Filistinliler İsraillilerle herhangi bir atılım olmadan doğrudan görüşmelere hazırlanıyor

Biden yönetimi acil girişimler ve baskıda bulunmayacak.

İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)
İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)
TT

Filistinliler İsraillilerle herhangi bir atılım olmadan doğrudan görüşmelere hazırlanıyor

İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)
İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)

Filistin yönetimi yeni İsrail hükümetiyle doğrudan görüşmelere devam edilmesi ihtimaline hazırlanıyor. Filistinli bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, mevcut İsrail hükümetinin kırılgan ve önemli kararlar almaktan aciz olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu görüşmeler noktasında bir ilerleme sağlanabileceği düşünülmüyor.
Kaynak ABD ve yeni İsrail hükümetiyle müzakerelerin yeniden başlatılması ve genişletilmesinin gerekliliği konusundaki mutabakatları doğruladı. Kaynak, “ABD’lilerle olan müzakereler kesintiye uğramadı. Bunun yanı sıra yeni İsrail hükümeti temsilcileriyle temaslara geçildi. Müzakereleri ilerletme noktasında hazırlıklara başladık. İsrail hükümetinin bileşimi ile oluşumunu çevreleyen koşullar ve oradaki muhalefet sebebiyle yeni hükümet üzerinde ABD baskısı veya bir atılım beklemiyoruz” dedi.
Filistinliler ABD’lilerle söz konusu görüşmelere öncülük ederken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Müzakere Bakanlığı’na başkanlık etmek üzere merhum Saib Ureykat’ın halefinin atanması da dahil olmak üzere, yeni aşamaya hazırlanma noktasında iç düzenlemeler yapıyor. Böylece müzakere ekibinin oluşturulacağı belirtildi.
Bu durum Filistin Yönetiminin İsrail ile hızlı bir şekilde müzakerelere başlayacağı anlamına gelmiyor. Ancak ABD yönetimi ile yapılan görüşmelere göre Filistinliler, belirli tedbirler alınarak iki taraf arasındaki güvenin artırılması konusunda bir görüşme yapılmasını bekliyor. İsrail televizyon kanalı Kanal 12’nin bir raporunda, ABD Başkanı Joe Biden ara buluculuğunda yapılacak görüşmeler kapsamında, Filistinlilerin Batı Şeria’daki Filistin yönetiminin yetkilerinin genişletilmesini talep edeceği belirtildi.
Raporda taleplerin İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin Filistin yönetiminin  tam kontrolü altındaki Batı Şeria’da bulunan A Bölgesi’ne girişinin engellenmesi, güvenlik sorunları dahil olmak üzere Filistin hükümetinin B ve C Bölgeleri’ndeki yetkilerinin genişletilmesi ifadeleri geçtiği bildirildi. Oslo Anlaşmalarına göre Filistin Yönetimi yalnızca B Bölgesi’nde sivil kontrol hakkına sahipken, güvenlik kontrolü İsrail’in elinde bulunuyor. İsrail ayrıca C Bölgesi üzerinde de güvenlik ve sivil kontrolünü sürdürüyor. Raporda ayrıca Filistin yönetiminin, İsrail- Filistin sorununa iki devletli bir çözümün uygulanabilirliğini korumayı amaçlayan güven artırıcı tedbirler çağrısında bulunduğu belirtildi.
Raporda, ABD’nin söz konusu girişim üzerinde, Naftali Bennett başkanlığındaki hükümetin Yair Lapid ile imzalanan güç paylaşımı anlaşmasının bir parçası olarak yemin etmesinin ardından Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Pazar günü görevden alınmasından önce çalışmaya başladığı belirtildi.
Filistinlilerin, Netanyahu tarafından yönetilmeyen bir hükümetin kurabileceğinin netleşmesinin ardından, olası barış görüşmeleri noktasındaki çalışmalarını hızlandırdıkları bildirildi.
Bir televizyon kanalına göre, Filistin yönetimi görüşmelere geçmişte İsrail’e C Bölgesi’ni ilhak etme çağrısında bulunan iki devletli çözümün sağcı muhalifi Naftali Bennett yerine, her ikisi de muhalefetten olan Dışişleri Bakanı Yair Lapid ve Savunma Bakanı Benny Gantz’ın başkanlık etmesini istiyor. Filistinlilerin bu istekleri Şarku’l Avsat kaynakları tarafından doğrulandı. Ancak bu taleplerin yeni olmadığı ve uzun yıllardır masada olduğu belirtildi. Ayrıca güvenlik koordinasyonun durmasını önlemenin bir zamanlar Filistin’in şartı olduğu ancak İsrail’in buna yanıt vermediği belirtildi.
Gantz, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile yaptığı önceki bir görüşmede, Filistin yönetimini güçlendirme noktasında söz vermişti. Gantz’ın ofisi, Gantz’ın Austin’e Filistin yönetimini güçlendirme noktasında çalışacağını söylediğini ve Gazze’de Hamas ile 11 gün boyunca süren çatışmalardan bu yana yaptığı açıklamaların yankılandığını bildirdi. Gantz yeni hükümetin yemininin ardından Pazar günü Austin ile görüştüğünü belirtti.
Öte yandan Biden Pazar günü Bennett ile yaptığı telefon görüşmesinde yeni İsrail Başbakanını tebrik ederek, yönetiminin İsrailliler ve Filistinliler için barış, güvenlik ve refahı teşvik etme çabalarında İsrail hükümeti ile yakın çalışmalar yapma niyetinde olduğunu söyledi. Söz konusu görüşme Biden yönetiminin hemen büyük bir girişimde bulunacağı anlamına gelmiyor.
İbranice yayın yapan Walla sitesi, Biden yönetiminin Filistinliler ve İsrailliler arasında barışın sağlanması noktasında yeni bir girişimde bulunmak için acelesi olmadığını söyledi.
Web sitesine göre, mevcut ABD yönetiminin, Filistin dosyasıyla ilgili yakın zamanda yeni bir girişim başlatma niyeti bulunmuyor. Web site ABD’li bir yetkilinin, Biden yönetiminin yeni İsrail hükümetine barışı kendilerinin sağlaması noktasında fırsat vermek için yavaş ilerlemeyi planladığını ve bu aşamada hükümeti istikrarsızlaştırabilecek veya karışıklıklara yol açabilecek herhangi bir girişimden kaçınacağını söylediğini aktardı.
ABD ve Filistin yeni İsrail hükümetinin başında Filistin Devleti’nin kurulmasına karşı çıkan, daha önce Filistinlilere karşı sert görüşler benimseyen, İsrail ilhak planının uygulanması ve Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde İsrail egemenliğinin dayatılması için baskı yapan bir kişi olduğunu düşünüyor. Washington’daki değişiklik ve İsrail hükümet koalisyonundaki çeşitlilik İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in fikirlerini sahada uygulamasını engellese de, Filistinliler onu bazı kararlar almaya ikna etmenin zor olacağına inanıyor.
İsrail medyası, Bennett’in ekonomik bir barışı destekleyeceğini düşünüyor. Kaynaklar Bennett’in güvenlik durumunun sağlanmasının ve sivil işlerle meşgul olmanın ekonomik alanda bazı hamlelere yol açacağına ve gerginliği azaltacağına inandığını söylediğini aktardı.
Ayrıca kaynak, “Otorite Bennett’in ekonomik barışı tercih ettiğini biliyor. Bu konudaki tutumumuz açık. O da bu gibi bir barışın kabul edilmemesi. Özgürlük ve ekonomik refah hakkında konuşan Biden yönetimi de bu durumu çok iyi biliyor” dedi.



Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
TT

Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk dün, Sudan'daki çatışmada her iki tarafın da toplumu giderek daha fazla militarize ettiğine dair uyarıda bulunarak, Kordofan şehirlerinde el Faşir senaryosunun tekrarlanmasından endişe duyduğunu ve Sudan halkının "dehşet ve cehennem" içinde yaşadığını belirtti.

Türk, savaşın başlamasından bu yana ilk kez Sudan'ın çeşitli şehirlerini ziyaret ettikten sonra hükümetin geçici karargahı olan Port Sudan'da düzenlediği basın toplantısında, "Özellikle insansız hava araçları (İHA) olmak üzere gelişmiş askeri teçhizatın yaygınlaşması, hem Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) hem de ordunun askeri yeteneklerini artırdı; bu da çatışmaları uzatarak siviller için krizi derinleştirdi" ifadelerini kullandı.

BM yetkilisi, savaş suçlarının faillerinin hangi örgüte bağlı olduklarına bakılmaksızın adalete teslim edilmesinin sağlanması çağrısında bulundu. Türk, Sudan'daki ofisinin hesap verebilirliğin yolunu açmak için bu ihlalleri ve suistimalleri belgelemek ve raporlamak üzere çalıştığını ifade etti.


Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı el-Habbaş, Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze’deki konseyler ve yapılar geçici durum, sürmesini kabul etmiyoruz

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
TT

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı el-Habbaş, Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze’deki konseyler ve yapılar geçici durum, sürmesini kabul etmiyoruz

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)

Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’ın Danışmanı Dr. Mahmud el-Habbaş, Gazze Şeridi’nde bu aşamada şekillenen yapıların (Barış Konseyi ve ona bağlı organlar) Filistin’in tercih ettiği bir seçenek olmadığını belirterek, bunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkisi kapsamında geçici bir durum olduğunu ve Filistin liderliğinin hiçbir koşulda kalıcı hâle gelmesini kabul etmeyeceğini söyledi. El-Habbaş, bunun kötünün iyisi olarak benimsendiğini ifade etti.

El-Habbaş, pazar günü Ramallah’tan Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Filistin liderliğinin Gazze’de “en iyisi acı olan” seçeneklerle karşı karşıya kaldığını ve bu düzenlemeyi “katliamı durdurabilecek, Filistin devletine giden bir süreci açabilecek geçici bir çözüm” olarak tercih ettiğini kaydetti.

Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki durumu denetleyecek ve kendisine bağlı bir icra konseyi ile Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteyi kapsayan “Barış Konseyi”nin kurulduğunu duyurmasının ardından geldi.

“Bu durumun nedeni biz değiliz”

El-Habbaş, “Net ve sabit tutumumuz şudur: Bu gerçeklik bizim eserimiz değil. Bunun iki nedeni var: İsrail’in saldırganlığı ve barış sürecinden doğan yükümlülükleri inkârı; ikincisi ise Hamas’ın yaptığı pervasız macera. Bu adım, İsrail’in Filistin davasını tasfiye etme iştahını kabarttı; hareketin silahı gibi gerekçeler de buna eklendi” dedi.

Filistin liderliğinin tüm seçeneklerin kötü olduğu bir ortamda “daha az zararlı olanı” seçtiğini vurgulayan el-Habbaş, geçiş düzenlemesinin Filistinlilerin Gazze’de kalmasını, zorunlu göçün engellenmesini ve saldırıların hızının düşürülmesini sağladığını; bunun tam anlamıyla gerçekleşmemiş olsa bile “kötüler arasında en az zararlı” tercih olduğunu ifade etti.

vf
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndaki yıkıntılardan bir kare (AFP)

Trump, geçen hafta sonu Barış Konseyi’ni açıkladı. Konseyde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner yer alıyor. Konseyin icra kurulunda ise Kushner ve Witkoff’un yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, BAE Devlet Bakanı Rîm el-Haşimi, Katar Başbakanı’nın Stratejik İşler Danışmanı Ali ez-Zevadi, Kıbrıs vatandaşı İsrailli emlak iş insanı Yakir Gabay ve Gazze için “yüksek temsilci” rolüyle Nikolay Mladenov bulunuyor. Mladenov’un, Barış Konseyi ile “Gazze’yi Yönetme Ulusal Komitesi” arasında saha bağlantısını yürüteceği belirtildi.

15 kişiden oluşan Ulusal Komite’nin başkanlığına ise Ramallah’ta yaşayan, Gazzeli inşaat mühendisi Ali Şa‘at getirildi.

“Gazze Komitesi siyasi bir alternatif değil”

El-Habbaş, Barış Konseyi ve icra kurulunun oluşumunun Filistin Yönetimi’ni tamamen dışladığı eleştirilerine, “Savaşın durdurulmasını ve insanların kurtarılmasını, siyasi temsile tercih ettik” yanıtını verdi. “Ne kadar geri plana itilsek de sahneden tamamen çıkmış değiliz; Filistin Kurtuluş Örgütü’nü kimse aşamaz” dedi.

dfrgty
Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin Ramallah’ta başlayan 32. olağan dönemi – 23 Nisan 2025 (EPA)

Filistin Yönetimi ve hükümetinin Gazze Yönetim Komitesi’ni memnuniyetle karşıladığını belirten el-Habbaş, bunun “teknik ve yürütmeye dönük” bir yapı olduğunu, siyasi bir alternatif teşkil etmediğini vurguladı. Bu geçici idari çerçevenin kabul edilme gerekçesinin, “en azından nispeten katliamı durdurması, insanların yerinde kalmasını ve temel ihtiyaçların karşılanmasını sağlaması” olduğunu söyledi.

“BM süresine bağlılık”

Mladenov’un “yüksek temsilci” olarak adlandırılmasına önem atfetmediklerini belirten el-Habbaş, önemli olanın “BM Güvenlik Konseyi şemsiyesi altındaki geçiş sürecine tanınan zaman sınırına uyum” olduğunu kaydetti. Ayrıca, Gazze’deki yaşamın devlet kurumlarına bağlı olduğunu, bu nedenle komite ile Filistin hükümeti arasında kaçınılmaz biçimde koordinasyon ve iş birliği olacağını ifade etti.

“Bir işgali başka bir işgalle değiştirmeyeceğiz”

El-Habbaş, bu düzenlemenin kalıcı olmasına izin vermeyeceklerini vurgulayarak, “Bir işgali başka bir işgalle değiştirmeyi kabul etmeyiz. Bu sadece geçiş aşamasıdır. Batı Şeria ile Gazze arasında siyasi bir ayrımı ya da FKÖ’nün tecrit edilmesini reddediyoruz” dedi.

df
BM Güvenlik Konseyi üyeleri, Gazze’de istikrarın sağlanması için uluslararası bir güce yetki verilmesini öngören ve ABD tarafından sunulan karar tasarısını oyluyor (DPA)

BM yetkisinin iki yıllık geçiş dönemiyle sınırlı olduğunu belirten el-Habbaş, sonrasında sürecin “bağımsız Filistin devleti” hedefi doğrultusunda doğal seyrine döneceğini söyledi ve “Bu konuda bir kaygımız yok” diye konuştu.


İşte Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes anlaşması

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

İşte Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes anlaşması

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, pazar günü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile hükümet arasında ateşkes ve tam entegrasyonu öngören yeni bir anlaşmanın maddelerini imzaladı.

Suriye resmî haber ajansı SANA’nın yayımladığı anlaşma maddelerine göre; hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cephe ve temas hatlarında kapsamlı ve derhâl yürürlüğe girecek bir ateşkes ilan edilmesi ve buna paralel olarak SDG’ye bağlı tüm askerî unsurların yeniden konuşlanma sürecine hazırlık amacıyla Fırat’ın doğusuna çekilmesi kararlaştırıldı.

Anlaşmanın diğer maddelerinde; Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askerî olarak derhâl ve tamamen Suriye hükümetine devredilmesi, tüm petrol sahaları ve sınır kapılarının teslim edilmesi, ayrıca Haseke’ye vali atanmasını öngören bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılması ve Haseke’deki tüm sivil kurumların devlet yapısına entegre edilmesi yer aldı.

Metinde, SDG’ye bağlı tüm askerî ve güvenlik unsurlarının, gerekli güvenlik soruşturmalarının ardından bireysel olarak Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıklarının yapısına dâhil edilmesi, askerî rütbe ve mali-lojistik haklarının mevzuata uygun şekilde verilmesi ve Kürt bölgelerinin mahremiyetinin korunması öngörülüyor.

Anlaşma ayrıca; Ayn el-Arab’ın (Kobani) ağır askerî unsurlardan arındırılmasını ve kent sakinlerinden oluşan sivil bir gücün kurulmasını, DEAŞ tutukluları dosyasını yürüten idarenin devlet kurumlarına entegre edilerek hukuki ve güvenlik sorumluluğunun tamamen hükümete devredilmesini içeriyor.

Buna ek olarak SDG, Suriye vatandaşı olmayan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) mensubu tüm lider ve unsurları, ülkenin egemenliği ve komşu ülkelerin istikrarı gerekçesiyle Suriye sınırları dışına çıkarmayı taahhüt ediyor.

Öte yandan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, bugün ilan edilen ateşkes anlaşmasına varılmasında gösterilen “yapıcı çabalar” nedeniyle Suriye hükümeti ile SDG’yi takdir etti. Barrack, X platformundaki paylaşımında, “Bu anlaşma ve ateşkes, bölünme yerine ortaklığı benimseyen taraflar için Suriye’nin birliğine doğru yenilenen diyalog ve iş birliğinin önünü açan kritik bir dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı.

– Suriye hükümeti ile SDG arasındaki ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması maddeleri:

Birinci Madde: Suriye hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cepheler ve temas noktalarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes sağlanırken, SDG’ye bağlı tüm askeri birimlerin Fırat’ın doğusuna çekilmesi, yeniden konuşlanma için bir hazırlık adımı olarak gerçekleştirilecektir.

İkinci Madde: Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak derhal ve eksiksiz bir şekilde Suriye hükümetine devredilmesi. Bu, tüm sivil kurum ve tesislerin kontrolünün alınmasını, ilgili Suriye hükümeti bakanlıklarındaki mevcut çalışanların görevlerine iade edilmesi için derhal kararname çıkarılmasını ve hükümetin iki vilayetteki SDG çalışanlarını ve savaşçılarını veya sivil yönetimi hedef almayacağına dair taahhüdünü içermektedir.

Üçüncü Madde: Haseke ilindeki tüm sivil kurumların Suriye devletine bağlı kurum ve idari yapılarla entegrasyonu sağlanacaktır.

Dördüncü Madde: Suriye hükümeti, bölgedeki tüm sınır kapıları ile petrol ve gaz sahalarını devralacak ve bu kaynakların Suriye devletine geri dönüşünü sağlamak amacıyla hükümet güçleri tarafından korunmaları temin edilecektir.

Beşinci Madde: SDG’ye bağlı tüm askeri ve güvenlik unsurlarının, gerekli güvenlik taramasından geçtikten sonra, Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısı içinde bireysel olarak entegrasyonu sağlanacaktır. Bu süreçte, personele askeri rütbeleri ile mali ve lojistik hakları eksiksiz olarak verilecek, ayrıca Kürt bölgelerinin özel yapısı korunacaktır.

Altıncı Madde: SDG yönetimi, devrik rejimin kalıntı unsurlarını kendi saflarına katmamayı taahhüt edecek ve Kuzeydoğu Suriye bölgelerinde bulunan devrik rejim subaylarının listelerini teslim edecektir.

Yedinci Madde: Haseke valiliği için aday atamasını öngören bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılacak; bu adım, siyasi katılım ve yerel temsiliyetin güvence altına alınması amacı taşımaktadır.

Sekizinci Madde: Aynularab/ Kobani şehrinin ağır askeri unsurlardan arındırılması sağlanacak; şehrin sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücü kurulacak ve yerel polis gücü, idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösterecektir.

 Dokuzuncu Madde: DEAŞ mahkûmları ve kamplarıyla ilgili sorumlu idari birimler ile bu tesislerin korunmasından sorumlu güçler, Suriye hükümeti ile birleştirilecek ve Suriye hükümeti, bu alanların tüm yasal ve güvenlik sorumluluğunu üstlenecektir.

Onuncu Madde: SDG yönetimi tarafından sunulan ve merkezi devlet yapısında üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevleri üstlenecek lider adaylarını içeren liste onaylanacak; bu adım, ulusal ortaklığın güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.

On Birinci Madde: 2026 yılına ait 13 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Kürt halkının kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını, ayrıca önceki dönemlerden kalan sözleşmelerden kaynaklanan hak kayıplarının ve mülkiyet haklarının geri verilmesini öngören hak ve medeni meselelerin çözülmesini kapsamaktadır.

On İkinci Madde: SDG, egemenliği ve bölgenin istikrarını sağlamak amacıyla, tüm yabancı PKK liderlerini ve unsurlarını Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarmayı taahhüt etmektedir.

On Üçüncü Madde: Suriye devleti, DEAŞ’a karşı terörle mücadeleyi sürdürmeyi, bu çerçevede uluslararası koalisyonun aktif bir üyesi olarak ABD ile ortak koordinasyonu sağlayarak, bölgenin güvenliği ve istikrarını garanti altına almayı taahhüt etmektedir.

On Dördüncü Madde: Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerindeki halkın güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönmelerine ilişkin mutabakatlar sağlanması için çalışmalar yürütülecektir.