Afganistan’daki istikrarsızlık, Rusya’yı ve Orta Asya ülkelerini endişelendiriyor

ABD, Helmand’daki bir askeri üssü geçen pazartesi günü Afgan kuvvetlere teslim etti (EPA)
ABD, Helmand’daki bir askeri üssü geçen pazartesi günü Afgan kuvvetlere teslim etti (EPA)
TT

Afganistan’daki istikrarsızlık, Rusya’yı ve Orta Asya ülkelerini endişelendiriyor

ABD, Helmand’daki bir askeri üssü geçen pazartesi günü Afgan kuvvetlere teslim etti (EPA)
ABD, Helmand’daki bir askeri üssü geçen pazartesi günü Afgan kuvvetlere teslim etti (EPA)

ABD’nin Eylül ayına kadar Afganistan’dan tamamen geri çekileceğine dair sık sık yayınlanan haberler, Rusya’nın Orta Asya’ya askeri ilgisini canlandırdı. Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ı içeren askeri bir ittifak olan ‘Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ çerçevesindeki ilişkiler de dahil olmak üzere bölge ülkeleriyle çok taraflı askeri ilişkiler yürütüyor. Örgüt, Özbekistan ve Türkmenistan’ı kapsamıyor.
Bu bağlamda son olaylar, Rusya Savunma Bakanlığı’nın bölgeyle ilgili ek düzenlemeler yapmasına neden oldu. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Afganistan’daki istikrarsızlığın yankılarının komşu bölgeye yayılması durumunda katılımlarını sağlamak için daha fazla anlaşma imzalamak üzere Tacikistan ve Özbekistan’a ziyarette bulundu.
Geçen pazartesi günü ‘The Diplomat’ dergisinde yayınlanan bir habere göre 27 Nisan’da Sergey Şoygu ve Tacikistanlı mevkidaşı Sherali Mirzo, Afganistan’dan gelebilecek herhangi bir potansiyel tehdide karşı koymak amacıyla ortak hava savunma sistemleri inşa etmek için bir anlaşma imzaladı.
Aynı gün Şoygu, bölgesel güvenlik sorunları ve uluslararası terörizmle mücadele çabalarını ele almak üzere, mevkidaşı Bahadır Kurbanov ile görüşmek için Özbekistan’ı ziyaret etti. Görüşmenin ardından, türünün ilk örneği olacak şekilde iki ülkenin 2021-2025 dönemi arasında stratejik ortaklık için bir program hazırladıkları belirtilen bir açıklama yapıldı. Belgenin içeriği henüz bilinmemekle birlikte ve Özbekistan’ın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne üye olmadığı göz önüne alındığında en yüksek olasılık, sınırlı şekilde olsa da Afgan sınırındaki askeri durum kötüleşirse, Moskova’nın Özbekistan’ın katılımını kolaylaştırmak için maddeler koyduğunu gösteriyor.
Bu bağlamda 2018 yılında ilan edilen askeri doktrine göre, Özbekistan’ın herhangi bir askeri ittifaka yönelmeyeceği ve topraklarında yabancı askeri üslerin bulunmasına izin vermeyeceği göz önüne alındığında, bu konudaki herhangi bir anlaşmanın sınırlı kalacağını belirtmekte fayda var.
Kabil ile önemli altyapı projelerine katılmak da dahil olmak üzere, Orta Asya ülkelerinin Afganistan’ı bölgesel bir ekonomik ortak olarak benimsemeye başladığı bir dönemde, bu ülkelerdeki savunma yetkilileri güvenlik kaygıları konusunda Moskova ile hemfikir.
Bugün, Taliban’ın Katar’daki siyasi büro başkanı olan Molla Abdulgani Birader’in Eylül 2020’de yaptığı açıklamanın hala açık olduğu görülüyor. O dönemde Birader, Orta Asya’daki hiçbir komşu ülkeye saldırmayacağı taahhüdünde bulunmuştu, ki bu da sahada çok az bir değere sahip.
Orta Asya ülkelerinin söyleminin ‘Afganistan’da barış ve yeniden yapılanmaya’ giderek daha fazla odaklandığı bir dönemde Rusya’nın bu bölgedeki durumla ilgili endişeleri ve bölgesel güvenliğe yönelik potansiyel tehdit de artıyor. Rusya Savunma Bakanlığı ise Afganistan ile Orta Asya’daki komşuları arasındaki sınırlarda yaşanan çalkantılı durumu sürekli gündeme getiriyor ve bunu, bölge ülkeleriyle iş birliği ve askeri tatbikatların devamlılığı için bir gerekçe olarak kullanıyor.



İran’da müzakere seçeneği tartışması... Trump, Hamaney’in yaralandığını doğruladı

İran’da müzakere seçeneği tartışması... Trump, Hamaney’in yaralandığını doğruladı
TT

İran’da müzakere seçeneği tartışması... Trump, Hamaney’in yaralandığını doğruladı

İran’da müzakere seçeneği tartışması... Trump, Hamaney’in yaralandığını doğruladı

İran dosyasında siyasi, diplomatik ve sahadaki gelişmelerin iç içe geçtiği süreçte tansiyon yükseliyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile müzakere sürecinin sürdürülmesini savunarak savaşın sorunların aşılması için kalıcı bir yol olmadığını vurguladı. Tahran’ın yaklaşımının karşılıklı anlayış, etkileşim ve müzakereler yoluyla sorunların çözülmesine dayandığını belirten Pezeşkiyan, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasının ardından hükümetin içeride maruz kaldığı yoğun eleştirilere rağmen müzakere seçeneğini savundu.

İran’daki siyasi tartışmalar sürerken, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da sosyal medya platformu X üzerinden ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’i alaycı bir dille eleştirdi. Bessent’in yeni yaptırım dalgasını ekonomik çıkarma günü olarak nitelendirmesine tepki gösteren Galibaf, ABD’li Bakan’ın daha sonra geri adım atarak küresel finans sistemini neden yok etmek istediğinin sorgulanmasını hatırlattı.

ABD cephesinden gelen açıklamalar ise İran liderliği içindeki gelişmelere ilişkin yeni soru işaretlerine yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’e telefonla verdiği röportajda İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in öldüğüne inanmadığını, ancak vücudunun sol tarafı, kolu ve bacağı da dahil olmak üzere çok ağır yaralandığını doğruladı.

Trump, İranlı yetkililerin nihai onayları almak için sürekli olarak lidere döneceklerini söylemelerinin, Hamaney’in hayatta olduğu yönündeki ihtimali güçlendirdiğini ifade etti.

Siyasi gelişmeler sahadaki deniz trafiğine de yansıdı. Kpler şirketinin verilerine göre Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemi sayısı çarşamba günü 10’a yükseldi. Salı günü ise bu sayı 8 olarak kaydedilmişti.

Bununla birlikte, sınırlı da olsa gözlenen bu hareketlilik hâlâ son 10 günün günlük 15 gemilik olağan ortalamasının altında bulunuyor. Deniz trafiğindeki sınırlı artış, piyasaların İran ile Umman arasında su yolunun güvenliğinin sağlanması ve Washington ile yaşanan jeopolitik gerilimin yönetilmesine yönelik devam eden görüşmeleri yakından izlediği bir dönemde yaşanıyor.


Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Hattar Ebu Diyab

Fransa, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un daveti üzerine, diplomatik ziyaretlerin en üst ve en prestijli seviyesi olan resmi ziyaret kapsamında 23-24 Ağustos tarihlerinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı ağırladı.

Hassas bir bölgesel ve uluslararası dönemde, zirvede özellikle Arap Körfez bölgesi ve Ortadoğu'daki güncel konular ve jeopolitik çatışmalar ele alındı. Üst düzey görüşmeler, ikili ilişkilerde niteliksel bir sıçrama ve iki taraf arasında istikrarlı bir stratejik yakınlaşma ile sonuçlandı.

Çağdaşlık ve süreklilik

Riyad ve Paris, 1926'da diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana iş birliklerinin kapsamını genişletmek için çalıştı. Köklü güven düzeyi ve ortaklıklarının gelişmesi ve çeşitlenmesi, bu sürekliliği açıkça ortaya koyuyor.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Paris ziyaretine Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte katıldığı E-spor Dünya Kupası finali ile başladı. Etkinlik ilk kez Suudi Arabistan dışında düzenleniyor ve bu da, Krallığın 2030 Vizyonu kapsamındaki “yumuşak güç” stratejisini yansıtıyor.

Veliaht Prens, ziyaretine 1986'da Riyad Sergisi'ne ev sahipliği yapan aynı mekân olan Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası finaline katılarak başladı. Kırk yıl sonra, babası Kral Selman'ın izinden giderek aynı mekâna geri döndü ve Krallığın yumuşak güç başarılarını daha da pekiştirdi

Etkinlik, Fransa’nın başkentinin kalbindeki tarihi Grand Palais'de düzenlendi. “Riyad: Dün ve Bugün” sergisi daha önce aynı mekânda 1986 yılında, o zaman Riyad Valisi olan Hadimul Haremeyn Şerifeyn Kral Selman bin Abdulaziz ile dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın katılımıyla düzenlenmişti.

tbtrbt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası'nın kapanış törenine katıldı, 23 Ağustos 2026 (AFP)

Bahsedilen serginin büyük başarısı nedeniyle, Krallığın tüm bölgelerinin mirasını ve kültürünü kapsayacak şekilde adı “Krallık: Dün ve Bugün” olarak değiştirildi. Böylece, kırk yıl sonra, Prens Muhammed bin Selman, babasının izinden giderek, Suudi Arabistan'ın “yumuşak gücünün” başarılarını pekiştirmek ve Paris ile Riyad arasındaki ilişkide çağdaşlık ve süreklilik arasındaki bağı vurgulamak için aynı mekâna geri döndü.

Stratejik ortaklığın güçlendirilmesi

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı arasında çok sayıda görüşme ve zirveye tanık olmuş ve bu da aralarındaki bağların güçlenmesini sağlamıştır. Suudi Arabistan ve Fransa, dış politikada karar alma süreçlerinde ve uluslararası ilişkilerin yönetiminde tam egemenlik ve bağımsızlığı korumaya dayalı net bir stratejik pozisyonu benimsiyor. Bu nedenle, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri, Avrupa ve Akdeniz'in kilit güçlerinden biri olan Fransa ile İslam ve Arap dünyasında önde gelen bir role sahip etkili bir uluslararası oyuncu olan Suudi Arabistan arasındaki etkileşim doğaldır. Bu siyasi, ekonomik ve diplomatik ağırlık, her iki tarafın da bölgesel ve uluslararası karar alma süreçlerine katkıda bulunmasına olanak tanıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı'nın 2024 yılının sonunda Riyad'ı ziyareti sırasında kurulan Fransa-Suudi Arabistan Stratejik Ortaklık Konseyi'nin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Elysee Zirvesi'nde, iki lider jeopolitik krizleri, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu ile Fransa'nın 2030 Planı'nın sunduğu fırsatlardan yararlanarak ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür ve miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma, güvenlik gibi alanlarda ikili ekonomik ortaklıkların geliştirilmesini ele aldılar.

Ortak bildiri, önemli krizler konusunda yakın koordinasyonu yansıttı: Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere yönelik saldırıları kınamak, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve devlet dışı aktörlerin silahsızlandırılmasını talep etmek, Hamas'ın silahsızlandırılması anlaşmasını memnuniyetle karşılamak ve Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olma hakkını savunmak

İran'dan Lübnan'a, enerji ve savunmayı da kapsayan alanlarda Paris, Prens Muhammed bin Selman'ı Ortadoğu'da kilit bir figür olarak görüyor, bölgedeki etkisini sürdürmeyi ve Riyad ile özel, çok yönlü bir ilişki kurmayı amaçlıyor.

Böylece, Prens Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Macron, 2023 ve 2026 yılları arasındaki savaşlar serisinden sonra yeni bölgesel düzeni şekillendirmede temel taşı olması amaçlanan gerçek bir stratejik ortaklığın yeni bir aşamasını başlattılar.

Jeopolitik zorluklar ve gelişmeler

Bölgedeki ciddi jeopolitik zorluklara karşı Paris görüşmeleri, önemli bölgesel krizler konusunda yakın koordinasyonla sonuçlandı. Bu, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik saldırıları kınadığı ve İran nükleer sorununa diplomatik bir çözüm bulma taahhüdünü ifade ettiği kapsamlı ortak bildiriyle somutlaştı.

Lübnan meselesinde ise iki taraf, İsrail'in tüm Lübnan topraklarından çekilmesinin ve Lübnan devletine bağlı olmayan tüm örgütlerin silahsızlandırılmasının tamamlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Her iki taraf da Hamas'ın silahsızlandırılmasına ilişkin anlaşmanın duyurulmasını memnuniyetle karşıladı ve Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkını baltalama girişimlerini bir kez daha kesin bir şekilde reddetti.

İki taraf da Yemen Liderlik Konseyi'ne ve BM'nin çabalarına desteklerini yineledi ve Sudan'daki krizi sona erdirmeye, yabancı müdahaleyi durdurmaya yönelik çabaları yoğunlaştırmanın önemini vurguladı. Ayrıca Suriye'nin birliğine, istikrarına ve ekonomik iyileşmesine olan bağlılıklarını da yineledi.

dfvrgbthy
Paris'teki Elysee Sarayı'nda iki ülke arasında imzalanan ticaret anlaşmasının ardından, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan Al-Suud ve Fransa Ekonomi Bakanı, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Görüşlerdeki yakınlaşma, Suudi Arabistan ve Fransa'nın iki devletli çözümü yeniden canlandırmak için BM'ye sunduğu ortak girişim gibi pratik düzeyde de yansıma buluyor. Paris, bölgedeki belirsizliği, Suudi Arabistan'ın başlattığı iki büyük girişimin ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor. Bunlar Pakistan ve Türkiye ile imzalanan Mekke Savunma Anlaşması ile Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için kurulan deniz koalisyonudur.

Riyad, insansız hava aracı saldırılarını püskürten Fransız Thales Grubu’na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ediyor. Paris ise Mekke Savunma Anlaşması ve Kızıldeniz'deki deniz koalisyonunun ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor

Fransa-Suudi Arabistan savunma iş birliğinin, Riyad'a ihtiyaç duyduğu yeni teknolojileri ve savunma silahlarını sağlayacağına şüphe yok.

 Konuyla ilgili bilgi sahibi bir Fransız kaynak, Riyad'ın, Krallığı hedef alan insansız hava aracı saldırılarını püskürtmede hayati rol oynayan Fransız Thales Grubu'na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ettiğini açıkladı.

Enerji güvenliği konusunda ise ortak açıklamada, petrol ve petrokimya sektörlerinde stratejik iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda Paris, Krallığın tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğini destekleme çabalarını övdü.

İkili ortaklığın kültür ve eğlence boyutu

Prens Muhammed bin Selman'ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan'ın yumuşak gücünü pekiştirdi ve gençler için geleceğin önünü açtı. Şüphesiz ki, e-spor da dahil olmak üzere tüm sporlar, kültür, spor, turizm ve eğlencenin tüm yönlerini kapsayan bir gelecek vizyonu için temel bir yapı taşıdır.

İki ülke arasındaki yeni yakınlaşma alanları, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 çerçevesinde geçirdiği dönüşüme ve Fransa'nın enerji, altyapı, kültür, inovasyon, yapay zeka, eğitim ve yaratıcı endüstriler gibi sektörlerdeki güçlü yönlerine dayanıyor.

Bu bağlamda, ortak açıklamada kültürel konulara da yer verildi. El-Ula'nın 21. yüzyılda önemli bir kültür ve miras merkezi olarak sunduğu fırsatlar göz önünde bulundurularak, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığının 2035 yılına kadar uzatılması kararı alındı.

Her iki taraf da Suudi Arabistan için tarihi bir olay olan Riyad Expo'ya Fransa'nın katılımını memnuniyetle karşıladı ve Expo'nun Fransa-Suudi Arabistan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olması konusunda mutabık kaldı.

Eğlence alanında ise iki ülke, özellikle Île-de-France bölgesindeki Cergy-Pontoise'da üç eğlence tesisinin geliştirilmesini içeren ve toplamda 6 milyar Euro'ya ulaşan Suudi yatırımlarını kapsayan Qiddiya Yatırım Şirketi projesi başta olmak üzere, ekonomik bağlarını ve karşılıklı yatırımlarını güçlendirme konusunda anlaştı.

cdvfgt
Suudi Arabistan Spor Bakanı Prens Abdulaziz bin Türki el-Faysal ve Fransa Spor Bakanı Marina Ferrari, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenecek E-spor Dünya Kupası finali öncesinde bir spor iş birliği anlaşması imzaladı, 23 Ağustos 2026 (Reuters)

Daha önce, Île-de-France Bölgesi Başkanı Valérie Pécresse, popüler Japon manga serisi “Dragon Ball”dan esinlenen bir tema parkı projesi üzerinde 18 aydır çalıştığını duyurmuştu. Pécresse, “Bu, Île-de-France'ın turizm destinasyonu olarak çekiciliğini önemli ölçüde artıracak Disney büyüklüğünde bir proje” diye de eklemişti. Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan'ın “dünyanın önde gelen turizm destinasyonu” olan Fransa'ya duyduğu güven için Veliaht Prense teşekkürlerini ifade etti.

Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti, çok güçlü ikili Fransa-Suudi Arabistan ortaklığından, kriz zamanlarında güçlendirilen kapsamlı bir stratejik ortaklığa geçişi vurguladı. İki taraf, yüzyılı aşkın süredir gelişen tarihi derin bir ilişki sayesinde yapıcı mutabakatlara vardı. Saygı, bağımsızlık, istikrar ve kalkınmaya yönelik çalışma ve uluslararası hukuka saygı temelinde müreffeh bir geleceğe umutla bakıyorlar.


Kurbanların cesetleri bile kurtulamadı… Nepal’deki sel felaketinin ortasında şok edici hırsızlık olayları

Nepal’in Nuvakot bölgesinde meydana gelen sel felaketinin ardından, uğradıkları hasarın ortasında görülen insanlar (AP)
Nepal’in Nuvakot bölgesinde meydana gelen sel felaketinin ardından, uğradıkları hasarın ortasında görülen insanlar (AP)
TT

Kurbanların cesetleri bile kurtulamadı… Nepal’deki sel felaketinin ortasında şok edici hırsızlık olayları

Nepal’in Nuvakot bölgesinde meydana gelen sel felaketinin ardından, uğradıkları hasarın ortasında görülen insanlar (AP)
Nepal’in Nuvakot bölgesinde meydana gelen sel felaketinin ardından, uğradıkları hasarın ortasında görülen insanlar (AP)

Kurtarma ekiplerinin Nepal’de yüzlerce kayıp kişiye ulaşmak ve yıkıcı sel felaketinde hayatını kaybedenlerin cansız bedenlerini çıkarmak için yoğun çaba harcadığı bir sırada, bazı kişilerin felaketin yol açtığı kaos ortamından yararlanarak sel sularının sürüklediği eşyaları çaldığını gösteren şok edici görüntüler ortaya çıktı.

Sosyal medya platformlarında yayımlanan videolarda, bazı kişilerin sel suları ve atıkların arasında dolaşarak ele geçirebilecekleri eşyaları aradığı görülürken, bu görüntüler geniş çaplı tepki ve eleştirilere yol açtı. Felaketin etkilerinin hâlâ sürdüğü birçok bölgede kurtarma ekipleri, hayatta kalanlara ve kayıplara ulaşmak için arama çalışmalarına devam ediyor.

Görüntülerden birinde, bazı erkeklerin atıklar ve kirli sel suları arasında yüzerek sel sularının sürüklediği tüplere ulaşmaya çalıştığı ve ardından bunları sudan çıkardığı görülüyor.

Diğer görüntülerde ise su seviyesinin yükselmeye ve evler ile yolları su altında bırakmaya devam ettiği sırada, bazı kişilerin sel sularının sürüklediği bisiklet, sandık ve çeşitli eşyalara ulaşmak için yüzdüğü görülüyor.

Videolardan birinde ise iki kişinin bir tüp nedeniyle kavga ettiği görülüyor. Görüntü, felaketin geride bıraktığı kaosu ve bazı kişilerin bu durumdan yararlanarak sel sularının sürüklediği eşyalardan faydalanmaya çalıştığını gözler önüne seriyor.

Ancak en çarpıcı görüntülerden biri başka bir videoda ortaya çıktı. Görüntülerde bir kişinin, sel sularında yüzen bir cesedin kulağındaki altın küpeyi çıkardığı görülüyor. Felaket kurbanlarından birinin cansız bedeninin maddi çıkar sağlamak amacıyla istismar edilmesi, geniş çaplı tepkiye neden oldu.

Bin kişiden fazla kayıp

Kurtarma ekipleri, dün Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi arasındaki sınır bölgesinde meydana gelen ve en az 165 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan yıkıcı sel felaketinin ardından kayıpları bulmak için çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Nepal makamları bu sabah yaptıkları açıklamada, 823 kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve sel ile selin yol açtığı heyelanlar nedeniyle en az 165 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Kayıplar arasında 393 yabancı turistin bulunduğu belirtilirken, yetkililer arama-kurtarma çalışmalarının sürmesi ve felaketin yaşandığı bölgelerde hasar tespitinin devam etmesiyle ölü ve kayıp sayısının artabileceği uyarısında bulundu.

Çin tarafında ise yetkililer, sınır bölgesini etkileyen ve geniş çaplı hasara yol açan felaketin ardından ülke topraklarında 558 kişinin hâlâ kayıp olduğunu açıkladı.

Felaketin ardındaki buzul çöküşü

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, sellerin, 5,2 büyüklüğünde deprem meydana getirebilecek güçte bir buzul çökmesi sonucu oluştuğunu ve bunun bölgede toprak kaymalarına da yol açtığını bildirdi.

Çin devlet medyası, ilk etapta sınırın Tibet tarafında, yaklaşık bin 800 metre rakımda bulunan Gyirong Sınır Kapısı yakınlarında bir toprak kayması meydana geldiğini duyurmuş, olayda 3 kişinin hayatını kaybettiğini ve 265 kişinin kaybolduğunu bildirmişti.

Ancak Çin makamları daha sonra yaptıkları açıklamada, olayda kayıp sayısının 558’e yükseldiğini ve bunların 260’ının yabancı olduğunu duyurdu.

Himalayalar’ın kalbinde yer alan Nepal, dünyanın dört bir yanından doğa yürüyüşü tutkunları ve dağcılar arasında, özellikle dünyanın en yüksek zirvesi Everest Dağı’na ulaşmak isteyenler için oldukça popüler bir destinasyon olarak öne çıkıyor.

Felaketin ortasında, başkent Katmandu’nun kuzeyindeki Nuvakot bölgesinde Trishuli Nehri Vadisi’ni sel suları bastı. Seller, Nepal başkentinin doğusunda bulunan Bhote Koshi Nehri Vadisi’ne de yayılarak geniş alanların sular altında kalmasına ve çok sayıda eşya, araç ve malzemenin sel sularına kapılmasına neden oldu.

Yetkililer, kayıpların önemli bir bölümünü etkilenen bölgelerde bulunan yabancı turistlerin oluşturduğunu belirtirken, arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ve seller ile toprak kaymalarının yol açtığı hasarın boyutunun netleşmesiyle ölü ve kayıp sayısının artmasından endişe edildiğini bildirdi.