Demir Kubbe efsanesi roketlerle yıkıldı!

İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sisteminin, Gazze'den gelen roketlere karşı başarısız olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: AFP
İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sisteminin, Gazze'den gelen roketlere karşı başarısız olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: AFP
TT

Demir Kubbe efsanesi roketlerle yıkıldı!

İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sisteminin, Gazze'den gelen roketlere karşı başarısız olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: AFP
İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sisteminin, Gazze'den gelen roketlere karşı başarısız olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: AFP

Gerginlik, Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi'nde Filistinlilerin Yahudi yerleşimciler tarafından zorla evlerinden çıkarılma girişimiyle başladı.
Bunun üzerine Gazze Şeridi'ndeki Filistinli direniş grupları, İsrail polisinin "işgal" altındaki Doğu Kudüs'te yer alan Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi'nden çekilmesi için 10 Mayıs Pazartesi günü yerel saatle 18.00'e kadar süre tanıdı.
Polisin çekilmemesi üzerine Filistinli direniş grupları İsrail'e çok sayıda roket fırlattı.
Bunun üzerine İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne yönelik "Surların Muhafızı" adıyla askeri operasyon başlattı.
Gazze Sağlık Bakanlığı'nın açıklamasına göre İsrail'in 10 Mayıs Pazartesi gününden bu yana düzenlediği saldırılarda kadın ve çocukların da arasında olduğu 83 kişi hayatını kaybetti, 487 kişi de yaralandı.
Tel Aviv yönetimi, dün sabah itibariyle Gazze Şeridi'nden binden fazla roket atıldığını iddia etti.
İsrail'in Demir Kubbe adı verilen hava savunma sistemi, bugüne kadar Gazze'den gelen roketlerin savuşturulmasında önemli bir rol oynuyordu.
Ancak son çatışmalarda bu roketlerin bazılarının bu savunma sistemini aşmayı başardığı görülüyor.
Gazze'den atılan roketlerin Demir Kubbe tarafından imha edilememiş olması Tel Aviv yönetimini kaygılandıran faktörlerin başında yer alıyor. 
Askeri uzman ve analistler, roket ve tanksavar füzeleriyle saldırı düzenleyen Filistinli grupların taktik değiştirerek Demir Kubbe'yi aşmaya başladığına dikkati çekiyor.
Kimi uzmanlar, İsrail'in farklı menzillerdeki füze saldırılarına karşı geliştirdiği üç hava savunma sisteminden ilki olan ve 2011'den beri kullanılan Demir Kubbe'nin Gazze'den atılan roketlere karşı başarısız olduğu görüşünde.

"Beklenmeyen hareket İsrail'i çok zor duruma düşürdü"
İsrail'in Demir Kubbesi İzzettin Kassam Tugayları'nın fırlattığı roketler karşısında başarısız olduğunu savunanlardan biri de Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı ve emekli general Doç. Dr. Güray Alpar.
Independent Türkçe'nin özel haberine göre Alpar, Demir Kubbe sisteminin İsrail'i koruyacağı düşünüldüğünü ancak saldırılarda tam olarak koruma sağlayamadığının ortaya çıktığını söyledi.
Alpar'e göre sistemin etkisiz hale gelmesi Filistinli gruplara avantaj sağlamış durumda. 
"Bu beklenilmeyen bir durumdu. Bu beklenmeyen hareket İsrail'i çok zor duruma düşürdü" diyen Alpar, Tel Aviv yönetiminin atılan roketlerden çok çekindiğini söyledi. 

"Verilen destek dünya kamuoyunda çok etkili oldu"
Hava saldırılarının bir kısmının bu yapanlara karşı yönlendirmesinin bunun bir göstergesi olduğunu kaydeden Alpar, "İsrail şaşkın ve çok panik yaptı. Vatandaşlarını korumak için çok uğraştı ve çok paralar harcadı ama buna rağmen etkisiz kaldı" dedi. 
Filistinli grupların kullandığı roketler için dışarıdan destek almış olabileceğini aktaran Alpar, şunları söyledi:
"Nereden veya kimlerden destek aldığını bilmiyoruz ama mutlaka bir yerlerden destek alınmıştır. Çünkü Filistin'e destek sanılandan çok daha fazla. Olaylar esnasında Filistinlilerin yapmış oldukları klipler ve sosyal medyadaki paylaşımlar çok büyük bir kamuoyu oluşturdu. Olaylardan sonra birçok ünlü ismin destek vermesi ve uluslararası kuruluşların harekete geçmesi bunun bir göstergesi. Verilen destek dünya kamuoyunda çok etkili oldu. İsrail verilen desteği engellemek istedi ama başarılı olamadı."

"Demir Kubbe efsanesinin ilk katmanı çöktü"
Gazeteci yazar Mete Sohtaoğlu da Demir Kubbe'nin Gazze'den atılan roketlere yenildiğini savundu.
Yaşanan son olaylarla birlikte Hamas'ın çok önemli bir özelliğinin ortaya çıktığını vurgulayan Sohtaoğlu, "Hamas muhtemelen bu teknolojiyi İran'dan aldı. Bunu füze teknolojisine uyarladı. Hem tanksavarlar edinmiş hem de insansız hava araçları (İHA) projesini almış ve öğrenmeye çalışıyor. Son olaylarda Demir Kubbe efsanesinin ilk katmanı çöktü diyebiliriz" ifadelerini kullandı. 
Sohtaoğlu, "İsrail roketleri durduramadı demek haksızlık olur. Şu ana kadar bin 500 civarında roketin atıldığı ifade ediliyor, bunların en az bin 200'ü İsrail'e düştü" dedi.

"Ben Gurion Havalimanı'nın yakınına roketler düşüyor"
İsrail'in hava savunma sisteminin temelini oluşturan Demir Kubbe'nin çok katmanlı bir sistem olduğunu hatırlatan Sohtaoğlu, şu bilgileri verdi:
"Demir Kubbe en alt katmanda yer alırken hemen üstünde Davut'un Sapanı, Arrow-2 ve Arrow-3 sistemleri bulunuyor. Ama Demir Kubbe'nin zarar görmesi İsrail'in güvenlik mimarisinin de çöktüğü anlamına geliyor. Mesela Ben Gurion Havalimanı dünyanın en güvenilir havalimanı olarak gösteriliyordu ancak şimdi yakınına bile roketler düşüyor. Ayrıca Gazze'den atılan roketler birbiriyle aynı değil. Bir yerde farklı roketler atılırken başka bir yerde çok daha farklıları atılıyor. Bir diğer önemli ayrıntı da Demir Kubbe'ye rağmen Hamas'ın uzun vadeli bir çatışmaya hazırlanmış olduğu gördüğümü söyleyebilirim."

"Demir Kubbe sistemi görevini yerine getirdi"
Emekli Tuğgeneral Osman Aydoğan, bu konuda Alpar ve Sohtaoğlu'ndan farklı görüşte. Aydoğan'a göre Demir Kubbe başarılı.
Aydoğan, Gazze'den Kudüs'ün batısına atılan roketlerin birçoğunun Demir Kubbe tarafından imha edildiğini kalanların ise boş araziye düştüğünü söyledi.
Yakın mesafeden atılan roketlerin imha edilmesinin çok zor olduğunu ifade eden Aydoğan, "Mesela İran gibi uzak bir mesafeden atılsa imha edilme olasılığı daha yüksek olur. Ancak roketler Gazze'den atıldı ve yakın mesafeden vurulması gerçekten çok zor" yorumunu yaptı. 

"Hiçbir sistem yüzde 100 başarılı değildir" 
"Demir Kubbe'de zafiyet var?" yorumların gerçeği yansıtmadığını savunan Aydoğan, sistemin görevini yaptığını düşündüğünü belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Birçok roketi imha eden sistem yüzlerce rokete yetişemedi. Buna rağmen görevini yaptığını düşünüyorum. Hiçbir sistemde yüzde 100 başarı yoktur. Atılan roketlerin hepsini imha etmek pek mümkün değildir. Ne kadar çok roket yakalayıp imha ederse o kadar başarılıdır. Zaten sistemi kuranlarda yüzde yüz başarılı olacak diye kurmadılar. Çünkü bu imkansız gibi bir şey." 



Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN


Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
TT

Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, ABD siyasetine geri dönüyor.  

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, Musk'ın politika ekibinin kasımda düzenlenecek ara seçim için çalışmalara başladığını söylüyor.

Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'teki seçim kampanyasına destek için kurduğu America PAC üzerinden bağışları artırmayı planladığı belirtiliyor.

Musk'ın ekibi, Trump'a başkanlık seçiminde oy veren kitlenin ara seçimde de sandığa gitmesini sağlamak istiyor.

Kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey Cumhuriyetçilerin destek için Musk'la iletişime geçtiğini söylüyor.

Bu kişiler, X CEO'sundan Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasına yardım etmesini istemiş.

Axios'un pazartesi günkü haberinde, Musk'ın Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell'ın boşaltacağı koltuğa iş insanı Nate Morris'in gelmesi için 10 milyar dolarlık bağışta bulunduğu yazılmıştı.

Tesla CEO'su, şimdiye kadar bir senatör için yaptığı en yüksek bağışı Fight for Kentucky PAC'i üzerinden vermiş.

WSJ'nin analizinde, Morris'in Vance'le yakın bağları olduğu ve Fight for Kentucky PAC'inin ABD Başkan Yardımcısı'nın üst düzey bir danışmanı tarafından yönetildiği belirtiliyor.

ABD Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönetirken yaptığı federal kesintilerle ses getiren Musk, Tesla hisselerindeki düşüşün ardından mayısta kurumdan ayrıldığını duyurmuştu.

Teknoloji milyarderiyle Trump'ın arası, Beyaz Saray'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Analizde, Musk'ın Cumhuriyetçi adayları destekleyerek yeniden Trump'ın kampına katıldığı belirtiliyor. Bu "pragmatik ittifakta" Trump'ın, SpaceX CEO'sunun parası ve teknik altyapısına yeniden erişim kazanacağı, Musk'ın da Washington'daki nüfuzunu sürdürme imkanı bulacağı ifade ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre Musk, geçen yıl hazirandan bu yana Cumhuriyetçilerin siyasi kampanyalarına yaklaşık 42 milyon dolar bağış yaptı. Bu rakamlara, Morris'i desteklemek için yaptığı bağış dahil değil.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios


ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
TT

ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Gazze’yi “modern bir kıyı kenti”ne dönüştürmeyi amaçlayan ABD planının yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki demografik dengelere ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı ve Filistinli gözlemcilere göre bu girişim, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi riskini barındırırken, uzmanlar Washington’un “Yeni Gazze” tasarımının Arap-İslam dünyasının benimsediği yeniden imar planı karşısında sahada karşılık bulmasının zor olduğunu vurguluyor.

ABD, yıkıma uğrayan Filistin topraklarının yeniden inşasını hedefleyen “Yeni Gazze” planını kamuoyuna açıkladı. Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Küresel Barış Konseyi” imza töreninde, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan gökdelenler, Refah bölgesinde yer alacak konut projeleri ile yeni yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının aşamalı gelişimini gösteren bir harita sunuldu.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta “Barış Konseyi”ni resmen başlattı. Konseyin ilk aşamada Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, yeniden imar çalışmalarına ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına odaklanacağını belirten Trump, ilerleyen dönemde daha geniş bir rol üstleneceğini söyledi. Trump, konseyin “Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını” da ifade etti.

Gazze’de “büyük bir başarı” elde edeceklerini savunan Trump, “Ben bir emlakçıyım; her şey Gazze’nin konumuyla ilgili” dedi. Trump, “Deniz kıyısında bir yerden söz ediyoruz. Bu alan pek çok insan için çok şey ifade edebilir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin açıkladığı “ana plan” haritasında, “kıyı turizmi” için ayrılmış bir bölge, 180 kule, çeşitli “konut alanları”, “sanayi kompleksi, veri merkezleri ve ileri üretim tesisleri”, “parklar ile tarım ve spor alanları” yer aldı. Plan ayrıca Mısır sınırına yakın bir bölgede yeni bir liman ve havalimanı inşasını ve Mısır, İsrail ve Gazze sınırlarının kesiştiği noktada “üçlü sınır kapısı” oluşturulmasını öngörüyor.

vfdvfd
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının imza töreni, Şarm eş-Şeyh (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD planına göre Gazze Şeridi’nin yeniden geliştirilmesi dört aşamada gerçekleştirilecek; süreç Refah’tan başlayarak kademeli biçimde kuzeye, Gazze kentine doğru ilerleyecek.

Uluslararası Filistin’i Destekleme Kurumu Başkanı Salah Abdülati, “Yeni Gazze” planının zorunlu göç riskini yeniden gündeme getirdiği uyarısında bulundu. Abdülati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD planı iddialı, ancak Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik bir projenin vitrini olmasından endişe ediliyor” dedi.

Abdülati, Trump yönetiminin planının Filistinli grupların silahsızlandırılmasına, Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına ve mülkiyetlerin yeniden dağıtılmasına bağlı olduğunu belirterek, bunun “yeniden göç kapısını aralayabileceğini” savundu. Planın, Gazze’yi halkının denetimi dışında bir ekonomik bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti.

Buna karşılık Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Tarek Fahmi, Washington’un “Yeni Gazze” vizyonunu “Amerikan temennileri” olarak nitelendirdi. Fahmi, Gazze için hazırlanmış “Arap-İslam yeniden imar planının” daha kapsamlı ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Arap Birliği, Mart ayında Mısır tarafından hazırlanan Gazze’nin yeniden imar planını kabul etmiş, plan daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da onaylanmıştı. Söz konusu plan, Filistinlilerin yerinden edilmeden erken toparlanma ve yeniden imar sürecini hedefliyor.

Fahmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD planı ile Arap planı arasında doğrudan bir çelişki yok, ancak iki plan arasında bir tamamlayıcılık da bulunmuyor” dedi. Kahire’nin, ABD himayesinde uluslararası bir yeniden imar konferansı düzenlemek için çalıştığını aktardı.

Mısır, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklarken, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Barış Zirvesi sırasında ABD Başkanı’nı konferansa katılmaya davet etti.

Mısır ve Arap ülkeleri, Gazze’nin mevcut yönetimi için kurulan bağımsız komitenin etkinleştirilmesine odaklanıyor. Fahmi’ye göre, komitede Filistinli bir ortağın yer alması, Gazze’de barış planının devamı açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor.

ABD Başkanı’nın geçen hafta duyurduğu kararla kurulan ve Ali Şaş’ın başkanlığını yaptığı Filistinli “teknokrat komite”, Gazze’nin yönetimini devralmak üzere çalışmalarına başladı.

Salah Abdülati ise Arap ve İslam dünyası tarafından kabul edilen planın Filistinliler için en uygun seçenek olduğunu vurguladı. Bu planın zorunlu göçü engellediğini, kısa bir zaman dilimi içinde yeniden imarı mümkün kıldığını ve Filistinlilerin sürece gerçek anlamda katılımını sağladığını belirtti. Abdülati, ABD planının ise Filistinlileri yeterince dahil etmemesi nedeniyle çok sayıda engelle karşılaşacağını söyledi.

Öte yandan Trump’ın Şubat ayında yaptığı ve Gazze’yi “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi, Filistinlileri başka bölgelere yerleştirmeyi öngören açıklamaları, Mısır ve birçok Arap ülkesi tarafından sert biçimde reddedilmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD Gazze Şeridi’nin kontrolünü üstlenecek. Bölgede bulunan patlamamış mühimmatları ve tehlikeli silahları temizleyeceğiz. Bu alanı devralacak, geliştirecek, binlerce istihdam yaratacağız. Ortadoğu’nun tamamının gurur duyacağı bir yer olacak” demiş ve Gazze’nin “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüşeceğini savunmuştu.