Washington Gazze’ye yapılan saldırının sona ermesinin ‘vaktinin geldiğini’ vurgularken BM saldırının ‘vahim sonuçlarına’ karşı uyarıda bulundu

Sivillerin hedef alınmasına son verilmesi için BM Güvenlik konseyinde baskı… Çin “doğrudan müzakerelere” ev sahipliği yapmaya hazır

Gazze’de içinde medya kuruluşlarının ofislerinin bulunduğu binanın enkazını yayınlayan gazeteciler (AFP)
Gazze’de içinde medya kuruluşlarının ofislerinin bulunduğu binanın enkazını yayınlayan gazeteciler (AFP)
TT

Washington Gazze’ye yapılan saldırının sona ermesinin ‘vaktinin geldiğini’ vurgularken BM saldırının ‘vahim sonuçlarına’ karşı uyarıda bulundu

Gazze’de içinde medya kuruluşlarının ofislerinin bulunduğu binanın enkazını yayınlayan gazeteciler (AFP)
Gazze’de içinde medya kuruluşlarının ofislerinin bulunduğu binanın enkazını yayınlayan gazeteciler (AFP)

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Filistinliler ve İsrailliler arasındaki şiddet döngüsünün sona ermesinin “vaktinin geldiğini” vurguladı. Bununla birlikte Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi tarafından ABD’ye “adil davranmadığı” gerekçesiyle yöneltilen eleştirileri görmezden geldi. Bakan Yi çatışmanın iki tarafını “doğrudan müzakereler” yapmak üzere Pekin’e davet etti. Öte yandan Tunus Dışişleri Bakanı Osman el-Cerendi, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ve başka ülkelerin dışişleri bakanları Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından yapılan uyarılara göre “bölgenin tamamında vahim sonuçlar doğuran” Gazze Şeridi’ndeki sivillere yönelik askeri operasyonlara derhal son verilmesi çağrısında bulundular.
Bir haftada BM Güvenlik Konseyi tarafından üçüncüsü yapılan kamuya açık olağanüstü oturumun başında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres brifing bulunuyor. Diğer iki kapalı oturum ABD, konsey üyelerinin geri kalanının desteğiyle Tunus, Norveç ve Çin tarafından sunulan bir bildiri taslağını onaylamakta "geciktiği" için herhangi bir bildiri yayınlamakta başarısız olmuştu. Guterres söz konusu oturumda “Şu anki saldırgan eylemler son derece korkunç. Çatışma derhal sona ermeli. İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırıları yüzünden birçok kadın ve çocuk da dahil olmak üzere Filistinli sivillerin ölü sayısının gittikçe artması beni dehşete düşürüyor. Gazze’den atılan roketler yüzünden İsraillilerin hayatını kaybetmesini kınıyorum. Çatışmalar İsraillileri ve Filistinlileri, her iki toplum üzerinde ve bölgenin tamamında yıkıcı sonuçları olan bir şiddet sarmalına sürüklemekle tehdit ediyor. Bir aileden 10 kişinin ölümüne yol açan Gazze'deki bir mülteci kampına yapılan saldırı beni dehşete düşürdü. Gazetecilerin korku veya tedirginlik hissetmeden çalışmasına izin verilmeli” ifadelerini kullanarak Gazze’deki medya kuruluşlarının bürolarının yıkılması karşısında “oldukça endişeli” olduğunu dile getirdi.
Guterres’i BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland takip etti. Wennesland, İsrail’in Filistinli aileleri Doğu Kudüs’te bulunan Şeyh Cerrah mahallesindeki evlerinden çıkarma girişimlerine dayanan sahadaki son gelişmeler hakkında BM Güvenlik Konseyi üyelerine brifing verdi. Ayrıca İsrail güçleri ile Hamas ve Gazze'deki diğer Filistinli gruplar arasındaki askeri eylemlerin ayrıntılarına değindi. “Filistinliler ve İsrailliler arasındaki bu gerginliğin korkunç sonuçlarına” karşı uyarıda bulundu.

Filistin, uluslararası topluma çağrıda bulundu
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, İsrail’i “Gazze’deki aileleri birer birer öldürmekle” suçlayarak uluslararası toplumu “İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği suçları durdurmak için derhal müdahalede bulunmaya” çağırdı. Maliki “Filistinlilerin kendilerine karşı işlenen suçlara verdiği tepki terör eylemi ancak İsraillilerin tepkisi meşru müdafaa öyle mi?” ifadelerini kullanarak yaşananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) sevk edilmesi çağrısında bulundu ve “İsrail evlerimize giren, mallarımızı çalan ve çocuklarımıza işkence eden bir hırsız” dedi.
Buna karşılık İsrail'in Washington Büyükelçisi ve BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan “sivillere kasıtlı olarak roketler ve füzeler fırlattığı” için “Hamas tarafından işlenen savaş suçlarının kınanması” çağrısında bulundu.
Erdan “İsrail’in Surların Muhafızları Operasyonu’nu yapmasına sebep olan durumlar” başlıklı bir belge sundu. Erdan “BM Güvenlik Konseyi, teslim olmak ve Hamas’ı kınamaktan kaçınmak arasında seçim yapmak zorunda kalacak. Böylece ya rolüne aykırı hareket edecek ya da İsraillileri Hamas’ın suçlarından korumak ve terör altyapısını çökertmek için İsrail’in hakkını savunacak” dedi.
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“İşgalci güç olarak İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarının şahit olduğu tehlikeli durumlardan sorumlu. Barış, iki devletli çözümü baltalayan ve uluslararası hukukun ve uluslararası meşruiyet kararlarının açık bir ihlali sayılan yerleşim yerlerini inşa ederek sağlanamaz. Kudüs ve kutsal yerleri kırmızı çizgimizdir. Uluslararası toplumu ve BM Güvenlik Konseyi üyelerini sorumluluklarını yerine getirmeye ve İsrail’e Şeyh Cerrah mahallesindeki insanların haklarına saygı göstermesi için baskı yapmaya çağırıyorum. Bu insanların evlerinden çıkarılması bir savaş suçudur.”
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ise “Ramazan ayı boyunca Filistin toprakları, Şeyh Cerrah bölgesindeki insanların yerlerinden edilmesi ile eş zamanlı olarak Mescid-i Aksa’da namaz kılanlara yönelik eşi görülmemiş provokasyonlara ve sürtüşmelere tanık oldu. Bu da milyonlarca Müslümanın ve Arap’ın öfkelenmesine yol açtı. Gazze’deki askeri harekat bölgedeki barışın geleceğini ve istikrarı tehdit ediyor. BM Güvenlik Konseyi’ni, tüm taraflar için kabul edilebilir tek pratik seçenek olduğu için iki devletli çözüme dayanarak bu çıkmaza giren durumla ilgilenmeye ve çatışmayı sona erdirmeye çağırıyorum” şeklinde konuştu.
BM Güvenlik Konseyi’nin bu ayki dönem başkanlığını yürüten Çin’in Dışişleri Bakanı Wang Yi “ateşkes” önerisinde bulunarak olabildiğince itidali sağlamaya çağırdı. Çin’in Tunus ve Norveç’le birlikte hazırladığı bildiriye atıfta bulunan Bakan Yi bu bildirinin “bir ülke tarafından engellendiği için” yayınlanmadığını söyledi. Yi ABD’nin “adil bir duruş sergileyerek uluslararası toplumla omuz omuza verip sorumluluklarını üstlenmesi” gerektiğine işaret etti. 1967 sınırları dahilinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti kurulması için Filistinliler ve İsrailliler arasındaki müzakerelerin yeniden başlatılması önerisinde bulunan Yi, her iki tarafı da doğrudan müzakereler yapmak için Çin’e davet etti.

Tunus, Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsünü korumaya çağırdı
Tunus Dışişleri Bakanı Osman el-Cerendi BM Güvenlik Konseyi’nde sandalyesi bulunan ülkesinin, uluslararası toplumu ve BM Güvenlik Konseyi’ni “bu tehlikeli gerilimi yatıştırmak için sorumluluklarını yerine getirmeye, Filistin halkı için gerekli korumayı sağlamaya ve Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsünü korumaya çağırdığını” vurguladı. Bakan “fail ile kurbanın eşit görülmesine ve saldırgan için bahaneler üretilmesine bir son verilmesi” çağrısında bulundu.
İsrail'in askeri operasyonlarının durması çağrısında bulunan Norveç Dışişleri Bakanı Ine Eriksen Soreide ve İrlanda Dışişleri Bakanı Simon Coveney'in konuşmasının ardından ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield söz aldı. Greenfield Çin Dışişleri Bakanı’nın sözlerine yanıt vermekten kaçındı ancak ülkesinin “bu krize son vermek için diplomatik kanallar üzerinden aralıksız çalıştığını” söyleyerek ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile yaptığı telefon görüşmelerinin yanı sıra Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in İsrail, Filistin ve bölgedeki üst düzey liderlerle yaptığı görüşmelere işaret etti. Greenfield “Washington İsrailli, Mısırlı ve Katarlı yetkililerin yanı sıra Özel Koordinatör ve ekibi ile yoğun bir şekilde temaslar gerçekleştirmeye devam ediyor. Herkes sürdürülebilir bir sakinliğin gerekliliklerini belirlemeye ve hazırlamaya çalışıyor. Şiddet döngüsünün sona ermesinin vakti geldi. Hamas ve Gazze’deki diğer Filistinli grupları derhal füze saldırılarına ve kışkırtıcı eylemlerine son vermeye çağırıyorum. İsrail’deki karışık toplulukların içinde devam eden toplumsal şiddet karşısında oldukça endişeliyim. Tüm tarafları, kışkırtma, şiddet saldırıları, terör eylemleri, -Doğu Kudüs de dahil olmak üzere- evleri boşaltma faaliyetleri ve 1967 hatlarının doğusunda evleri yıkıp yerleşim yerleri inşa edilmesinden kaçınmaya çağırıyorum. Ayrıca kutsal yerlerdeki tarihi statüyü korumaya ve saygı göstermeye davet ediyorum” şeklinde konuştu.



Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.


Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan dün, İsrail ve ABD’nin İran ile savaşa girmesini önlemek için iç ve dış temaslarını yoğunlaştırdı. Bu temaslar, Hizbullah'ın savaşa dahil olmamasını sağlamak ve Lübnan'ı tarafsızlaştırmak için etkili ülkeler ve yerel partileri de kapsıyordu.

Temaslar, halkın savaş korkusuyla benzin istasyonlarına ve süpermarketlere akın etmesi ve Beyrut Havaalanı’ndan uçuşların iptal edilmesi üzerine gerçekleşti.

ABD yönetimi, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a bir mesaj gönderdi. Mesajda, Lübnan tarafının düşmanca bir eylemde bulunmaması koşuluyla İsrail'in Lübnan ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığı teyit edildi.

Hizbullah ise İran'a yönelik saldırıları kınadı ve savaşa askeri müdahale yapmayacağını açıklayarak İran ile dayanışma içinde olduğunu belirtti.


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.