İran cumhurbaşkanlığının ‘tartışmasız’ adayı: Reisi

Ahmedinejad, Laricani ve Muhsin Haşimi Rafsancani’nin başvurularının reddedilmesi sonrasına geniş çaplı eleştiriler geliyor

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
TT

İran cumhurbaşkanlığının ‘tartışmasız’ adayı: Reisi

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)

18 Haziran’da yapılması planlanan seçimlerde Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yerine geçmek ve İran yürütme otoritesi başkanlığına yönelik çatışma arenasına girmek için aday olan (eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, eski Meclis Başkanı Ali Laricani ve mevcut cumhurbaşkanının yardımcısı İshak Cihangiri başta olmak üzere) en belirgin isimlerin başvuruları reddedildi. Bu ret sonrasında İran Cumhurbaşkanlığı nihai listesi, Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin seçimlerdeki ‘tartışmasız aday’ olduğunu gösterdi.
İran İçişleri Bakanlığı, Anayasa Koruma Konseyi’nin 15 Mayıs’ta sonra eren başvuru sürecinde adaylığını sunan yaklaşık 600 kişinin arasından cumhurbaşkanlığı yarışı için 7 adayın başvurusunu onayladığını duyurdu.
Konseyin 12 üyesinin yarısı doğrudan rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney, diğer yarısı da ikinci kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olan Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi tarafından belirli. Reisi, ilk adaylığında yüzde 38 oy almıştı.
Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK), Yargı Erki Başkanı’nın yanı sıra Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri ve Devrim Muhafızları’nda komutan Muhsin Rızai’nin başvurusunu da onayladı. Liste, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, Nükleer Başmüzakereci ve İran Dışişleri Bakanlığı’nın ana hatlarını çizen Dış İlişkiler Yüksek Komitesi’nin önde gelen üyelerinden biri olan Said Celili’yi de içeriyor.
Adaylar listesinde, Ruhani hükümetinde üst düzey yetkililerden istihbarat bilgisi sızdırmakla ünlenen eski Milletvekili Ali Rıza Zakani ve Reisi lehine geri çekilme olasılığı hakkında bilgiler dolaşan mevcut meclis başkanının yardımcısı Milletvekili Emir Hüseyin Kadızade Haşimi de yer alıyor.
Öte yandan Tahran Belediye Meclisi Başkanı Muhsin Haşimi Rafsancani, Devrim Muhafızları komutanının danışmanı General Said Muhammed, 2008- 2020 yılları arasında meclis başkanı Ali Laricani ve 2005- 2013 yılları arasında Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın adaylık başvuruları reddedildi. Ahmedinejad’ın 2017 seçimlerine başvuru talebi de reddedilmişti. Reformist kampta ise eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin spor işlerinde yardımcısı Muhsin Mehr Alizade ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin başvuruları onaylandı.
Erkek kardeşi Mehdi Cihangiri’nin isminin finansal yolsuzluk dosyaları ve para biriminde yasadışı ticaret meselelerine karışması nedeniyle İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri’nin başvurusu ve ayrıca reformist Milletvekili Mesud Pezeşkiyan’ın başvurusu da reddedildi.
Laricani’nin araştırıldığı istihbarat raporları
Önemli adayların başvurularının reddedilmesi İran siyasi çevrelerinde tartışmalara neden olurken, 25 Mayıs’ta erken saatlerde adayların uygunluk sonuçlarına ilişkin olumlu olumsuz tepkiler de gelmeye başladı. Geçen pazartesi günü geç saatlerde Devrim Muhafızları’nın medya platformu olan ‘Fars’ haber ajansı, Laricani, Cihangiri ve Ahmedinejad’ın başvurularının reddedilmesi hakkında bilgi sızdırdı. İçişleri Bakanlığı ise Seçim Komisyonu’na adaylık listesini gönderdikleri hususundaki Anayasa Koruma Konseyi açıklamasını yalanlamak üzere müdahalede bulundu.
‘Fars’ haber ajansına göre nihai liste, Anayasa Koruma Konseyi’nin ‘pozisyonlarına veya konumlarına bakmaksızın bireylerin (adayların) başvurularına odaklandığını’ gösteriyor. Yasalar göre Anayasa Koruma Konseyi tarafından adaylıkları reddedilenlerin, Çarşamba sabahına kadar temyiz başvurusunda bulunma hakkı var. Ancak Laricani, başvurusunun reddedilmesini kabul ettiğinin bir göstergesi olarak sosyal medya platformlarındaki hesapları aracılığıyla açıklamada bulundu. Bu bağlamda Laricani, seçimlere maksimum katılım ve öneriler hususunda Dini Lider’in açıklamasına dayalı olarak, seçim yarışına başvuruda bulunduğunu söyledi. Ali Laricani, “Toplumun elitlerinin desteğiyle, ulusun karşılaştığı sorunları yok etmeye kararlıydım. Ancak şu an seçim sürecinin bu yönde olmasına karar verildi ve ben de görevimi tamamladım” ifadelerini kullandı. Fransız Haber Ajansı’na (AFP) göre yetkili, “Allah’ın razı olduğu şeyden razıyım” diyerek, İran halkına da ‘ülkenin ilerlemesini sağlamak için’ seçimlere katılım gösterme çağrısı yaptı.
İran haber kanalları ise ‘Telegram’ uygulaması üzerinden, Laricani’nin başvurusunun reddedilmesinin, kızı Fatıma Laricani’nin ABD’ye geri dönüşünden kaynaklandığını belirtti.
Aynı şekilde Sadık Laricani de Twitter üzerinden Anayasa Koruma Konseyi’ni eleştirerek, “Konsey’de yaklaşık 20 yıllık varlığımdan bu yana ve hatta yargıdaki başkanlık yıllarımda Anayasa Koruma Konseyi’nin savundum. Ancak adayların liyakatini onaylama ya da onaylamama konusunda bu derece savunulması mümkün olmayan kararlar göremedim” dedi. Yetkili, “Bu karışıklığın sebebi, büyük ölçüde Anayasa Koruma Konseyi’ndeki karar sürecinde yalan raporlar aracılığıyla güvenlik müdahalelerinin artırılmasından kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.
Muhafazakâr aktivist Muhammed Macahiri de Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Hamaney’e bir mesaj gönderdiğini ve Anayasa Koruma Konseyi’nin ilan ettiği listede değişiklikler yapmaya çağırdığını belirtti. Macahiri, Ruhani’nin İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli’den adaylık listesinin açıklanmamasını istediğini söylerken, İçişleri Bakanı’nın listeyi ilan etmek için siyasi çevrelerin ve kamuoyunun baskı altında olduğuna dikkati çekti.
Rahmani, Laricani’nin en yakın müttefiklerinden biri. İçişleri Bakanlığı’ndaki varlığı, muhafazakâr müttefikinin hükümete baskısını azaltmada önemli bir rol oynayan Laricani’nin lehine Ruhani’nin verdiği bir hediye olarak görülüyor. Bu rol, Laricani ve kardeşleri Muhammed Cevad Laricani ve Sadık Laricai de dahil muhafazakârlar arasındaki ilişkide bozulmaya sebep olmuştu.
Öte yandan hükümet sözcüsü Ali Rebii, Laricani’nin seçim denklemine geri dönüşü için Ruhani tarafından yapılan girişim hakkında açıklamada bulunarak, “Cumhurbaşkanı, önemli konulara ilişkin bir mesaj gönderdi. Soruşturacağım ve kesin bilgilere vereceğim” dedi.
Hamaney’in, adayların listesini yeniden gözden geçirmesi veya başvurusu reddedilen herhangi bir adayın ismini listeye dahil etmesi mümkün. Laricani’nin müttefikinin ve reformist akımdan bazı destekçilerinin de umudu bu yönde.
Geçen pazar günü, Devrim Muhafızları’na yakın bazı isimler Twitter üzerinden açıklamada bulunarak, Anayasa Koruma Konseyi’nin 12 üyesi arasında yer alan Sadık Laricani’ye ‘durumu değiştirmesi için’ Dini Lider Hamaney’e bir mektup göndermesini önerdi. Ali Laricani’nin kardeşi olan Sadık Laricani, daha önce Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin başkanlığını yapmıştı.
Aktivistler, Laricani’nin biri kardeşi Sadık olmak üzere Anayasa Koruma Konseyi’nde yalnızca 3 üyenin oyunu alabildiğini belirtti.
Tepkiler
İbrahim Reisi, İran cumhurbaşkanlığı adayları listesinin ilanı üzerine açıklama yapan ilk isim oldu. Reisi, 18 Haziran’da yapılması planlanan seçimlerde ‘daha rekabetçi’ olmak için istişareler yürüttüğünü söyledi.
‘Fararu’ haber sitesinin aktardığı bir videoya göre Reisi, dün akşamdan bu yana adayların uygunluğuna dair sonuçları incelediğini söylerken, “Belki siz, seçim sahnesinin daha rekabetçi ve katılımcı olması için temaslar yaptığımı ve istişareler yürüttüğümü bilmiyordunuz” dedi.
Anayasa Koruma Konseyi ise Laricani’nin damadı ve eski meclis başkanının yardımcısı Ali Mutahhari’nin başvurusunu da reddetti.
Mutahhari, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Bunun için ikna edici bir delil bulamamama rağmen başvurum reddedildi. Ancak rejime itaat eden ve halk için ardında değerli tecrübeler bırakan sayın Laricani’nin başvurusunun reddedilmesi karşısında da şaşkınım” ifadelerine yer verdi.
Hamaney’in ofisine yakın bir gazeteci olan Mehdi Fazaili de Twitter üzerinden bu tercihin siyaset tecrübesi açısından zor ve önemli olduğunu söylerken, “İnşallah gururlu bir şekilde çıkılır” dedi.
Öte yandan İshak Cihangiri, başvurusunun reddedilesine ilişkin olarak, ‘Birçok saygıdeğer ismin reddedilmesi, başta reformistler olmak üzere akımlar arasında genel katılım ve adil rekabete yönelik ciddi bir tehdittir” dedi.
Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad çerçevesinden ise Milletvekili Ali Rıza Biği, sert tepkiler ortaya koydu. Ahmedinejad’ın kampanyasının başkanlığını üstlenen Milletvekili, milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada, “Ülke yönetiminde bu yol ne yöne gidiyor? Dünden beri güvenlik güçleri, Mahmud Ahmedinejad’ın evini kuşattı ve komşularını rahatsız etti” ifadelerin kullandı.
Ahmedinejad’ın danışmanı Ali Ekber Civanfekr de Twitter üzerinden, “Ahmedinejad’ın başvurusunun reddinin arka planında, farklı yollardaki çoğu insan bu karardan memnuniyetsizliklerini ifade ediyor ve seçimlere katılmayacaklarını söylüyor” dedi.
Civanfekr, “Güvenlik güçlerinin ikametgahına ve ofisine geniş ve gerekçesiz konuşlanması, vatandaşların ve bölge halkının rahatsız olmasına yol açmıştır” ifadelerini kullandı.
Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin oğlu ve başvurusu reddedilen Tahran Belediye Meclisi Başkanı reformist Muhsin Haşimi de babasının ifadelerinden alıntı yaparak, “Seçimler ve oy sandıkları hiçbir koşulda boykot edilmemelidir. Toplumumuz, seçimlerin arifesinde iltihaplı ve rahatsız edici koşullarla karşı karşıya kalmıştır” dedi.



Rusya, savaş sonrası zor bir seçimle karşı karşıya: Bir başka stratejik müttefikini kaybetmeyi göze almak mı, yoksa Trump'ı kızdırmak mı?

Görsel: AFP / Al Majalla
Görsel: AFP / Al Majalla
TT

Rusya, savaş sonrası zor bir seçimle karşı karşıya: Bir başka stratejik müttefikini kaybetmeyi göze almak mı, yoksa Trump'ı kızdırmak mı?

Görsel: AFP / Al Majalla
Görsel: AFP / Al Majalla

Samer Elias

İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş, Rusya'yı son derece zor bir duruma soktu. İsrail ve ABD’nin füzeleri, Moskova'nın en tatlısı bile acı olan zor seçimlerden kurtulmasını sağlayabilecek arabuluculuk rolünü üstlenme konusundaki son umutlarını da yok etti. İran'ı askeri olarak desteklemek; İsrail'i feda ederek onun tarafında yer almak ve daha da önemlisi, ABD Başkanı Donald Trump'ı kızdırmak ve Rusya'nın Ukrayna ile ‘beka’ savaşı konusunda yönetiminin Moskova yanlısı tutumunda bir değişiklik beklemek anlamına geliyor.

Öte yandan bir buçuk yıldan kısa sürede Kremlin'in Batı karşıtı ideolojisine ve çok kutuplu dünya inşa etme projelerine en yakın olan üçüncü müttefikini kaybetmesi, Rusya'nın Batı'ya rakip olacak uluslararası örgütler ve gruplar kurma çabalarına indirilen darbe olduğu kadar, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in müttefiklerini savunma konusundaki itibarına ve güvenilirliğine de ağır bir darbeydi. İran'ın Rusya'nın güney sınırlarına yakın stratejik bölgelere açık coğrafi erişimi nedeniyle, İran'daki rejimin devrilmesi, Güney Kafkasya ve Hazar Denizi'ndeki güvenlik sistemlerinin çökmesine, silah ve uyuşturucu kaçakçılığının artmasına ve mülteci dalgalarına yol açarak Rusya'nın komşuları arasında istikrarsızlığa neden olabilir.

Rus Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanan tarihi güvensizlik göz önüne alındığında, Batı’nın İran’daki mevcut hükümeti devirmeyi başarması halinde, ülkedeki herhangi bir yeni rejim Rusya’ya yönelebilir ya da mevcut rejimin iktidarda kalması halinde savaştan aldığı derslere dayanarak Rusya ve uluslararası güçlerle ilişkilerini gözden geçirebilir.

İran’ın Arap Körfezi ülkelerine düzenlediği füzeli ve İHA’lı saldırılar, Körfez'in her iki yakasındaki stratejik ilişkileri birleştirme ve tüm tarafların güvenliği ve endişeleri çerçevesinde, tüm istekli bölgesel ve uluslararası tarafların katıldığı bir güvenlik sistemi kurma olasılığından kaynaklanan hassas dengelere dayanan Rusya’nın Ortadoğu stratejisini de zedeledi. İran’ın saldırılarının Rusya’nın bölge dengesi üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla Putin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Bahreyn liderleriyle temasa geçme girişiminde bulundu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Putin'in İran'a, bölgedeki petrol altyapısını hedef alan İran saldırıları konusunda Arap liderlerin endişelerini ileteceğini açıkladı. Peskov, Putin'in ‘en azından mütevazı da olsa gerginliği azaltmaya katkıda bulunmak için her türlü çabayı göstereceğini’ belirtti.

Kınamalar ve arabuluculuklar

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Rusya, savaşın başlamasından yaklaşık on gün sonra ABD ve İsrail'i şiddetle kınayan açıklamalar yaptı. Ancak, Ukrayna'ya karşı savaşta kendisine büyük destek veren ve tek kutuplu dünya düzenini kınayan müttefiki İran’a askeri destek sağlamadı. Rusya, İran'ın askeri destek talebinde bulunmadığını ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının ortak savunmayı içermediğini savundu.

Ukrayna'da Batı ile ‘beka’ savaşıyla meşgul olan Rusya, Trump yönetimi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu kızdırabilecek herhangi bir savunma taahhüdünde bulunmamaya özen gösteriyor gibi görünüyor.

Moskova, askeri destek sağlamaya istekli veya muktedir olmadığından maliyet-çıkar hesaplarına dayalı pragmatik bir yaklaşım benimsedi. Savaştan elde ettiği geçici faydalar olmasına rağmen, İran'ın tamamen çökmesi Moskova'nın uzun vadeli çıkarlarına uygun değil. Arabuluculuk rolünü üstlenmeye çalışan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, salı günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘hızlı bir gerileme’ çağrısında bulundu. Kremlin tarafından yapılan açıklamada, “Rusya Devlet Başkanı, çatışmanın hızla gerilemesi ve siyasi yollarla çözülmesi yönündeki ilkesel tutumunu yineledi” ifadeleri yer aldı. Pezeşkiyan’ın, insani yardım alanlarında ülkesine verdiği destekten dolayı Rusya'ya teşekkür ettiği belirtilen açıklamada, Putin'in İran çatışmasında arabuluculuk ve gerilimin azaltılması için çeşitli seçenekler sunduğu ve bu önerilerin masada kaldığı ifade edildi.

Putin, bundan bir gün önce ABD Başkanı Donald Trump'ı aramak için inisiyatif aldı ve Kremlin, iki liderin İran'daki çatışmayı hızla sona erdirmek için Rusya'nın önerilerini, Ukrayna'daki askeri durumu ve Venezuela'nın küresel petrol piyasası üzerindeki nüfuzunu görüştüklerini açıkladı. Washington’ın herhangi bir arabuluculuk çabasına açık olmadığına işaret eden Trump, Putin’in İran'a yardım etmek istediğini söyledi. Trump, “Ona (Putin’e) şunu söyledim: Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşı sona erdirirseniz daha fazla yardımcı olabilirsiniz. Bu daha yararlı olur” diyerek, geçtiğimiz yaz yaptığı açıklamaları neredeyse kelimesi kelimesine tekrarladı.

vgrf
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Alaska'nın Anchorage kentindeki Elmendorf-Richardson Ortak Hava Üssü'nün pistinde, 15 Ağustos 2025 (AFP)

İran'a yönelik saldırılar başladığından beri Rusya'nın tepkisi, saldırıyı kınamak ve savaşı durdurup diplomasiye dönülmesi gerektiğini vurgulamakla yetinmek oldu. Putin, Hamaney'in suikastının ertesi günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a gönderdiği telgrafta, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'i överek, suikastın ‘insan ahlakı ve uluslararası hukukun tüm standartlarını açıkça ihlal ettiğini’ yazdı. Mesajda, Trump ve ABD'yi doğrudan suçlamamak için katilin kimliğinin kasıtlı olarak belirtilmediği açık.

Trump'ın yeniden Beyaz Saray’a dönüşü ve 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından Ortadoğu'da yeni bir stratejinin parçası olarak İran'ın nükleer programına karşı sert bir tutum sergileyeceği beklentisiyle, İran uzun zamandır beklenen stratejik ortaklık anlaşmasını imzalayarak Rusya ile ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı.

Anlaşmada, iki ülke arasında ortak savunma konusunda herhangi bir hüküm yer almıyordu. Bu da Tahran'da hayal kırıklığı yarattı, özellikle de İran'ın Rusya'ya desteği, 2022 sonbaharında Rusya'ya Şahid İHA’ları tedarik etmesinden bu yana açıkça ortadaydı. İran ayrıca Rusya topraklarında fabrikaların inşasına izin verdi ve Rusya'nın Ukrayna'yı vurmak için ihtiyaç duyduğu füze ve roket eksikliğini karşıladı. Bu silahlar, savaşta dengeleri Rusya'nın lehine çevirdi ve Ukrayna ordusu ile enerji altyapısına önemli zararlar verdi.

İsrail geçtiğimiz yaz İran hedeflerine hava saldırıları yapmaya başladıktan sonra, Putin arabuluculuk çabalarına girişti ve nükleer anlaşmayı yeni şartlarla yeniden müzakere etmeye hazırlandı. Trump'ı arayıp arabuluculuk teklifinde bulunmadan önce Başbakan Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile temasa geçti. Trump, ilk başta Rusya'nın teklifine açık olduğunu söyledi. Ancak 14 Haziran'da Putin ile yaptığı bir başka görüşmenin sonunda yaptığı yorum alaycı bir tondaydı ve arabuluculuğa kapıyı kapatarak, “Ona dedim ki, ‘Bana bir iyilik yap, arabuluculuk görevini kendin üstlen. Önce Rusya ile ilgilenelim, tamam mı?’” ifadelerini kullandı.

Rusya, Hamaney ve İranlı liderlerin suikastını eleştirmesine rağmen, Ukrayna'daki savaşın devam eden çıkmazı göz önüne alındığında, Zelenskiy ve Ukraynalı diğer yetkililere karşı tereddüt etmeden hassas saldırılar düzenleyebilir.

Bu hususlar göz önüne alındığında, Rusya'nın arabuluculuk söylemleri gerçekçilikten uzak ve stratejik müttefikini kurtaramadığını örtbas etmekten ibaret. Bu bağlamda, ABD ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği ve ‘devletlerin egemenliğine açıkça saldırdığı’ yönündeki söylemler boşuna. Trump ve Netanyahu'nun da umurunda değil. Her ikisi de durumu tersine çevirip, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşını kınayabilecek konumda. Dolayısıyla Kremlin, Trump'ın desteğiyle Ukrayna'daki hedeflerine ulaşma umuduyla, bir buçuk yıldan kısa bir sürede üçüncü ve en yakın müttefikinin çöküşünü izlemekten başka seçeneği kalmadı.

Pratik açıdan, geçtiğimiz yaz İran'a karşı yürütülen savaş iki önemli gerçeği ortaya çıkardı. Bunlardan birincisi, Rusların Ukrayna'yı kazanmak için daha fazla fedakârlık yapmaya hazır oldukları, ikincisi ise İsrail ve ABD’nin, Kremlin’in İran rejimini kurtarmak için gösterdiği çabadan daha fazla çaba göstermeye hazır oldukları gerçeğiydi.

Arabuluculuk yaklaşımı, itibarını korumak ve kurtarılabilecekleri kurtarmak, İran'daki müttefik rejimin düşüşünü önlemek ve Rusya'nın düşmanı olarak sınıflandırılmayan düşmanlarını kızdırmamak için bir yoldu. Bazı aşamalarda gerginlikler yaşanmasına rağmen, İsrail ile ilişkiler iyi ve Trump yönetimi ile ilişkiler önceki yönetimlere göre çok daha iyiydi. Ukrayna'daki savaş, dünyadaki etki alanlarının bölüşülmesi ve ekonomik iş birliğini içeren Washington ile büyük bir anlaşma olasılığının kapısı kapalı değildi.

Sınırlı faydalar

‘İranlı müttefiklerini’ kurtaramayacakları gerçeğiyle karşı karşıya kalan Rus medyası ve Kremlin uzmanları, petrol ve gaz fiyatlarının rekor seviyelere yükselmesinin Batı'ya verdiği ağır kayıpları öne çıkarıyorlar.

Bazı analistler, İsrail ve ABD’nin saldırıları ile İran'ın yanıtının Rus ekonomisine fayda sağladığını, onu daha güçlü hale getirdiğini ve Ukrayna'ya karşı savaşı daha uzun süre finanse edebileceğini savunuyorlar. Ancak bu görüş, Rusya'nın İran'daki yatırım ve ekonomik projelerden on milyarlarca dolarlık kayıplarını göz ardı ediyor.

Rusya, İran’ın güneydeki limanlarından kuzeydeki Baltık Denizi'ne ürün tedariki için Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nu (INSTC) geliştirmek üzere altyapı iyileştirme projelerine milyarlarca dolarlık yatırım yaptı. Rus şirketler de İran'da 25 milyar dolar değerinde üç yeni nükleer reaktör inşa etmek için sözleşme imzaladı. Yıllardır Rus petrol ve gaz şirketleri petrol ve gaz projelerine yatırım yapıyor. Rejim değişikliğinin, teknoloji ve finansman açısından Rus muadillerinden üstün olan Batılı şirketlerin pazara girmesine yol açması doğal.

frgt
Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Çin’in Tianjin şehrinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi sırasında bir toplantıda, 1 Eylül 2025 (AFP)

Rusya'da İHA üretiminin artması, Ukrayna'daki savaşın değişen niteliği ve Kuzey Kore'nin tedarik hattına güçlü bir şekilde girmesi nedeniyle yüz binlerce füze ve milyonlarca İran mermisine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri çabaları savaştan ve İran ile koordinasyonun kesilmesinden etkilenmeyecek. Öte yandan Güney Kafkasya ve Hazar Denizi'ndeki güvenlik sistemi ve güç dengesindeki oransızlık, Orta Asya ve Güney Kafkasya ülkelerinin ABD, Avrupa Birliği (AB), Türkiye ve Çin ile ilişkilerini güçlendirme eğiliminin açıkça görülmesi ve bir müttefikin kaybı ile Rusya için büyük zorluklar yaratıyor.

Çıkarılan dersler ve sonuçlar

Rusya, Hamaney ve diğer İranlı yetkililere düzenlenen suikastları eleştirmiş ve zorla rejim değişikliğini reddetmiş olsa da Ukrayna'daki savaşın şu anki çıkmaz durumu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin taviz vermeme konusundaki ısrarı göz önüne alındığında, Zelenskiy ve Ukrayna diğer yetkililere karşı hiç tereddüt etmeden hassas operasyonlar yürütebilir. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre böyle bir durumda Batı'nın herhangi bir kınama veya suçlamada bulunması, Batı'nın çifte standardının bir parçası olarak görülecektir.

Rusya'nın İran, ABD ve İsrail arasındaki bir savaştan elde edeceği faydalar, İran gibi stratejik bir müttefikini kaybetmesinin yol açacağı zarara kıyasla sınırlı.

İsrail ve ABD’nin geçtiğimiz yaz düzenlenen saldırıların ardından bir yandan müzakereler devam ederken İran'a karşı başlattıkları ikinci saldırılar, Kremlin'i askeri ve siyasi hedeflerini zorla gerçekleştirmeye ve müzakerelerde taviz vermeye açık olmamaya itiyor.

İran deneyiminden ders alan Rusya, Batı'dan Ukrayna'da savaşı sona erdirmesi yönündeki taleplerinin çıtasını yükseltebilir ve yaptırımların ülkeleri zayıflatarak ve ekonomik zayıflıkları askeri araçları kolaylaştırmak için sömürerek savaş ilan etmenin ilk aşaması olduğu gerekçesiyle, tüm ekonomik ve mali yaptırımların kaldırılması gerektiğini ısrarla talep edebilir.

Trump'ın savaşı meşrulaştırmak için İran'daki ekonomik, hayati ve sosyal koşullara karşı halkın muhalefet hareketini kullanması, Rusya'yı herhangi bir halk hareketini önlemek için iç kontrolünü daha da sıkılaştırmaya ve dış taraflarla iletişim kurmak için kullanmanın yanı sıra sokakları kışkırtmaya katkıda bulunabilecek Batı sosyal medyasını yasaklamaya iteceğine şüphe yok.

gbg
Rusya-İran ortak yapımı Şahid-136 (Geran-2) model bir kamikaze İHA, Ukrayna'nın Kiev kentinde tahrip edilmiş Rusya’ya ait askeri araçların ve silahlarının sergilendiği St. Michael Katedrali'nin önünde sergileniyor, 26 Kasım 2025 (Reuters)

Rusya, savaş nedeniyle nükleer silahların yayılmasına karşı defalarca uyarıda bulunurken, Rus elitler, Batı'nın Rusya'yı parçalama planlarına karşı bir garanti olarak ve Batı'nın Rusya'ya karşı herhangi bir saldırı başlatmasını önlemek amacıyla Rusya'nın nükleer silahlarını güçlendirmesi gerektiğine giderek daha fazla ikna oluyorlar. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın ‘rejim değişikliğine yönelik suçlu yaklaşımını’ sürdürmesi halinde üçüncü bir dünya savaşı tehlikesi olduğuna dikkat çekerek, “Tek bir garanti var. Öyle ki ABD, Rusya'dan korkuyor ve nükleer çatışmanın neye mal olacağını biliyor” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz pazar günü, Rusya Duması (parlamento) Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, Rusya devlet televizyonunda yayınlanan bir programda “Artık herkes Burevestnik, Poseidon ve Oreshnik sistemlerine (nükleer savaş başlıkları taşıyabilen silah sistemleri) neden ihtiyacımız olduğunu anlıyor” şeklinde konuştu.

İran, ABD ve İsrail arasında çıkacak bir savaştan Rusya'nın elde edeceği faydalar genel olarak, İran gibi stratejik bir müttefikini kaybetmesinin yol açacağı zarara kıyasla oldukça sınırlı. Öte yandan Trump'ın Ukrayna'daki uzlaşmaya ilişkin kararlılığına dair tahminler son derece şüphe uyandırıyor. Buna karşın Moskova, Ukrayna’daki savaş ve barışın gidişatını belirlemede kilit rol oynayan ve Rusya’nın sadece nükleer silahlara sahip bölgesel bir süper güç mü, yoksa küresel savaş ve barış denklemlerinde kilit bir oyuncu mu olacağını belirleyecek olan Trump'ı kızdıramaz.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Katz, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak’ ele geçirme tehdidinde bulundu

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

Katz, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak’ ele geçirme tehdidinde bulundu

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz bugün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki operasyonları genişletmeye hazırlanma talimatı verdiğini belirterek, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak ele geçirme’ tehdidinde bulundu.

Katz, “Ben ve Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail ordusuna Lübnan’daki operasyonları genişletmeye ve kuzeydeki yerleşimlere yeniden sükûnet ve güvenlik getirmeye hazırlanma talimatı verdik” dedi.

Katz ayrıca, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı uyardığını belirterek, “Lübnan hükümeti kendi topraklarını kontrol edemez ve Hizbullah’ın kuzeydeki yerleşimleri tehdit etmesini ve İsrail’e füze fırlatmasını engelleyemezse, bunu biz yaparız ve toprakları kontrol altına alırız” ifadesini kullandı.

Öte yandan Hizbullah dün akşam İsrail’e karşı ‘El-Asf el-Me’kul’ adını verdiği bir operasyon başlattığını duyurdu. Bu gelişme, iki taraf arasında süren karşılıklı saldırıların ardından yaşanan en büyük gerilim artışlarından biri olarak değerlendiriliyor. Aynı saatlerde İsrail, Beyrut’un güney banliyölerine yönelik şiddetli hava saldırıları düzenledi.

Hizbullah yaptığı açıklamada, yeni askeri operasyon kapsamında İsrail’in kuzeyine ‘onlarca füze’ fırlattığını belirtti. Açıklamada, bu saldırıların ‘İsrail’in Lübnan’daki onlarca şehir ve kasabayı, ayrıca Beyrut’un güney banliyösünü hedef alan suç niteliğindeki saldırılarına yanıt olarak’ gerçekleştirildiği ifade edildi.

Bu açıklama, İsrail’in Beyrut’ta ve Hizbullah’a ait altyapı noktalarında yoğun hava saldırıları düzenlediği bir dönemde geldi. Aynı zamanda İsrail’in kuzeyindeki Celile bölgesinde de füzelere karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.


Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

TT

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Ortadoğu’da birden fazla cephede hızla tırmanan gerilim sürerken, ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’ın yeniden inşasını “neredeyse imkânsız” hâle getirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti ve Tahran’ın yenilgi noktasına yaklaştığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise savaşın sona erdirilmesi için bazı şartlar öne sürdü. Pezeşkiyan, saldırıların kalıcı biçimde durdurulmasını garanti altına alacak uluslararası güvencelerin verilmesini ve tazminat ödenmesini talep ederken, İran’ın “meşru haklarının” tanınmasının da gerekli olduğunu vurguladı.

Irak’ta ise yetkililer, Perşembe günü şafak vakti Irak açıklarında hedef alınan iki petrol tankerinden birinin mürettebatından bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Öte yandan International Energy Agency (IEA), Ortadoğu’daki savaşın petrol arzında tarihteki en büyük kesintiye yol açtığını duyurdu. Açıklama, ajansın bir gün önce stratejik rezervlerden rekor miktarda petrolün piyasaya sürülmesini onaylamasının ardından geldi.

Sahadaki gelişmelere bakıldığında, son saatlerde İsrail’in Hizbullah hedeflerine yönelik yoğun hava saldırılarının ardından Beyrut’un güney banliyölerinde temkinli bir sakinlik hâkim. İsrail saldırılarının başkentteki Arman ve Ramlet el-Baida bölgelerini de kapsadığı, saldırılarda ölü ve yaralıların bulunduğu bildirildi.

Buna paralel bir gelişmede, bazı medya kuruluşları İran ve Hizbullah tarafından Tel Aviv yönüne füzeler fırlatıldığını aktarırken, İsrail ordusunun da Tahran’da İran rejimine ait hedeflere yönelik geniş çaplı hava saldırıları başlattığı bildirildi.