Fas, İspanya’nın Batı Sahralı ayrılıkçı lideri kabulünden rahatsız

Rabat, Madrid’in tavrını, ‘ortaklık ve iyi komşuluk ruhuna aykırı’ olarak nitelendirdi

Fas, İspanya’nın Batı Sahralı ayrılıkçı lideri kabulünden rahatsız
TT

Fas, İspanya’nın Batı Sahralı ayrılıkçı lideri kabulünden rahatsız

Fas, İspanya’nın Batı Sahralı ayrılıkçı lideri kabulünden rahatsız

Rabat, İspanya’nın ciddi savaş suçları ve ağır insan hakları ihlalleri işlemekle suçlanan ayrılıkçı Polisario Cephesi Genel Sekreteri lideri İbrahim Gali’yi ağırlamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Fas Dışişleri Bakanlığı, 25 Nisan’da yaptığı açıklamada, Fas’ın ‘ortaklık ve iyi komşuluk ruhuna aykırı ve Fas halkı açısından temel bir sorun olan Sahra meselesiyle ilgili olan bu tavır hususunda hayal kırıklığını’ dile getirdiğini belirtti.
Aynı açıklamada, İspanya’nın tutumunun büyük bir şaşkınlığa neden olduğu ve meşru soruları gündeme getirdiği aktarılırken, “İbrahim Gali neden gizlice ve sahte bir pasaportla İspanya’ya kabul edildi? Neden İspanya, bunu Fas’a bildirmeme kararı aldı? Neden Gali, İspanya’ya sahte bir kimlikle girmeyi seçti? İspanya yargısı, Polisario mağdurları tarafından yapılan birçok şikâyete neden yanıt vermedi?” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, bu nedenle İspanya’nın Rabat büyükelçisinin durum hakkında bilgi vermek ve hükümetinin tutumu hakkında gerekli açıklamaları talep etmek üzere Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldığı belirtildi.
Fas’ın tepkisi, İspanya Dışişleri Bakanı Arancha Gonzalez Laya’nın geçen cuma günü yaptığı açıklamaya yanıt olarak geldi. Laya, ülkesinin Polisario Cephesi liderini tedavi görmesi için topraklarına kabul etmesi sonrasın Fas ile ilişkilerin etkilenmeyeceğini bildirmişti.
Gonzalez Laya, düzenlediği basın toplantısında “Bu durum, İspanya ile Fas arasındaki mükemmel ilişkileri engellemez” derken, Fas’ın ekonomik ve siyasi alanlarda, göç konusunda, şirket faaliyetlerinde ve iklim değişikliğiyle mücadelede İspanya’nın ayrıcalıklı bir ortağı olduğunu ve bu durumun değişmeyeceğini vurguladı.
Öte yandan Polisario Cephesi tarafından işlenen terörist eylemlerin İspanyol kurbanları, geçen cumartesi günü İspanyol yargısından kaçmak amacıyla sahte bir kimlikle Zaragoza şehri yakınlarındaki Logrono’da bir hastaneye kaldırılan Gali’nin derhal gözaltına alınması çağrısı yaptı.
Kanarya Adaları Terör Mağdurları Derneği (Acafity) tarafından yapılan açıklamada, ‘işlediği saldırılar nedeniyle arama ve tutuklama kararına konu olan Gali’nin İspanyol yetkililer tarafından derhal tutuklanması gerektiği’ ifade edildi.
Dernek, suikastların uygulanmasını emreden, 1973’ten 1986’nın sonuna kadarki savaş sırasında Kanarya denizcilerinin açık denizlerde kitlesel kaçırılması emri veren bir yetkili olmasının yanı sıra Kanarya Adaları işçilerine karşı suikast düzenlemekle suçlandığı göz önüne alındığında, Gali’nin İspanya topraklarına yasadışı girişini kınadı.
İspanyol Kurbanlar Ulusal Birliği’nin desteğini alan ve Polisario terörünün 300’den fazla kurbanının yakınlarını içeren Acafity Derneği, İspanya vatandaşlarını öldüren kötü şöhretli bir suçlunun, bir devlet hastanesine yasadışı girişine izin verilmesini kınadı.
Dernek, Gali’nin ‘mümkün olan en kısa sürede’ Ulusal Mahkeme tarafından tutuklanmasını istedi.
Dernek, İspanyol yargısını, İspanyol hükümetini ve ilgili bakanlıkları ‘bir an önce sorumluluklarını üstlenmeye, görevlerini yerine getirmeye ve Polisario Cephesi’nin katillerini değil, Kanarya terörü mağdurlarını barındırmaya’ çağırdı.
Dernek ayrıca, İspanyol hükümetini ‘hastalık ve sözde insani nedenler bahanesiyle karalamak ve Gali’nin terörist eylemlerinin aklanmasına katılmak’ ile suçladı.
Bildiride, “Gali’nin gerçekleştirdiği terör saldırılarından etkilenen Kanarya kurbanları, yaslı ailelerin bu katilin varlığı dolayısıyla hissettikleri aşağılanma karşısında sessiz kalmak istemiyorlar” denildi.
‘Cruz del Mar’ ve ‘Minsai de Abona’ İspanyol balıkçı teknelerinin, Sahra ve Kanarya Adaları arasındaki bir bölgede 1970’li ve 1980’li yıllarda Polisario Cephesi’nin saldırılarının hedefi olduğu hatırlatıldı. Saldırılar, Kanarya Adaları’ndan birçok balıkçının ölümüne neden olmuştu.
Öte yandan Polisario Cephesi’nin bir başka kurbanı olan İspanyol siyasi uzmanı Pedro Ignacio Altamirano da geçen cumartesi günü avukatı aracılığıyla Malaga Mahkemesi soruşturma hakimine Polisario lideri aleyhine bir şikâyette bulundu.
Altamirano, Gali’yi cephe unsurlarını, sosyal medya üzerinden ölüm tehditlerinde bulunmak üzere kendisine karşı kışkırtmakla suçladı.
Söz konusu şikayet, İspanyol mahkemelerine Gali aleyhine yapılan ikinci şikayet oldu. Daha önce de Sahravi İnsan Haklarını Savunma Derneği avukatları, İspanyol yetkililere Gali hakkında Avrupa’dan yayınlanan tutuklama emrini uygulamaya çağırmıştı.



İsrail, Gazze şehrindeki operasyonlarını yoğunlaştırdı ve Gazze Şeridi'nin kuzeyine yardım akışını azalttı

 İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)
İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)
TT

İsrail, Gazze şehrindeki operasyonlarını yoğunlaştırdı ve Gazze Şeridi'nin kuzeyine yardım akışını azalttı

 İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)
İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)

İsrail ordusu, Gazze şehrindeki Nuseyrat Mülteci Kampı, el-Kerame bölgesi ve el-Vahde Caddesi'ni bombalayarak 10 Filistinliyi öldürdü. Gazze şehrini işgal etme operasyonlarını yoğunlaştıran İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyine giden yardım akışını da azalttı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA bugün, ‘İsrail Hava Kuvvetleri’nin Gazze şehrinin güneyindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki el-Işrin Caddesi'nde el-Hafi ailesine ait bir evi bombalaması sonucu beş Filistinlinin hayatını kaybettiğini’ bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre, Gazze şehrinin kuzeybatısındaki el-Kerame mahallesindeki bir apartmanın bombalanması sonucu iki kişi, işgal güçlerinin şehirdeki el-Vahde Caddesi'ndeki iki binayı bombalaması sonucu bir kişi olmak üzere üç vatandaş daha yaşamını yitirdi. Haberde, ‘işgal güçlerinin daha önce şehrin es-Sudaniye ve el-Fevahir mahallelerinde yedi vatandaşı öldürdüğü’ bilgisi de doğrulandı.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık kaynakları, İsrail'in dün Gazze Şeridi'nde düzenlediği bombardıman ve askeri operasyonlar sonucunda en az 79 kişinin hayatını kaybettiğini, bunların çoğunun Gazze şehrinde olduğunu bildirdi.

Yardımların askıya alınması

İsrail Yayın Kurumu'nun haberine göre, İsrail önümüzdeki günlerde Gazze şehrine insani yardımların ulaştırılmasını askıya alacak.

Haberde ayrıca, İsrail'in, Filistinlilere bölgeyi tahliye edip güneye gitmeleri gerektiği mesajını vermek amacıyla Gazze Şeridi'nin kuzeyine yapılan yardımların akışını da azaltacağı belirtildi.

İsrail'in Gazze şehrinden tahliye etmeye zorlamayı planladığı kişi sayısı yaklaşık 800 bin.

İsrail ordusunun on binlerce yedek askeri göreve çağırdıktan sonra, Yahudi Yeni Yılı (Roş Aşana) öncesinde Gazze şehrinin kontrolünü ele geçirebileceği belirtiliyor.

Haberde, İsrail ordusunun Gazze İnsani Yardım Vakfı’na bağlı iki yeni insani yardım dağıtım merkezi kurmak için hazırlıklar yaptığı da ifade edildi.

Etkili bir yardım dağıtım sistemi

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) bugün yaptığı açıklamada, İsrail makamlarının UNRWA'nın Gazze Şeridi'ne sağladığı insani yardımın teslimatını yasaklamasının kaldırılması gerektiğini belirtti.

UNRWA, çalışmalarını sürdürmeye hazır olduğunu belirterek, Mısır ve Ürdün'deki depolarının dolu olduğunu ve yaklaşık 6 bin kamyonu barındırabilecek durumda olduğunu kaydetti.

UNRWA'nın yardımları güvenli bir şekilde dağıtmak için etkili bir sisteme sahip olduğunu belirten ajans, hayat kurtaran yardımların karayoluyla taşınması çağrısında bulundu.

Filistin Mültecilerine Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini (Reuters)Filistin Mültecilerine Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini (Reuters)

İsrail ordusu dün sabah Gazze şehrini ‘tehlikeli savaş bölgesi’ ilan etti. Bu hamle, esasen şehrin güney ve kuzey sınırlarında yoğun operasyonların yaşandığı, hava ve topçu bombardımanları ile şehri sarsan patlayıcı robotların kullanıldığı ve şu anda işgal öncesi ön operasyonların yaşandığı Gazze şehrinde askeri operasyonların genişletilmesinin önünü açıyor.

İsrail ordusu, yaklaşık bir ay önce Gazze Şeridi'nin merkezi olan Gazze şehrinin batı bölgelerinde ve Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a kadar uzanan bölgede başlattığı geçici taktik insani ateşkesin askıya alındığını duyurdu. Ordu, askıya alma kararının yalnızca ‘tehlikeli savaş bölgesi’ olarak kabul ettiği Gazze şehri için geçerli olduğunu belirtti.

Bu, İsrail ordusunun Gazze'de savaşan 20 binden fazla yedek asker için yeniden çağrı emri çıkarmasıyla aynı zamana denk geldi. Bu askerlerin bir kısmı sınırlarda konuşlanmış durumda. Pazar günü ise on binlerce askere yeniden çağrı emri gönderilmeye başlanacak.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te Yahudi devletinin güney yerleşimlerine eşi görülmemiş bir saldırı düzenlemesiyle patlak verdi. İsrail, Hamas’ın saldırısına, yıkıma uğrayan bölgede şiddetli bombardıman ve askeri operasyonlarla karşılık verdi.

AFP'nin resmi rakamlara dayalı hesaplamasına göre, Hamas'ın 2023'teki saldırısında bin 219 kişi öldü.

Hamas saldırısı sırasında kaçırılan 251 rehineden 49'u Gazze Şeridi'nde esir tutulmaya devam ediyor; İsrail tarafından bunlardan 27'sinin öldüğü ilan edildi.

İsrail, 7 Ekim’den bu yana yıkıcı saldırılar gerçekleştiriyor. Birleşmiş Milletler'in (BM) güvenilir kabul ettiği Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, Gazze Şeridi'nde çoğu sivil 63 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.


Filistin Devlet Başkanlığı, ABD'yi vize vermeme kararını geri almaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Filistin Devlet Başkanlığı, ABD'yi vize vermeme kararını geri almaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanlığı dün, ABD'nin Filistin heyetine yaklaşan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılmak için giriş vizesi vermeme kararını derin üzüntü ve şaşkınlıkla karşıladığını belirterek, Washington'dan bu kararı yeniden gözden geçirmesini istedi.

Şarku’l Avsat’ın Filistin resmi haber ajansı WAFA'dan aktardığına göre Devlet Başkanlığı, ABD'nin kararının uluslararası hukuka ve BM Anlaşması'na aykırı olduğunu, özellikle de Filistin devletinin uluslararası örgütün gözlemci üyesi olduğunu belirterek, ABD yönetiminden kararı yeniden gözden geçirmesini ve geri almasını talep etti.

Filistin Devlet Başkanlığı, Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Donald Trump da dahil olmak üzere tüm dünya liderlerine gönderdiği mektupta belirtildiği gibi, uluslararası hukuka, uluslararası meşruiyet kararlarına ve barışa yönelik tüm taahhütlerine bağlılığını yineledi.

Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh de ABD'nin kararının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, Washington’ı kararını geri almaya çağırdı.

Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Reuters)Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Reuters)

Filistin Dışişleri Bakanlığı dün erken saatlerde, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Abbas başkanlığındaki Filistin heyetinin New York'ta yapılacak BM Genel Kurulu toplantılarına katılmasını engelleme kararını şaşkınlıkla karşıladığını belirtti.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, ABD'nin kararının devlet heyetlerinin toplantılara katılma özgürlüğünü garanti eden BM Anlaşması’nın ‘bariz bir ihlali’ olduğu ifade edildi. Bakanlık ayrıca, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Güvenlik Konseyi ve BM üye devletlerinden ABD'nin kararının uygulanmasını durdurmak için harekete geçmelerini istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, Bakan Marco Rubio'nun Filistinli yetkililere vize vermeyi reddetme kararı aldığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)

Dışişleri Bakanlığı, Rubio'nun BM Genel Kurulu toplanmadan önce Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Yönetimi üyelerine vize vermeme ve vizeleri iptal etme kararı aldığını, bunun nedeninin ise ‘FKÖ ve Filistin Yönetimi’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve barış umutlarını zedelemesi’ olduğunu bildirdi.

Filistin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin bu kararının dünya çapında Filistin devletinin tanınmasını ‘engelleyemeyeceğini’ vurguladı.

Filistin'in BM Daimî Temsilcisi Riyad Mansur ise ABD'nin vize kısıtlamalarına yanıt olarak, “Bunun heyetimize nasıl uygulanacağını göreceğiz” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Washington'un Filistin Yönetimi yetkililerine vize vermeyi reddetme kararını ‘cesur bir girişim’ olarak değerlendirdi.

Saar’ın X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “FKÖ ve Filistin Yönetimi'nden teröristlere verdikleri ödüller, nefret söylemleri ve İsrail'e karşı yasal savaş başlatma çabaları nedeniyle hesap vermelerini talep ettiğiniz için teşekkür ederiz… Bu cesur girişim ve İsrail'in yanında durdukları için ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimine teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.

Axios internet sitesi dün kaynaklara dayandırdığı haberinde, Donald Trump yönetiminin Filistin Devlet Başkanı'nın BM Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmada ‘bağımsızlık ilanı’ yapmasını engellemeye çalıştığını bildirdi.

İnternet sitesi, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın, BM Genel Kurul toplantılarına katılmak üzere BM'ye giden Filistin heyetine vize verilmesini engellemesi için Amerikalı mevkidaşını teşvik ettiğini belirtti.

BM Genel Kurulu, 23-28 Eylül tarihleri arasında ABD'nin New York kentinde toplanacak.


Selam, Şarku'l Avsat'a: Amerikalılarla müzakerelerde ilerleme yok

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Şarku'l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Şarku'l Avsat)
TT

Selam, Şarku'l Avsat'a: Amerikalılarla müzakerelerde ilerleme yok

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Şarku'l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Şarku'l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, elçi Tom Barrack tarafından hazırlanan belge üzerinde yürütülen Lübnan-ABD müzakerelerinin son turunda herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini doğruladı. İsrail'in adım adım yaklaşımını benimsemeyi reddetmesi nedeniyle müzakerelerin durma noktasına geldiğini belirtti.

Lübnan hükümeti tarafından onaylanan ortak bildirisinde Barrack, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını şart koşarken, İsrail'in atması gereken adımların daha sonra görüşüleceğini belirtti. Bu konunun, önümüzdeki cuma günü yapılacak kabine toplantısının gündeminin en üst sırasında yer alması bekleniyor. Toplantıda, belirli bir zaman dilimi içinde “silahların sadece devletin elinde olması” ilkesini uygulamak için ordu liderliği tarafından hazırlanan plan müzakere edilecek.

Selam, silahsızlanma planını görüşmek üzere “sakin bir hükümet oturumu” öngördü. Başbakan Yardımcısı Tarık Mitri ve Bakan Fadi Mekki, Salam ile iletişimi yeniden kurma çabalarının bir parçası olarak Parlamento Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti.