğal bir müttefiki değil. Bunun nedeni, Türkiye’nin coğrafi konumu ve Güneydoğu ve Orta Avrupa’da emperyal yayılma girişimlerine ilişkin uzun bir geçmişe sahip olması hasebiyle tarihsel olarak Batı için bir tehdit oluşturması. Söz konusu yayılma girişimleri, Soğuk Savaş sonrası modern dönemde, özellikle de Türkiye’nin Batı düşmanlığına ilişkin tarihi yaklaşımına geri dönmesine tanıklık eden uzun süreli Erdoğan iktidarı döneminde yeniden gün yüzüne çıktı.
Gözlemcilerin ve tarihçilerin Erdoğan’ın stratejik gerekçelerinin Yeni Osmanlıcılık, İslamcılık veya Türkçülük olup olmadığı konusundaki tartışmalarını bir tarafa bırakırsak, ABD liderliğindeki Batı için önemli olan şey, Türkiye’nin giderek artan rahatsız edici tutumu ve Batı ile yalnızca birkaç çıkar ve değeri paylaşmasıdır. Diğer bir ifadeyle, Batı’nın Türkiye ile ortaklığı faydadan çok zarar getiriyor.

Çok sayıda ihtilaf
Onlarca yıldır Ermeni Soykırımı'nın tanınmasını engelleme konusunda oldukça önemli bir rol oynayan ABD-Türkiye savunma iş birliğine rağmen, Ankara’nın Suriye politikası, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alınması ve çeşitli çatışmalarda yandaş grupların kullanılması nedeniyle iki ülke arasındaki ipler gittikçe gerildi. Aynı zamanda Suriye'nin kuzeydoğusunda Washington ve Ankara arasındaki bölünme daha da belirginleşti. Nitekim Washington genelde ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) DEAŞ’ı yenmek için desteklerken, Türkiye bu grubu terörle suçlayarak ulusal güvenliğini tehdit ettikleri gerekçesiyle onlara operasyonlar düzenliyor.

Erdoğan - Putin
ABD ve Türkiye arasındaki çatışan çıkarları gösteren daha net kanıtlara ihtiyaç varsa, Erdoğan’ın güçlü mevkidaşı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e gösterdiği yakınlıktan daha net bir kanıt yoktur. Moskova ve Ankara’nın Suriye, Libya ve Güney Kafkasya’daki çıkarlarının birbiri ile çatışmasına rağmen Rusya ve Türkiye, saygınlıklarını tehlikeye atmayan faydacı ve çıkarcı bir ilişki sürdürmeyi başardılar. Bu, iki ülkenin Washington’un bölgeden çıkarken saygınlığını korumayı başaramamasından aldığı bir ders.
Buna ek olarak Putin ile Erdoğan arasındaki ilişki Batı’da bazı endişelere yol açıyor çünkü ilişkileri, Putin’in ve büyük olasılıkla Erdoğan’ın da uzun vadede düşman görebileceği NATO ittifakını zayıflatabilir. Putin ve Erdoğan’ın bu yaklaşımı, Rusya’nın Ermeni Soykırımı’nı defalarca kez tanıması da dahil olmak üzere ortak ilişkilerinde zaman zaman yaşanan sorunları tolere etmeye hazırlıklı olmalarını sağlıyor.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre, Biden ve Erdoğan aralarındaki görüş ayrılıklarını etkin bir şekilde yönetme konusunda uzlaşmalarına ve önümüzdeki haziran ayında yapılması planlanan NATO zirvesinde bir araya gelecek olmalarına rağmen, ABD’nin Afganistan’dan tamamen çekileceğini duyurmasının ardından bu ülkenin ABD için jeostratejik öneminin 20 yıl veya daha öncesine kıyasla azalmasından ötürü ABD’nin Türkiye’ye olan ilgisinin azalması olası görünüyor.

 


İran, protestolar sırasında bir Besic üyesinin öldüğünü duyurdu

Başkent Tahran'ın güvenliğini korumakla görevli Sarallah Özel Kuvvetler Birimi'ne bağlı Besic devriyeleri (Tesnim Haber Ajansı)
Başkent Tahran'ın güvenliğini korumakla görevli Sarallah Özel Kuvvetler Birimi'ne bağlı Besic devriyeleri (Tesnim Haber Ajansı)
TT

İran, protestolar sırasında bir Besic üyesinin öldüğünü duyurdu

Başkent Tahran'ın güvenliğini korumakla görevli Sarallah Özel Kuvvetler Birimi'ne bağlı Besic devriyeleri (Tesnim Haber Ajansı)
Başkent Tahran'ın güvenliğini korumakla görevli Sarallah Özel Kuvvetler Birimi'ne bağlı Besic devriyeleri (Tesnim Haber Ajansı)

İranlı yetkililer bugün yaptıkları açıklamada, ülkede giderek yayılan protestolar sırasında batıdaki Luristan eyaletinde İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı seferberlik gücü Besic’ten bir unsurun öldüğünü duyurdu. Bu olay, güvenlik güçleri saflarında kaydedilen ilk ölüm olarak bildirildi.

Protestolar, ülkedeki ekonomik koşulların kötüleşmesine tepki olarak pazar günü başlamıştı.

Çarşamba gecesi hayatını kaybeden ve 21 yaşında olduğu belirtilen Besic üyesinin ölümü, başkent Tahran’da protestoların görece zayıflamasına karşın diğer eyaletlere yayılmasıyla birlikte, İran yönetiminin gösterilere karşı daha sert bir tutum benimseyebileceğine işaret ediyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, İran resmi haber ajansı IRNA, DMO mensubunun ölümünü doğruladı ancak olaya ilişkin ayrıntı vermedi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı (ISNA) ise Luristan Vali Yardımcısı Said Burali’nin açıklamalarına yer verdi. Burali, güvenlik görevlisinin ölümünden doğrudan göstericileri sorumlu tuttu.

Burali, söz konusu DMO mensubunun, protestolar sırasında ‘kamu düzenini savunurken’ ‘ayaklanmacılar’ tarafından öldürüldüğünü söyledi. Burali ayrıca, Besic ve polis güçlerinden 13 kişinin de olaylarda yaralandığını açıkladı.

İran’da protestolar, Tahran’daki ticaret merkezlerinden üniversitelere ve birçok kente yayılarak genişledi. Geçtiğimiz pazar günü, ekonomik krizin derinleşmesi, riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesi, enflasyonun yükselmesi ve yaşam koşullarının ağırlaşmasıyla başlayan hareketlilik, dikkat çekici bir boyut kazandı.


İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen gösteriye binlerce kişi katıldı

İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)
İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)
TT

İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen gösteriye binlerce kişi katıldı

İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)
İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)

Yeni yılın ilk gününde bugün İstanbul'da binlerce kişi Gazze’ye destek amacıyla yürüyüş düzenledi. Filistin ve Türk bayraklarının taşındığı yürüyüşte, savaşın harap ettiği bölgedeki şiddetin sona ermesi talep edildi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular dondurucu soğukta toplanarak Galata Köprüsü'ne doğru yürüdüler ve "Sessiz kalmayacağız, Filistin'i unutmayacağız" sloganıyla oturma eylemi yaptılar.

Gazze yanlısı göstericiler dondurucu soğukta toplandı ve Galata Köprüsü'ne doğru yürüdü (AP)Gazze yanlısı göstericiler dondurucu soğukta toplandı ve Galata Köprüsü'ne doğru yürüdü (AP)

Bilal Erdoğan da dahil olmak üzere 400'den fazla sivil toplum örgütü yürüyüşe katıldı.

Polis kaynakları ve Anadolu haber ajansı (AA), yürüyüşe yaklaşık 500 bin kişinin katıldığını, konuşmalar yapıldığını ve Lübnan doğumlu şarkıcı Maher Zain'in "Filistin'e Özgürlük" şarkısını seslendirdiğini bildirdi.

Binlerce kişi, yılbaşı sabahı İstanbul'da Gazze'ye destek yürüyüşü düzenledi (Reuters)Binlerce kişi, yılbaşı sabahı İstanbul'da Gazze'ye destek yürüyüşü düzenledi (Reuters)

Eğitim amaçlı bir hayır kurumu olan İlim Yayma Vakfı'nın başkanı olan ve yürüyüşün düzenlenmesine destek veren Bilal Erdoğan, "2026 yılının tüm milletimize ve ezilen Filistinlilere iyilik getirmesini diliyoruz" dedi.

Türkiye, Gazze'deki savaşın en sert eleştirmenlerinden biri olup, 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik eşi benzeri görülmemiş bir Hamas saldırısına karşılık olarak patlak veren savaşı sona erdiren ateşkesin sağlanmasına yardımcı oldu.

İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen yürüyüşe 400'den fazla sivil toplum örgütü katıldı (AP)İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen yürüyüşe 400'den fazla sivil toplum örgütü katıldı (AP)

10 Ekim'de kırılgan bir ateşkes yürürlüğe girdi, ancak bu ateşkes şiddeti etkili bir şekilde sona erdirmedi; yürürlüğe girmesinden bu yana 400'den fazla Filistinli öldürüldü.


İsrail'de demografi rakamları alarm veriyor

2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)
2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)
TT

İsrail'de demografi rakamları alarm veriyor

2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)
2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)

Gazze savaşında ateşkes sağlansa da 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların etkileri her iki tarafta da derinden hissediliyor. 

İsrail Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre, savaşla ilgili ölümler hesaba katılmadığında dahi, ülkedeki beklenen yaşam süresi 2024'te düştü. 

Yahudi erkeklerin ortalama ömrü 82,4'ten 82,1'e gerilerken, kadınlarda 86,1'den 85,8'e gelindi. 

Bu süre zarfında İsrail yurttaşı Arap erkeklerinde düşüş daha fazla oldu: Beklenen yaşam süresi 78,3'ten 77,7'ye azaldı. 

2023'te ortalama ömrü 83,3 olan Arap kadınlarıysa 2024'te 83,2'ye düştü.

Böylece İsrail'deki ortalama yaşam beklentilerinde 2020'den beri ilk kez düşüş kaydedildi. 

Geçen hafta yayımlanan bu verileri haberleştiren Haaretz, 2,7 milyon İsraillinin sigortalı olduğu Maccabi adlı şirketin çarşamba açıkladığı rakamları da dünya kamuoyuna duyurdu. 

Her üç İsrailliden birinin profesyonel psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu vurgulandı. 

İsrail'den göç edenlerin sayısı Gazze savaşının ardından iki katına çıkarken neredeyse üç aydır süren ateşkes de bu eğilimi değiştirmeyecek gibi görünüyor.  

İsrail Merkezi İstatistik Bürosu'nun yıl sonu raporuna göre 2025'te 69 bini aşkın İsrailli ülkesini terk etti. 24 bin 600 kişininse Ortadoğu ülkesine taşındığı bildiriliyor. 

Resmi verilere göre, 2024'te ülkesinden kaçan İsrailli rakamı 82 bin 700'dü. Aynı yıl yerleşmek üzere ülkeye giden kişi sayısının 55 bin civarında kaldığı düşünülünce İsrail'de nadir görülen bir negatif net göç ortaya çıkmıştı.

Son rakamlara göre bu yıl da aynı durum tekrarlandı. 

Times of Israel, Gazze savaşıyla birlikte ülkedeki gergin siyasi atmosferin bu düşüşten sorumlu tutulduğunu aktarıyor.

İsrailli sosyologlar ve nüfusbilimciler, ülkeyi terk edenlerin çoğunun iyi eğitimli, yüksek gelirli, seküler ve sola yatkın kişiler olduğunu söylüyor. 

Göç dalgasının ekonomik, sosyal ve siyasi etkilerinin ülkenin geleceğini ciddi bir şekilde belirleyebileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Avrupa'da yaşayan İsrail yurttaşı sayısının 200 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. 

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel