Filistinliler İsraillilerle herhangi bir atılım olmadan doğrudan görüşmelere hazırlanıyor

Biden yönetimi acil girişimler ve baskıda bulunmayacak.

İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)
İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)
TT

Filistinliler İsraillilerle herhangi bir atılım olmadan doğrudan görüşmelere hazırlanıyor

İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)
İsrail güvenlik güçleri dün (Perşembe) el Halil’in kuzeyindeki Batı Şerianın C Bölgesi’nde bir ailenin evini yıktı. (AFP)

Filistin yönetimi yeni İsrail hükümetiyle doğrudan görüşmelere devam edilmesi ihtimaline hazırlanıyor. Filistinli bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, mevcut İsrail hükümetinin kırılgan ve önemli kararlar almaktan aciz olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu görüşmeler noktasında bir ilerleme sağlanabileceği düşünülmüyor.
Kaynak ABD ve yeni İsrail hükümetiyle müzakerelerin yeniden başlatılması ve genişletilmesinin gerekliliği konusundaki mutabakatları doğruladı. Kaynak, “ABD’lilerle olan müzakereler kesintiye uğramadı. Bunun yanı sıra yeni İsrail hükümeti temsilcileriyle temaslara geçildi. Müzakereleri ilerletme noktasında hazırlıklara başladık. İsrail hükümetinin bileşimi ile oluşumunu çevreleyen koşullar ve oradaki muhalefet sebebiyle yeni hükümet üzerinde ABD baskısı veya bir atılım beklemiyoruz” dedi.
Filistinliler ABD’lilerle söz konusu görüşmelere öncülük ederken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Müzakere Bakanlığı’na başkanlık etmek üzere merhum Saib Ureykat’ın halefinin atanması da dahil olmak üzere, yeni aşamaya hazırlanma noktasında iç düzenlemeler yapıyor. Böylece müzakere ekibinin oluşturulacağı belirtildi.
Bu durum Filistin Yönetiminin İsrail ile hızlı bir şekilde müzakerelere başlayacağı anlamına gelmiyor. Ancak ABD yönetimi ile yapılan görüşmelere göre Filistinliler, belirli tedbirler alınarak iki taraf arasındaki güvenin artırılması konusunda bir görüşme yapılmasını bekliyor. İsrail televizyon kanalı Kanal 12’nin bir raporunda, ABD Başkanı Joe Biden ara buluculuğunda yapılacak görüşmeler kapsamında, Filistinlilerin Batı Şeria’daki Filistin yönetiminin yetkilerinin genişletilmesini talep edeceği belirtildi.
Raporda taleplerin İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin Filistin yönetiminin  tam kontrolü altındaki Batı Şeria’da bulunan A Bölgesi’ne girişinin engellenmesi, güvenlik sorunları dahil olmak üzere Filistin hükümetinin B ve C Bölgeleri’ndeki yetkilerinin genişletilmesi ifadeleri geçtiği bildirildi. Oslo Anlaşmalarına göre Filistin Yönetimi yalnızca B Bölgesi’nde sivil kontrol hakkına sahipken, güvenlik kontrolü İsrail’in elinde bulunuyor. İsrail ayrıca C Bölgesi üzerinde de güvenlik ve sivil kontrolünü sürdürüyor. Raporda ayrıca Filistin yönetiminin, İsrail- Filistin sorununa iki devletli bir çözümün uygulanabilirliğini korumayı amaçlayan güven artırıcı tedbirler çağrısında bulunduğu belirtildi.
Raporda, ABD’nin söz konusu girişim üzerinde, Naftali Bennett başkanlığındaki hükümetin Yair Lapid ile imzalanan güç paylaşımı anlaşmasının bir parçası olarak yemin etmesinin ardından Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Pazar günü görevden alınmasından önce çalışmaya başladığı belirtildi.
Filistinlilerin, Netanyahu tarafından yönetilmeyen bir hükümetin kurabileceğinin netleşmesinin ardından, olası barış görüşmeleri noktasındaki çalışmalarını hızlandırdıkları bildirildi.
Bir televizyon kanalına göre, Filistin yönetimi görüşmelere geçmişte İsrail’e C Bölgesi’ni ilhak etme çağrısında bulunan iki devletli çözümün sağcı muhalifi Naftali Bennett yerine, her ikisi de muhalefetten olan Dışişleri Bakanı Yair Lapid ve Savunma Bakanı Benny Gantz’ın başkanlık etmesini istiyor. Filistinlilerin bu istekleri Şarku’l Avsat kaynakları tarafından doğrulandı. Ancak bu taleplerin yeni olmadığı ve uzun yıllardır masada olduğu belirtildi. Ayrıca güvenlik koordinasyonun durmasını önlemenin bir zamanlar Filistin’in şartı olduğu ancak İsrail’in buna yanıt vermediği belirtildi.
Gantz, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile yaptığı önceki bir görüşmede, Filistin yönetimini güçlendirme noktasında söz vermişti. Gantz’ın ofisi, Gantz’ın Austin’e Filistin yönetimini güçlendirme noktasında çalışacağını söylediğini ve Gazze’de Hamas ile 11 gün boyunca süren çatışmalardan bu yana yaptığı açıklamaların yankılandığını bildirdi. Gantz yeni hükümetin yemininin ardından Pazar günü Austin ile görüştüğünü belirtti.
Öte yandan Biden Pazar günü Bennett ile yaptığı telefon görüşmesinde yeni İsrail Başbakanını tebrik ederek, yönetiminin İsrailliler ve Filistinliler için barış, güvenlik ve refahı teşvik etme çabalarında İsrail hükümeti ile yakın çalışmalar yapma niyetinde olduğunu söyledi. Söz konusu görüşme Biden yönetiminin hemen büyük bir girişimde bulunacağı anlamına gelmiyor.
İbranice yayın yapan Walla sitesi, Biden yönetiminin Filistinliler ve İsrailliler arasında barışın sağlanması noktasında yeni bir girişimde bulunmak için acelesi olmadığını söyledi.
Web sitesine göre, mevcut ABD yönetiminin, Filistin dosyasıyla ilgili yakın zamanda yeni bir girişim başlatma niyeti bulunmuyor. Web site ABD’li bir yetkilinin, Biden yönetiminin yeni İsrail hükümetine barışı kendilerinin sağlaması noktasında fırsat vermek için yavaş ilerlemeyi planladığını ve bu aşamada hükümeti istikrarsızlaştırabilecek veya karışıklıklara yol açabilecek herhangi bir girişimden kaçınacağını söylediğini aktardı.
ABD ve Filistin yeni İsrail hükümetinin başında Filistin Devleti’nin kurulmasına karşı çıkan, daha önce Filistinlilere karşı sert görüşler benimseyen, İsrail ilhak planının uygulanması ve Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde İsrail egemenliğinin dayatılması için baskı yapan bir kişi olduğunu düşünüyor. Washington’daki değişiklik ve İsrail hükümet koalisyonundaki çeşitlilik İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in fikirlerini sahada uygulamasını engellese de, Filistinliler onu bazı kararlar almaya ikna etmenin zor olacağına inanıyor.
İsrail medyası, Bennett’in ekonomik bir barışı destekleyeceğini düşünüyor. Kaynaklar Bennett’in güvenlik durumunun sağlanmasının ve sivil işlerle meşgul olmanın ekonomik alanda bazı hamlelere yol açacağına ve gerginliği azaltacağına inandığını söylediğini aktardı.
Ayrıca kaynak, “Otorite Bennett’in ekonomik barışı tercih ettiğini biliyor. Bu konudaki tutumumuz açık. O da bu gibi bir barışın kabul edilmemesi. Özgürlük ve ekonomik refah hakkında konuşan Biden yönetimi de bu durumu çok iyi biliyor” dedi.



İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.


Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi
TT

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Avustralya'nın en büyük yazarlar festivallerinden birinin organizatörleri, 180 yazarın etkinliği boykot etmesinin ardından bugün etkinliği iptal etti. Festival direktörü istifa ederek, Filistinli bir yazarı susturmaya ortak olmayacağını ve Sidney'deki toplu katliamın ardından protestoları yasaklama girişimlerinin ifade özgürlüğünü tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Holokost'tan sağ kurtulan ebeveynleri olan Louise Adler, bugün yaptığı açıklamada, festival yönetim kurulunun Filistin kökenli Avustralyalı bir yazarın davetini iptal etme kararı almasının ardından, şubat ayında düzenlenecek Adelaide Kitap Festivali'ndeki görevinden istifa ettiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Filistinli romancı ve akademisyen Randa Abdul Fettah, bu kararın “utanç verici, bariz bir anti-Filistin ırkçılığı ve sansür eylemi” olduğunu belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese bugün 22 Ocak'ı, geçen ay Sidney'deki Bondi Plajı'nda bir Yahudi kutlaması sırasında meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 15 kişiyi anmak için ulusal yas günü ilan etti.

Polis, saldırganların militan grup DEAŞ'tan ilham aldığını söylüyor. Olay, ülke çapında antisemitizmle mücadele çağrılarına, eyalet ve federal hükümetlerin nefret söylemi yasalarını sıkılaştırma girişimlerine yol açtı.

Festival yönetim kurulu bugün yaptığı açıklamada, Randa Abdul Fettah'ın “Bondi olayından kısa bir süre sonra” edebiyat etkinliğine katılması, kültürel hassasiyetleri göz ardı ettiği gerekçesiyle davetini iptal etme kararının “bu felaketin acısını yaşayan topluma saygıdan” alındığını duyurdu. Yönetim kurulu açıklamasında, “Ancak bu karar daha fazla bölünmeye yol açtı ve bunun için içtenlikle özür dileriz” denildi.

Yönetim kurulu, festivalin gerçekleştirilmeyeceğini ve kalan yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden istifa edeceğini duyurdu.

Avustralya medyası, Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern, İngiliz yazar Zadie Smith, Avustralyalı yazar Kathy Lette, ⁠ve Pulitzer Ödülü sahibi Amerikalı yazar Percival Evert ile eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in önümüzdeki ay Güney Avustralya'da düzenlenecek festivale katılmayacaklarını açıkladıklarını bildirdi.

Festival yönetim kurulu bugün, Randa Abdul Fettah'a “kararın sunulma şekli” nedeniyle özür diledi.

Açıklamada, “Bu, kimlik veya muhalefetle ilgili değil, Avustralya tarihinin en kötü terör saldırısının ardından ülkemizde ifade özgürlüğünün kapsamı konusunda ulusal söylemde yaşanan hızlı ve sürekli bir değişimle ilgilidir” denildi.

Adler daha önce The Guardian gazetesinde, konseyin kararının “ifade özgürlüğünü zedelediğini ve lobiciler ile siyasi baskılar kimin konuşma hakkına sahip olduğunu belirlediği, daha az özgür bir ulusu müjdelediğini” yazmıştı.


Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
TT

Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün sivillere Halep'in doğu kırsalındaki silahlı grupların bulunduğu bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Suriye Haber Ajansı (SANA), Harekat Komutanlığı'nın “Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) terörist milisleri ve rejim kalıntılarının bu bölgede güçlerini seferber etmeye devam etmeleri ve bu bölgenin Halep şehrini bombalayan İranlıların saldırılarının başlangıç noktası olması nedeniyle” kırmızı ile işaretlenen bölge, bu tarihten itibaren kapalı askeri bölge olarak kabul edilecektir."

xssfr
Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı tarafından yayınlanan uyarı haritası (SANA)

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, “Sivil halkımızı bu bölgedeki SDG mevzilerinden uzak durmaya çağırıyoruz. Bu bölgedeki tüm silahlı gruplar Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmelidir... Hayatlarınızı kurtarın” ifadelerini kullandı.

Açıklama şu şekilde sona erdi: “Suriye Arap Ordusu, bu bölgede toplanan silahlı grupların burayı suç faaliyetleri için üs olarak kullanmasını önlemek için gerekli her şeyi yapacaktır.”