Sudan halkı arasında ‘Cin Adası’ olarak bilinen Sevakin Adası

Sevakin’de beyaz mercan taşından yapılmış çok katlı binalar bulunur

Sevakin Adası'nda cinlerin yaşadığına dair çok sayıda mit ve efsane dilden dile dolaşmaktadır. (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Sevakin Adası'nda cinlerin yaşadığına dair çok sayıda mit ve efsane dilden dile dolaşmaktadır. (Independent Arabia - Hasan Hamid)
TT

Sudan halkı arasında ‘Cin Adası’ olarak bilinen Sevakin Adası

Sevakin Adası'nda cinlerin yaşadığına dair çok sayıda mit ve efsane dilden dile dolaşmaktadır. (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Sevakin Adası'nda cinlerin yaşadığına dair çok sayıda mit ve efsane dilden dile dolaşmaktadır. (Independent Arabia - Hasan Hamid)

Mina Abdulfettah
Antik ve tarihi bir yer olan Sevakin Adası’nın sakinleri, burada Süleyman peygamber zamanından beri cinlerin yaşadığına inanıyorlar. Bu inanışla Sudan’ın bu güzel adasıyla ilgili birçok mit ve efsane de dilden dile dolaşmaktadır.
Arkeolojik sit alanlarına sahip olan Sevakin, gelişme ve kentleşmeden etkilenmemiş yarı ıssız bir adadır.  Turistik bir bölgeye dönüştürülmeye çalışılan doğu bölgesi, diğer bölgeleriyle benzerliğini genel olarak korumuştur. Ada ile ilgili anlatılan hikayeler, bölge halkının zihnindeki Sevakin Adası tasavvurunu Müslümanlığı kabul etmelerinden sonra dahi etkilemiştir.

Sevakin Adası'nda cinlerin yaşadığına dair çok sayıda mit ve efsane dilden dile dolaşmaktadır. (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Efsaneler ve mitler

Sevakin Adası, aynı adı taşıyan bir şehre bağlı, 20 kilometrelik bir alanda, Port Sudan'dan 54 kilometre ve başkent Hartum'dan 642 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Osmanlı ve İngiliz mimarisinden esinlenmiş çok katlı binaları, balkonları, büyük pencereleri ve beyaz mercan taşından yapılmış mimarisi ile ön plana çıkmaktadır. Adanın adıyla ilgili farklı rivayetler vardır. Sevakin adı, eski Mısır diline dayanmaktadır, ancak bu dilin büyüsü, özellikle antik bir bölge olması ve Ptolemaioslar, Yunanlılar, Mısırlılar ve Osmanlılar dahil birçok döneme tanıklık etmesi nedeniyle adayı çeşitli efsanelere ve mitlere konu olmaktan alıkoyamamıştır. Mehdi Savaşı yenilgisinden ve 1899'da İngilizlerin Sudan'ı yeniden ele geçirmesinden sonra, İngilizler, büyük gemiler için uygun olmadığından Port Sudan’daki Sevakin limanına alternatif bir liman kurdular.
Muhammed Mehri tarafından kaleme alınan ‘Mısır ve Sudan Yolculuğu’ adlı kitapta Sevakin, Sudan, Mısır, Hicaz, Hindistan ve Avrupa'nın tüm mallarının satıldığı bir yer olarak tanımlanıyor. Ancak adayı daha da önemli kılan, Sudan'ın tüm komşu ülkelerinden Mekke'ye giden Müslüman hacıların güzergahı üzerinde olmasıydı. Sevakin halkı arasında adanın kuruluşuyla ilgili bir efsanesi anlatılır. Derler ki, “Habeşistan krallarından biri, Romalı sezarlardan biriyle dosttu. Bu yüzden ona hediye olarak yedi bakire gönderdi. Bir gemiye binip Sevakin'e gelen bakireler burada yedi cinle karşılaştılar. Cinler onları yollarına devam etmekten alıkoydular. Bakireler, cinlerle evlendiler ve onların çocuklarını doğurdular. Şehrin adı artık ‘Seb’a Cin’ (Yedi Cin) olmuştu. Sonra bu isim zaman geçtikçe önce ‘Sevacin’e ve ardından ‘Sevakin’e dönüştü. Adanın tam kuruluş zamanı bilinmemekle birlikte tarih kaynakları, adanın, Mısır'daki Ptolemaioslar döneminden beri önemli bir ticaret merkezi olduğuna ve Ptolemy Philadelphus'un burayı fil dişleri için depo olarak kullandığına işaret etmektedir.

Sevakin Adası'nda cinlerin yaşadığına dair çok sayıda mit ve efsane dilden dile dolaşmaktadır. (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Irkların ve dinlerin karışımı

Independent Arabia’ya konuşan Tuğamiral Sadık Abdullah şunları söyledi:
“Sevakin şehri, tüm binalarının ve yapılarının yüzlerce yıllık olmasıyla ön plana çıkmaktadır. Sevakin sakinlerini, Beca kabilesi ve onun kolları olan el-Emrar, el-Hadendeva, el-Artika, el-Beni Amir, el-Habbab kabileleri ile onların eski zamanlardan beri Hadramut, Habeş, Hicaz, Mısır, Levant, Hindistan, Yunanistan, Sicilya, Batı Afrika ve diğer milletlerden evlilik yoluyla edindikleri akrabaları oluşturmaktadır. Sudan’ın eski Devlet Başkanı Mareşal Abdurrahman Sivar ez-Zeheb, 1986 yılında burayı ziyaret edip Sevakin'in yeniden yapılandırma kapsamına alındığını duyurdu. Ancak şehirdeki yeniden yapılandırma sınırlı kaldı. 1990’larda liman yenilendi ve çalışmaya başladı. Ama genel olarak bölgeye ve tarihi zenginliklerine ilgi gösterilmedi.”
Tuğgeneral Abdullah, Sevakin'in dini kimliği ile ilgili olarak ise şöyle konuştu:
Hıristiyan ve Yahudi hacılar, Etiyopya'dan Kudüs'e giderken, Sudan ve Batı Afrika’dan Müslüman hacılar ise hac ve umre ibadetlerini yerine getirmek için Mekke'ye giderken Sevakin’den geçmektedir. Ayrıca burada birçok fıkhi mezhep var. Şehir her biri dört fıkıh ekolünden birini temsil eden dört camiye sahiptir. Sufi tarikatları arasında Hatemiyye, Şazeliyye ve Ticaniyye bulunmaktadır. Sevakin'in en ünlü simgesel yapıları ise kapısı ve 1879 yılında Mısır tarzında inşa edilmiş, üç katlı ve 365 odalı, erkekler ve kadınlar için ayrı ayrı (haremlik-selamlık) misafir odaları bulunan eş-Şenavi Bey Sarayı'dır.”
Cinlerle ilgili söylentilerin ise özellikle deniz kıyısındaki terk edilmiş binalarda yaşayan ve karınlarını doyurmak için ya balık bulmak ya da restoran ve kafe sahiplerinin iyiliğine olmak zorunda olan büyük Sevakin kedileriyle ilişkilendirildiğini söyleyen Tuğgeneral Abdullah, “Bu kediler, müşterilere patilerini uzatmaları ya da cevap vermedikleri takdirde patilerini sallamalarıyla ünlüler. Kedilerin bu hareketi garip karşılandığından bazı söylentiler ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

İsminin kökeni
Port Sudan Çevre Mahkemesi’nde birinci derece hakim olan Ahmed Ali Hebnay, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede,  “Sevakin'de cinlerin olduğuyla ilgili hikaye, her seferinde farklı anlatılsa da bölge halkı adada cinlerin olduğu konusunda hemfikirdir. Dedelerimiz, ninelerimiz bize bu hikayeyi şöyle anlatırlardı: ‘Süleyman peygamber, bir grup cariyeyle Yemen'e giderken gece yol üzerinde Sevakin'de dinlenmek için gemileri limana yanaştırır. Gece cinler cariyelerle yatarlar ve aynı gece cariyeler cinlerden olan çocuklarını doğururlar. Süleyman peygamber de onları denizin dibine hapseder. Sonra cinlerin ailelerini adadan ayrılmamaları, denizden ise gün batımından sonra çıkıp gün doğmadan geri dönmeleri şartıyla serbest bırakır. Süleyman peygamber ve askerleri, cinlerin çocuklarını Sevacin adını verdikleri Sevakin adasında bırakıp sabah yeniden yola koyulurlar.’ Bunun yanı sıra Firavunlar, Bizanslılar ve Romalılardan sonra buraya Emeviler ve Abbasiler, ardından ise Türklerin geldiği ve her seferinde Karadeniz çamuru ile deve sütü karıştırılarak yapıların yenilendiğine dair bir rivayet vardır. Bu, çimentodan çok daha güçlü bir malzemedir. Bu yüzden yapılara ‘cinler tarafından inşa edildi’ anlamına gelen ‘Sevahu Cin’ adını verdiler. Ayrıca adada gün batımında başlayıp sabaha kadar devam eden tam bir sessizlik hakimdir. Büyüklerimiz bunu geceleri cinlerin denizden çıkmalarına bağlamıştır” dedi.
Sevakin Adası'nın ıssız olmasına rağmen kökleri Osmanlıya dayanan Babud, Bavaris ve el-Berberi gibi tanınmış iş adamlarının ailelerinden bazı yaşlıların halen adada olduğunu, ancak gençlerin Port Sudan’a taşındıklarını söyleyen Hebnay, “Bazen bu ailelerin fertleri tarafından ailedeki bazı kadınların tedavi için cinlerin zar (tefler ve tütsüler eşliğinde özel dansların yapıldığı ve özel cümlelerin söylendiği bir halk geleneği) ritüelini yapmaları gereken hastalıklara sahip oldukları gibi garip hikayeler anlatılıyor. Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'nın eşinin, hiçbir doktorun tedavi edemediği bir hastalığa yakalandığı, son çare olarak zar ritüeline başvurulduğu ve Sevakin'de tanınmış bir kadın zar şeyhine haber gönderildiği, bunun üzerine kadın şeyhin grubu ve tefleriyle birlikte Kahire'ye gittiği rivayet edilir. Sonrasında Mısır Hidivi’nin karısı iyileşir ve kadın şeyhe hediyeler ve Bey rütbesi verilir. Bundan sonra halk, kadın şeyhe Arife Bey demeye başladılar” bilgilerini paylaştı.

Sevakin'in evleri geniş balkonlara ve pencerelere sahiptir (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Sanrılar ve yanılsamalar

Cinleri doğrudan görünmemeleri nedeniyle insanların onları kedi, yılan ve güzel kızlar şeklinde gördüklerini zannettiklerini ve onlara Çukub ve Tehşu gibi hayali isimler verdiklerini söyleyen Hebnay, çocukların “Kaşa kaşa Çukub Çukub kulin kulin” diye tekerlemeler söylediklerini de ekledi.
Şartku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, Sevakin’deki cinlerle ilgili hikayelerden birini daha paylaşan Hebnay, “1974'te ben henüz öğrenciyken genellikle gün batımından sonra evde kalıp dışarıya çıkmadığımızı hatırlıyorum. O dönem şehirdeki otellerde bile hareketlilik olmazdı. Bir gün akrabalarımdan biri eve geç kaldı. Yolda Sevakin halkının bir zamanlar yerleşim yeri olduğunu ve gece kimsenin yaklaşmadığını söyledikleri yaklaşık 70 yıldır terk edilmiş halde olan eski tren istasyonunun önünden geçerken, istasyondan yüksek ve çınlayan sesler duymuş ve istasyondan büyük bir ısı yayılıyormuş. Histeriye tutulmuş halde çığlıklar atarak eve geldi. Şeyhlerden biri ona okuyana kadar susmadı. Sabah bize o bölgede yoğun ateş ve garip şekiller gördüğünü söyledi” diye anlattı.
Hebnay, Sevakin'deki cinlerle ilgili bir efsane daha anlattı. Rivayete göre bir adam gün batımından önce eve gelmemesini şart koşan bir peri ile evlenmiş ve ondan bir oğlu olmuştur. Adam gündüz vakti gelmiş ve ağaçtaki güzel bir kuşa bakarken ,10 yaşındaki oğlu ona, “Onu sana getirebilirim” der. Babası ise buna inanmaz. Fakat oğlu uçup kuşu babasına getirir. Bunun üzerine adam şeyhe gider ve ona oğluyla yaşadığı olayı anlatır. Şeyh ona, “Oğlunun sırrını ifşa ettin, o artık yaşayamaz” der. Bunun üzerine hemen evine dönen adam, oğlunun öldüğünü görür. Karısına baktığında ise ona çirkin bir biçimde görünür. Adam histerik bir halde çığlıklar atmaya başlar. Bazı şeyhler adama, bu perinin onu boşanana kadar asla bırakmayacağını ve boşanmasının ona 40 altına mal olacağını söylerler. 

Binalar ve yapılar yüzlerce yıldır yerinde duruyor (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Görünmeyene olan yakın ilgi

Sosyolog Hind es-Seyyid, cinlerle ilgili bu mitleri, psikolojik olarak onlara inanmaya hazır olan toplum kesimlerinin düşünce yapısından kaynaklandığı değerlendirmesinde bulundu. Bunun halen popüler miras ve doğaüstü güçlere olan inançtan beslendiğini vurgulayan Seyyid, “Bazı durumlar henüz bilimsel bir açıklama bulamadığından spekülasyona kapı aralamıştır. Kur'an-ı Kerim'de cinlerden bahsedilmektedir. Ancak cinleri bedenlerini ele geçirdiklerine inanılan bazı kişilerin içinden çıkarmak için din adamlarına ve şeyhlere başvurmak, bir tür sahteciliğe dönüştü. Bu, yanlış bir din anlayışıdır. Gerçeklikten kaçmak için görünmeyene olan yakın ilgiden ibaret olan bu durum, büyük şehirlerde neredeyse tamamen ortadan kalksa da bu yakın ilginin yüzdesi mekana göre değişmektedir. Sevakin, küçük bir şehir olduğundan Sevakin sakinleri bu konuda biraz daha istikrarlılar. Yüzlerce yıldır inandıklarının aksini savunmak ve farkındalık yaratmak daha güç. Cinlerin yaşadığı terk edilmiş evler fenomenine ve onlara yaklaşan insanların bedenlerini ele geçiren cinlerin hikayelerine gelince, bunlar efsane olarak kalacaktır. Bu konudaki araştırmalar birçok vakayı psikolojik bozuklukların belirtileri olarak sınıflandırırken, insanların yaşadıkları yerlerde başka varlıkların var olduğu da bilimsel olarak kanıtlanamadı. Sevakin’deki durumda tam olarak budur. Burada cinlerle ilgili yaygın inanç, yerleşik bir kültür ve sosyal yabancılaşma durumundan kaynaklanmaktadır. Bu hikayelerin doğruluğunu sorgulamanın cinlerin öfkesine ve intikamına yol açacağı şeklindeki bir hurafe de Sevakin’deki durumun önünde bir başka engeli teşkil etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

 


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.


İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
TT

İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)

Suriye’nin Suveyda vilayetinde, İsrail tarafından engellenen bir İran füzesinin sanayi bölgesindeki bir binaya düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Daha önce bir başka İran füzesinin Kuneytra vilayetinde tarım arazisine düştüğü, olayda can kaybı yaşanmadığı bildirildi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı, vatandaşları azami dikkat göstermeye çağırdı. Öte yandan Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu, Suriye hava sahasındaki güney hava koridorlarının uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını açıkladı.

Suveyda vilayetindeki sağlık kaynakları, kentin kuzeyindeki sanayi bölgesinde bir füzenin patlaması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve cenazelerin Suveyda Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre olayda 3 kişi de yaralandı. Aynı kaynaklar, Suveyda’nın doğusundaki Radime köyünün doğusunda bir başka füzenin daha düştüğünü duyurdu.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye ise İsrail işgal güçlerinin Kuneytra kırsalındaki Hiran köyüne düşen bir İran füzesini etkisiz hale getirdiğini, olayda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Ayrıca Dera’nın kuzeyindeki İnhel’e düşen bir füzenin de herhangi bir can kaybına yol açmadığı belirtildi.

Gelişmelerin hız kazanması üzerine Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü bugün acil uyarı yayımlayarak, devam eden bölgesel ve uluslararası askeri gerilimler nedeniyle vatandaşları genel güvenlik talimatlarına tam olarak uymaya çağırdı.

Resmi hesaplardan yapılan açıklamada, patlama sesleri duyulduğunda binaların içine girilmesi, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durulması, düşen yabancı cisimlere kesinlikle yaklaşılmaması ve bunların derhal yetkililere bildirilmesi istendi. Ayrıca, enkazın düştüğü alanlarda toplanılmaması ve olay yerlerine gidilmemesi çağrısı yapılarak acil müdahale ekiplerinin çalışmalarının kolaylaştırılması gerektiği vurgulandı. Savaş kaynaklı cisimlerin düşmesi sonucu çıkabilecek yangınların da derhal ilgili birimlere bildirilmesi istendi.

Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)

Suriye Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu bugün yaptığı açıklamada, ülke hava sahasındaki güney hava koridorlarının 12 saat süreyle uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

Kurum, resmi hesaplarından yayımladığı açıklamada söz konusu kararın ‘en yüksek hava güvenliği standartlarını sağlama’ amacıyla alındığını belirtti. Kapatma süresince hava trafiğinin onaylı alternatif güzergâhlar üzerinden yönetileceği, böylece uçuş akışının ve operasyonel faaliyetlerin, yürürlükteki hava trafik yönetimi sistemleri çerçevesinde kesintisiz sürdürüleceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, gelişmelerin 24 saat esasına göre takip edildiği ve yeni durumlara ilişkin bilgilendirmenin zamanında yapılacağı kaydedildi. Kurum, sivil havacılığın güvenliği ile hava trafiğinin uluslararası düzenleme ve anlaşmalar doğrultusunda sürekliliğini sağlama konusundaki taahhüdünü yineledi.


Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
TT

Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)

Babil vilayetinin kuzeyindeki Curf el-Nasr bölgesi, bugün Bağdat'ın güneyinde bulunan Ketaib Hizbullah'a ait bir yeri hedef alan çeşitli hava saldırılarına maruz kaldı. Şarku’l Avsat’a konuşan bir güvenlik kaynaklarına göre saldırılar sonucunda 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Kaynaklar, hedef alınan bölgede insansız hava araçları (İHA) ve füzeler için depolar bulunduğunu belirterek, kayıpların ve hasarın boyutunu doğru bir şekilde belirlemek için soruşturmaların devam ettiğini ve ilave ayrıntıların daha sonra açıklanacağını kaydetti.