Ruhani, yaptırımların kaldırılması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) anlaşmayı uzatmak için Tahran ile müzakerelere yöneldi.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, UAEA Başkanı Rafael Grossi 'yi Tahran'da kabul etti (Arşiv - Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, UAEA Başkanı Rafael Grossi 'yi Tahran'da kabul etti (Arşiv - Reuters)
TT

Ruhani, yaptırımların kaldırılması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, UAEA Başkanı Rafael Grossi 'yi Tahran'da kabul etti (Arşiv - Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, UAEA Başkanı Rafael Grossi 'yi Tahran'da kabul etti (Arşiv - Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak amacıyla Viyana’da düzenlenen müzakerelerde ‘yaptırımların kaldırılması için temel bir anlaşmaya ulaşıldığını ve görüşmelerin nihai bir anlaşmaya varmak için detaylar çevresinde devam ettiğini duyurdu. Aynı şekilde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) 20 Mayıs’ta, cuma günü sona erecek olan nükleer tesislerin izlenmesine ilişkin üç aylık anlaşma ile ilgili ilerleme yolları konusunda İran ile görüşmelere devam ettiğini duyurdu.
Ajans yaptığı açıklamada, UAEA Başkanı Rafael Grossi ve İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi’nin 21 Şubat’ta, halen yürürlükte olan (üç aylık) iki taraflı geçici bir teknik anlaşma üzerinde uzlaşı sağladığını bildirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ajans ve İran şu an mevcut anlayışın uygulanmasıyla ilgili istişarelerde bulunuyor. UAEA Başkanı ilerleyen günlerde Yönetim Kurulu’nu gelişmelerden haberdar edecek.”
Ajans tarafından yapılan açıklama, İran ve UAEA arasındaki geçici teknik anlaşmanın sona ermesinden önce geldi. Anlaşma, Tahran’ın geçen şubat ayında Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın (NPT) ek denetim protokolünü ihlal etmesinden sonra gerekli izleme ve doğrulama faaliyetlerinin devam etmesine olanak sağlıyordu. Söz konusu dönemde İran Atom Enerjisi Kurumu (İAEK), ABD yaptırımlarının üç ay içinde kaldırılması halinde kamera kayıtlarının ajansa teslim edileceğini ancak mühlet sona erene kadar yaptırımlar kaldırılmazsa bu kayıtların imha edileceğini bildirmişti.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, anlaşma temelinin ‘nükleer programa ilişkin kayıtlara, bunların ajansa teslim edilmeksizin korunmasına’ dayalı olduğunu belirtti. Zarif, kayıtların ajansa doğrudan değil, günlük ya da haftalık olarak teslim edildiğini aktardı. Ayrıca anlaşmanın İran’ın iyi niyetini gösterdiğini söyledi. Aynı şekilde anlaşma detayları gizli tutulurken Grossi ise UAEA’nın ulaşamadığı, İran’ın uranyum zenginleştirme gibi en hassas faaliyetleriyle ilgili, kara kutuya benzer bir veri toplama sistemine dikkat çekti.
Grossi, ABD Nükleer Risk girişimi Kuruluşu’nun ev sahipliği yaptığı bir programda şu açıklamalarda bulundu:
“Nihayetinde bu tüm bu bilgilere ulaşmak üzere, o dönemde gerçekleşen tüm ana faaliyetleri izlemeye ve kayıt altına almaya devam etmemizi sağlayan bir sistemdir.”
Anlaşma, İran ve ABD arasında 2015te varılan nükleer anlaşmanın tekrar rayına oturması için dolaylı görüşmelerin devam etmesi açısından önemli. Fransa, İngiltere ve Almanya’dan üst düzey diplomatlar geçen çarşamba günü yatıkları açıklamalarda çözüm bulmanın son derece önemli olduğu konusunda uyarıda bulundular.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve baş nükleer müzakereci Abbas Arakçi, İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerin dördüncü turunun sona ermesinden saatler sonra Japonya merkezli ‘NHK’ kanalına yaptığı açıklamada “ABD, nükleer anlaşmaya dönmek için zor kararlar almalıdır” dedi. ABD’nin anlaşmaya geri dönme ve yaptırımları kaldırma zamanının geldiğini vurguladı.
Anlaşmaya taraf üç Avrupa ülkesi (Fransa, Almanya ve İngiltere) tarafından yapılan ortak bir açıklamada “Nükleer ve yaptırımlar düzeyinde nihai bir anlaşmaya varılmasına ilişkin bazı çerçevelerin hazırlanabileceğini düşünmeye başladık. Veriler, son ayrıldığımız zamankinden farklı” ifadesi kullanıldı. Ancak söz konusu üç ülkenin temsilcileri “Halen son derece zorlu konular olması nedeniyle başarı garanti edilemiyor” açıklamasında bulundu. AFP’ye göre söz konusu temsilciler bazı teknik sorunların karmaşıklığı göz önüne alındığında ‘ileride karşılaşılabilecek zorlukların küçümsenmemesi gerektiğini’ vurguladılar.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Vekili Jalina Porter ise Avrupa’nın tutumuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Ancak geçmiş görüşmelerin, İran ve ABD’nin geri dönmek ve nükleer anlaşmaya karşılıklı uyum sağlamak için ortaya koymaları gereken ‘seçenekleri netleştirdiğini’ belirtti.
Diğer yandan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Tahran’da büyük bir güvenle yaptığı açıklamada Viyana müzakerelerinde ‘büyük ve temel bir adım attığını’ ifade etti. İran’a yönelik ABD yaptırımlarının kaldırılması için ‘temel bir anlaşmaya’ ulaşıldığını dile getiren Ruhani, nihai bir anlaşmaya varmak için de ‘detaylar’ üzerinde müzakerelerin devam ettiğini söyledi.
Ruhani, Viyana görüşmelerindeki diğer tarafların, ‘petrol, petrokimya, deniz taşımacılığı, sigorta, merkez bankası ve bankalar da dahil olmak üzere temel yaptırımları kaldırmayı kabul ettiklerini’ aktardı.
İran Cumhurbaşkanı geçen çarşamba günü düzenlenen kabine toplantısında, yaptırımların kaldırılması hususunda ‘yas tutmakla’ suçladığı iç tarafları hedef aldı.  Ruhani, mevcut Viyana müzakerelerinin sona ermesini ‘İran’a yönelik yaptırımlara karşı bir zafer’ olarak nitelendirdi.
Ruhani, 200 İranlı milletvekilinin Tahran’ın nükleer anlaşmaya uymak için tüm yaptırımların kaldırılması şartına bağlılığını teyit etmesinden bir gün sonra da açıklamada bulundu. Ruhani yönetiminin politikalarını destekleyen Etemad gazetesi, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Avrupa turu ve Avusturya, İspanya, İtalya ve İrlanda’dan yetkililerle yaptığı görüşmelerin, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması bağlamında geldiğini yazdı. Gazete haberinde şu ifadelere yer verdi:
“İran ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilerin kalitesi, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasının ardından önceki yıllardan farklı olacağını gösteriyor” ifadelerine yer verdi.
Gazete, Zarif’in Avusturya Başbakanlık binasına dayanışma amacıyla İsrail bayrağı asılması nedeniyle ziyaretini son anda iptal ettiği duyurmasının ardından Dışişleri Bakanı’nın Avusturyalı yetkililerle nasıl görüştüğüne dair ise detay vermedi.
Gazete ayrıca Tahran’ın nükleer anlaşmanın uygulanmaya başlamasından sonra ‘bu ülkelerin yatırım ve ekonomik iş birliği için ön sıralarda yer aldığına’ dair bir mesaj vermek istediğini aktardı. Aynı şekilde Zarif’in bu ülkelerde karşılanma şeklinin, ‘İran ile ekonomik ilişkilerin canlanmasına yönelik olumlu bakışın bir göstergesi’ olarak nitelendirdi.
Diğer yandan Jahane Sanat gazetesi, İran Cumhurbaşkanı’nın muhaliflerine yönelik eleştirilerinin nedenlerine değinirken, “Tahran’daki Viyana, iş bölümü veya çıkar çatışmaları” başlığı ile bir makale yayınladı. Makale, İranlı yetkililer arasındaki ikililik ve bölünmenin arkasındaki birkaç senaryoya işaret etti.
Gazete, senaryolardan birinde bir yanda hükümet yetkilileri, hükümet başkanlığı ve yandaşları ile diğer yanda da hükümeti eleştiren muhalifler ve radikaller arasındaki tartışmanın ‘farklı gruplar arasında ekonomik ve siyasi çıkarlar hususunda geniş ve oldukça derin çatışmalardan kaynaklandığını’ belirtti.
Gazete, her iki tarafın da ‘ekonomik ve siyasi kârın diğerine gitmemesi için’ yaptırımların kaldırılması senaryosunun, yürütme otoritesi üzerindeki hakimiyeti sırasında gerçekleşmesini istediğini yazdı.
Ancak Jahane Sanat’a göre dikkate alınması gereken daha ciddi bir senaryo mevcut. O da hükümetin ve parlamenterlerin perde arkasındaki samimiyetinin ve barışçıllığının, aralarındaki çatışmanın yasama ve yürütme organları arasında bir rol paylaşımı olarak görülmesi gerekliliği’. Gazete, “Başka bir ifadeyle, parlamento sopa, hükümet ise havuçla geliyor. Bu nedenle Batı ile anlaşmazlık sadece sözde kalıyor” ifadelerini kullandı. Gazete, İranlı yetkililerin tavırları doğrultusunda ikinci senaryoyu ön plana çıkardı. Öyle ki İran Cumhurbaşkanı da çarşamba günü kabine toplantısında nükleer müzakerelerin hükümetten daha yüksek bir mevkide tasarlandığını ve hükümetin alınan kararları uyguladığını söylemişti.



Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.