Elektrik krizinin derinleştiği İran’da halk öfkeli

Uygulamaları hızlandırmak için dört bakanın görevlendirildiği İran’da Ruhani’nin yardımcısı açığı kapatmanın imkansız olduğunu vurguladı.

Fotoğraf  (Mehr)
Fotoğraf (Mehr)
TT

Elektrik krizinin derinleştiği İran’da halk öfkeli

Fotoğraf  (Mehr)
Fotoğraf (Mehr)

İran’da artarak devam eden elektrik krizinin nedenine yönelik  hükümetteki üst düzey yetkililer arasındaki görüş farklılıkları belirginleşiyor. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, sorunun ardında kuraklık, yükselen sıcaklık ve artan talep olduğunu savundu. Ruhani’nin Yardımcısı İshak Cihangiri de açıklamasında sorunun haftalarca sürdüğünü belirterek 11 bin megavatlık açığı telafi etmenin ‘imkânsız bir görev’ olduğunu vurguladı. Enerji Bakanı Rıza Erdekaniyani ise para madenciliğini suçladı. İletişim Bakanı Cevad Azeri Cehromi ise faaliyetlerin kesinti üzerinde önemli bir etkisi olduğunu yalanladı.
Yetkililerin bu ayın sonuna kadar devam etmesini beklediği bu benzeri görülmemiş elektrik kesintisi, İran sokaklarında yaygın bir hoşnutsuzluğa yol açtı. Ülkenin çeşitli bölgelerinde koronavirüsün Delta varyantının görülmesiyle ülke kırmızı alarma geçti. Buna paralel olarak yaz sıcağı da zirveye ulaştı.
Günlerce, sosyal medya üzerinden gerçekliği doğrulanamayan videolar yayınlandı. Görüntülerde Tahran, Kerec ve Şiraz da dahil olmak üzere birçok şehirde söz konusu kesintileri protesto eden gösteriler düzenlendiği görüldü. Videoya göre öfkeli vatandaşlar, ‘Hameney’e ölüm’ ve ‘Diktatöre ölüm’ sloganları attı ve Enerji Bakanı’nın istifasını talep etti.
Görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bu yıl elektrik kesintilerinin son 11 yılda benzeri görülmemiş düzeyde olduğunu söyledi. Bu yıl ülkeyi vuran son elektrik kesintisi dalgası için bir kez daha özür diledi. AFP’ye göre Ruhani, kesintilerin nedenini kuraklık, yüksek sıcaklıklar ve benzeri görülmemiş tüketime bağladı.
Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim haber ajansı, elektrik kesintisinin doğu ve kuzey Tahran’da dört saat sürdüğünü, başkentin güneybatısında ise altı saati aştığını aktardı.
İran medya organları, baharda başlayan elektrik sorununun kötüleşmesinin kötü yönetimden ve hükümetin yetersizliğinden kaynaklandığını savunuyor.
Ruhani, kabine toplantısı sırasında, televizyondan yayınlanan  konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Halkın son günlerde yaşadığı sorunlardan dolayı üzgünüz. Bir yandan hidroelektrik santrallerin durumu, diğer yandan tüketimin artması nedeniyle elektrik üretimimiz azaldı.”
Cumhurbaşkanı, elektrik tüketimindeki artışı ise endüstriyel faaliyetlerin artmasına, yüksek sıcaklığa ve kripto para birimleri için dijital madencilik gibi yüksek elektrik enerjisi gerektiren faaliyetlere bağladı.
Ruhani ayrıca, 2018 yazında eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından yeniden uygulanmaya başlayan ABD yaptırımlarına da dikkat çekerken, hükümetin su ve elektriğe 4,5 milyar dolar yatırım yapma planının bozulduğunu vurguladı.
Hasan Ruhani konuşmasında ayrıca İran’ı diğer ülkelerle karşılaştırdı. İran’daki elektrik krizini küçümsemeye çalıştı.
“Çin, son on yılda benzeri görülmemiş elektrik sorunlarıyla karşı karşıya kaldı” diyen Ruhani, ABD’nin de birçok eyalete elektrik sağlamada benzeri görülmemiş sıkıntılarla mücadele ettiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri de dünkü kabine toplantısının oturum aralarında tüm elektrik santrallerinin 53 bin megawatt tam kapasitede üretim yaptığını ve ülkenin 64 megawatta ihtiyacı olduğunu söyledi.
İran’ın elektrik eksikliğini telafi etmek için 11 bin megawatta ihtiyacı bulunuyor. Ancak Cihangiri, gazetecilere elektrik üretimini artırmanın ‘neredeyse imkansız’ olduğunu itiraf etti. Cihangiri ayrıca büyük endüstrilerin faaliyetlerine ara vererek ve devlet dairelerindeki işleri azaltarak ev içi kullanım için elektrik kesintilerini azaltma sözü verdi. Hükümetin ihmali olduğuna kısmen de olsa karşı çıkan Cihangiri, elektrik tüketim hacminin arttığına dikkat çekti.
Enerji Bakanı Rıza Erdekaniyan ise hükümet toplantısının oturum aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın elektrik açısından iki ila üç zor haftayla karşı karşıya olduğunu söyledi. Erdekaniyan, prosedürleri hızlandırmak ve elektrik kesintileriyle mücadele etmek için İran anayasasının 138’inci maddesi uyarınca Petrol, Enerji, Sanayi ve İçişleri bakanlarına özel yetkiler verildiğini kaydetti.
Bakan, krizin yansımalarını ele almak amacıyla İran Parlamentosu Enerji Komitesi ile düzenlenen acil bir toplantıya katıldı. İran devlet televizyonuna göre Bakan, milletvekillerine ülkede 3 bin 600 kripto madeni olduğu bilgisini verdi.  Erdekaniyan, söz konusu merkezlerin kaçak tüketiminin 570 megavat, resmi tüketiminin ise 521 megavata ulaştığını söyledi.
Erdekaniyan, ayrıca enerji tasarrufu için perşembe gününe kadar tüm merkezlerin kapalı olacağını aktardı.
İletişim ve Teknoloji Bakanı Muhammed Azeri Cehremi, kripto çiftliklerinin elektrik kesintileri üzerindeki etkisini küçümsedi. “Elektrik kesintisinin küçük bir kısmı kripto para madenciliğinden kaynaklanıyor” dedi. Cehremi, Haberleşme Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı’ndan gelen verilerin analizi sonrasında ülkede 13 bin büyük ve küçük bitcoin madeni tespit edildiği bilgisini verdi. İletişim ve Teknoloji Bakanı Muhammed Azeri Cehremi ayrıca güvenlik organlarının 580 megavat elektrik tüketen 300 çiftliği takip ettiği bilgisini paylaştı.
Resmi IRNA ajansının haberine göre ülkedeki bitcoin madenlerinin elektrik tüketimi 2 bin megavat.
Bu konudaki anlaşmazlık, Ruhani’nin mayıs ayı başlarında, kripto para madenciliğini yaz sonuna kadar yasakladığını açıklamasının ardından derinleşti.
Elektrik kesintisi, başta başkent Tahran olmak üzere İran’ın birçok ilinde internet hizmetini de kesintiye uğrattı. Enerji Bakanı bir kez daha vericilerin bataryalarının iki saat elektriksiz çalıştığını hatırlattı.“Elektrik kesintileri arasındaki aralık, bataryaları yeniden şarj edebilmemize yetecek kadar uzun değil” dedi.  Erdekaniyan ayrıca bazı bölgelerde bataryaların hasar gördüğüne ve çalındığına dikkat çekerek bu durumun elektrik kesintisinden hemen sonra internet hizmetinin kesilmesine neden olduğunu vurguladı.



İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.


ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)

Suudi Arabistan yönetimi, İran'la siyasi ve ticari ilişkileri şekillendirecek bir saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor.

Financial Times'ın aktardığına göre Riyad, İran savaşı sonlandıktan sonra Tahran'la ilişkileri düzenleyecek bir anlaşma üzerinde çalışıyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen Batılı diplomatlar, Riyad'ın 1970'lerdeki Helsinki Anlaşması'nı model almayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu sözleşme Soğuk Savaş'ta ABD, Sovyetler Birliği ve Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimi azaltmak için imzalanan anlaşmalardan oluşuyor. Dönemin Doğu ve Batı blokları arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri düzenleyen anlaşmalara Türkiye de dahil 35 ülke taraf olmuştu.

Diplomatlara göre Suudi Arabistan, saldırmazlık paktının daha geniş çerçevede Ortadoğu'daki çeşitli ülkeleri kapsamasını istiyor.

Analizde, Avrupa devletlerinin bu öneriyi desteklediğine, olası pakta diğer Körfez ülkelerinin dahil edilmesini de istediklerine dikkat çekiliyor. Brüksel, böyle bir anlaşmayı gelecekteki çatışmaları önlemenin ve Tahran'a da saldırıya uğramayacağına dair güvence vermenin "en iyi yolu olarak" görüyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan bir Arap diplomat, İran başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin Helsinki süreci örnek alınarak hazırlanan bir saldırmazlık anlaşmasına sıcak bakacağını savunuyor:

Her şey anlaşmaya kimlerin dahil edileceğine bağlı. Mevcut ortamda İran ve İsrail'i bir araya getiremezsiniz. İsrail olmadan bu girişim ters etki yaratabilir zira İran'dan sonra en büyük çatışma kaynağı olarak İsrail görülüyor. Ancak İran nüfuzunu koruyor, Suudiler de bu yüzden meselenin üzerine gidiyor.

Analizde, Türkiye-Pakistan örneği üzerinden Ortadoğu'daki savunma ittifaklarının genişleme eğiliminde olduğuna da işaret ediliyor.

Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, pazartesi günkü açıklamasında, Suudi Arabistan'la yaptıkları savunma paktına Türkiye ve Katar'ı dahil etmeyi düşündüklerini bildirmişti.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran, Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın, İran'a gizli saldırılar düzenlediği öne sürülmüştü. Körfez ülkeleri saldırıları doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü David Barnea'nın savaşta gizlice BAE'yi ziyaret ettiği de öne sürülmüştü. BAE yönetimi iddiaları yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Tesnim, Arab News